Bakan Avcı: Eski Türkiye İle Yeni Türkiye Arasındaki Fark Çok Net

Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı, eski Türkiye ile yeni Türkiye arasındaki farkın çok net olduğuna işaret ederek üniversite sorunlarını artık ideolojik saplantılardan azade olarak konuştuklarını, bunun çok büyük bir zihinsel dönüşüm olduğunu söyledi.

Bakan Avcı: Eski Türkiye İle Yeni Türkiye Arasındaki Fark Çok Net



Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı, öğretim kurumları yöneticileri ile eğitim dünyasına yön veren karar vericileri bir araya getirmeyi amaçlayan EDU SUMMIT 2. Eğitim Zirvesi’nde konuştu.
 
“Eski Türkiye’nin sicili çok parlak değil”
Programda belirlenen gündem maddelerinden ötürü toplantıyı düzenleyen Vakıf Üniversiteleri Birliği’ne teşekkür ederek konuşmasına başlayan Bakan Avcı, “Gündem maddelerine baktığımda doğrusu, eski Türkiye ile yeni Türkiye arasındaki farkı çok net bir biçimde gördüm. Biz bu üniversite konularını eskiden böyle tartışmıyorduk. Eskiden derken, çok eskiye giderek düşünmüyorum.  Çok eskiye gidersek doğrusu, ulusal sicilimizin çok parlak olmadığını hepimiz biliyoruz. 1933 üniversite reformunun, darülfünunun nasıl lağvedilip üniversitelerin nasıl kurulduğunu, o dönemde yayımlanan Kadro Dergisi’ne baktığınızda görüyorsunuz. Kadro Dergisi’nde Burhan Belge, darülfünunun neden lağvedildiğini anlatırken diyor ki, ‘memlekette muazzam inkılâplar yapılırken bunlara bigâne kalan darülfünunun artık ömrünü tamamladığı anlaşılmıştır’” dedi. 
Bakan Avcı konuşmasının devamında şunları söyledi: “1960 yılında da Beyazıt Meydanı’nda kimlerin kışkırtıcılık yaptığını, daha sonra Millî Birlik Komitesi’nin daveti üzerine Ankara’ya gelen, tırnak içerisinde hukuk profesörlerinin darbecilerle neler konuştuğunu rahmetli Dündar Taşer kitabında çok güzel özetliyor. Millî Birlik Komitesi temsilcisi olarak, yeni bir anayasa hazırlamak üzere davet edilmiş olan üniversite hocalarını karşılamak üzere havaalanına giden Dündar Taşer’e, uçaktan inen anayasa profesörünün sorduğu ilk soru, nasıl bir anayasa emrediyorsunuz sorusu olmuştur.”
Yakın tarihte 1980’de İhsan Doğramacı’nın üniversitelere biçim verişi sürecinde üniversitelerin takındıkları tavırları eleştiren Bakan Avcı, “Ben de o dönemde genç bir asistandım, hatırlıyorum. 28 Şubat sürecinde verilen brifinglerde rektörlerin söylediklerini de hatırlıyorum” ifadelerini kullandı.
Başbakan danışmanı iken 2004 yılında Üniversitelerarası Kurul’la yapılan toplantıları hatırlatan Bakan Avcı, “Yeni bir üniversite düzeni kurmak üzere yapılan toplantılarda, bize ne söylediklerini ben kendim hatırlıyorum. Ama sonra bizim toplantılardan çıktıktan sonra Kara Kuvvetleri Karargâhı’nda neler konuştuklarını, daha sonra yayımlanan hatıralarda okuyoruz” şeklinde konuştu.
 
Büyük zihinsel dönüşüm
Geçmişi fazla karıştırmadan önümüze bakmakta yarar olduğunu ifade eden Bakan Avcı sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdi burada konuştuklarımızın, konuşacaklarımızın bunlarla hiçbir ilgisi yok.
Bu, çok büyük bir zihinsel dönüşümün işaretidir. Artık üniversiteyi konuşuyoruz. Artık eğitimi konuşuyoruz. Ve her türlü ideolojik saplantıdan azade olarak konuşuyoruz. Şüphesiz eğitim ideolojiden büsbütün soyutlanamaz,  Althusser’den beri biliyoruz, ama en azından hangi düzeyde konuşacağımızı da bu toplantı bize gösteriyor.”
Bakan Avcı, “Programdaki konuları belirleyip gündeme getiren Vakıf Üniversiteleri Birliği’ne, bu konularda yol gösterici çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşlarına, vakıf ve devlet üniversitelerine, YÖK’e teşekkür ediyorum. İnşallah önümüzdeki dönemde burada dile getirilen sorunları hep birlikte nasıl çözebiliriz, çözemediğimizi nasıl hafifletebiliriz, bunları da yine birlikte konuşacağız” diyerek sözlerini tamamladı. 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.