Esastan, Usulden Meb Ve Sendikalar

Yönetmeliğinizi nasıl istersiniz? ESAS'tan mı? USUL'den mi?

Esastan, Usulden Meb Ve Sendikalar



  MEB son 12 yılda önemli değişikliklere imza attı. Bunların bir kısmı yürürlüğe girdi. Yapılan yönetmelik v.b. mevzuata ilişkin düzenlemelerin birçoğu da yürürlüğe girer girmez sendikalar tarafından mahkemelik oldu. Hatta bazı yönetmeliklerin hani neredeyse yayınlanmadan dava dilekçeleri yazıldı. Yapılmak istenen tüm değişikliklere sürekli ESAS'tan, USUL'den defanslar örüldü.
 
       Ülkede 12 Eylül Anayasası'ndan kaynaklanan demokrasi ayıbının temizlenmesi için MEMURSEN ‘'Ortak Akıl Mitingleri'' düzenleyip; ‘'Yetmez ama EVET'' derken hem sağındaki hem de solundaki sendikalar referanduma hem ESAS'tan hem USUL'den HAYIR diyordu.
 
        Eğitim-Bir-Sen, 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitimin son bulmasının, 4+4+4 sistemine geçilerek İmam Hatiplerin Orta Bölümlerinin önünün açılmasının, Kur'an ve Siyer Derslerinin Milli Eğitim Müfredatına girmesinin mücadelesini verirken; solundaki sendika ESAS'tan, sağındaki sendika USUL'den HAYIR diyordu.
 
       Eğitim-Bir-Sen 18.Milli Eğitim Şurasında, Milli Güvenlik Derslerinin kaldırılmasını önererek öğretmenler odasında ESAS DURUŞA hayır derken, rakiplerinin kimisi ESAS'tan kimisi USUL'den buna da HAYIR diyordu.
 
       MEMURSEN, başörtülü kadınların kamuda çalışmasının önündeki engellerin kaldırılması için 12 Milyon 300 bin imza toplayıp sivil itaatsizlik eylemi yaptığında, solundaki sendika ‘'Onların özgürlüğü, bizim esaretimizdir'' diyerek ESAS'tan karşı çıkarken, sağındaki sendika ‘'Hükümet sorunu çözsün destek vermezsek namerdiz.'' Diyerek sorunun sendikal eylemle çözülmesine USUL'den hayır diyordu.
 
       Çeşitli sınavlarda kopya işine bulaştığı iddia edilen şebekelerin varlığının gündeme gelmesi karşısında yargı vesayeti heveslisi, jüristokrasi yanlısı ikinci baharını yaşayan bazı sendikamsı yapılanmalar her nedense hem ESAS'tan hem USUL'den SUS-PUS oluyordu.
 
       MEMURSEN, ülkede demokrasiye yönelik her türlü darbe girişimlerinde 28 Şubatlarda, 27 Nisan Muhtıralarında, 7 Şubatlarda, 17 Aralık'larda, 27 Aralık'larda entrikacı istihbarat tezgâhları karşısında demokrasi, hukuk ve adaleti savunup, demokrasi hırsızlarına DURUN derken hem ESAS'tan hem USUL'den BEDDUA  bozuyordu.
 
      Hayatı kanunların, yönetmeliklerin gözünden okumaya çalışma çabasında olanlar için mevzuat değişikliklerinin kendisi değil, değişikliği gerçekleştiren özne önemliydi. Ne tür bir değişiklik yapılırsa yapılsın, yapılan ya da yapılmaya çalışılan değişiklik her ne olursa olsun değişikliğin kendisinin bir anlamı yoktu… Önemli olan değişikliği gerçekleştiren öznenin kim olduğu ve siyasi kulvarın neresinde durduğuydu… İşte tamda bu yüzden hangi düzenleme yapılırsa yapılsın, hangi yönetmelik çıkarılırsa çıkarılsın mutlaka muhalefet edilecek bir yan bulunmalı, mutlaka reddedilmeli, yapılan çalışmalar ESAS'tan ya da USUL'den bozulmalıydı ki, mevcut siyasi yapının hanesine puan yazılmasın. 
                                                               
Bunlar tabiri caizse; ‘'Kelebeğin kanadındaki renklere bile muhaliftiler.'' Yalnızca beğenmeme ve reddetme üzeri bir anlayışa sahiptiler. Adaleti ister görünürler ama özgürlükler söz konusu olduğunda ortalarda görünmezler. Bunlar sonucu özgürlüğe çıkmayan bir adaletin beklentisi içinde olanlardır. Kılık kıyafet serbest olsun ama başörtülüler hariç. Sınavlarda bütün öğrenciler eşit olsun ama imam hatipliler hariç. Çünkü bunlar; Cumhuriyetin kuruluşundan beri müesses nizamın efendileridir. Kimin neye? Ne kadar hakkı var? Bunlar bilirler… Sürekli kamuoyuna korkular pompalarlar. Çünkü, varlıklarını bu korkulara borçludurlar. Bir karşı taraf, düşman olacak ki kendilerinin de varlık sebebi olsun. Korkularla insanları komut almaya, eğilmeye, sadakata zorlarlar. Yanlarından ayrılmaya kalkanlara bu yüzden hemencecik HAİN damgası vururlar. Gelenler '' Onurlu Şövalye'', gidenler ‘'HAİN'dir, satılmıştır. İsterler ki, kimse birbirine güvenmesin, herkes bir başkasını tehdit olarak görsün. Korksun, taraf olsun, yanlarında kalsın.
 
       İşte, Milli Eğitim Bakanlığı'nın12 yıldır gerçekleştirmeye çalıştığı gerek müfredata, gerek teşkilat yapısına ilişkin değişikliklere gösterilen tepkileri birde bu açıdan değerlendirmek gerekiyor.
 
      Bir yanda kendini bir medeniyyet tasavvuruna, medeniyet davasına adayan, ülke menfaatleri söz konusu olduğunda bedel ödemekten çekinmeyen, zamanının, enerjisinin önemli bir kısmını Asım'ın Nesli'ni oluşturma ideasına adayan, Akif İNAN'ın davasını omuzlamış bir Genel Başkan… Diğer yanda, yağmurda ıslanarak bir ÇATI SAÇAĞI altında bir araya gelenlerin zorunlu dayanışmasına benzer ilişkiler ağına teslim olanların bir ıslıkta dağılmaya aday umutsuz bekleyişlerinin nöbetçi çavuşları…
 
      Yönetmeliğinizi nasıl istersiniz? ESAS'tan mı? USUL'den mi?
 
Celal DEMİRCİ
Eğitim-Bir-Sen
İstanbul 5 Nolu Şube Başkanı

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.