Evet, Meb İstihdam Kapısıdır!

Milli Eğitim Bakanlığı İnsan Kaynakları Genel Müdürü Hamza Aydoğdu bir açıklama yaparak öğretmen adaylarının tamamının atanamayacağını söyledi ve şu can alıcı cümleyi kurdu: ‘MEB istihdam kapısı mıdır?’

Evet, Meb İstihdam Kapısıdır!



Milli Eğitim Bakanlığı İnsan Kaynakları Genel Müdürü Hamza Aydoğdu bir açıklama yaparak öğretmen adaylarının tamamının atanamayacağını söyledi ve şu can alıcı cümleyi kurdu: ‘MEB istihdam kapısı mıdır?’

İşte burada büyük bir sorun var ve atama bekleyen o pırıl pırıl adaylar adına bazı şeyler söylemek lazımdır.

Evet Sayın Genel Müdür, tüm öğretmen adaylarını atamak hükümetin görevi ve istihdam etmek de MEB’in başlıca vazifesidir!

(1)“Eğitim fakültelerinin sayısı son 10 yılda 63’ten 97’ye, fen edebiyat fakültelerinin sayısı ise 91’den 184’e yükseldi. Eğitim fakülteleri yüzde 54, fen edebiyat fakülteleri yüzde 102 büyüdü. Halen, mevcut öğretmen sayısına eşdeğer sayıda, yani 600 bin öğretmen adayı eğitim görüyor.

Bu fakülteler muhtemelen renkli törenlerle konfetiler atılarak devlet yetkililerince kırmızı kurdele kesilerek açıldı!

Siz bunu söyleyerek: “Hükümetimiz 10 yılı bile planlayamadı, bu okulları yanlışlıkla açtı." mı demek istediniz!

Yerel siyasilerin baskılarıyla açtığınız bu okullarda pırlanta gibi Türk gençlerinin hayalleriyle oynamaya ne hakkınız var? Üstelik bu gençler devlet kurumlarına atanmak için sınavlara girmek zorunda olan gençler!

Eğitim fakültesi mezunları öğretmenlik yapmazsa ne yapar?

MEB’e atanmazlarsa nereye atanırlar? MEB gayet tabi ki istihdam kapısıdır.

MEB istihdam kapısı değilse 150 bin ücretli öğretmen okullarda boş zamanlarını mı geçiriyorlar?

Üstelik son 14 yılda açılan eğitim fakülteleriyle ilgili yapılan çalışmaya bir göz atın:

(2)2000 yılından sonra ve 2000 yılından önce kurulan üniversitelerin eğitim fakülteleri, öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı değişkenine göre karşılaştırıldığında; 2000 yılından önce kurulan devlet üniversitelerinin eğitim fakültelerinde 1 öğretim üyesine 60 öğrenci, 2000 yılından sonra kurulan devlet üniversitelerinin eğitim fakültelerinde ise 1 öğretim üyesine 92 öğrenci düştüğü görülmektedir. Üniversite bazında bu oran incelendiğinde; Artvin Çoruh Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde 1 öğretim üyesine 389, Siirt Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde 1 öğretim üyesine 358, Bayburt Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde 1 öğretim üyesine 295 öğrenci düşmektedir. Aynı oran; Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde 1 öğretim üyesine 21, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nde 1 öğretim üyesine 30, Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde 1 öğretim üyesine 31 öğrenci şeklindedir. Eğitim fakülteleri arasında öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı bağlamındaki bu dengesiz dağılım, eğitim fakültelerinin diğer fakülte türleriyle birlikte değerlendirilmesiyle de kendisini göstermektedir. Türkiye genelindeki veteriner fakültelerinde 1 öğretim üyesine 9 öğrenci, ziraat fakültelerinde 1 öğretim üyesine 13 öğrenci düşerken, bu oran eğitim fakültelerinde ise 1 öğretim üyesine 62 öğrenci şeklindedir.

2000 yılından önce kurulan üniversitelerin eğitim fakülteleriyle, 2000 yılından sonra kurulan üniversitelerin eğitim fakülteleri profesör başına düşen öğrenci sayısı değişkenine göre karşılaştırıldığında; 2000 yılından önce kurulan üniversitelerin eğitim fakültelerinde 1 profesöre 317 öğrenci, 2000 yılından sonra kurulan üniversitelerin eğitim fakültelerinde ise 1 profesöre 1460 öğrenci düştüğü görülmektedir. Eğitim fakültelerinin diğer fakülte türleri arasında öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı değişkenindeki dezavantajlı durumu profesör başına düşen öğrenci sayısı değişkeninde de belirgin bir şekilde kendisini göstermektedir. Türkiye genelindeki veteriner fakültelerinde 1 profesöre 20 öğrenci, ziraat fakültelerinde 1 profesöre 31 öğrenci düşerken, eğitim fakültelerinde bu oran 1 profesöre 347 öğrenci şeklindedir. (http://www.osym.gov.tr/dosya/1-56159/h/24ogretimelemanakdgrv.pdf)

Yapılması gerekenler:

BİR: Öncelikle akademik personeli de mağdur etmeyecek şekilde eğitim fakültelerinin ihtiyaca orantılı olacak şekilde kontenjan kısıtlamasını sağlayın. Türkiye’de her yıl ortalama 15-20 bin öğretmen emekli olmaktadır. Kontenjanda bu veriden yararlanabilirsiniz.

İKİ: Planlı bir devlet politikasıyla yıllara yayarak önümüzdeki 5 yılda tüm boş kontenjanlara atama yapın.

ÜÇ: Yukarıdaki maddelerin daha çabuk gerçekleşmesi için öğretmenlerin ek göstergelerini 3600 yaparak emekliliği teşvik edin.
------------
1- Formasyonun çöküşü- http://www.radikal.com.tr/turkiye/formasyonun_cokusu-1086301
2-Yaser ARSLAN - http://akademikpersonel.kocaeli.edu.tr/yaser.arslan/bildiri/yaser.arslan20.09.2011_12.20.11bildiri.pdf


Fatih KUL
Personelmebhaber.net


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.