Ebs'li Başkan Alay Mı Ediyor?

Eğitim Bir Sen İstanbul 3 Nolu Şube Başkanı Erol Ermiş bir yazı kaleme almış...

Ebs'li Başkan Alay Mı Ediyor?



Eğitim Bir Sen İstanbul 3 Nolu Şube Başkanı Erol Ermiş bir yazı kaleme almış ve o yazıyı birazdan sizinle paylaşacağım. Yazıyı okumaya başlayınca önce şaşırıyorsunuz ve üç beş cümleden sonra önce alt dudağınızın sağ kenarı hafifçe aşağı iniyor, sonra engelleyemediğiniz bir gülme haline sinir ve kızgınlık karışıyor.

Ermiş Bey, sen dalga mı geçiyorsun arkadaş eğitim camiasıyla? Bu yazıyı yazmaya utanmıyor musun? Bu derece mi arsızlaştınız?

Görevde yükselmenin ne var ne yok tüm objektif yollarını talan et, tarumar et sonra da insanların görevde yükselme hırsını eleştir. Efendi, makam mansıbın emeksiz ve liyakatsiz bir şekilde peşkeş çekilmesi yangına benzin dökmek gibidir. Sen verdikçe ister adam. Bilirsin Ermiş Bey bir çizgi film vardı Tazmanya Canavarı. Yedikçe büyüyor, büyüdükçe yiyordu. Öyle yaptınız üyelerinizi. Ben senin yerinde olsam böyle bir yazıyı yazmam, sendika toplantısında çaktırmadan dile getirirdim.

Senin başkanın değil mi dönemin başbakanına ağlaya ağlaya üyelerinizi tüm kurumlara abandıran!

Siz değil misiniz mülakat adı altında oynanan kaba tiyatro oyunlarına ellene ellene yağlanmış listeler gönderen!

Siz değil misiniz ağzınızın kenarında maklubenin yağı aka aka sohbet ettiğiniz kırk yıllık arkadaşlarınızı ‘Bunlar paralel’ diye satan!

Sen duuur Ermiş efendi, siz daha birbirinizi yiyeceksiniz!

Yok arkadaş, hem her haltı yiyip hem de pişkin pişkin böyle saçma sapan şeyler yazamazsınız. Yazarsanız bunları okursunuz.

Fatih KUL
personelmebhaber.net

İşte Ermiş Efendinin müthiş tespitleri:


BULUNDUĞU GÖREVİN/MAKAMIN HAKKINI VERMEK


Eleştiri/özeleştiri; teşkilatların, kurumların, kuruluşların kısaca her türlü oluşumun can damarıdır. Her yapı, zaman zaman zayıf ve kuvvetli yanlarını masaya yatırarak geleceğe ilişkin hedeflerinde revizyona gidebilmelidir. Aksi takdirde birçok noktada zaafa düşülür ve o teşkilat sağlıklı yol alamaz.



Son dönemde, yazıya verdiğim başlık sınırları içinde bazı gözlemlerimi dile getirmek istiyorum. Bir görev adamı/yönetici/lider için özgüven olmazsa olmaz şartlardan biridir. Ancak bazılarında bu özellik, özguven patlaması şeklinde kendini gösteriyor, kişi etrafını göremez oluyor. Her şeyi ben bilirim/yaparım havasında olan yanlış üstüne yanlış yapıyor; hem kendine hem de ait olduğu yapıya zarar vermeye başlıyor.



İkinci ve esas dikkat çekmek istediğim bir nokta ise bazılarında malesef frenlenemez bir yükselme hastalığı var. Bir göreve/makama gelir gelmez bir üst göreve/makama yükselme mücadelesi başlıyor. Dur kardeşim önce bir yerine alış, farkını hissettir, bir başarı ortaya koy; sonrasında mesele zaten kendiliğinden gelişir. Ama bazıları böyle bir yol tutmak yerine, göz koyduğu mevkideki insanı yıpratmak, onun yetersizliğini konuşmaktan öte bir iş yapmıyor. Doğrusu bazen bu taktiğin işe yaradığı da oluyor.



Amacımız, herhangi bir kişinin bu konudaki zaafını ortaya koyarak ipliğini pazara çıkarmak değildir. Ben, bulaşıcı bir hastalık gibi hızla yayılan toplumsal bir hastalığa dikkat çekmek istiyorum. Kişi bakıyorsun örneğin müdür yardımcısı olmuş, hemen müdür olmanın ve akabinde onun üzerinde ne kadar makam varsa tamamının peşinde. Halbuki kişi geldiğim görevin hakkını verebiliyor muyum diye düşünse ve ona göre bir yol tutsa onun için hedefe giden yol kendiliğinden açılmış olur. Ancak bazen iş çığırından çıkıyor, hizmet edilecek kurumlar entrika dizilerinin çekildiği film setleri haline geliyor; kurumlar, tüm paydaşlar için çekilmez hâle dönüşüyor.



İnsanların hayallerine ve büyük hedeflerine saygımız var. Ancak herkesin görev alanında zirveye çıkma şansı yok. Zira zirveye çıktıkça oturulacak yerler de azalıyor. Henüz HDP dışında bir göreve iki kişiyi getiren de yok bilesiniz. Onlar da bunu, en üst mevkiler için öngörmüş. Yine bazılarına bu ülkede belli makamlara ancak tek kişinin gelebildiğini de hatırlatmak isterim.



Kısaca hayat kısa ve ve bir ömür sürekli entrikaya dayalı yükselme oyunları ile tüketilemez En iyisi her birimiz önce bulunduğumuz görevin/makamın hakkını verelim; bizden hizmet alanları memnun edelim. Bizi bir üst makama entrikalar/referanslar/lobiler değil; başarılarımız, hizmet alanların memnuniyeti taşısın.



Son söz: Bir makamın hakkını vermek onun gereğini yapmakla mümkündür.



Erol Ermiş

Eğitim Bir Sen İstanbul 3 Nolu Şube Başkanı

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.