Bakan Avcı'ya Sorumluluğu Üstlenme Çağrısı

Özgür Eğitim-Sen: MEB BAKANINI SORUMLULUĞUNU ÜSTLENMEYE ÇAĞIRIYORUZ

Bakan Avcı'ya Sorumluluğu Üstlenme Çağrısı



Çalkantılı bir siyasal sürecin içerisinde yol alıyoruz. Gezi Parkı olayları, 17-25 Aralık darbe girişimleri, 30 Mart ve 10 Ağustos seçimleri ile gerilim dozajı yüksek bir atmosferi yaşıyoruz. Bütün bu süreçlerin içerisinde Türkiye'nin kronik sorun alanlarından birisi olan eğitim sistemindeki çarpıklıkları yüksek sesle tartışma fırsatını bulamadık.
Özellikle son süreçte yaşanan MEB'deki uygulamaları kamuoyunun dikkatine sunmakta ve bu vesileyle kurulacak yeni hükümetin acil eylem planlarından birisinin altını çizmekte fayda var. Özellikle Ak Parti Başkanı ve Başbakan adayı olarak açıklanan Davutoğlu'nun konuşmasında yaptığı “Ak Parti, asırların derinliklerinden gelen ve kıyamete kadar devam edecek adalet ve hak mücadelesinin adıdır” açıklamasının ardından Milli Eğitim'de yaşanan çarpıklıkları hem hükümete hem de kamuoyunun dikkatlerine sunmak kaçınılmaz bir sorumluluktur.
Bilindiği gibi MEB sistemi içerisinde yıllardır devam ede gelen tartışmalardan birisi, sistem içerisindeki kayırmacılıktır. Siyasi iktidarlarla birlikte tüm sistemin rant alanına çevrilmesini yaşamaktayız. Bu sorunu gidermeye dönük arayışlar neticesinde merkezi sınavlar üzerinden nispeten adil denilebilecek bir sistem yakalanmış görünmekteydi. Ancak son yapılan düzenlemelerle merkezi sınavın kaldırılması ve “performans”a dayalı atamaların yapılması düzenlemesi ile hak ve adalet ilkeleri ayaklar altına alınmış, sistem belirli kesimlerin alenen kayırılması noktasına getirilmiştir. Performans ölçümünde okul bileşenlerine verilen yüzde 30-35'lik dilimin gerçeklikte hiçbir anlamının olmadığı tersine bütün yetkinin İl-İlçe Müdürlüklerine verilerek keyfi bir alanın sonuna kadar açılması olmuştur. Merkezi bir sınavın olmadığı, liyakat, ehliyet, eşitlik, adalet gibi temel ilkelerin askıya alınarak “ahbap-çavuş”, “bizim oğlan” ilkelerinin temel belirleyici ilke olarak ön plana çıktığını görmezden gelmek, sessizce geçiştirmek mümkün değildir.
Sistemin belirli alanlarında amansız bir mücadele verilirken ön plana alınan hak, adalet ve özgürlük ilkeleri özellikle personel yönetimi sürecinde by-pass edilecekse o zaman verilen mücadelenin özü itibariyle bir rant sağlama mücadelesine dönüşeceği söylenmelidir. Bütün bu süreçlerin yönetiminde MEB'in tepkisiz, duyarsız, her türlü kayırmacılığı olurlayan tutumu MEB camiasını derinden yaralamaktadır. Diğer taraftan tüm bu süreçlerin göbeğinde yetkili sendikanın olması ayrıca not edilmelidir. Sendikacılığın sistemin yapısal dönüşümü, çalışanlarının hak ve beklentilerinin savunulması, mali ve özlük haklarının karşılanması noktasında amansız bir mücadele vizyonu içerisinde olması gerekirken verili sistemi kendi yandaşlarına kariyer basamağı olarak değerlendirmesi ne sendikacılıkla, ne insanlıkla, ne adaletle ne hakkaniyetle ne ilkelilikle bağdaşır bir durumdur. Bütün bir mücadelenin “sistemi kendi yandaşlarına açmak” için veren bir yapının ne kendisine ne hükümete ne de bu ülkeye bir katkısının olmayacağı herkesçe bilinmelidir.
Bu ülkenin temel problemi kimden ve nerden gelirse gelsin ilkesizliktir. Sessizce gerçekleştirilen ve onanan talan, yağma ve kayırmacılık ile mevki ve makama kavuşanlar esas itibariyle Türkiye toplumunun adalet ve ahlak taleplerini hedef almaktadırlar. Etkili, yetkili, vicdanı kararmamış tüm ilgililer, yaşanan bu vahşete el atmak durumundadırlar. Tel tel dökülen bir sistemi bu medeniyetin, toplumun, kültürün kök değerlerini, çoğulcu yapısını dikkate alarak elden geçirmek dururken hükümet ve sendikanın ittifakı ile kayırmacılığa sürüklenmesi aklın ve vicdanın kabul edeceği bir şey değildir. Bütün hak ve adalet ilkelerinin çiğnenmesinin faturası ağır olacaktır. Sendikal mücadelenin uzun erimli vizyonuna, ilke temelli mücadeleye katkı beklerken kontrolden çıkmış kariyer tutkusunun öncülük ettiği sendika, maalesef kabarmış arzuların kışkırtıldığı çıkar yuvasına dönmüştür. Sendikal mücadele hak ve adalet arayışı değil kişisel ikbal mücadelesine dönmüştür.
Türkiye'nin her tarafında açıklanmaya başlanan yönetici atama sonuçları hükümet ve yetkili sendika için tarihin karanlık sayfalarında yer alacak yüz kızartıcı sonuçlardır. Sadece bir tanesini kamuoyunun dikkatine sunarak yaşanan rezaletin boyutlarını görmemiz mümkün olur.
Batman'da açıklanan yönetici atama sonuçlarına göre şu an 100 üzerinden 100 alarak büyük bir başarı gösteren şahıs İl Milli Eğitim Müdürü'nün mevcut Özel Kalem Müdürüdür. Aynı şekilde İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün İnsan Kaynakları'na bakan Müdürü de - ki kendisi diğer tüm yöneticilerin atamasını yapan birimin başındadır aynı zamanda- 100 üzerinden 99 almıştır. Yine bu İl Müdürlüğü'nde ki başka Şube Müdürleri de Türkiye çapında dereceye girebilecek sonuçlar almışlardır. Türkiye'deki tüm özel ve kamu okullarının girdiği bir yarışmada örneğin “biyoloji laboratuarı” alanında Türkiye birinciliği alan bir Okulun Müdürü 59 puan alarak yöneticilik vasfını kaybetmiştir. Performans'a dayalı olarak adaylara puan veren İl Milli Eğitimdeki tüm bileşenlerin Eğitim Bir-Sen ya da Memur-Sen'li olmasını da bir kenara not etmemiz lazım. Şimdi bu ilimizdeki örneğin Türkiye birinciliği olan yöneticisi 59 alarak elendiği süreçte, ataması yeniden yapılan ve özellikle rekor puanlarla ataması yapılan Özel Kalem, İnsan Kaynakları ve Şube Müdürlerinin hangi ulusal ve uluslararası başarı üzerinden atandıklarını tüm kamuoyu merak etmektedir.
Özgür Eğitim-Sen olarak yaşanan bu rezaletin bir an önce giderilmesi için ilgilileri göreve çağırıyoruz. Kıyamete kadar sürecek bir hak ve adalet mücadelesi bu ilkesizliğin altından nasıl kalkacaktır? MEB Bakanını sistemin birilerinin, belirli bir kesimin arpalığı olmaktan çıkartarak liyakat, ehliyet, eşitlik ve adalet ilkelerinin gözetildiği bir yapıya büründürmesi noktasında sorumluluğunu üstlenmeye çağırıyoruz.
 
ÖZGÜR EĞİTİM-SEN YÖNETİM KURULU

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.