'aile, Cennette Kurulmuş Bir Kurumdur'

Ege Nilüfer Kadın Dernekleri Federasyonu (ENKAFED) ile İzmir Kültürlerarası Diyalog Merkezi Derneği (İZDİM) tarafından “Kaybolan Değerlerimiz ve Bizim Yuvamız” konulu panel düzenlendi. Tepekule Kongre Merkezi'ndeki panelin ilk bölümünde...

'aile, Cennette Kurulmuş Bir Kurumdur'



Ege Nilüfer Kadın Dernekleri Federasyonu (ENKAFED) ile İzmir Kültürlerarası Diyalog Merkezi Derneği (İZDİM) tarafından “Kaybolan Değerlerimiz ve Bizim Yuvamız” konulu panel düzenlendi. Tepekule Kongre Merkezi'ndeki panelin ilk bölümünde İZDİM Medeniyetler Korosu sahne aldı. Seyircilerin büyük beğenisini toplayan ilahiler, uzun süre alkışlandı. Daha sonra moderatörlüğünü Mehtap TV program sunucusu Ramazan Ümit Şimşek’in yaptığı panelde Uzman Psikolog Ferhat Çelik, Dr. Figen Es ve Pedagog Adem Güneş söz aldı.

'DEĞERLERİMİZİN KAYBOLMASINA, BİR ÇANTANIN KAYBOLMASI KADAR ÜZÜLMÜYORUZ'

Toplumda hızla yok olan değerlerin farkına varılmadığını ifade eden Dr. Es, şunları anlattı: “Değerlerimizin kaybolmasına, bir çantanın kaybolması kadar üzülmüyoruz. Nefsimize hoş gelen şeyler değerlerimiz olmuş. Yıllar önce var olan değerler, kendi önceliklerimiz haline gelmiş. Teşhis aşamasına gelemeden bir tanı konması gerekiyordu ve kendi nefsime sordum, 'Figen, neyi kaybedersen üzülürsün?' Önce anne ve babam aklıma geldi. Anne ve babamı kaybedersem gerçekten çok üzülürüm. Sonra evim, eşim ve çocuklarıma bir şey olursa üzülürüm diye düşündüm. Hakikaten hayatımız, bunların arasında panik ataklarla gidiyor. Sonra devam ettim, ne beni heyecanlandırıyor ve korku veriyor diye, mesleğim geldi. Meslek ne olursa olsun, ya işten çıkarılırsam korkusu yaşıyorum. Sonra bunların hepsini geçtim, 'Figenciğim bunların hepsi izafi kavramlar, bunu kendine somutlaştır.' dedim. Çantam kaybolursa çok üzülürüm. Bütün kimliklerim içinde. Kredi kartlarım, ehliyet, nüfus cüzdanı, evin anahtarı, arabanın anahtarı; bu anlamda çantanın kaybolduğunu düşünün. Sıkılır mısınız, sıkılmaz mısınız? Sıkılırsınız. Sonra döndüm kendime, 'Şu çantanın kayboluşu kadar dertleniyor musun?' diye sordum. Alışmışım herhalde, çok da dertlenmiyorum gibi geldi. Kaybolan değerlerimiz var, hattâ nelerin kaybolduğunun bile farkında değiliz.“

'ÇOCUKLARIMIZI DAVRANIŞ KURALLARINA GÖRE EĞİTMEYE ÇALIŞIYORUZ'

Ailelerin yaptığı en büyük hatanın davranış eğitiminde yaşandığına dikkat çeken Pedogog Güneşş ise davranış eğitiminde üç kavramın ön plana çıktığını, bunların suçluluk, yetersizlik ve değersizlik hisleri olduğunu kaydetti. İki türlü anne baba modeli olduğunu belirten Güneş, “Bir, çocuklarını davranış eğitimi ile eğitmeye çalışan anne ve babalar. Çocukların davranışlarına odaklanmışlar. Düzgün dur, düzgün otur, yemeğini yedin mi? Hala yatmadı bizimki, hala ders çalışmıyor bu çocuk. Oğlum, sınavın var sınav. Ellerini yıkadın mı? Ya bu çocuk dişlerini bir türlü fırçalamaya alışmadı. Yani konuşma konularına baktığımız zaman hep davranış, hep davranış. Davranışlar da yerine gelmeyince elimizde birkaç tane yaptırım aracı var. Cezalandırmalar. Gelirsem yanına diye diş sıkmalar. Yahut da ödüllendirmeler. Nedir? 10 sayfa kitap okursan, 10 lira vereceğim sana. 20 sayfa okursan, 15 lira vereceğim. Hayır baba, 20 sayfa okursam 20 lira vereceksin. Hep davranış. Çocuklar daha sonra ergenliğe doğru yaklaştıklarında bir kopukluk yaşanıyor. Çocuk başka telden, anne baba başka telden çalıyor. Oğlum dersini çalıştın mı? Hep ders ya, hep ders ya. Pat kapı çarpılıyor. Anne baba, ne oluyor bu çocuğa ya? O çocuğa bir şeyler oluyor aslında. Duyuları işlevselliğini kaybetti ya da kaybediyor.“ dedi.

'AİLELER ÇOCUKLARINI HİSSETMEDİĞİ İÇİN KAYBEDİYOR'

Ailelerin çocuklarını duymadığını ve hislerine ortak olamadıklarını belirten Güneş, “Bugünkü ebeveynlerin yansıması olan çocuklar, duymalarını kaybediyor. Bu kadın, bu koca ile niye kavga yapıyor? Aile içinde çatışıyorlar, çünkü birbirlerini duymuyorlar. Aslında temel problemimiz bu. Beni anlamıyor, beni dinlemiyor. Duymuyor, duymuyor. Duyma dediğimiz şey kulağımızın, işitsel bir cihazın çalışması değil. Duyma dediğimiz şey, içsel bir şey. Asıl kaybettiğimiz yer işte orası. Bugün anne ve babalar, çocuklarını yetiştirirken ya yapma, böyle aşağılama şu çocuğu, şu çocuğu cezalandırma, çünkü duymalarını kaybedecek. Eğer çocuklar şu üç temel hissi yaşarsa yetişkinlik yıllarındaki yol ayrımlarına sebep oluyor. Kişilik bozukluklarının en temel üç hissi, çocukluk yıllarında duymalarını kaybettiriyor. Nedir? Birincisi suçluluk hissi, ikincisi yetersizlik hissi, üçüncüsü de değersizlik hissidir.” şeklinde konuştu.

'AİLE, CENNETTE KURULMUŞ BİR KURUMDUR'

Çocukların ebeveynlere emanet olduğunun unutulmaması gerektiğini söyleyen Uzman Psikolog Çelik de, “O zaman bize emanet edilen yavruları istenen noktaya anne ve babanın getirebilmesi için iki noktada kendini geliştirmesi, kaybolan değeri varsa onu bulması veya kaybetmediği bir değer varsa onu koruması lazım. Bunlardan iki tanesini, aslında bir tanesini işaret eden iki tanesini küçükçe açıklamaya çalışacağım. Birincisi, çocuğu çok iyi tanıması lazım. Muhatabı olan çocuğu. İki, zamanı çok iyi tanıması lazım. Eğer bu iki noktada zayıflık yaşarsa iyi niyetle kaş yapayım derken göz çıkarabilir. Aile kurumu, cennette kurulmuş bir kurumdur. Adem (AS) babamız, Havva anamız, Rabbim bunları cennette eş kıldı ve aile nerede? Cennette. Allah’ın cennette inşa ettiği bir kurumdur aile kurumu.“ diye konuştu.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.