Avukat Bek: Çocuğa Cinsel İstismar Olayında Cezaevi Yönetiminin Ağır Kusuru Var

Adana, Pozantı Çocuk Ceza İnfaz Kurumu’ndan sonra bu kez Ceyhan M Tipi Cezaevi’nde çocuğa yönelik ‘cinsel istismar’ iddialarıyla gündeme geldi. ‘Uyuşturucu ticareti yapmak’ suçundan tutuklanan F.O.nun (15) oda arkadaşı M.A.nın tecavüzüne...

Avukat Bek: Çocuğa Cinsel İstismar Olayında Cezaevi Yönetiminin Ağır Kusuru Var



Adana, Pozantı Çocuk Ceza İnfaz Kurumu’ndan sonra bu kez Ceyhan M Tipi Cezaevi’nde çocuğa yönelik ‘cinsel istismar’ iddialarıyla gündeme geldi. ‘Uyuşturucu ticareti yapmak’ suçundan tutuklanan F.O.nun (15) oda arkadaşı M.A.nın tecavüzüne uğradığı ileri sürüldü.

Son saldırıda ‘çığlık atarak’ gardiyanlar tarafından kurtarıldığı öne sürülen ve bir ay önceki duruşmada tahliye edilen F.O.ya ilişkin savcılık soruşturma başlattı.

Cezaevinde yaşadığı olayla ilgili başvurduğu Türkiye insan Hakları Vakfı’ndan sosyal ve psikolojik destek almaya başladığı öğrenilen F.O. ile ilgili İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şubesi İnönü Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Dernek üyelerinin katıldığı programda konuşan İHD Akdeniz Bölge Temsilcisi ve çocuğun avukatı Tugay Bek, Ceyhan M Tipi Kapalı Cezaevi çocuk koğuşunda kalan F.O.nun “Şiddet, taciz ve tecavüze” maruz kaldığını söyleyerek, 17 Şubat tarihinde şikayetçi olduğunu dile getirdi. Şikayet üzerine Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma sonucunda olayın şüphelisi bir diğer çocuk M.A.nın tutuklandığını anlatan Bek, “Mağdur F.O.nun şikayetine, soruşturma dosyasındaki ifade ve belgelere bakıldığında bu olayda cezaevi idaresinin ağır kusuru ve ihmali olduğu görülmektedir.” dedi.

F.O.nun defalarca cezaevi idaresi ile görüşmesine rağmen yöneticilerin “hiçbir tedbir almadığını ve çocuğun şiddet ve istismara maruz kaldığı koğuşta” tutmaya devam ettiğini savunan Bek şunları söyledi: “F.O. olay günü, kaldığı koğuş havalandırmasını ve banyo penceresini gören güvenlik kamerasına işaret yolu ile tecavüze uğradığını anlatamaya çalışmış. Ancak bu duruma karşı cezaevi idaresi önleyici bir tedbir almamıştır. F.O. tecavüz olayının ortaya çıkmasından sonra ise tek başına bir hücreye konulmuş ve ailesine bilgi verilmemiştir. Olay sonrasında F.O.’ya idare tarafından hiçbir sosyal ve psikolojik destek sunulmamıştır. Küçük yaşta devlet denetimindeki cezaevinde tecavüze uğrayan F.O. tahliye olduktan sonra da devletten herhangi bir destek görmemiştir. Cezaevindeki tutuklu ve hükümlülerin vücut ve ruh sağlığının korunması konusunda tam sorumluluğu bulunan devletin burada ağır kusuru bulunmaktadır. Cumhuriyet Savcılığı tecavüz suçunun faili olan M.A’nın yanı sıra olayda ihmal ve kusuru bulunan cezaevi yöneticileri ve personeli hakkında da soruşturma başlatmalıdır.”

SORUN VARLIĞINI SÜRDÜRMEKTEDİR
Ülkede çocuk cezaevleri, küçüklerin tutuklu olarak yargılanmaları, cezaevlerinde maruz kaldıkları şiddet, taciz ve tecavüzlerin uzun yıllardır tartışıldığını hatırlatan Tugay Bek, kamuoyunun bu alana dikkati yoğunlaştığı anlarda hükümet bir takım yasal düzenlemeler gerçekleştirip idari tedbirler alsa da sorunun varlığını sürdürdüğünü vurguladı. Pozantı Cezaevi’nde çocukların başına gelenlerin kamuoyuna yansıması neticesinde Adalet Bakanlığı bu cezaevini derhal kapatıp, çocukları Sincan’a gönderdiğine dikkat çeken Bek, aynı çocukların Sincan’da da “işkence ve kötü muamele” gördüğünü öne sürdü.

Pozantı’da sorumlu kamu görevleri hakkında herhangi bir cezai müeyyide uygulanmadığı görüşünü gündeme getiren Bek, “İnsan hakkı ihlallerinde sıklıkla olduğu gibi sorumlu kamu görevlileri yine cezasız kalmıştır. Cezaevlerinde bu tipten hak ihlallerinin önüne geçebilmek için cezasızlık kültürüne son verilmeli ve sorumlu kamu görevlileri cezalandırılmalıdır. Cezaevlerinde kamuoyuna yansıyandan daha fazla çocuk şiddete, taciz ve tecavüze maruz kalmaktadır. Zira çocuklar başlarına gelen bu olayları, ailelerine, yargıya ve kamuoyuna taşımaktan çekinmektedir. Çocukların cezaevlerindeki çığlığı yetkililer ve hükümet tarafından görülmemektedir." şeklinde konuştu.

Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına dair sözleşme, uluslararası sözleşmeler ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu uyarınca verilecek kararlarda çocuğun özgürlüğünün kısıtlanmasına son çare olarak başvurulması gerektiğine işaret eden Bek, suça karışan çocukların toplumdan izole edilerek cezalandırılması yerine eğitici ve onarıcı bir yaklaşım sergilenerek, topluma kazandırılmasını istedi. Bek,

Yaşadıkları hak ihlallerinin çocukların yaşamında kalıcı ve telafisi çok zor izler bıraktığını kaydeden Bek, "Hükümet, insan hakları savunucularının bu konudaki taleplerini dikkate alarak bu olayda ihmali ve kusuru bulunan kamu görevlilerini görevden almalı. Bu kişilerin yargılanıp cezalandırılmasını sağlamalı ve suçu her ne olursa olsun çocukların tutuklanması uygulamasına son verecek köklü yasal değişiklikler yapmalıdır.” diye konuştu. Açıklamada, İHD üyeleri, "İnsanlık onuru işkenceyi yenecek, çocuklara uzanan eller kırılsın" gibi sloganlar attı.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.