Cami kapatan vali ve MEB'i çökerten müsteşar

Cami kapatan vali ve MEB'i çökerten müsteşar

Cami kapatan vali ve MEB'i çökerten müsteşar



Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Kütahya'da cuma namazına gidiyor. Çıkışta gurbetçi bir vatandaş: “Sayın bakanım, Kütahya'da 36 yıllık camiyi neden kapattınız?” diyor.  Bakan cevap vermeden orada bulunan vali atlıyor: “Kapatılan camide İsrail uşaklığı öğretiliyor, ben kapattım. Ona söyleyin. Hainlerin tüm müesseselerini kapatacağım” diyor.

Bunu diyen bir vali. Yani internet trolü değil. Muhtemelen Saray'a yaranmak için böyle konuşuyor ama kaş yaparken göz çıkarıyor. Nasıl mı?

SARAY VALİSİNE BİRKAÇ HATIRLATMA

1- Sayın vali, bir kere bu kaçak-maçak işlerine bulaşma! Gözüne girmeye uğraştığın zevatın kaçak olmayan hiçbir mülkü yok. Abartmıyorum, hem malları hem de mülkleri kaçak. Urla'dan Çatalca'ya... Oradan Saray'a. Hepsinin kaçaklığı  Danıştay'dan tescilli. Sözünü acil geri al. Bülent Arınç, Melik Gökçek'in Ankara'daki kaçak işlerini 8 Haziran'da anlatacaktı. Bir anda fren yaptı. Sen de acil fren yap. Sonra bu ‘kaçak cami' nereyi akla getiriyor, biliyor musun? Direkt Saray'daki Beştepe Camisi'ni. Çünkü Danıştay hem oranın hem de yanına iliştirildiği trilyonluk Saray'ın kaçaklığını geçenlerde yine tescil etti. Ağzına ‘Beştepe biberi' sürülmeden ‘yolsuzluk, hırsızlık, kaçak ve rüşvet' kelimelerini unut.

Cami kapatmaya gelince... Sana bir şey demeye gerek yok. Cami ve Kur'an kursu kapatan adamı Allah çarpar. Şimdiden sonra senden uzak olan Allah'a yakın olur. Tokatlılar senden kurtulunca kurban kesmişti. Kayserililer 9 ay zor sabretti. Onları da Abdullah Gül kurtardı. Allah şimdi Kütahyalılara merhamet etsin. Tez zamanda Ankara'ya terfi edesin!

2- Daha vahimi “İsrail uşaklığı” lafı kullanman. (Bu sözdeki antisemitizm ve ırkçılık başka bir konu.) Biz bu sözüne rahatça amin diyoruz. “Ona söyleyin.” diyerek ima ettiğin Fethullah Gülen Hocaefendi “Eğer birinin, benim gibilerin bu türlü iştirakler (İsrail, Mossad...) içinde zerre kadar hissesi varsa, Allah bin defa kahretsin. Yoksa.. öyle diyenler…” demişti. Ama peşlerinden seğirttiğin zevat buna “amin” diyememişti. Camideki gurbetçi vatandaş da o rahatlıkta. Valinin hezeyanını duyunca kıbleye dönerek, “Kim İsrail uşağıysa Allah onun belasını versin.” diyor.

 Ama sen yanlış ata oynamışsın. Nedenine gelince...

Bir kere sen devletin değil Erdoğan'ın valisisin. ‘İsrail' derken dikkatli konuş. Sevgili yeğenlerin Bilal ve Burak onlarca gemiyle her hafta İsrail'e mal taşıyor. Petrol sevkiyatı yapıyor.

AKP iktidarı taa Gazze bombalamaları zamanından beri İsrail savaş uçaklarına benzin satıyor.

Sonra bak uluslararası mahkeme, Mavi Marmara'nın soruşturulmasını istedi ama seninkiler alelacele önlem alıp kırmızı bülten çıkarılmasını engelledi. İsrailli komutanlar ve askerleri hakkında yakalama kararı veren ve kırmızı bülten çıkarılmasını isteyen hakim derhal görevden alındı.

Geçen ay gizlice AKP'lilerle İsrailli yetkililer arasında İtalya'nın başkenti Roma'da mutabakat görüşmeleri yapıldı.

Erdoğan, Soma'da bir vatandaşa ‘Niye kaçıyorsun ulan İsrail dölü?' demişti. Sonra rivayet o ki o bile el altından özür dilemiş!

Ey vali, sen bunlardan hâlâ ders almıyorsun! İsrail uşağı derken sağına soluna iyi bak. Baltayı taşa vurma.

MEB'İN AĞZI BOZUK MÜSTEŞARI

Yusuf Tekin MEB müsteşarı ama kariyerinde eğitim yok. Ne kadar okuduysa Kamu Yönetimi okumuş. Paraşütle Spor Bakanlığı'na oradan da malum tavassutla MEB tecrübesi sıfırken MEB'e müsteşar olmuş. Aslında Bakan Nabi Avcı'nın iki paraleli var. Biri il-ilçe milli eğitm müdürleriyle periyodik toplantılar yapan Bilal Erdoğan, diğeri de fiilî olarak Yusuf Tekin isimli bu zat.

Paralelle mücadele ediyorum diye 2 yıldır MEB'i enkaza çevirdi. Hikayesi uzun. ‘Elif'ten başlasan ‘Ye'ye varamazsın. Hani derler ya “Hem dersini bilmiyor hem de şişman herkesten!” Cumhuriyet tarihi boyunca hiçbir Millli Eğitim bakanı bu kadar skandala konu olmamıştı. Vukuatsız tek sınav yok. Okul yerleştirmeler felaket. Tam bir züccaciye mağazasına dalan fil misali. Liselerde eğitim göçmüş. LGS'de matematik ortalaması 3.5, fizik ortalaması 2'ye düşmüş. 60 kişilik sınıflar... Taşrada tezekle ısıtılan okullar, yüz binlerce okulsuz Suriyeli mülteci... Yüz öğrenciden 45'i sigara, 32'si alkol, 9'u uyuşturucu kullanır hale gelmiş. Ama rehberlikten sorumlu müsteşar ve ekibi hırsızlıklar deşifre olan kadar “Fevkalade başarılı, ahlak ve terbiye timsali öğrenciler yetişiyor” dedikleri okul ve dershanelere savaş açmış. Şimdi yıkılmaz sandığı Saray'a sırtını dayamış edepsizce konuşuyor, ‘Amerika'daki teröristbaşı' falan diyor.

TERÖRİSTBAŞI KİME DENİR?

Hırsızların Bodrum'da sefa sürdüğü ama onları yakalayanların Silivri'de hapis yattığı bir ülkedeyiz. Toplumun en barışçı kesimine terörist denmesi bu yüzden belki de normal!

Müsteşarın savaş açtığı okul ve dershanelerden mezun olup değil terörist olmak henüz adi bir suça bile bulaşanını duymadım. Bunun böyle olduğunu açıktan söyleyemeyenler de dahil herkes bilir.

Ama ‘terörist ve terörstbaşı' şunları yapanlara tam yakışıyor:

-40 bini personel ve 60 bin öğretmeni ‘cadı avıyla' işsiz bırakıp milyonları mağdur edenlere,

-Liselerde eğitim dibe vurmuşken ülkenin en başarılı okullarına baskın üstüne baskın yapıp müfettiş gönderenlere,

-Afrika'daki Boko Haram gibi çekirge sürüsü halinde eğitim kurumlarına saldıranlara,

-Ülkenin en üst mahkemesini yani Anayasa Mahkemesi'ni tanımayanlara,

-Yasaları çiğneyip yönetmeliklerle eğitim kurumlarına kumpas hazırlayanlara...

Evet bunları yapanlara ‘teröristlik', yapılmasını talimat verene de ‘teröristbaşılık' tam yakışıyor. Kem söz sahibine aittir.

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.