Anadolu-fen Lisesi Teog Lise Boş Kontenjan Listesi 2014

TEOG Tercih ve Yerleştirme Sonuçları Açıklandı. 2014 TEOG Yerleştirme Sonuçları, www.meb.gov.tr ve e-okul.meb.gov.tr İnternet Adreslerinden Yayınlandı. E Okul 2014 Lise Kontenjanları haberimizde

Anadolu-fen Lisesi Teog Lise Boş Kontenjan Listesi 2014
27 Ağustos 2014 Çarşamba 12:15

TEOG Yerleştirme Sonuçlarına Göre Okul Kayıtları Ne Zaman, Nasıl Yapılacak? TEOG Tercih Sonuçları Hakkında Son Bilgiler. TEOG Lise Kontenjanları, TEOG Lise Tercih Kılavuzu ve TEOG Sınav Sonuçları. TEOG Yerleştirme Takvimi. TEOG  Okul Kayıt Tarihleri. MEB TEOG Yerleştirme Sonuçları. E-Okul MEB TEOG Tercih Sonuçları Sorgulama Sayfası. TEOG Yerleştirme Sonuçları TC Kimlik No ile Sorgu. www.meb.gov.tr TEOG Sonuçları. TEOG Sonuçları E-Okul Giriş Sayfası. E Okul Veli Bilgilendirme Sistemi TEOG Sonuçları Öğrenme.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Uygulaması çerçevesinde, 8. sınıf öğrencilerinin liselere yerleştirilme tercihleri 31 Temmuz-8 Ağustos'ta alındı. Bu kapsamdaki yerleştirme işlemleri, öğrencilerin yüzdelik dilimlerini gösterir şekilde yayımlanan Yerleştirmeye Esas Puanlarına (YEP) göre gerçekleştirildi.

TEOG'da nakil işlemleri kilitlendi!

TEOG sonuçlarının açıklanmasının ardından nakil ve yerleştirmede büyük problem yaşandı. TEOG lise yerleştirme sonuçlarının açıklanmasının ardından veliler ve öğrenciler MEB'in sayfasına akın ettiler.

TEOG sistemi kapsamında öğrenci ve veliler şimdi de nakil sorunuyla karşı karşıya. TEOG yerleştirme sonuçlarının açıklanmasının ardından, liselerarası nakil başvuruları önceki gün başladı. Ancak, e-Okul’daki nakil başvuru sistemi kilitlenince öğrenci ve veliler, gitmek istediği okullar için TEOG kapsamında nakil başvurusu yapamadı. Bütün gün bilgisayar başında beklediler.

AVRUPA'DAKİ ÖĞRENCİ ANADOLU'YA!

Nakilde bu problem yaşanırken kimi öğrenciler adreslerine hiç de yakın olmayan okullara yerleştirildi. Öyle ki Avrupa yakasında oturan biri, Anadolu yakasındaki bir okula otomatik kayıt oldu.

A.D. isimli öğrenci Bayrampaşa’da oturmasına rağmen sistem öğrenciyi Anadolu yakasında Maltepe’de bir okula atadı. Yine Avrupa yakasında Gaziosmanpaşa’da ikamet eden bir ortaokul öğrencisi, Heybeliada’da bir liseye, Bağcılarda oturan T.A. isimli  bir öğrenci, 64 kilometre uzaklıktaki Tuzla’ya yerleştirildi. Öğrenci ve veliler, bu durumu düzeltmek için 28 Ağustos'a kadar nakil döneminde yeniden okul seçecek.

Veliler, TEOG yerleştirmelerinin hem kendilerini hem öğrencilerin morallerini bozduğunu söylüyor. Gaziosmanpaşa’da oturan bir başka öğrenci ise B grubu listesinde Fatih, Eyüp ve Şişli ilçelerini yazdı. Ancak yerleştiği okul Heybeliada Hüseyin Rahmi Gürpınar Çok Programlı Anadolu Lisesi. Bu ve bunun benzeri birçok öğrenci adresinden çok uzakta çıkan yerleştirme sonuçları karşısında ne yapacağını bilmiyor. Bayrampaşa’da okuyan A.D. isimli öğrenci A grubu tercihlerinde Bayrampaşa, Eyüp ve Fatih ilçelerindeki 10 okulu yazdı. B grubu tercihlerinde ise Anadolu, fen ve meslek lisesi türlerini; ilçe olarak da Gaziosmanpaşa, Eyüp ve Fatih’i seçti. Ancak yerleştirme sonuçlarını gören öğrenci ve ailesi şok oldu.

Çünkü öğrenci evinin yakınındaki ilçe tercihlerine yerleşmeyip Maltepe’deki Mediha Engizer Meslek Lisesi’ne otomatik kayıt oldu. Sonuç karşısında şaşkınlığa uğrayan öğrenci ve velisi daha yakın bir okula yerleşmek için nakil başvurularını bekliyor.
64 kilometre ötedeki okula yerleştirildi

Yine T.A. isimli öğrenci de adrese dayalı okul yerleştirme sistemi mağdurlarından. Bağcılar’da oturan T.A., A grubu tercihlerinde Bahçelievler, Esenler ve Güngören gibi ikametine yakın ilçelerden tercih yaptı. Puanının çok altında okulları bile tercih eden öğrenci B grubunda ise Bahçelievler, Başakşehir ve Esenler ilçelerini yazdı. Ancak sistem öğrenciyi Tuzla’daki Kaşif Kalkavan Çok Programlı Anadolu Lisesi’ne yerleştirdi. Zaman'ın haberine göre, mağdur olan aile itiraz dilekçesi yazarak aynı zamanda BİMER’e şikayette bulundu. Nakil başvurularını beklediklerini söyleyen baba, “Orada da tercih edeceğimiz okulda boş kontenjan olacak mı olmayacak mı bilmiyoruz. Ya da çocuğumun puanından yüksek biri yerleşirse okul okul gezip kayıt ettirecek okul arayacağız.” diyor.


NAKİL BAŞVURULARI 25 AĞUSTOS'A KADAR DEVAM EDECEK

Yerleştirme sonrası nakil başvuruları 25 Ağustos'ta başlayıp haftalık periyotlarla 26 Eylül mesai bitimine kadar devam edecek.

Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği ile ilgili kılavuz esaslarına göre, kesin kaydı yapılmış olan öğrencilerin, açık kontenjan bulunan başka bir ortaöğretim kurumuna yönelik yerleştirme nakli isteğinde bulunmaları halinde başvuranlar arasında puan üstünlüğü esas alınarak sistem üzerinden otomatik olarak nakil işlemleri gerçekleştirilecek.

Resmi ya da özel bütün ortaöğretim kurumları arasındaki nakil işlemleri e-okul üzerinden yürütülecek.

Kesin kayıt işlemi tamamlanan fakat bir özel ortaöğretim kurumuna nakil yaptırmak isteyen öğrencilerin velileri, ilgili özel ortaöğretim kurumuna şahsen başvuruda bulunmaları halinde kesin kayıt işlemleri yapılacak ve yerleştiği ortaöğretim kurumdan nakilleri e-okul üzerinden otomatik olarak gerçekleştirilecek.

Resmi okullar arasındaki yerleştirme nakil işlemleri ise veli tarafından öğrencisinin kesin kaydının yapıldığı okul müdürlüklerine şahsen başvuru ile değerlendirmeye alınacak.

NAKİL SONUÇLARI 29 AĞUSTOS'TA İLAN EDİLECEK

Nakil işlemlerine ilişkin ilk başvurular, 25-28 Ağustos'ta alınacak ve sonuçlar 29 Ağustos saat 19.00'da ilan edilecek.

Eylül sonuna kadar haftalık periyotlarla gerçekleştirilecek olan yerleştirmeye yönelik nakiller, okulların ilan edilen boş kontenjanları için yapılacak.

Başka bir resmi veya özel okula nakil talebinde bulunan öğrencilerden boşalacak kontenjanlar bir sonraki haftanın boş kontenjan listesinde yer alacak. Nakil talebi gerçekleşenler ve boş kalan kontenjanlar e-okul sisteminden ilan edilecek.

26 Eylül'den sonra yapılacak nakil başvuruları, ortaöğretim kurumları arasında nakil esaslarına göre taban puanlar esas alınarak gerçekleştirilecek. Nakil kontenjanları ile işlemleri ve ilgili bütün duyurular Bakanlığın e-okul.meb.gov.tr adresinden ilgililerin ve kamuoyunun bilgisine sunulacak.

BAKANLIK NAKİL BAŞVURU SÜRECİNİ AÇIKLADI

Resmi okullar arasındaki "yerleştirme nakil işlemleri" ise veli tarafından öğrencisinin kesin kaydının yapıldığı okul müdürlüklerine şahsen başvuru ile değerlendirmeye alınacaktır. "Yerleştirme nakil işlemleri", haftalık yapılacak olup, öğrencilerimiz her bir nakil talebinde sadece tek okul tercihinde bulunacaktır.

Eylül ayı sonuna kadar haftalık periyotlarla gerçekleştirilecek olan yerleştirmeye yönelik nakil işlemleri, okulların ilan edilen boş kontenjanları için yapılacaktır. Yerleştirme nakil döneminde, başka bir resmî/özel okula nakil talebinde bulunan öğrencilerden boşalacak kontenjanlar bir sonraki haftanın boş kontenjan listesinde yer alacaktır. Söz konusu işlemler sonucu nakil talebi gerçekleşenler ve boş kalan kontenjanlar e-okul sistemi üzerinden ilan edilecektir.

26 Eylül 2014 tarihinden sonra yapılacak nakil başvuruları, ortaöğretim kurumları arasında nakil esaslarına göre taban puanlar esas alınarak gerçekleştirilecektir. Yerleştirme, nakil kontenjanları, yerleştirme nakil işlemleri ve ilgili bütün duyurular, Bakanlığımızın e-okul.meb.gov.tr adresinden ilgililerin ve kamuoyunun bilgisine sunulacaktır.

MEB LİSE KONTENJANLARI VE TABAN PUANLARI 2014 | TIKLA

OTOMATİK KAYIT YAPILACAK

Adaylar yerleştirme işlemi sonucunda öğrenim görmeye hak kazandıkları okulları görecek. Bugün http://www.meb.gov.tr, http://oges.meb.gov.tr ve https://e-okul.meb.gov.tr adreslerinde sonuç ilân edilecek. Öğrenciler T.C. kimlik numarası ve okul numarasıyla sonuç bilgilerini sorgulayabilecek. Öğrencilere ayrıca sınav sonuç belgesi gönderilmeyecek. SMS ile bilgilendirilmek isteyen velilere mobil bilgilendirme servisi aracılığı ile yerleştirme sonuçları bildirilecek. Yerleştirme işlemi yapıldıktan sonra resmî ve özel okulların açık kalan kontenjanlarına ortaöğretim yönetmeliğinin nakil esasları doğrultusunda, yerleştirmeye yönelik nakil yoluyla öğrenci kaydedilecek.

KESİN KAYITLI SAYILACAK

Tercih başvuruları alındıktan sonra ortaöğretime yerleştirme işlemi, puan üstünlüğü esasına göre öğrencilerin YEP’ine ve tercih başvurularına göre Bakanlıkça belirlenmiş kontenjanlara yaptı. Tercih başvurularından sonra ortaöğretime yerleştirme işlemi, öğrencilerin okul tercih kodlarına göre oluşturdukları A grubu tercihleri öncelikli olmak üzere ve okul türlerini içeren B grubu tercihleri dikkate alındı. Öncelikle, öğrencilerin 15 adet okul tercih kodlarına göre oluşturdukları tercihlerini içeren A grubu tercih başvurularına göre yerleştirme işlemi puan üstünlüğü esasına dayalı olarak yerleştirmeye esas puanına (YEP), tercih başvurularına göre önceden belirlenmiş kontenjanlara yapıldı. A grubu (okul tercih kodlarına göre yapılan tercih grubu) yerleştirmelerin sonunda tercih ettiği okullardan herhangi birisine yerleşen öğrenciler, yerleştikleri okullara kesin kayıtlı sayılacak.

TEOG YERLEŞTİRME TAKVİMİ (2014-2015)

4 Temmuz: Tercihlere esas kontenjan tablolarının ilanı
7 TEMMUZ: 8. sınıf Yerleştirmeye Esas Puanların (YEP) ilanı
31 TEMMUZ-8 AĞUSTOS: Tercihlerin alınması (Saat 17:00'ye kadar)
22 AĞUSTOS: Yerleştirme sonuçlarının açıklanması
25-28 AĞUSTOS: Nakil başvuruları alınacak
29 AĞUSTOS: Nakil işlemleri saat 19.00’da bitecek
15 EYLÜL: Okulların açılış tarihi
EYLÜL SONU: Ay sonuna kadar haftalık periyotlar halinde nakil işlemleri sürecek

ÖZEL OKUL KONTENJANLARI

İlk kesin kayıt dönemin atlatan özel okullar, ilk ön kayıt için açıkladıkları taban puanları yükseltti. En çok puan yükselten okul Sankt Georg Avusturya Lisesi ve Ticaret Okulu (Lise Bölümü) oldu. Sankt Georg Avusturya Lisesi’nin taban puanı 750’den 784’e, Ticaret Bölümü’nün puanı da 720’den 750’ye çıktı. Saint Joseph Fransız Lisesi’nin puanı 750’den 774’e, Saint Benoit Fransız Lisesi’nin puanı 750’den 755’e, Notre Dame de Sion Fransız Lisesi’nin puanı 750’den 755’e çıktı. Dört okulun ise puanları düştü. İtalyan Lisesi’nin ilk ön kayıt taban puanı 730 iken ikinci ön kayıt dönemi taban puanını 700 olarak açıkladı. İzmir Amerikan Koleji’nin taban puanı 770’den 760’a, İzmir Özel St. Joseph Fransız Lisesi’nin 700’den 680’e ve Tarsus Amerikan Koleji’nin taban puanı da 760’dan 740’a düştü.

TEOG TERCİH SONUÇLARI İÇİN TIKLAYIN



TEOG'da 151 BİN 580 ÖĞRENCİ TERCİH YAPMADI

Bu yıl öğrenciler liselere Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi (TEOG) puanlarına göre yerleştirilecek. Bunun için 31 Temmuz-8 Ağustos tarihleri arasında A ve B listesi olmak üzere tercih yapıldı. Ancak 1 milyon 271 bin 273 öğrenci TEOG sınavlarına girmesine rağmen 151 bin 580 öğrencinin tercih yapmadığı ortaya çıktı. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Ömer Faruk Yelkenci’nin valiliklere gönderdiği yazıya göre bu öğrenciler isterlerse kayıtlarını 12-17 Ağustos tarihleri arasında istedikleri özel okullara yaptırabilecekti. Ancak dünson bulan bu sürede özel okula kayıt yaptırmayanları MEB, otomatik olarak 22 Ağustos’ta evlerine en yakın okullara yerleştirecek. Bu öğrencilerin evlerinin en yakınındaki okul meslek ya da imam hatip lisesi de olabilecek.

MEB, özel okula geçişlerle ilgili yeni düzenleme de yaptı. Yerleştirme sonuçları açıklandığında özel okula gitmek isteyenler yerleştikleri okullardan nakillerini alacaktı. Yeni düzenlemeyle yerleştikleri okullara gitmelerine gerek kalmadan istedikleri özel okula kayıt yaptırabilecekler.

E-OKUL

İnternet üzerinden yapabildiğimiz işlemlere her geçen gün yenisi eklenmektedir. E-Okul sistemi de internet üzerinden notlarımızı, devamsızlığımız ve yanında okul hayatımızla ilgili birçok şeyi öğrenebileceğimiz bir sistemdir. 2007 yılında kurulmuş olan E-Okul sisteminde öğrencinin okul kaydından mezun oluncaya kadar geçen zaman ki bilgileri bulunmaktadır. E-Okul sisteminde öğrencinin not bilgileri, devamsızlık bilgileri bulunmaktadır. E-Okul sisteminin öğrenci ve öğretmen girişi farklıdır. Öğrenci girişi E-Okul veli bilgilendirme sistemi ve öğretmen ve idarecilerin kullandığı giriş ise E-Okul Yönetim Bilgi sistemidir.

E-Okul Veli Bilgilendirme Sistemi

E-Okul veli bilgilendirme sistemi öğrenci velilerini öğrencinin durumu hakkında bilgilendirmek amaçlı amacıyla kurulmuş bir sistemdir. E-Okul veli bilgilendirme sistemi ile öğrenciler ve aileleri öğrencinin not durumunu ve devamsızlık bilgilerini internet üzerinden öğrenebiliyor.

Öğrencilerin velilerinden korkup notlarını söylememe durumları E-Okul veli bilgilendirme sistemi ile ortadan kalkıyor. E-Okul veli bilgilendirme sistemine erişmek için, E-Okul veli bilgilendirme sistemine giriniz. Açılan sayfada sizden kutucukta bulunan harf ve rakamları girmeniz istenecektir. Bunları dikkatli bir şekilde giriniz. Kutucukta bulunanları algılayamazsanız yenile butonundan kutucuktaki harf ve rakamları yenileyebilirsiniz. Daha sonra bir altta TC kimlik numaranız istenecektir.

TC kimlik numarası öğrencinin TC kimlik numarasıdır. Bir alt seçenekte ise öğrenci numaranız istenecektir. Buraya öğrencinin okulda kullandığı öğrenci numarasını yazınız. Son olarak da tamam butonuna tıklayınız. Bu işlemlerden sonra E-Okul veli bilgilendirme sistemine giriş yapmış olacaksınız. E-Okul veli bilgilendirme sistemi 3 ana başlıktan oluşur. Bunlar;

1. Öğrenci Bilgileri: burada öğrencinin tüm bilgileri bulunmaktadır. Öğrenci bilgileri menüsü 12 uygulamadan oluşmaktadır. Bunlar; Duyurular, Not Bilgisi, Haftalık Ders Programı, Devamsızlık Bilgisi, Sınav Tarihleri, Aldığı belgeler, Ortalama Yükseltme Puanları, Yıl Sonu puanları, Meslek Lisesi İçin Alana Geçiş Sonuçları, Teknik Lise Geçiş Sonuçları Nakil Durumu ve E-Karne.

Duyurular: E-okul sistemi üzerinden önemli bilgilerin duyurulduğu alandır ve E-Okul sistemine ilk girişte bu seçenek karşınıza çıkacaktır.

Not Bilgisi: Bu uygulamada öğrencinin ders listesi, bu derslerden kaç sınav olduğu, hangi sınavlara girdiği, girdiği sınavlardan hangi notu aldığı, performans ödevlerinden aldığı puanlar ve uygulama ders notları E-Okul sisteminin not bilgisi seçeneğinden ulaşabileceğiniz uygulamalarıdır.

Devamsızlık Bilgisi: E-okul siteminin devamsızlık bilgisi seçeneğinden öğrencinin okula gelmediği devamsızlık yaptığı günleri öğrenebilirsiniz. Bu sistem ile öğrencinin hangi günler okula tam gün gelmediği, yarım gün devamsızlık yaptığı günler ve tarihler E-Okul devamsızlık bilgisi seçeneğinden öğrenilebilir.

Haftalık Ders Programı: E-Okul sisteminin bu uygulamasında öğrencinin hangi günler de ve saatler dersinin olduğu, hangi gün ve saatler de dersinin boş olduğunu öğrenebilirsiniz. E-Okulun haftalık ders programı uygulamasıyla veli öğrencinin hangi gün hangi dersi olduğunu ve okul günlerini öğrenebilir. Ayrıca öğrenci ders programını kaybetmiş bile olsa bu sistem üzerinden öğrenebilir.

Sınav Tarihleri: E-Okul sisteminin sınav tarihleri uygulaması ile veli öğrencisinin hangi günlerde sınavının olduğu hangi derse çalışması gerektiğini görebilir.

Aldığı Belgeler: E-Okulun bu uygulamasında öğrencinin okul yaşamı boyunca almış olduğu belgeler listelenebilmektedir. Yani örnek verecek olursak hangi yıl hangi dönem takdir veya teşekkür belgesi aldığına bu uygulamadan erişebiliriz.

Yıl Sonu Notları: Bu uygulama ile öğrencinin yıl sonu not ortalamalarını öğrenebilirsiniz.
Ortalama Yükseltme Puanları: Öğrencinin girmiş olduğu ortalama yükseltme sınavlarının notlarının bulunduğu uygulamadır.

Meslek Lisesi Alana Geçiş Sonuçları: Meslek lisesinde okuyan öğrencilerin uzmanlık alanlarının belirlenmesi ile ilgili bilgiler yer almaktadır.

Teknik Lise Geçiş Sonuçları: E-Okulun bu uygulaması ise teknik lisede okuyan öğrencilerin geçiş ve başvuru sonuçlarının bulunduğu bir uygulamadır.

Nakil Durumu: E-Okulun bu uygulamasında öğrencinin kurumlar arasında yaptığı değişikliğin sonuçları ve nakil olma durumları gösterilmektedir.

E-Karne: Öğrencilere kağıt şeklinde verilen karnenin bu sisteminde kayıtlı olarak bulunduğu bir uygulamadır.

Sınav Bilgileri: E-Okul sisteminin menüsünde ilk uygulamalardan birisi olan sınav bilgileri ile tüm okul yıllarına ait sınav bilgilerine notlarına ulaşabilirsiniz.
Seçmeli Ders Seçimleri: Öğrencinin seçmeleri derslerini internet üzerinden seçip kaydedebileceği bir E-Okul uygulamasıdır.

TEOG nedir?

Liselere geçişte yapılan sınavlar son on yıl içinde dördüncü farklı uygulamasıyla karşımızda; ancak bu kez farklı bir durum var: Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) modeliyle öğrenciler liseye giriş için ayrı bir ulusal sınava alınmayacak. Bunun yerine yıl içinde kendi derslerinde girecekleri sınavlardan bazıları ülke genelinde ortak sınav olarak yapılacak ve bu sınavın sonucu da karne notuna dâhil edilecek.

Başka deyişle, derslerin sınavlarından birini Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) yapacak. Sınavda soru sorulacak toplam altı ders olacağı için (Türkçe, Matematik, Fen ve Teknoloji, T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Yabancı Dil) her dönem altı adet olmak üzere toplam on iki sınav ülke genelinde ortak sınav formatında uygulanacak.

Liselere geçişte esas alınacak puan hesaplanırken 8. sınıf ağırlıklandırılmış merkezi sınav puanının %70’i ile öğrencinin 6., 7. ve 8. sınıf yıl sonu başarı puanlarının aritmetik ortalamasının %30’u toplanacak. Tüm bunların şimdilik geçerli olduğunu, bakanlığın verdiği ilk mesajlarda gelecek yıllarda bu uygulamanın alt sınıflara doğru kaydırılabileceğini vurguladığını da belirtelim.

Bir uygulamayı tüm boyutlarıyla tenkit etmenin doğru olmadığını, her kararın içinde çeşitli doğruların bulunabileceğini teslim etmek gerekir. Öncelikle, öğrencileri liseye geçiş için ayrı bir ulusal sınava hazırlanmak zorunda bırakmadığı için bunu olumlu buluyoruz. Sonuçta bir öğrenci her derste belli sayıda yazılı sınava girmek zorunda ve bu sınavlardan bir tanesinin ortaöğretime geçiş için kullanılması akla yatkın. Ayrıca sınava giremeyenler için ek bir sınavla telafi şansı verilecek olması da öğrencileri rahatlatacaktır. Ne var ki, vazgeçilen SBS modelinin noksanlarının tedavi edilip edilmeyeceği sorgulanmaya muhtaç.

Bu nedenle yapılan değişikliği değerlendirirken karar alıcıların tanımlamalarına ve yeni modelin amaçlarında hangi vurguları yaptıklarına göz atmakta yarar var. Aşağıda TEOG sistemine ilişkin MEB’in sunumundan yaptığımız bazı alıntılara yer veriyoruz.

--- MEB’e göre modelin temel niteliği, öğrenci başarısını anlık bir performansa dayalı olarak değil, geniş bir zaman dilimine yayarak belirlemektir. Bu, vazgeçilen SBS’ye göre bir üstünlük ise ondan da önceki -üç yıla yayılan- SBS’den neden tek sınavlı modele geçiş yapıldığını sorgulamak gerekmez mi? Tek sınavın geçerli olduğu bir modeli kurarken yıllara yayılan sınavların sınav kaygısını artırmasını gerekçe göstermek, bu kez sadece beş yıl önce olduğu gibi birden fazla sınav yaparken kaygıyı azaltmaktan söz etmek pedagojik midir?

Bu “kaygılar” istenilen modellere geçişte kullanılan keyfi araçlar mıdır, bilmiyoruz; ancak fotoğrafa bakılan açıya göre azalması veya artması eğitim ciddiyetinden uzak gözükmektedir.

--- Bakanlığın ifadesiyle “eğitimin doğasında var olan değişim ve gelişime paralel olarak ortaöğretime geçiş modelinin işlevsel, sürdürülebilir ve esnek bir nitelik göstermesi büyük önem taşımaktadır.” Bu süslü, gösterişli ve işe yaramayan dil kullanma huyumuzdan bir türlü vazgeçemiyoruz. Bu cümle çok sınavlı, tek sınavlı, sınavsız, vb. her model için kullanılabilir. Hangi sınav modeli “işlevsel olmayan” veya “sürdürülemeyen” olduğunu ileri sürerek yola çıkar ki? Dünyanın en iyi niyetli insanları da olsalar eğitimcilerin güzel şeyler temenni edip bunların yalnızca çok küçük bir kısmı için gerçekçi çözüm bulabilme özellikleri herhâlde değişmeyecek.

--- Modelin amaçlarından biri “orta ve uzun vadede öğrencinin ders dışı sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif etkinliklerini değerlendirmek” olarak ifade ediliyor. Modelin tam olarak hangi yönünün buna hitap ettiğini defalarca düşünmemize rağmen bir ipucu bulamadık. Sayısı artırılan bir sınav uygulamasıyla sınavda yer almayan ders veya etkinliklerdeki faaliyet sayısının artmasındaki doğru orantı hangi neden-sonuç ilişkisiyle kurulmuştur; merak ediyoruz.

Bunun yerine -defalarca dile getirdiğimiz üzere- bir öğrencinin gerek yıl içindeki okul günü sayısını, gerekse gün içinde okulda geçirdiği süreyi artırmayı ne zaman ciddi olarak düşüneceğiz? Çok kestirme olarak söylemek gerekirse, bir öğrenciyi iyi yetiştirmenin koşullarından birisi okulda geçirilen zamanın artırılmasıdır (bunun nitelikli bir zaman olması gerektiği konusunu ise -aşikâr olması itibarıyla- tartışmaya bile gerek görmüyoruz). Sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif etkinliklerin niteliği ve niceliği -türü ne olursa olsun- sınav modellerinin güncellemesiyle kolay kolay değişmeyecektir.

--- Bakanlığa göre modelin amaçları arasında “öğrenci, öğretmen ve okul ilişkisini güçlendirmek, eğitim sürecinde öğretmenlerin ve okulun rolünü daha etkin kılmak, öğretmenin meslekî performansını artırmak, ülke çapında müfredatın eş zamanlı uygulanmasını sağlamak” yer almaktadır. Tamamına katılıyoruz; fakat sonuncunun nasıl sağlanacağını merak ediyoruz. Öğretmenlerin raporlu olduğu ve derslerin zaman zaman boş geçtiği, taşımalı eğitimin verimsiz işlediği veya kış döneminde elverişsiz hava koşulları nedeniyle kapalı kalan okullar var. Tam gün eğitim verilen okullarla saydığımız okullarda müfredatın eş zamanlı uygulanmasının sağlanması kolay gözükmemektedir.

--- MEB tarafından yapılan sunumdaki bir diğer amaç, okul dışı eğitim kurumlarına yönelik ihtiyacı azaltmak olarak ifade edilmektedir. Doğrusu sınav modelinde yapılan tüm değişikliğin bunun etrafında kümelendiği kanaatindeyiz. Dershanelere duyulan ihtiyacın azalacağı iddiasının görülen bir dayanağı yoktur. SBS’nin üç yıla yayıldığı dönem gerekçelerden birisinin yine bu olduğunu bizzat üst düzey bakanlık görevlilerinden birisinden yine dinlediğimizi düşününce sınav modelinde yapılan her değişikliğin dönüp dolaşıp dershanelere geldiği görülüyor.

Sınav sayısının artırılması suretiyle yıllara yayılmasında da, azaltılarak tek bir sınava indirilmesinde de amacın dershanelere duyulan ihtiyacı azaltmak olması ironiktir. Ancak daha önemlisi ve üzücü olan, eğitimde ortak bir anlayışın oluşturulamaması ve değişken görüşlerin belki de en çok Millî Eğitim bürokrasisi içinde görülmesidir. Bir dönem kredili sisteme geçiş yapıldığında ve kısa bir zaman sonra vazgeçildiğinde karar vericilerin hemen hemen aynı kişiler olmasına benzer şekilde burada da yalpalamalar görülmektedir.

Ana eksenimiz dershaneler olduğuna göre bu konuya biraz daha değinelim. Dershaneler, kendi yönetmeliklerinde “öğrencileri; bir üst okulun veya yüksek öğretime giriş sınavlarına hazırlamak, istedikleri derslerde yetiştirmek ve bilgi düzeylerini yükseltmek amacıyla faaliyet gösteren özel öğretim kurumları” olarak tanımlanmaktadır. Ortaöğretime ve yükseköğretime geçişte oluşan arz-talep dengesizliği Türkiye’yi arayışlara sevk etmiş, ülke genelinde yapılan ve pek çoklarınca sakıncaları dile getirilen sınavlar dışında bir yol bulunamamıştır. Eğitimin merkezi örgün eğitim veren okullar olduğu hâlde gerek buralardaki eğitim-öğretimin yeterli bulunmaması, gerek bölgeler ve okullar arasındaki ciddi standart farkları, gerekse rekabet avantajı elde etmek isteyen veya yarışta geride kalmak istemeyen öğrencilerin artan sayısı nedeniyle yaygın eğitimin bir parçası olan dershaneler sıkça kendinden söz ettirir hâle gelmiştir.

Pek çok yerde olduğu gibi bu sektörde de kurumlar arası rekabet son derece garip ve eğitimin ruhuyla bağdaşmayan uygulamalarla kendini göstermeye başlamıştır. Henüz ortaokuldaki öğrencilere başarı ödülü olarak otomobil vaat edilmesi, yönetmeliklerinde kesin surette yasaklanmasına rağmen öğrenci adları ve fotoğraflarının afişlerle şehirlerin en görünür yerlerine asılması, bunlara ait reklamların medyada yer alması, bu husustaki Millî Eğitim düzenlemelerinin ve Rekabet Kurumu kararlarının hiçe sayılması, hafta içinde okul saatlerinde dershanelerin yoğun kurs ve benzeri adlarla dersler koyması ve öğrencilerinin okulda kalmak yerine bu programlara devam etmelerinin istenmesi ve benzeri pek çok yanlışlık sayılabilir.

Eğitimle ilgili bu yanlış uygulamalara, kayıtlı olan ancak devlete olan yükümlülüklerinde son derece cimri davranan, Maliye denetimini bertaraf etmek üzere kayıt dışı açılan, hiçbir yasal evrağı ve faturası olmayan ve “merdiven altı dershaneler” olarak dillendirilen yerleri de eklemeliyiz. Bunlar arasında kayıt dışı olanlara ait verilere sahip değiliz; ancak devlette kaydı bulunan kurumlara ait bir örnek ilgi çekicidir. Yakın bir zamanda TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Maliye Bakanı Şimşek, kapatılması gündeme gelen dershanelerin 2012 yılında kurumlar vergisi olarak 16,5 milyon lira ödeme yaptığını belirtti. Sektörde yaklaşık dört bin dershanenin olduğundan hareketle dershane başına ortalama 4.125 lira kurumlar vergisi ödenmiş oluyor. Ülkemizdeki kurumlar vergisinin %20 olduğu düşünüldüğünde dershaneler ortalama olarak yılda 20.625, ayda yaklaşık 1.700 lira kazanç elde etmiş gözüküyorlar. Çalıştırdıkları bir öğretmenden daha az gelir elde eden bu kurumların -vergi beyanlarını ciddiye alıp- maddi durumları için mi, yoksa vergi toplama sistemimiz adına mı üzülmeliyiz; karar veremiyoruz. Tüm bunlarla birlikte hukuki ve mali sorumluluklarını yerine getiren, kendi gücü oranında öğrencilere katkı sağlamaya çalışan dershanelerin toplumdan gelen bir talebi karşılamaya çalıştıklarını da göz ardı etmemek gerekir.

Yakın bir tarihte Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın, 1 Ocak 2014´ten itibaren dershanelerin ruhsatlarının yenilenmeyeceğine ve artık yasal olarak da Millî Eğitim sistemi içerisinde yer almayacaklarına ilişkin görüşleri haberlerde yer aldı. Buna göre 2014 yılının Ocak ayından itibaren dershanelere ruhsat verilmeyecek ve bakanın ifadesiyle “daha esnetilmiş, standartları biraz daha aşağı çekilmiş koşullarda özel okula dönüşmeleri için teşvik edilecekler.” Bu dönüşüm için üç yıl süre tanınacak ve 2014-2015 öğretim yılından başlamak üzere MEB sistemi içinde dershaneler olmayacak. Bakan Avcı’nın “MEB’in onaylamadığı, ruhsat vermediği ve denetlemediği kurumlara itibar edilmez” ifadesine bakınca bu kurumlara karşı başlatılan sert müdahalenin boyutu daha iyi anlaşılıyor.

Sınavların etkisinin kısmen azaldığı ve okulların ön plana çıktığı bir eğitim modeline ulaşmak istendiğine ikna olsak da çeşitli soruların cevabını bulmakta zorlanıyoruz. MEB istatistiklerine göre 2011-2012 öğretim yılında 3.961 olan dershane sayısı 2012-2013’te 3.858 olarak gerçekleşti. İçinde bulunduğumuz öğretim yılında 220 dershane kapandı ve 8 Kasım 2013 tarihi itibarıyla bu sayı 3.638 oldu. Yapılan bir araştırmaya göre bu kurumların yalnızca %1,5’i özel okul standartlarına uygun. Bu durumda diğerleri ne olacak? Bu sorunun cevabı için bakanın “geçiş sürecinde esneklikler sağlanacak; farazi söylüyorum, 100 metre kare bahçe şartı varsa 3 yıl için 70’e de razı olacağız ama 3 yıl sonra o şartı sağlaması beklenecek” demeci ipucu verse de yaklaşım sağlıklı değil. Üç yıl sonra ne değişecek? Dahası, standartları yükseltmek yerine düşürerek âdeta ücretli resmî okullar oluşturmaya doğru gittiğimizi fark ediyor muyuz?

Bir diğer sorun, özel okulların yaklaşık %50 kontenjan doluluğu ile yaşamlarını sürdürmeleri. Dershane yöneticilerinin de dile getirdiği üzere, hâlihazırda yarısı boş olan bir sektöre -bir diğer sektörü ortadan kaldırma adına- yeni kurumların katılmasının mantığı nedir? Son olarak, dershaneleri yok hükmünde gördüğümüzde gerçekten yok olmuş mu olacaklar? Kaldı ki Millî Eğitim sistemi dışına çıkarıldıklarında ve MEB bu kurumları veya yerlerine kurulan -örneğin, karşı çıkılmayacağı bildirilen- etüt merkezlerini denetlemediğinde kontrol dışı bir eğitim faaliyeti başlamış olmayacak mı? Sözgelimi, buralarda görev yapan kişilerin öğretmen olma ehliyetleri olup olmadığını kim denetleyecek? Hiç kimse denetlemeyecek ise bu içimize sinecek mi? Bu fotoğrafa bakınca II. Meşrutiyet’in meşhur Maarif Nazırı Emrullah Efendi’nin şaka yollu söylediği “mektepler olmasaydı maarifi ne güzel idare ederdim” sözü akla geliyor. Var olandan kaçmak sorunu görünmez hâle getirmediği gibi gelecekte başka potansiyel sorunlara da yol açıyor.

TEOG uyarınca yapılacak ortak sınavlarda yanlışlar doğruları götürmeyecek. Ölçme-değerlendirmenin temel mantığına uymayan bu uygulama “ulusal sınavlar derslerin bir sınavı yerine de geçecek; öğretmenlerin yaptığı sınavlarda ise yanlışlar doğruları azaltmıyor” şeklinde savunuluyor. Okullardaki testlerde yanlışların doğruları götürmediğine ilişkin bakanlık görüşü konunun eksik değerlendirildiğini göstermektedir. TEOG ile öğrenciler bir ulusal sıralamaya tabi tutulacak ve bir üst öğretim kurumuna -liseye- yerleşeceklerdir. Okullarda ise hiçbir öğretmenin öğrencileri sıralamak gibi bir çabası yoktur. Kaldı ki, bakanlığın bu konudaki görüşleri de çelişkili. Bir taraftan bu uygulama savunulurken diğer yandan Talim Terbiye Kurulu Başkanı zor soruların da sorulmasının gerekliliğine ilişkin açıklamasında “sınavlar, başarı değil yerleştirme sınavlarıdır” görüşünü iletiyor. Anlaşılan, her yapılan uygulamanın doğruluğunu ispat etme telaşı içinde verilen cevapların bir noktada birbiriyle ne kadar tezat oluşturduğunun bile farkında değiliz.

Yanlışların doğruları götürmeyecek olması uygulamasıyla binlerce öğrencinin doğru sayılarının aynı olacağı ortada olduğuna göre okul puanlarından toplam yerleştirme puanına gelecek olan %30’luk katkının önemi ve ister istemez öğretmenlerin üstündeki yüksek not verme baskısı daha da artacak. SBS ilk kez getirildiğinde Yöneltme ve Davranış Puanının bir ulusal değerlendirme sisteminde yanlış olduğuna ne kadar inanıyorsak -ki, daha sonra Danıştay tarafından iptal edilmişti- bunun yanlış olduğuna da o kadar inanıyoruz. Bakan Avcı’nın bir grup gazeteci ile yaptığı toplantıda bunun gözden geçirilebileceği konusundaki sözlerinden sonra bir güncellemeye gidileceği beklentisi oluşmuştu. Ne var ki herhangi bir değişiklik yapılmadı. Eğitime ilişkin deneme-yanılma alışkanlığımız sürüyor. Anlaşılan burada da deneme yapılacak ve bugün dillendirilen sakıncalar ortaya çıktıktan sonra durum yeniden gözden geçirilecek.

TEOG modeli duyurulduktan sonra üzerinden pek durulmayan, ancak kanaatimizce önemli iki nokta gözlerden kaçtı. Bir okulda yapılacak sınavda başka bir okulun öğretmenleri gözetmen olarak bulunacak; ki, öğretmenlerin okullar arasında yer değiştirmeleri kimi bölge ve yerleşim yerlerinde pek kolay da olmayacak. Rahatsız edici soru şudur: Kendimize ve çocuklarımızı yetiştiren öğretmenlere duyduğumuz güven neden bu kadar aşındı? Bakanlık, ülkenin gelecek kuşaklarını yetiştiren eğitimcilerin kendi öğrencilerine sınavlarda yardımcı olacaklarını veya sınavlarda yapılabilecek bazı usulsüzlüklere göz yumacaklarını düşünmüş olmalıdır. Zaman zaman toplumumuzun kurumsal güveninin her geçen gün azalmakta oluşuna ve sosyal sermayemizdeki eksilmenin iyi bir gelişme olmadığına dikkat çekiyoruz. İtiraf edelim ki eğitimin içindeki yetiştiricileri bile içine alan bu kuşku sarmalı bizi daha da karamsar yapıyor. Öğretmenlere bu kadar az güveniliyorsa onların vereceği notların liseye geçiş puanına %30 etki edecek olması nasıl değerlendiriliyor? Dahası, 1974 yılında başlayan üniversite sınavlarında 1982 yılından bu yana adayların diploma notları Ortaöğretim Başarı Puanı (OBP) adı altında belli ağırlıklarla sınav puanlarına katılıyor. Bir öğretmenin öğrencisi için takdir ettiği sınav puanları onun bir üst öğrenim kurumuna geçişini böylesine etkilerken biz kendi okulunda gözetmenlik yapmasını bile kuşkuyla karşılıyoruz. Ne yazık ki birbirimize ve kurumlarımıza güvenmeyi bir türlü öğrenemiyoruz.

Göz ardı edilen diğeri konu da sınav günlerinde okulların tatil edilecek olmasıdır. Türkiye’de okulların açık olduğu gün sayısı öteden beri tartışılıyor. Mevzuat gereği öğretim yılı 180 okul günü üzerinden planlanıyor; ancak uygulamada daima bunun altında bir sayı gerçekleşiyor. Örneğin, 2008-2009’da 172, 2009-2010’da 174, 2010-2011’de 176, 2011-2012’de 174, 2012-2013’te 176 ve 2013-2014’te 174 gün okulların açık olduğunu görüyoruz (Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını takip eden 24 Nisan tarihinde ilköğretim öğrencileri tatil yaparken liseliler okula geldikleri için onlar adına fazladan bir gün söz konusudur). Bayram tatilleri ve idari tatiller nedeniyle 180 güne ulaşılan bir okul yılını hemen hemen hiç hatırlamıyoruz. Diğer yandan Türkiye’deki okulların bir kısmında çift tedrisat yapıldığı ve öğrenciler günün yarısında okullu olabildikleri için okulda geçirilen zaman açısından çocuklarımız zaten doğal bir dezavantajla karşı karşıyadır. Buna, toplam dört gün olan ulusal ortak sınav günlerinde okulların tatil edilecek olması eklendiğinde 170 güne inen öğretim yılları göreceğiz.

İçinde bulunduğumuz öğretim yılı, TEOG sınav günlerinin de tatil olması dolayısıyla 170 güne inecek olan ilk öğretim yılıdır. İlk dönemdeki bayram tatillerini, idari tatili ve TEOG sınavları nedeniyle yapılacak iki günlük tatili bir kenara bırakarak sadece ikinci dönemi dikkate alacak olursak 23 ve 24 Nisan tarihlerinde Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, hemen ardından 28 ve 29 Nisan tarihlerinde Temel Eğitimden Ortaöğretim Geçiş sınavları, bunun ardından 1 Mayıs tarihinde Emek ve Dayanışma Günü, nihayet 19 ve 20 Mayıs tarihlerinde Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle okullar tatil olacak. Tatil söz konusu olunca heves miktarımız dizginlenemez hâle geliyor. Öyle ki, 23 Nisan ve 19 Mayıs bayramlarında o güne ek olarak takip eden gün de tatil yapıyoruz. Bu öğretim yılının son otuz sekiz iş gününün yedisinde okulları tatil edeceğiz; çünkü yukarıda sıraladığımız tüm tatil günleri okul günlerine denk geliyor. Doğrusu, okulları mümkün olduğunca açık tutmaktan yana olması gerekenlerin neden ilk fırsatta tam tersine meylettiğini anlamakta zorlanıyoruz. Bir okulda bir grup öğrenci sınava girerken diğerlerinin olağan günlük faaliyetlerini sürdürmesinin düşünülmemesini -sınava girenlerin dikkatinin dağılmaması adına da olsa- anlayışla karşılayamıyor, sınava katılan öğrencilerin yaklaşık yedi katı kadar olan sayıda bir başka grubun dört gün okulsuz bırakılmasını uygun görmüyoruz. Okul yöneticilerinin basit tedbirlerle öğrencilere hem ders yaptırabilecekleri, hem de sınava giren öğrenciler için sessiz ortamlar hazırlayabilecekleri kanaatindeyiz.

Hangi sınav modeli uygulanırsa uygulansın gözden kaçırılmaması gereken, çocuklarımızın ülke ortalamalarının ve standart sapmalarının şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılmasıdır. Liselere giriş sınavlarında yıllardır bu bilgileri ve şehirlerin başarı durumlarını açıklayan bakanlığın son defa yapılan 2013 SBS’de tüm verileri kendisine saklaması eğitimi ve sonuçlarını takip edenleri hayrete düşürmüştür. Bu kapalılık bir yandan ülke ortalamalarının çok düşük olduğunu düşündürerek başarısızlıkların örtülmesi çabası olduğunu akla getirirken diğer yandan sınav sonrasında istatistiksel verilerin takip edilmesini de sekteye uğratmıştır. Başımızı ağrıtan sonuçları görmezden gelmek bir yöntemse, yaşadığımız zamanın yönetsel anlayışına yakışıyorsa ve saydamlık bu kadar önemsizse enflasyon veya işsizlik yükseldiğinde, bütçe açığı veya cari açık artışa geçtiğinde, büyüme oranlarımız veya ülkemize gelen turist sayısı azaldığında da istatistikleri yayınlamayalım.

Türkiye TEOG ile yeni bir döneme hazırlanıyor. Ayrı bir ulusal sınavın olmadığı, derslerde yapılan sınavlardan birinin ülke genelinde ortak yapılmasıyla başarının ölçümleneceği bir dönem. İyi niyetle hazırlanmış olsa da, içinde doğrular bulunsa da TEOG, sistemimizin temel sorunlarını -ortaöğretimdeki parçalı yapı, standardize edemediğimiz eğitim niteliği, sınav ihtiyacını ortaya çıkaran sebepler, okulların niteliği, öğretmenlerin donanımı, özellikle bu çağın olmazsa olmazı olan teknolojik okuryazarlığı- hedeflemiyor. Bir sınav uygulamasından bu kadarını beklemek zaten gerçekçi de değil. Bu modele zaman içinde müdahale edileceğini, belki tamamen gözden geçirileceğini düşünüyoruz. Anlaşılan o ki önden gidenler, sonradan gelenlere yer açıyor. TEOG sistemi, yakın bir gelecekte eğitim politikalarını şekillendirecek olan yeni kadrolara hatırı sayılır bir mesai yapmaları için şimdiden fırsatlar sunuyor. Yaklaşık 90 yılda 61 hükümet kurulduğunda, en uzun dönemli politikaların üretilmesi gereken millî eğitim bakanlığında -bazıları birden fazla dönemde çalışmış olmak kaydıyla- 63 bakan görevlendirildiğinde, aynı siyasi partinin bir bakanının uygulamasını bir veya iki sonraki bakan değiştirdiğinde ve tüm bunları yapanlar hâlâ siyasette kalabildiğinde farklı sonuçlar beklememek gerekiyor.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.