İdari Tatiller (kar Tatili Vb.) Okul Yöneticilerini Kapsar Mı?

Resmi tatillerin dışındaki idari tatillerin okul yöneticilerini kapsayıp kapsamadığı, yani öğrenciler ve öğretmenler tatil yaparken okul yöneticilerinin okulda işinin başında bulunması gerekip gerekmeyeceği aslında ciddi bir tartışma konusudur. Zira kar tatillerinin de başladığı şu günlerde bu konu kafalarda bir soru işareti olarak yeniden depreşmiştir. Gerçekten okul yöneticileri idari tatillerde okulda bulunmak zorunda mıdır, yoksa tıpkı öğretmenler gibi onlar da idari izinli midir? Dahası bu konunun bir yasal dayanağı var mıdır, yoksa kulaktan kulağa süregelen bir duyuma dayalı teamül müdür?

İdari Tatiller (kar Tatili Vb.) Okul Yöneticilerini Kapsar Mı?



 Hukuk devletinde yazılı kuralların dışında başka bir kural aramak manasız olduğuna göre, teamülleri, tevatürleri, söylentileri, şahsi yorumları bir kenara bırakıp bu konudaki yasal düzenlemelere bir göz atmak zorunludur. Bu cümleden hareketle devlet memurları ile ilgili tatil ve izinleri düzenleyen yasal düzenlemelere baktığımızda özetle aşağıdaki düzenlemeleri görmek mümkün:
 
1. Anayasanın “Dinlenme Hakkı” başlıklı 50. Maddesinde “Ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir.” Hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla bu düzenlemenin dışında Anayasada idari izinle ilgili bir düzenleme bulunmamaktadır.
 
2. Resmi Tatiller ise 2429 Sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun ile düzenlenmiştir. Bunlar, 23 Nisan, 29 Ekim, 19 Mayıs, 30 Ağustos, 1 Ocak ve 1 Mayıs, Ramazan ve Kurban Bayramlarıdır. Bu günlerde kanunun ifadesiyle “ resmi daire ve kuruluşlar tatil edilir.”  Bu kanunla belirtilen önemli bir düzenleme ise “Mahiyetleri itibariyle sürekli görev yapması gereken kuruluşların özel kanunlarındaki hükümler saklıdır.” Şeklindeki düzenlemedir.
 
Görüldüğü üzere tatillerin yasal dayanağı bu kanundur. Bir başka ifadeyle suyun kaynağı burasıdır. Bu kanundaki sayılan tatil günlerinde “ resmi daire ve kuruluşlar tatil edilir.” İbaresinden anlaşıldığı üzere herhangi bir istisna olmaksızın tüm resmi kurum ve kuruluşların bu kanunda sayılan resmi tatil günlerinde tatil olacağı,  dolayısıyla bu kurumlarda çalışanların tamamının resmi izinli olduğu açıktır. Ne var ki yine bu kanunda yer alan “Mahiyetleri itibariyle sürekli görev yapması gereken kuruluşların özel kanunlarındaki hükümler saklıdır.” İbaresiyle de aslında çok fazla yoruma bile ihtiyaç duyulmayacak derecede açık olan, emniyet, sağlık vb. sürekli hizmet veren kurumları kastettiği açıktır. Dolayısıyla idari izinle ilgili herhangi bir düzenleme ne yazık ki bu kanunda da yer almamaktadır.
 
 3.  657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda ise genel anlamda memurları kapsayan izinler 102- 108. maddelerinde düzenlenmiş olup, bu izinler de bilindiği üzere, yıllık izin, mazeret izinleri, hastalık ve refakat izni ve aylıksız izinlerdir. Bu kanunda da yine idari izinle ilgili bir düzenleme bulunmamakta olup, yalnızca mazeret izinleri kapsamında düzenlenmiş olan, izin vermeye yetkili amirin takdirine bağlı 10 günlük izin yer almaktadır ki bu zaten bilindiği üzere genel olmayıp, bireysel ve istisnai bir durumdur. 
 
4. Millî Eğitim Bakanlığı Personeli İzin Yönergesi'nde ise yalnızca MEB çalışanlarını kapsayan izin düzenlemesi yer almakta olup,  657'deki izinlerin kullanılış biçimlerinin daha detaylı olarak açıklanmasından ibarettir. Dolayısıyla burada da idari izinle ilgili herhangi bir düzenleme söz konusu değildir.
 
5. Kamu Görevlilerinin 2014-2015 Yıllarını Kapsayan Toplu Sözleşme Metninde Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmet Koluna İlişkin “Ders görevinin yapılmış sayılacağı haller” başlıklı 2. Maddesinde” Milli Eğitim Bakanlığına bağlı örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ders yılı içerisindeki iş günlerinde genel idari izinli olmaları sebebiyle eğitim ve öğretim faaliyetlerini fiilen yerine getiremeyen yönetici ve öğretmenler ile öğrencilerin çeşitli nedenlerle sınıf veya okul bütünlüğünde izinli sayılmaları sebebiyle eğitim ve öğretim faaliyetlerini fiilen yerine getiremeyen yönetici ve öğretmenler, bu sürelerde üzerlerinde bulunan aylık karşılığı ders, varsa ek ders, ders niteliğinde yönetim, hazırlık ve planlama görevlerini yapmış sayılırlar.”  Şeklindeki hüküm nihayet bu konuda en açık ve aslında başlı başına idari izinleri yöneticilerle öğretmenler için aynı şekilde düzenlemiş olan hükümdür. Zira örneğin kar tatilinde yöneticiler okula gitmeseler bile bu hüküm gereği ekderslerini alacakları için öğretmenlerle aynı durumdadırlar. Zaten maddede “yöneticiler ve öğretmenler” şeklinde yazıldığı için de yoruma bile kapalıdır bence.
 
 Görüldüğü üzere idari izinlerle ilgili ya da idari izinlerin kimler tarafından kullanılacağı ile ilgili herhangi bir yasal düzenleme söz konusu değildir. Dolayısıyla idari izinleri kimlerin nasıl kullanacağı ile ilgili bir düzenleme de bulunmamaktadır.
 
Bu durumda idari izin vermeye yetkili olanlar resmi bir yazı ile kimlerin izinli olduklarını belirteceklerdir ki uygulama da bu şekildedir zaten. Örneğin engelli ve hamilelerin izinli sayılmasını içeren yazıda yalnızca bunlar, ya da tüm memurların izinli sayılmalarını içeren bir yazıda ise tüm kamu çalışanları şeklinde yazacaktır zaten. 7/24 hizmet veren kurumların bu yazıda belirtilmesine bile gerek yok zira onlar zaten hafta sonu ve resmi tatillerde de nöbet uygulaması ile sürekli hizmetlerine devam etmektedirler.
 
Bu açıklamalardan yola çıkarak okul yöneticilerinin idari izinler konusunda kendilerini öğretmenlerden faklı bir konuma oturtmalarının -psişik dayanağı konumuz dışında olması hasebiyle şimdilik bir yana- yasal dayanağı olsa olsa yıllık izinlerini öğretmenlerden farklı olarak diğer memurlar gibi kullanıyor olmalarında gizli olabilir. Nitekim bilindiği üzere 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu'nun 43. Maddesinin c fıkrasında “Okul Müdürleri ile müdür yardımcıları tatil aylarında okul işlerini ayarlamak ve düzenlemek şartı ile sıra ile izinlerini kullanırlar.” Hükmü yer almaktadır. Bunun dışında en azından MEB personelini doğrudan özel olarak ilgilendiren mevzuatta okul yöneticileri için öğretmenlerden faklı bir izin şeklinin bulunduğunu söylemek imkânsızdır.
 
Unutmadan hemen belirtmeliyim ki idari izinlerin zaten doğası gereği ya bir genelge ile ya da tebliğ yahut kısa bir resmi yazı ile bir satırlık yazıyı içeren izin yazısı olduğunu ve bu yazının için de “Kurum yöneticilerince gerekli tedbirlerin alınarak hizmetlerin aksatılmaması, zorunlu hizmetlerin yürütülmesi için asgari seviyede eleman bulundurulması kaydıyla…” şeklinde rutin bir cümlenin yer alması okul yöneticilerine durumdan vazife çıkaracak kadar geniş yorum imkânı vermemektedir. Zira cümle gayet açıktır ki tıpkı resmi tatilleri düzenleyen 2429 sayılı kanunda da belirtildiği üzere tabiatı gereği sürekli hizmet vermekle görevli bulunun emniyet sağlık gibi kurumları kastetmektedir.  Yani daha açık bir cümle ile idari izinleri içeren yazılarda da yöneticilerin bir polis gibi yahut doktor gibi 24 saat hizmet vermekle görevli olmadığı için idari tatil günlerinde okulda bulunması gerektiğine işaret eden yoruma açık tarafı bile bulunmamaktadır.
 
Ancak en iyimser yorumla belki şunu söylemek mümkündür: Tatilin bitiminde eğitimin aksamaması ve okulların eğitim öğretime hazır halde bulundurulması anlamında alınması gereken tedbirleri almak, örneğin kış aylarında eksi derecede kalorifer suyunun donmaması için zaman zaman yakmak vb. görevler için yöneticilerin duyarlı olması şeklinde yorumlanabilir. Ancak bu yorumdan sabahtan akşama kadar okulda beklemek zorundadırlar şeklinde bir anlam çıkarmak da aklın sınırlarını zorlar diye düşünmekteyim.  
 
“Öyleyse bu uygulamanın kaynağı nedir?” Sorusu doğal olarak herkesin, özellikle de öğretmenler yatağında mışıl mışıl uyuyarak aynı parayı alırken karda kışta debelenerek okula gitmek zorunda hisseden yöneticilerin zihnini bulandırmaya devam ediyor. Doğrusu anlaşılan odur ki bu sorunun cevabını yasal düzenlemelerde bulamadığımıza göre teamüllerde, tevatürlerde, geleneklerde, kulaktan kulağa yayılan fısıltılarda ve nihayet hukuk devletinden kimin ne anladığı gerçeğinde aramak lazım.
 
Uzatmayalım mademki hukuk devletinde tıkanıp kaldık buradan sayın yetkililere bir ricada bulunalım ve bu karışıklığı gidermek adına iki satırlık bir Genelge ile açıklama yapmanızın en azından şu karlı günlerde bir yaraya merhem olacağını hatırlatmış olalım. Herhangi bir yaraya merhem olmak gibi bir derdi olan varsa tabi… Sendikalara da sesleneceğim ama okullar yansa en son onların duyacağından emin olduğum için burada kalsın diyorum.
 
06.01.2015
 
Cafer GÜZEL


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.