AYM’nin dershaneler ile ilgili kararı !

Yüksek mahkeme verdiği kararlar ile bir döneme damgasını vurur. Siyaset, sivil toplum belirli konularda tıkanınca bütün demokrasilerde son sözü yüksek mahkeme söyler. Bu Avrupa’da da böyledir ABD’de de..

AYM’nin dershaneler ile ilgili kararı !



Türkiye’de bazı Anayasa Mahkemesi kararları bir dönemin ve o dönemle ilgili tartışmaların sembolik özeti gibidir. Bu kararlar her zaman “belirli bir kesimi mutlu diğerini mutsuz etse” bile ülke siyasi tarihinde köşe taşı hükmündedir.

Anayasa Mahkemesi, dershane kapatmayı Anayasa’ya aykırı bularak bir dönemi niteleyen önemli bir karar verdi.
 
İptal gerekçeleri
 
Hürriyet’in verdiği habere göre Yüksek Mahkeme iptal gerekçesi olarak Anayasa’nın 13, 42 ve 48. maddelerini gerekçe göstermiştir.

Özetle Yüksek Mahkeme, dershane kanununun Anayasa’nın temel özgürlükler ve teşebbüs hürriyetine aykırı olduğunu düşünmüştür.

Bu arada TBMM’den vatandaşın temel özgürlüğünü ve girişimini kısıtlayan böyle bir düzenlemenin geçebilmiş olması son derece üzüntü vericidir.

Bir kanunun temel özgürlüklere ve girişim hakkına uyumsuz olması herhangi bir hukuk devletinde ağır bir aykırılıktır. İnsanların temel özgürlüklerini kısıtlayamazsınız ve onların girişim haklarını elinden alamazsınız.

Ancak burada 13. maddeye vurguya da bakmak gerekiyor. Aslında Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Zühtü Arslan’ın akademisyen olarak 13. madde ile ilgili özel bir uzmanlığı var.

13. madde “temel hak ve özgürlüklerin” nasıl kısıtlanacağını belirleyen çok önemli bir maddedir. Maalesef uygulamada bu kısıtlama çok keyfi ve sıradan hale gelmiştir.

2002 yılında yazdığı önemli bir makalede Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, “Anayasa’nın 13. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından nasıl yorumlanacağı konusunda” şöyle yazmıştır: “Mahkemenin önünde iki seçenek vardır; ya demokratik toplum kavramını [...] mevcut Anayasa’nın sınırlayıcı çerçevesinde yorumlayacak ya da bu kavramı yerel sınırların ötesinde insan haklarına dayanan, hukuk devletini öne çıkaran hak eksenli bir yaklaşımla yorumlayacaktır. Anayasa Mahkemesi, varlık nedeni de dikkate alındığında daha özgürlükçü olan ikincisini benimsemelidir.”

(Makaleye şu adresten ulaşmak mümkün: http://www.anayasa.gov.tr/files/pdf/anayasa_yargisi/anyarg19/arslan.pdf )

2002 yılında, henüz bir yardımcı doçent olan Zühtü Arslan, mahkemenin evrensel ölçütlere göre yani “yerel sınırların ötesinde” yorumlar yapmasını talep etmektedir. Yani “ülkenin kendi iç politik gerekçeleri” ile temel haklar tabiri caiz ise “zırt pırt” sınırlanmamalı, bu konunda tutum evrensel gelişmiş demokrasilerde olduğu gibi olmalıdır.
 
Meselenin özü
 
Aslında Arslan’ın 2002’de altını çizdiği “ya sınırlayıcı yorum ya evrensel hak eksenli yorum” ayrımı Türkiye siyasetinin ve hukuksal tartışmaların özündeki sorunu oluşturur.

Kanunları “sınırlayıcı” olarak mı yorumlayacağız yoksa “hak merkezli evrensel ölçülere” göre mi yorumlayacağız?

Maalesef uygulamada Türkiye “güvenlikçi yorumlarla” temel özgürlükleri ve hakları kısıtlamayı tercih eder bir ülke yolundan gitmiştir. Tutuklu gazetecilerden akademik özgürlüklere kadar yaşadığımız pek çok sorun aslında hukukun “sınırlayıcı yorumundan” kaynaklanıyor.

Yorum hayati önemdedir. Kanunların sürekli değişmesine bile gerek yoktur. Evrensel yorumları bilen hakimler ve savcılar en köhne kanunları bile “hak eksenli” yorumlayabilir.

Yorum, kanunun dışında onu yorumlayan “hakim ve savcının algısı, niteliği” ile de ilgilidir. Dolayısıyla Türkiye’de yaşadığımız pek çok temel ve hak özgürlüğünün kısıtlanması, yok edilmesi sorunu bir açıdan yorum niteliksizliğinden kaynaklanıyor.
Halk dili ile söyleyelim: “Kaliteli hakim kaliteli yorum yapandır yani özgürlükçü yorum yapandır.”

Daha da açık yazalım: Kaliteli hakim ve savcı “önce devleti değil bireyin özgürlüğünü gözetmeliyim” diyendir.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.