Aym Kararı Neden Gecikiyor?

Ana Muhalefet Partisi CHP 18.04.2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunarak 6528 sayılı kanunun ilgili birçok maddesinin yürütmesinin durdurulması ve iptali için dava açıyor. (TIKLAYINIZ) Aradan tam olarak altı ay geçmiş olmasına rağmen konu AYM’nin gündemine bir türlü giremiyor.

Aym Kararı Neden Gecikiyor?



Anayasa Mahkemesi neyi bekliyor?

Okul müdürleri toplu kıyıma uğruyor ve yerlerine ‘partili’ kişiler getirtiliyor!

Merkez şube müdürleri, il milli eğitim müdür yardımcıları ve ilçe milli eğitim müdürleri maddi manevi haksızlığa uğratılarak yine toplu olarak görevden alınıyor yerlerine fanatik partililer getiriliyor!

Dershaneler sırf bir kesimin ‘burnu sürtülsün’ diye tamamen siyasi bir amaçla kapatılıyor!

Yılların birikimi olan Bakanlık Müfettişleri muhtemel bir risk olmasınlar diye tasfiye ediliyor ve illere dağıtılıyor!

Bunun üzerine Ana Muhalefet Partisi CHP 18.04.2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunarak 6528 sayılı kanunun ilgili birçok maddesinin yürütmesinin durdurulması ve iptali için dava açıyor. (TIKLAYINIZ) Aradan tam olarak altı ay geçmiş olmasına rağmen konu AYM’nin gündemine bir türlü giremiyor.

Daha sonra dava edilen birçok husus (Örnek: HSYK, TİB gibi hususlar) kısa sürede sonuçlandı ama nedense 6528 sayılı kanunla ilgili dava bir türlü gündeme alınmıyor.

Konuları kısa kısa değerlendirirsek:

Eğitim Kurumu Yöneticileri

Yıllarca kurumsallaştırdığınız, sınavlar açtığınız ve birçok mevzuatla teslim ettiğiniz yöneticileri; ani bir kararla ve “Aslında düşündük de bu görevler asli görev değildir biz herkesi görevden alıyoruz.” diyerek görevden alırsanız ve tüm bu yöneticilikleri yok sayarsanız bu dünyanın her yerinde ve her türlü hukuki düzenlemede net bir şekilde –en azından- adaletsizliktir.

Efendim biz görevden alıyoruz alıyoruz mahkemeler iade ediyor, o yüzden tümünün kökünü kazımaya karar verdik.” gibi bir yaklaşımsa; örneğin Pasifikte henüz keşfedilmemiş adalardaki kabile yönetimlerinde, Amazonlardaki orman insanları arasında, hadi hadi Orta Afrika’nın kabilelerinde kabul görebilir ancak kendisine ‘hukuk devleti’ diyen bir ülkede bu asla kabul edilemez!

Eğitim Uzmanları

Bakanlık kararnamesiyle göreve getirdiğiniz merkez şube müdürleri, il milli eğitim müdür yardımcıları ve ilçe milli eğitim müdürlerinin tamamını bir kuyuya dolduruyorsunuz, üzerlerine benzin döküp ateşe veriyorsunuz! Binden fazla yöneticinin aynı anda görevden alınması olsa olsa eski Mao, Stalin; şimdi de Kim Jong-un rejimlerini anımsatan uygulamadır.

Bu insanların ne gibi kusurları görüldü? Haklarında inceleme soruşturma var mıdır? Görevden alınan yöneticilerin tamamına yakınının MEBBİS kayıtlarında –metrik olarak- ortalama 30 cm ödüllerinin olması neyle izah edilecektir? Hadi aktif görevde bu adil, tecrübeli, doğru bildiğini yapan, ilkeli kişilerin kalmasını istemediniz! Onu anlayabiliriz. Peki, bu insanların mali haklarını neden dondurdunuz? Bu insanlara bu hıncınız, kininiz, nefretiniz nedendir? Bundan sonraki adımınız bu 1100 kişiyi taş kırma kamplarına ya da kürek çekmeye göndermek mi?

Dershanelerin Kapatılması

Eğitimden anlayan (‘padişahım çok yaşa’cılık yaptığı için eyyamcı olanları ayırıyorum) herkesin net şekilde bildiği gerçek şu ki: Dershaneler KA-PA-TI-LA-MAZ! Olsa olsa dershaneler kapanır. Bu da şöyle olur: Ülkenin tüm okullarına kadrolu ve yeterli öğretmen gönderirsiniz, insanları gerçekten çalışma hayatına hazırlayan üniversiteleriniz nitel ve nicel anlamda güçlenir, mesleki eğitimi reel anlamda güçlendirip mezunlarının üretime katılması ve sanayinin güçlenmesi için sahaya sürersiniz, okullarınızda ‘takviye kursları’na ihtiyaç duyulmayacak eğitimi verirsiniz işte o zaman dershaneler sinek avlar. Nasıl ki ihtiyaç ortadan kalktığı için birçok meslek türü ve sektör doğal süreç içinde yok olmuştur, işin olur yolu budur.

Bu arada okullarda açılan ‘takviye kursları’na da değinmek gerekir.

Burada bir tiyatro oynanıyor, yöneticiler ya bilgisizlikten ya da korkudan Bakanlığın ‘eğitimin mutfağını bilmeyen’ üst yönetiminden gerçekleri gizleyerek aslında onlara kötülük yapıyorlar.

Bir kere bu kurslar yıllardan beri halk eğitim merkezleri marifetiyle okullarda verilmekteydi. Ancak gerçekten bu işin mutfağında olanlar bilirler ki o kurslar hiçbir zaman sağlıklı olmaz. Ücretsiz olduğu için başlangıçta yoğun olarak başlayan kurslar zamanla üç beş öğrenciye düşer. Bir de kursları ya kendi öğretmeni ya da ücretli öğretmen verir.

Üzülerek ifade etmek lazım ki iş ekstraya dökülürse beklenti artar. Dershanelerde bu işler çok farklıdır. Kapitalizmin en acı işlediği yerlerdir dershaneler. Yetersiz olarak kabul edilen bir öğretmen dershanede bir gün bile çalışamaz. Bilenler bilir bir grup öğrenci dershane müdürüne gidip ‘biz bu öğretmeni istemiyoruz.’ der demez o öğretmenin işi biter. İnsanlar ya akşam ya da hafta sonlarını ayırdığı bu eğitim faaliyetlerinde azami verim almak isterler. O yüzden de okulda zaten eğitim aldığı öğretmen öğrenciye hafta sonu verimli olamaz. Bu öğretmen için de zordur.

Ayrıca hani MEB yetkilileri bir zamanlar: “ Çocuklarımızın oyun oynamaya da ihtiyacı var, hafta sonu dershane yerine parklara gitmelerini istiyoruz.” diyorlardı. Ne oldu o iş?

Kısacası: dershanelerin kapatılması hem ‘hür teşebbüs’ü engellemek açısından hukuki hem de pedagojik açıdan mümkün değildir.

Bakanlık Müfettişlerinin Durumu

Mesleğe girerken çok özel elemelerden geçen ve MEB’in en ‘seçkin’ kesimi olan Bakanlık Müfettişlerini ‘sıradanlaştırmak’ aslında eğitim sistemine bir darbe niteliğindedir. Size bir örnek vereyim Bakanlık Müfettişliğinin ne olduğunu anlayın: Bakanlık Müfettiş yardımcılığı yazılı sınavını kazanan adayın evine yetkililerce gidilir ve aile yaşamı bile araştırılırdı. Var mı sorusu olan?

Oğuz AVŞAROĞLU
personelmebhaber.net


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.