Haram Koltuklara Haram Atamalar!

MEB’DE AST MI OLMAK KOLAY ÜST MÜ?

Haram Koltuklara Haram Atamalar!



Başlıktaki soru, “tebrikler kol saati kazandınız” şeklinde devamı gelen ve seyirciyi yolmaya çalışan TV programlarından birine ait olsa, herkes doğru cevabı tahmin edebilirdi. Ancak burada durum farklı. Sorunun cevabı beklenenin aksine, “üst göreve atanmak daha kolay” şeklindedir maalesef.
Nasıl mı? Örneğin MEB’de şube müdürü olabilmek için en az dört yıllık bir fakülte mezunu olmanız ve Talim ve Terbiye Kurulu uzmanı, eğitim uzmanı, uzman, raportör, sivil savunma uzmanı veya sayman kadrolarında iki; okul müdürü görevinde iki; müdür başyardımcısı veya müdür yardımcısı görevlerinde ayrı ayrı veya toplamda üç; şef kadrosunda dört veya öğretmen kadrosunda beş ya da bu alt bentte sayılan kadrolarda toplam dört yıldan az olmamak üzere asaleten görev yapmış olmanız gerekmekle birlikte yapılacak merkezi sınavda 70 puan, daha sonra yapılacak mülakatta da yine en az 70 puan almanız gerekiyor. Tabi bu son 70 puanı alabilmek için de gerekli olan şartların “yazılı olmayan hukuk kurallarından” oluştuğunu ve mülakat komisyonun “engin hakkaniyet ve adalet duygularına” dayandığını da bilmenizde yarar var.

Oysa mevcut şartlarda şube müdürünün amiri olabilmek için hiç bu kadar zahmetli yollara girmeye gerek yok. İsminizin, hatırı sayılır kişilerin eliyle yazılmış 5x5 cm ebatlarında bir kâğıda yazılarak bazı yerlere elden ulaştırılması yeterli olacaktır. Kararnameniz en kısa sürede yola çıkmak üzere düzenlenmeye başlanır. Kariyer ve Liyakat ilkesi de kanunların ve atama yönetmeliklerinin başlangıç kısmında, pek kimsenin okumadığı bir bölümde, gelecekte bir gün “belki uygulanırım” temennisiyle uyku modunda bekler durur.

Her organizasyon şemasında yönetilenler, üstlerinin kendilerinden daha eğitimli ve birikimli kişilerden oluşmasını beklerler. Böyle olmadığı zaman da önce iş barışı bozulur, sonra saygı ortadan kalkar. İşin sonuna gelindiğinde de iki yoldan biri tercih edilir: Ya yönetici, tehdit ve baskıyla işini yürütmeye çalışır, ya da alttakilerin yanlış da olsa tecrübesine güvenerek ipleri başkasına kaptırır. 

Peki, çözüm ne? Çözüm tabii ki “kariyer ve liyakati” tozlu raflardan indirip hakkaniyetle uygulamaktır. 

Hatırlanacak olursa 2014 yılının Mart ayında, ülke genelinde görevde olan tüm İlçe Milli Eğitim Müdürleri ve İl Milli Eğitim Müdür Yardımcıları, aralarında “paralel çıkabilir” gerekçesiyle bir gecede görevden alınmış ve zorla “eğitim uzmanı” yapılmışlardı. Aslında bu hamleyle MEB, kafasına saksı düşmüş bir adam gibi hafızasını yitirmiş ve yılların birikimi olan devlet gelenekleri adeta yok edilmiştir. Şimdi de tam seçim arifesindeyken, daha önce boşaltılan bu kadrolara bir sendikaya sadakatini kanıtlayan kişiler, başkaca bir kriter aranmadan atanmaya başlanmıştır.

Öyleyse durum böyle vahim iken herkes oturup seyirci mi kalacak? Tabii ki hayır. Her ne kadar bu ara yazılı hukuk kuralları çok anlam ifade etmiyor ise de, başkaca bir yol olmadığından yine hukuka başvurulması gerekiyor. Tıpkı annesinden tokat yiyen bir çocuğun yine annesine sarılarak ağlaması gibi.  

Ne yapmak lazım? Öncelikle, şu anda MEB Personelinin Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği ve Yer Değiştirme Suretiyle Atanması Hakkında Yönetmelik’e dayalı olarak yapılan tüm İlçe Milli Eğitim Müdürü ve İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı atamalarının yargı kararlarına aykırı olduğunu ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu bilmek lazım. 

Bilindiği gibi; Danıştay Beşinci Dairesinin E:2013/7936 Esas Numaralı dava için  06.03.2014 tarihinde verdiği yürütmeyi durdurma kararında İlçe şube başkanlıkları ve bunlara eşdeğer kabul edilen İl Milli Eğitim Müdür Yardımcılığı görevlerine yapılacak atamalar için “… taşra teşkilatında yaygın olan ilçe idare şube başkanlıkları kadrolarının görevde yükselme sınavına tabi kadrolar kapsamından çıkarılması, devamında muğlak bir ifadeyle aynı bende eklenen, “bunlarla aynı düzeydeki diğer görevlere” ibaresiyle ilçe idare şube başkanlıkları kadroları ile aynı düzeyde olan kadroların açıkça sayılmaksızın, bu kadrolara yapılacak atamalarda Yönetmelik hükümlerinin uygulanmayacağının düzenlenmesi, böylece Yönetmeliğin kapsamından çıkarılan kadroların belirsiz bir şekilde genişletilmesi, dolayısı ile ilçe idare şube başkanlıkları ve bunlarla aynı düzeyde olduğu varsayılan diğer görevlere objektif kurallar çerçevesinde atama yapılmasının ortadan kaldırılması 657 sayılı Yasanın temel ilkeleri olarak belirlenmiş olan kariyer ve liyakat ilkesine ve Genel Yönetmeliğin amacına, dolayısıyla hukuka aykırı bulunmuştur.

Aynı şekilde Danıştay Beşinci Dairesinin E:2013/8367 Esas Numaralı dava için  06.03.2014 tarihinde verdiği yürütmeyi durdurma kararında kariyer ve liyakat ilkelerine vurgu yaparak, ilçe şube başkanlıkları ve bunlara eşdeğer kabul edilen İl Milli Eğitim Müdür Yardımcılığı görevlerine görevde yükselme suretiyle yapılacak atamalarda “Kurumlar, görevin niteliği itibarıyla görevde yükselme suretiyle atanacak personel için bulunduğu kurumda veya diğer kurumlarda alt görevlerde çalışmış olma şartı ve süresi arayabilir." Cümlesindeki “arayabilir” hükmünü hukuka aykırı bularak bu tür görevlere atanacak kişilerin alt görevlerde çalışmış ve dolayısı ile yeterli birikime sahip olmaları gerektiğini hükme bağlamıştır. Buna rağmen MEB’in, bu iki konudaki yüksek yargı organının yürütmeyi durdurma karalarını görmezlikten gelerek, kariyer ve liyakat ilkelerini gözetmeksizin atama yapması açıkça hukuka aykırıdır.

Ayrıca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca da, Milli Eğitim Bakanlığı Personelinin Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği ve Yer Değiştirme Suretiyle Atanması Hakkında Yönetmeliğin 23. maddesi ile getirilen ve "ilçe milli eğitim müdürü kadrosunun" görevde yükselme sınavına tabi kadrolardan çıkartılarak bu kadrolara atamalarda sadece 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 68 inci maddesinin (B) bendinde öngörülen şartların aranmasına ilişkin düzenleme 657 sayılı Yasa'nın temel ilkeleri olarak belirlenen kariyer ve liyakat ilkelerine uygun, objektif kurallar çerçevesinde atama yapılmasını engellediğinden hukuka aykırı bulunmuştur.

Bu yargı kararlarından sonra Milli Eğitim Bakanlığının en kısa sürede mevcut yönetmeliği gözden geçirip yargı kararlarının işaret ettiği hukuksuzluktan arındırması gerekirken, mevcut haliyle keyfi atamalara devam etmesi inanılır gibi değildir. Bu durumda üyelerinin haklarını koruyup kollamakla görevli sendikaların devreye girmesi ve yargı yoluyla bu atamaların iptalini istemeleri en doğru yol olacaktır. Çünkü bireysel olarak açılacak davalarda lokal sonuçlar alınabilecek ise de,  yüzlerce haksız atanan kişi, “hak arayan” eksikliğinden dolayı haram koltuğuna oturmaya devam edecektir. 

Son bir aydır neredeyse her ilimizde birkaç kadroya bu şekilde atama yapıldığı herkesin malumudur. Her mağdurun veya haksızlığa karşı olan herkesin atama tarihinden 60 gün geçmeden sendikasına başvurması ve dava açılmasını sağlaması en erdemli duruş olacaktır. 

Unutulmamalıdır ki Hukuk, Hak’tan gelir…

Veli GEZER


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.