Ahim’ İn Din Dersi Kararı Çifte Standartçı!

AHİM’ in Din Dersi Kararı Çifte standartçı!

Ahim’ İn Din Dersi Kararı Çifte Standartçı!



Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Türkiye’deki din dersi uygulaması hakkındaki ‘Zorunlu din dersi kaldırılsın’ kararını adil bulmadıklarını söyleyen Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Başkanı Gürkan Avcı, “AHİM taraflı ve çifte standartçı bir karar almıştır. Avrupa ülkelerinin birçoğunda din dersi zorunlu ve uygulamalı olmakla birlikte farklı din ve mezheplere tahammül göstermeyen bir müfredata sahiptir. Oysa Türkiye'de din kültürü ve ahlak bilgisi dersi ki özellikle üç yıl önceki müfredat değişikliğinden sonra bütün dinleri anlatacak, mezheplerimizin hemen tümüne temsilcilerinin istediği şekilde yer veren bir forma kavuşmuştur” dedi.
 
DİN EĞİTİMİNİN DEVLET KONTROLUNDE OLMASI DESTEKLENMELİ!
Türkiye’de okutulan Din Kültürü ve Ahla Bilgisi dersinin bilimsel ve pedagojik dayanağının birçok Avrupa ülkesinden çok daha güçlü olduğunu söyleyen Gürkan Avcı şunları söyledi;
 
Çocuklarımızın etik, moral ve dini değerlerimizi öğrenmesinin, bu toprakların milli, manevi, medeni ve kültürel yapıtaşlarını tanımasının toplumsal barış, kardeşlik ve dayanışmamız açısından büyük faydaları bulunmaktadır. Kaldı ki din eğitiminin kontrol ve denetimi zor olan bazı gruplar yerine devlet tarafından ve devletin öğretmenlerince veriliyor olması da karşı çıkanların özellikle desteklemesi gereken bir durumdur.
 
BİRLİĞİMİZİ BOZUCU HASTALIĞI GİDERMEK ADINA!
Ülkemizdeki birliği bozabilecek ayrımcı bir girişimin, Alevi geleneğinde yerinin olmadığı unutulmasın. Kapsamlı bir çalışma içine giren Milli Eğitim Bakanlığı’nda, eğitim ve öğretim uzmanı ile İlahiyat Fakültesi ve Alevi uzmanlarla birlikte hazırlanan eğitim çalışmalarının “birliğe önemli katkısı olan Aleviler adına ve birliği bozucu hastalığı gidermek amacıyla” yapıldığı ve bu çalışmaların devam etmesi gerektiği unutulmasın.
 
AVRUPADA MEZHEPLER FARKLI BİRER DİN HALİNE GELMİŞ DURUMDA!
Avrupa’daki bazı ülkelerin okullarında din dersleri, mezheplere göre okutulmaktadır. Öğrenciler din derslerinde, bağlı oldukları mezhebe göre, ayrı sınıflarda ders görmekte, ayrı kiliselerde uygulama yapmaktadır. Ancak, bu ülkelerde mezhepler arasındaki farklılıklar giderek büyümüş, mezhepler ayrı birer din haline gelmişlerdir. Avrupalılar şu anda ulusal birliği sağlayıcı din öğretimi yöntemleri üzerinde çalışmaktadırlar.
 
ULUSAL BİRLİĞİMİZ İÇİN ORTAK BİR DİN VE KÜLTÜR DERSİ ÖNEMLİ!
Türkiye, Avrupa ülkeleri gibi mezhep kavgalarına sahne olmuş bir ülke değildir. Yakın tarihimizde ki Maraş, Çorum, Sivas ve Gaziosmanpaşa’da yaşanan acı olayları mezhep merkezli olarak yorumlayan birtakım kişilerin aksine, ideolojik merkezli çatışma olarak değerlendirmek daha doğru değildir. Dolayısıyla ulusal birlik, farklılıkları değil, müşterek noktaları esas alan bir din eğitimi uygulaması ile sağlanabilir. Bize yakışanda budur.
 
1980 ÖNCESİNDEKİ UYGULAMA AYKIRILIKLARA NEDEN OLDU!
Avcı, 1980 öncesinde din öğretiminin isteğe bağlı olmasının öğrenciler arasında aykırılıklara sebep olduğunu, daha sonra din derslerinin programının mezhepler üstü bir anlayışla yapılmasının benimsendiğini anlatarak, “Bu uygulama son derece faydalı olmuştur. Bu doğrultuda, dersin adı Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi şeklinde tespit edilerek, okullarda mecburi olarak okutulması kararı alınmıştır. Bu uygulamayı eksikliklerini tamir ederek, devam ettirmek gerekir.
 
DAHA BAŞKA NELER YAPILMALI!
Aslında, Din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinde mezheplerden bir kaçının öğretiminin değil mezheplerin dayanağı olan İslam dininin temelleri ve bu temeller doğrultusundaki erdemli ve ahlaklı yaşayışın ürünleri olan din kültürünün öğretilmesi çalışılmalıdır.
 
Okullarımızda öğretilen İslam'la sokaktaki İslam çelişkisi ortadan kalkmadığı müddetçe çocuklarımız, bizlerin bu ikiyüzlü hali karşısında ciddi psikolojik ve duygusal sorunlar yaşayacak, dini sorgulayacak ve dinden soğuyacaktır. Çocuklarımızın zihin dünyasında büyük hayal kırıklığına, onulmaz yaraların oluşmasına sebebiyet vermemek için hakkın, hakikatin, adaletin, eşitliğin, sevginin, saygının, şefkatin, merhametin, insana değer vermenin, insan onurunun, kadın ve kız çocuklarına en saygın ve çağdaş hakları veren bir anlayışın bireysel ve toplumsal pedagojik yapısını hayatımıza aktaracak bir din eğitimi anlayışının hakim kılınması gerekiyor.
 
Bu nedenle başta Sayın Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Milli Eğitim Bakanımız olmak üzere tüm siyasi partilerimizin eğitim politikaları departmanındaki değerli yöneticilerine telkin ve tavsiyelerde bulunmak istiyorum. Din, Ahlak ve Kültür, milletimizin kimliğini oluşturan ortak değerler manzumesidir. Günlük siyasi tavır ve tutumların üzerinde milletimizin birliğini ve beraberliğini temsil eden din eğitimi politikalarının, her türlü günlük siyasetin üstünde olacak böylesi vizyonel bir zemine kavuşması gerekmektedir” görüşüne yer verdi.
  

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.