Ebs: Biz İktidardayız,sizin Sazınız Çalmaz!

Geçenlerde Müdürlere skandal bir mektup yazan EBS’li bir sendika başkanı yazdığımız “TÜYLERİ DİKEN DİKEN EDEN MEKTUP!” makalesi üzerine hatasını anlamış ve kendisini savunmaya çalışmış.

Ebs: Biz İktidardayız,sizin Sazınız Çalmaz!



PERSONELMEBHABER.NET/ÖZEL HABER

Geçenlerde Müdürlere skandal bir mektup yazan EBS’li bir sendika başkanı yazdığımız “TÜYLERİ DİKEN DİKEN EDEN MEKTUP!” makalesi üzerine hatasını anlamış ve kendisini savunmaya çalışmış. Doğrusu biraz da eğlence olsun diye bu tartışmayı sürdürmeyi tercih ediyorum. Yavuz, bir prototiptir. Bu şahsın davranışlarına bakarak EBS’li yöneticilerin ortalama davranış biçimlerini analiz etme şansı yakalayabiliriz.

Yavuz’un “MÜDÜRLERE MEKTUP RAHATSIZ ETMİŞ” yazısını analiz edelim:

En başta şunu belirteyim ki Yavuz, Türkçe’ye hâkim değil. Sırf tartıştığı kişiye hakaret etmiş olmak için rastgele seçilmiş kelimeler oldukça iğreti durmuş. Ne demek ‘midesi geniş’? Bizim kültürümüzde ‘midesi geniş’ ahlaki olarak sınırları geniş ve kıskançlık duygusu zayıf kişiler için kullanılır. Yavuz’un hiç tanımadığı birine hele hele de hiç konu açılmamışken böyle adice bir hakarette bulunmayacağı ümidinden hareketle onun Türkçe’nin inceliklerine hâkim olmadığı sonucu çıkarıyorum.

Salya sümük saldırma’ yerine aslında ‘salyalarını akıtarak saldırma’ demek istemiş ve aynı şekilde Türkçe’ye hakim olmamamın sıkıntısını yaşamış.

Her neyse,

Ancak madem polemiğe girdik, şunu belirtmek benim hakkım: Dilin sosyolojisini, etimolojisini, semantiğini, fonetiğini bilmemek suç değil. Ancak bu konuda yetkin olmayan kişilerin de yazmamaları, daha çok okumaları konusunda beklenti içinde olmak da bizim hakkımızdır.

Savcılardan da medet umduğuna göre işimiz kolay olacak” cümlesini analiz etmek biraz zorlayacak sanırım. Hukuk devletlerinde birinin suç işlediği kanısında olan biri başka ne beklentisi içinde olabilir ki? Mesela Yavuz, benim suç işlediğim kanaatinde olsaydı arkadaşlarını toplayıp ‘çıkışta bekle’ mi diyecekti?

Burada kastedilen ‘maklube’yle de ilişkilendirerek 17-25 Aralık savcılarıysa çok tehlikeli bir yaklaşımdır bu! Bu üslup “Bize savcı da hukuk da işlemez kardeşim, arkamızı ‘büyüğümüze’ dayamışız”a kadar gider ve sanırım gidiyor!

Yavuz; son derece sığ, yoz, kaba, alt yapısız bir klişeye sığınmış: “Ezilen, itilen, kakılan, horlanan, fakir ama gururlu Anadolu çocukları

Bu arabesk bakış doğrusu müşteri de topluyor. Son derece suiistimale açık ve taraftar bulma noktasında dişi bir konu.

Bu saçma bakışı deşmek yerine gerçekte olanı ifade etmek istiyorum: Özellikle 17-25 Aralık sonrasında normal durumdan çıkıldı ve fiilen bir savaş hukuku işlemeye başladı. Ortalık toz duman halini aldı. MEB özelinde 12 yıllık tüm mevzuat birikimi el tersiyle itildi ve daha ‘sadık’ ve ‘demir leblebi’ kadrolar seçilmek istendi. Burada Eğitim Bir Sen devreye girdi ve darı ambarına düşmüş gibi çığlık çığlığa sağa sola saldırdılar. EBS’liler ‘biz talancıyız’, ‘biz fırsatçıyız’, ‘biz çeteyiz’ diyemeyeceklerine göre kendilerinin bile kendilerine inanmaya zorladıkları bir takım usturuplu cümleler kurdular: ‘Bu bir dava’, ‘Anadolu çocukları’ falan… Geçiniz efendiler, siz bizi aptal mı sanıyorsunuz?

Ne demek Anadolu çocuğu? İnsanın nabzını yükseltmeyin. Senin gibi düşünmeyen herkes gayr-i Müslim mi? Senin gibi olmayanlar senin hayal bile edemeyeceğin kadar bu ülkenin toprağına, bayrağına, kilimine, diline, yaşmağına, yemenisine, çorabındaki motifine, Kur’an’ına, ezanına, Peygamberine, Allah’ına kurban ve âşıktır.

Bak ey adam! Bazı şeylerle oynamayın! Din, bayrak bu ülkenin ortak değerleridir. Yüce dinimizi özgür bırakın. Siz her alanda dinimizi sömürünce ne oluyor biliyor musunuz? Aklına din gelen ortalama bir insanımızın aklına aynı zamanda; kin, nefret, adam kayırma, fitne, ayak kaydırma, sinsilik, dedikodu gibi pis şeyler de geliyor ki bunun dinimize verdiği zarara Ebu Cehil bile imrenirdi!

Daha önceki müdür atamaları nasıldı? Cümlesiyle başlayan savunması akıl alır gibi değil. 1999’da başlayan ve son derece düzenli şekilde adaletle yürütülürken geçen yıl sekteye uğrayan yönetici atama sisteminin neresini eleştirmiş, ne demek istemiş ben anlamadım.

Zamanı geldiğinde arkadaşlarımız o koltukları onurlarıyla devredeceklerdir. Yeter ki siz fikrinizi iktidar yapacak kadar çalışın ve artık bilin ki her daim sizin sazınızın çaldığı dönemler çok gerilerde kaldı.

Aman Allah’ım ne kadar hastalıklı bir bakış açısı. Siyaset nedir, memur nedir, hükümet nedir, adalet nedir? Devlet memurluğu nedir? En temel kavramları bile bilmeyen bir bakış açısı. Memurlar kendi işlerini bırakıp destekledikleri parti iktidara gelsin diye mi çalışacaklar? Yavuz, sen parti çalışmaları için il il, ilçe ilçe dolaşıyor musun? Bir de bu cümlede “Ya bizim devrimiz biterse” korkusu gizlenmiş.

Son bir değerlendirme: Şahıs, herhangi bir fikri derinliğe sahip olmadığı halde sırf sloganla süslenmiş bir tarafgirlik sayesinde sendika başkanlığı yapıyor. Arkasını siyasete dayamış ve pervasızca ‘karşı tarafa’ saldırıyor.

Ama ne derse desin son yazısında ciddi bir korku, suçluluk psikolojisi ve biraz da aşağılık kompleksi öne çıkmış.

Fatih KUL
personelmebhaber.net

İşte Talat Yavuz'un yazısı:

"MÜDÜRLERE MEKTUP RAHATSIZ ETMİŞ

Yeni atanan okul müdürlerine hitaben yazdığım mektup birilerini rahatsız etmiş. Kendi görüşlerini yazacak cesareti olmayan bir vatandaş, benim bazı cümlelerimi alarak içindeki kinini kusmuş. Boyundan büyük işlere kalkışan bu zavallı, fikir olarak yetersiz kalınca da savcıları göreve çağırmış. Benim üslubumu eleştirirken, cevap yazdığım ilk mektuptaki; müdürleri küçük düşüren, aşağılayan ve tehdit eden ifadelerden hiç rahatsızlık duymamış. Benim mektubumla tüyleri diken diken olan midesi geniş bu arkadaş, galiba “Sevgili müdürcüğüm…” ifadesinden çok haz duymuş. Daha önce yaptığı gibi salya sümük bana saldırma kolaylığını tercih etmiş.

Kim olduğunu bilmediğim bu arkadaşın yazısından, maklubenin bileşenlerini en ince ayrıntısına kadar bildiği anlaşılıyor. Savcılardan da medet umduğuna göre işimiz kolay olacak. Yıllarca başınızı kuma gömerek arkamıza saklandınız, şimdi çıkmış, “ayrımcı, bölücü, kinci ve kamplaştırıcı” diye bize saldırıyorsunuz. Siz önce kimin kapısında durup kime saldıracağınıza bir karar verin de bilelim.

Şimdi biraz daha açık yazayım da beldi anlayabilir. Ülkemiz, korkular üzerine kurulmuş sistemden kurtuluyor. Devletten uzak tutulmak için üzerinde her türlü oyun oynanmış Anadolu çocukları, bütün engelleri aşarak ülkesinin geleceğine sahip çıkıyor. Birilerinin bir zamanlar bir şekilde elde ettikleri avantajlarını değil kaybetmek, şartların rakipleri ile eşitlenmesine bile tahammülleri yok. Çıkardığınız kavgada, yüreğiniz yetmediğinde bazı hamaset nutuklarıyla bizi yanınıza çekemeyeceksiniz.

Okullara yönetici atamada benim daha önce neler yazdığımı, nerede durduğumu herkes bilir. Son bir yıl içinde yapılanlar doğrudur, yanlıştır, buna kim sebep olmuştur, bundan sonra neler olacak, bunlar tartışmaya devam edeceğiz. Benim isyanım sergilenen ikiyüzlülüğedir.  Atanan yeni müdürleri değersizleştirenlere ve bu koroya ayak uyduranlara soruyorum: Daha önce atamalar nasıl yapılıyordu? O zaman nerelerdeydiniz? Bugün atanan müdürler uzaydan mı geldi? Daha önce çok objektif atamalar yapılıyorduysa, 1999 yılında girdiği sınavda Türkiye derecesi yapan arkadaşım Yozgatlı Uğurlu hoca, o dönem neden başvuru bile yapamadı? 2002 den 2013’e kadar herkese eşit davranmaya çalışan bir bakanlığı bu noktaya kim getirdi? Geçen yıl okullarda hiçbir olay yaşanmadı, bazı müdürlerin bunda hiç katkısı yok diyenler, siz uzayda mı yaşıyorsunuz? İşinize gelince her şey çok güzel değil mi?

Biz işimizi yapıyoruz beyler. Bu ülkenin bütün okullarını yönetecek kadromuz vardır. Daha önce hiç idarecimiz yokken de biz sendikacılık yapıyorduk. Boşuna höykürmeyin, zamanı geldiğinde arkadaşlarımız o koltukları onurlarıyla devredeceklerdir. Yeter ki siz fikrinizi iktidar yapacak kadar çalışın ve artık bilin ki her daim sizin sazınızın çaldığı dönemler çok gerilerde kaldı.   

Kime batarsa batsın ben yeni müdürlere; “Ülkesi ve vatanı için güzel düşler kuran herkesi kucaklayarak yol alacaksın. Milletimizin değerlerine sahip çıkacaksın. Çalışkan ve adil olacaksın. Korkulardan beslenenler bile senin adaletine sığınacak ve sana güvenecek. Dürüstlüğünden ödün vermeyeceksin. Kendi milletinin değerlerine inanmış, özgün düşünen ve özgüveni gelişmiş nesiller yetişmesi için gece gündüz çalışacaksın. Makamdan güç almayacak, koltuğa yapışmayacaksın. Koltuğu emanet bilecek ve hakkını vereceksin.” demeye devam edeceğim.

Talat YAVUZ

Eğitim Bir Sen İstanbul 4 No’lu Şube Başkanı"



İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.