“beğenmiyorsan Özel Okula Git”..

Ayşe 5 yaşında. İstanbul Avrupa yakasında Haliç’e yakın bir devlet ilkokulunun anasınıfında. Okulun fiziki yapısı müthiş. Aile çocuğunu oraya yazdırmak için çok çaba harcıyor. Ancak, Ayşe’nin okula başlama süreci sancılı geçiyor. Ama sonunda alışıyor. Önce bir öğretmen geliyor, hamileliği nedeniyle ayrılıyor. Başka bir öğretmen başlıyor, onun görevi de uzun sürmüyor, ayrılıyor. İkinci dönem yeni bir öğretmen başlıyor.

“beğenmiyorsan Özel Okula Git”..



 Okula pek de alışamayan Ayşe, sık sık okula gitmek istemediğini söyleyerek bahaneler yaratıyor. Ancak, anne baba kararlı. Sonunda Ayşe bu kadar öğretmen değişiminin ardından okula alışıyor. Bir süre sonra da annesine bu son öğretmeninden korktuğunu dillendirmeye başlıyor. Anne önce inanmıyor, sınıfındaki diğer çocukların anneleriyle konuştuğunda onların da aynı duyguları yaşadığını görüyor. Öğretmen sürekli, “yaramazlık yaparsanız tokat geliyor”, “Beni bağırttığınız için hasta oluyorum”, “Sizi döverim” gibi sözlerle çocukları sık sık tehdit ediyor. Belli ki sınıf yönetimi konusunda başarısız olunca çareyi bağırmakta buluyor. 

Ve yeni öğretmenin verdiği cezalar sınıfın korkulu rüyası haline geliyor. Çünkü, yaramazlık yapanların cezaları gittikçe artmaya başlıyor. Sınıfta izin almadan konuşan, hareket eden kendini koridorda buluyor. Cezası tek başına koridorda beklemek. Ya da konuşan bir kişi yüzünden ceza alan sınıf oyun parkında oynatılmıyor. Teneffüste kim bu yüzden sınıfa ceza verdirmişse bütün arkadaşları o haylaz! çocuğa küsüyor.  
Çocukların bir kısmı okulda yaşadıkları bu sıkıntılı anları aileleriyle paylaşıyor, bir kısmı korkudan söyleyemiyor. Ayşe de eğer o gün ceza almamışsa, “Anne bugün öğretmenim bana hiç bağırmadı, çok mutuluyum” diye gelebiliyor. “Sizin yüzünüzden hasta oluyorum, bağırmaktan boğazım ağrıyor” diyen öğretmen gelmediği zaman çocuklar hem seviniyor, hem de kendileri yüzünden hasta olduklarını düşündükleri öğretmenleri karşısında suçluluk duyuyorlar.

Durumu öğretmene anlatan velilere öğretmenin tepkisi, “Beğenmiyorsanız, özel okula götürün, sizin çocuklarınıza bakamam. Benimle iyi olan velinin çocuğuna iyi davranırım” diyor. Okul yönetimi de duruma pek müdahale etmiyor veliler de “aman çocuğumuza takmasın” duygusuyla şikayetten korkuyor.
Bir yandan okul öncesi eğitimi yaygınlaştırmaya çalışırken böyle kötü örneklerle karşılaşan Ayşe gibi çocuklar okuldan da, eğitimden de soğuyor.
Çok nadir de olsa böyle kötü örnekler var. Çocuklara okulu sevdiren, onlar dışında aileleri de eğiten, zor şartlarda görev yapan öğretmenleri hatırlatmakta da yarar var. Ama tek bir çocuk da olsa öğretmen hatası yüzünden eğitim yolculuğunun başında onu okuldan uzaklaştırıyorsa onu da deşifre etmekte yarar var. Çocuk sevmeyen, bu mesleğin pedagojik yönlerini bilmeyen, çocuklara tahammül edemeyen varsın o sınıfa girmesin, gitsin başka bir iş yapsın. Veliden önce, meslektaşları önce onu dışlasın, o çocuklara sahip çıksın. Bu okulu ve öğretmenin adını şimdilik yazmıyorum. Bir kişinin hatası yüzünden ne okulu, ne de diğer meslektaşlarını zor durumda bırakmak istemiyorum. Ama, olayın takipçisiyim. Gelişmelerden sizi haberdar edeceğim. 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.