İşkenceye Dönen Ev Ödevleri

İŞKENCEYE DÖNEN EV ÖDEVLERİ

İşkenceye Dönen Ev Ödevleri



 İŞKENCEYE DÖNEN EV ÖDEVLERİ

İspanya’da, yaş ortalaması 13 olan öğrencilerle yapılan bir araştırmaya göre "en ideal ev ödevi süresinin günde 60 dakikayı geçmemesi" gerektiği, bazı öğrencilerde bu sürenin 100 dakikaya kadar uzamasına rağmen özellikle iki saatten sonra akademik performanslarda büyük düşüş yaşandığı belirlenmiş

Bu araştırma ile öğretmenlerimizin algısına, insafına kalmış; amacı, içeriği, süresi her zaman tartışılan ev ödevleri konusu yeniden gündeme gelmiş oldu Eğitim sacayağının ayaklarından birisi olan öğretmenlerimiz, velilerin ilgisizliğinden, ev ödevlerinin yapılmadığından, velilerimiz, ya çocuğunun ödev yapmadığından ya da öğretmenin çok ödev verdiğinden, öğrencilerin ise. Her iki durumdan da şikâyet ettiğini biliyoruz

Öğretim programlarında açıklanan ödev kavramı ile öğrencinin derse hazırlık çalışmaları ve öğrenmeyi pekiştirme amacıyla yapılan alıştırma çalışmaları, çoğu zaman, birbirine karıştırılmaktadır Kimi velilerimizce; çok ödev veren öğretmen iyi öğretmen, hiç ödev vermeyen veya az ödev veren öğretmen kotu öğretmen olarak nitelendirilir

Ev ödevleri ile ilgili; proje, performans turu ödevlerin dışındaki çileye dönen ev ödevleri ile ilgili yürürlükte olan mevzuatımızda doğrudan bir düzenleme olmadığını gördüm.

Günümüzde tüm kesimlerin mustarip olduğu, en çok da veli öğretmen arasında adeta preslenen öğrencilerin mağdur olduğu ev ödevleri konusunda yapılan yanlışlıklara bakarsak.

İlkokullarda; okuldan soğutacak ödevler verildiği, acele yazmaya ve tekrara dayalı yapılan ödevlerle öğrencilerin yazılarının bozulduğu, verilen ödevlerin çok zaman alması sebebiyle oyun çağındaki çocukların gelişmelerinin olumsuz yönde etkilendiği, tek kelimeyle aile ve öğrenciler açısından işkenceye döndüğüne şahit olmaktayız.

Ortaokul, lise ve dengi okullarda ise; ödevlerin internetten kopyala yapıştır şeklinde yapılmaya müsait olduğu, araştırmaya, gözlem yapmaya, düşünme ve muhakeme güçlerini geliştirmeye, kaynaklara ulaşmaya, yeni bir şeyler üretmeye yönelik olmadığı görülmektedir.

Oysa ki;

Ödev yaptırmaktaki maksadın, öğrencinin kendi seviyesinde, küçük çapta da olsa bir araştırma yapmasını sağlamak ve düşünce ufkunu genişletmek, ihtiyaç halinde hangi kaynaklara nasıl başvurulabileceğini öğretmek; aynı konuda, değişik kaynakların farklı yaklaşımlar gösterdiğini sezdirmek olduğundan hareketle; öğrencinin moralini yüksek tutacak, mutlu edecek, okulunu sevdirecek, başarmaya teşvik edecek nitelikte ve nicelikte olması gerekir.

Öyleyse;

İlkokul öğrencilerine; okul ile iletişimin devam etmesi, öğrendikleri ile ilgili gözlemler yapması veya okulda yapılan etkinliklerden evdekilerin haberdar edilmesi amacıyla aile bireylerinden sorarak öğrenmesi için 30 dakikayı geçmeyen ödev verilmesi, ortaokul ve liselerde ise; bulunduğu sınıf seviyesine göre; bilgi hamallığı yapmak değil, araştırmaya, düşünmeye, üretmeye yönelik 60 dakikayı geçmeyen ödev verilmesi amaca daha çok katkı sağlayacaktır.

Eğitimde önemli yeri, vazgeçilemeyecek bir eğitim etkinliği olan ev ödevlerinin; sistematik ve anlamlı olmasına, bıkkınlığa değil çalışmayı özendirmesine, öğrencinin kendi istediği düzenlemeleri yapmasına ve kendine ait ürünler çıkarmasına imkân tanımasına, zor ödev yerine seviyesine göre belli bir zorlukta olmasına ve başarmak için mücadeleye itmesine hizmet etmesi gerektiğini unutmayalım.

Himmet YÜCELDİ

Maarif Müfettişi


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.