İsrail’in İnsafa Gelmesini Mi Bekliyoruz?

MEMUR-SEN ANKARA İL BAŞKANI MUSTAFA KIR’HAYMANA’DA YAPTIĞI KİTKESELBASIN AÇIKLAMASINDA “SON GAZZELİ’NİN ÖLÜMÜNÜ MÜ, İSRAİL’İN İNSAFA GELMESİNİ Mİ BEKLİYORUZ? DEDİ

İsrail’in İnsafa Gelmesini Mi Bekliyoruz?



MEMUR-SEN ANKARA İL BAŞKANI MUSTAFA KIR’HAYMANA’DA YAPTIĞI KİTKESELBASIN AÇIKLAMASINDA “SON GAZZELİ’NİN ÖLÜMÜNÜ MÜ, İSRAİL’İN İNSAFA GELMESİNİ Mİ? BEKLİYORUZ? DEDİ“SON GAZZELİ’NİN ÖLÜMÜNÜ MÜ, İSRAİL’İN İNSAFA GELMESİNİ Mİ? BEKLİYORUZ?

7 Temmuzdan beri, bebek katili, soykırımcı, Korsan devlet İsrail tarafından Gazze halkı üzerine bomba yağdırılıyor.  Kutsal şehir Kudüs’ün, kutsal mabet Mescidi Aksa’ nın bekçisi, Osmanlının yetimi, Abdülhamit’in emaneti Filistinli Gazze’li kardeşlerimiz canları pahasına İslam âleminin onurunu ve gururunu koruma mücadelesi veriyor. 

Siyonist devlet öldürmek için her fırsatı değerlendiriyor.

60 yıldan beri Siyonist İsrail’in Filistin topraklarında verdiği çile, akıttığı kan ve gözyaşı bir türlü dinmek bilmiyor. Siyonist devlet öldürmek için her fırsatı değerlendiriyor. Son olarak ta 12 Haziran günü kaybolan, 3 Yahudi gencin ölü bulunması bahane edilerek, 2 Temmuz günü Doğu Kudüs'te 15 yaşındaki Filistinli Muhammed Hüseyin Ebu Hudayr Yahudiler tarafından kaçırılmış ve zorla benzin içirildikten sonra yakılarak acımasızca öldürülmüştür. Ebu Hudayr için düzenlenen cenaze törenine katılan 10 binlerce Filistinli İsrail askerlerince yaylım ateşine tutulmuştur. İşte bir aya yakın zamandan beri Akif’in deyimiyle Gök ölü yağdırıyor, Yer ölü püskürtüyor. Her taraftan beşer enkazı savruluyor.Evrensel hukuk kurallarına göre; savaş sırasında okulların, hastanelerin, sivil yerleşim yerlerinin, ekili alanların, hayvanların savunmasız insanların hedef alınması yasaklanmasına rağmen  1 aya yakın bir süreden beri Siyonist İsrail askerlerinin havadan, karadan ve denizden yaptığı ardı arkası kesilmeyen sınırsız ve kuralsız vahşet saldırıları ile sivil yerleşim alanları, camiler, okullar, hastaneler, resmi kurumlar, köprüler, çeşmeler, elektrik üretim tesisleri trafolar ve tüm alt yapılar ve son olarak ta BM ait olup sığınak olarak kullanılan bir okul yerle bir edilmiştir.
    Bu güne kadar, aralarında çoğu bebeklerin, çocukların, kadınların, yaşlıların ve savunmasız insanların bulunduğu 16.00 den fazla  Filistinli şehit edilmiş,8.000 e yakın Filistinli de yaralanmıştır. Şu an itibariyle Gazze’de elektrik yoktur.Su yoktur. Gıda yoktur. Can güvenliği yoktur! Gazze’de sadece acı vardır! Gözyaşı vardır! Ölüm vardır! Zulüm vardır! İşkence vadır! 
   Bu vahşet, Siyonistlerin yaptığı ne ilk vahşettir. Nede son vahşet olacaktır. Siyonist Devletin zaman zaman ateşkes, barış, antlaşma gibi sözcükleri terennüm etmesi onların barışçı olduğunu göstermez. Onların barışı, ateşkesi göz boyamaktan ibarettir. Siyonist devlet. Sistematik olarak her 2 yıl, 1 yılda bir yaptığı saldırılarla özellikle çocukları ve kadınları hedef alarak bir nesli yok etmeye çalışmaktadır. “Çocuklarını öldürmek yetmez, analarının da öldürmesi gerekir”
   Siyonist İsrail hükümeti tam bir firavun politikası izlemektedir. Bilindiği üzere Firavun; gördüğü bir rüya üzerine doğacak bir erkek çocuğun kendi saltanatına son vereceğini öğrenince yeni doğan erkek çocukları katlettiriyordu. İsrail’in öldürme politikası Firavun’un öldürme politikasından daha alçakçadır. Çünkü Firavun sadece erkek çocukları öldürtüyordu. Siyonistler ise savaşın tüm kurallarını ihlal ederek suçlu suçsuz demeden masum halkı, kendilerine karşı direnecek gücü olmayan bebekleri, çocukları, yaşlıları kadınları katletmek suretiyle. Filistin halkını adeta bir soykırımına tabii tutmaktadır. 
   Bir Siyonist Bayan Milletvekili’nin “Filistinli çocukları öldürmek yetmez, onların çocukları ile birlikte analarının da öldürülmesi gerekir.”Sözleri.  Diğer taraftan bir grup İsraillinin  “Gazze’de okullar açılmayacak Çünkü çocuklar olmayacak “ çığlıkları ile gösterileri son derece alçakça ve insanlık dışı bir davranıştır.  Bu ifadeler Filistin halkına yapılan saldırıların normal bir saldırı olmayıp, bir soykırım olduğunun da açık belgesidir. Onun için Gazze’de çocukların kadınların hedef alınması bir tesadüf değil, filistini bitirmenin sistematik bir parçasıdır.Bu ifadeleri terörist İsrail Devletinin yaptığı soykırımı meşru savunma hakkı kabul etmek suretiyle Siyonist katliama çanak tutan AB, ABD Almanya, İngiltere, gibi küresel emperyalist güçlere ve bu vahşete sessiz kalan ve onlara moral destek veren ülkelere ithaf ediyorum.  Bu vahşet karşısında dünya neden kör, neden sağır, neden suskun ve neden sessizdir?
    Filistin’de Gazze’de Analar balalar çocuklarının, çocuklar da analarının babalarının gözleri önünde katlediliyor, Filistin’de ana olmak baba olmak çocuk olmak zor. Çünkü Filistin’de çocuk olmak demek;mermilerle, şarapnel parçalarıyla yaşamak demektir, bomba sesleriyle uyanmak demektir. Ninni sesleri yerine, silah seslerini duymak demektir. Esir kamplarında, mahpushane zindanlarında öksüz, yetim, biçare olmak demektir. Beşiğin kundağında, ananın kucağında kanlı Siyonist kurşunlarına hedef olmak demektir. Kısaca;  Filistin’de çocuk olmak demek,  hayatın anlamını anlamadan hayatın sonunu yaşamak demektir. Gazze’de yaşanan bu vahşet karşısında dünya neden kör, neden sağır, neden suskun ve neden sessizdir. Gazze’de sadece acı var! Gözyaşı var! Ölüm var! Zulüm var! İşkence var! 
Bu zulüm batılı ülkelerin çocuklarına yapılsaydı Acaba sessiz kalabilirler miydi? Hissiz olabilirler miydi?  İşte batının insan hakları, çocuk hakları, kadın hakları, demokrasi ve özgürlük anlayışı budur! Nerede okyanusta buzullar arasına sıkışan balinalar için seferberlik ilan eden BM’ler? Nerede Körfezde petrole batan kuşların yardımına koşanlar? Nerede belediyelerce itlaf edilen köpeklere ağıtlar yakanlar? Nerede İsrailli bir esir asker için dünyayı ayağa kaldıranlar. Nerede çocuk hakları, kadın hakları, insan hakları savunucuları? Nerede Arap Birliği? Nerede Arap şeyhleri ve Kralları?  Nerede İslam İşbirliği Teşkilatı Örgütü? Nerede İslam Ülkelerinin Hükümetleri ve Devlet Başkanları?

    Son Filistinlinin ölümünü mü? İsrail’in İnsafa gelmesini mi bekliyoruz? 

    Daha neyi bekliyorsunuz. Hayatta kalan son Filistinlinin ölümünü mü? Dostunuz ve müttefikiniz ABD ve Onun. Taşeronu Siyonist İsrail’in İnsafa gelmesini mi?  Unutmayın ki; Bu çocukların, bu mazlumların gözyaşı sadece Siyonist İsrail’i ve katil ABD’yi  değil, onlara dolaylı ve dolaysız destek veren işbirlikçi hainleri de Bu zulüm karşısında sessiz kalanları da  boğacaktır.Öte yandan İnsanlığın güvenliğini Dünya’nın huzur ve nizamını, sağlamakla görevli BM Teşkilatının bu vahşeti durdurmak için acil tedbirleri alma yerine hala barış ve ateş gibi denenmiş sözcükleri terennüm etmesi İsrail saldırılarına meşruiyet kazandırma çabalarından başka bir şey değildir. Zaten BM’lerin İsrail Filistin anlaşmazlığı konusunda bu güne kadar yaptığı girişimler, aldığı kararlar Filistin’e yapılan zulmü önlemek için değil, adeta İsrail’in güvenliğini sağlamak için olmuştur. BOB çerçevesinde ABD’nin Irak işgaline göz yumulmasının, Mısır Halkının % 50 den fazla oyuyla işbaşına gelen Muhammed Mursi’nin darbeyle devrilmesinin, Suriye’de halkının varil bombalarıyla adeta yok eden Esed zulmüne sessiz kalınmasının, Libya Devletinin yıkılmasının altında yatan gerçekte budur.
Onun için İsrail’in saldırılarından vazgeçmesini, BM ve AB ülkelerinin İsrail zulmünü önlemesini beklemek ölü gözünden yaş beklemek kadar abestir. Bütün dünya’da nizam ve intizamı barış ve huzuru sağlamak amacıyla kurulan, Birleşmiş Milletler’in İsrail üyesi midir? yoksa Birleşmiş Milletler İsrail’in kölesi midir?  Anlamak mümkün değildir. BM’lerin bırakın savaşı, saldırıyı, işgali ve zulmü önlemesini zalimlerin diktatörlerin işgalcilerin İslam ülkelerine ve Müslümanlara karşı zulümlerini rahatça işleyebilecekleri bir kurum olmaktan başka bir şey olmadığı anlaşılmıştır. Emperyalist güçlerin İsrail’e destek olmakta gösterdikleri hassasiyeti anlamak mümkündür.Emperyalist güçlerin Zalim İsrail Yönetimine destek olmakta gösterdikleri hassasiyeti anlamak mümkündür. Çünkü onların bu davranışları Peygamberin “Küfür tek millettir.” Hadisinin  “Ey iman edenler Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin onlar birbirlerinin dostudur. Sizden kim onları dost edinirse o da onlardandır.”ayetinin tezahürüdür. Ancak Mısır ve körfez ülkeleri ile bazı İslam ülkelerinin ve onların Hükümetlerinin Müslüman Filistin halkına uygulanan katliama seyirci kalmalarını hatta Siyonist İsrail’e destek veren ülkeleri dost ve müttefik saymalarını anlayışla karşılamak mümkün değildir. Hatta İslam adına son derece utanılacak bir durumdur.Şeytanla dostluk kurarak cennete giremeyeceğimiz gibi Teröristleri dost ve müttefik kabul ederek de Müslüman’ca hayat sürdürmemiz mümkün değildir. Bu gün Filistin’in Irak’ın, Libya’nın, Suriye’nin, Afganistan’ın Pakistan’ın Çeçenistan’ın, Doğu Türkistan’ın başına gelen bela ve musibetler düşmanlarımızın gücünden ziyade Müslümanların imamesi kopmuş tespih taneleri gibi dağınıklığından kendi güçlerini birleştirme yerine düşmanlarının safında yer almalarından kaynaklanmaktadır.
    Neden zalimleri durduramıyoruz? neden mazlumlarımızı koruyamıyoruz?

Şimdi şu soruyu kendimize soralım. Neden zalimleri durduramıyoruz? neden mazlumlarımızı koruyamıyoruz? Çünkü Allah “Müminler ancak kardeştir. Kardeşlerinizin arasında anlaşmazlık olursa aralarını ıslah edin.”, “Allah ve Resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin;  yoksa korkuya kapılırsınız da gücünüz kuvvetiniz, devletiniz gider”,” Hepiniz toptan, Allah'ın ipine (dinine) sımsıkı sarılın, bölünüp 
parçalanmayın.”,” Ey İman edenler mallarınızla canlarınızla Allah yolunda cihat ediniz.” “Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin dostudurlar.” Buyururken, Peygamberimiz de:”Müminler bir bedenin uzuvları gibidir. Bedenin bir uzvunda rahatsızlık olursa diğer uzuvlar onun acısından rahatsızlık duyar.”,”Müminlerin dertleriyle dertlenmeyen bizden değildir.”,” Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız, iman etmedikçe de cennete giremezsiniz.”,” Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz.”, “Allah’a Yemin ederim ki! Ya iyiliği emreder kötülükten sakındırırsınız ya da Allah Teâlâ, sizin kötülerinizi size musallat eder. Böyle olduktan sonra sizin hayırlılarınız dua ederler, fakat duaları kabul edilmez.”,  "Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler, Allah’ın kitabı Kur’ân-ı Kerim ve Peygamberinin sünnetidir.”Şimdi kendi nefsimizi adil bir savcı edasıyla hesaba çekelim. Müslüman olarak biz Ne yapıyoruz?İslam kardeş olun diyor. Biz düşman oluyoruz. Birbirinizi sevin diyor. Biz nefret ediyoruz. Kardeşlerinizin arasında anlaşmazlık çıkarsa aralarını ıslah edin diyor. Biz ifsat ediyoruz. Hepiniz toptan Allah’ın ipi olan Kurana sımsıkı sarılın diyor. Biz sırt çeviriyoruz,“ Allah’a ve Resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin yoksa gücünüz, kuvvetiniz, kudretiniz, devletiniz gider” Diyor. Biz birbirimizin boynunu vuruyoruz.  Emri bil mağruf nehyi anil münker yapın diyor. Biz emri bil münker nehyi anil mağruf yapıyoruz. Cihadı erk ediyoruz. Haram olan faizi helal gibi yiyoruz. Zinayı serbest sayıyoruz. Allah dostlarını düşman, düşmanlarını dost görüyoruz. Böyle olunca da gücümüzü kuvvetimizi, devletimizi izzetimizi kaybediyoruz. Sonuçta Siyonistlere, emperyalistlere yem olmaktan kurtulamıyoruzKurtuluş İslam’dadır. Kurtuluş Allah’ın kitabına Resulünün sünnetine sarılmadadır.Kurtuluş İslam’dadır. Kurtuluş Allah’ın kitabına Resulünün sünnetine sarılmadadır. Biz Müslümanlar; Eğer bir binanın tuğlaları gibi, bir bedenin uzuvları gibi birbirimize kenetlenirsek,  birbirimizin derdiyle dertlenir, sevinçlerini paylaşırsak; Allah ve Resulünün emrettiği şekilde kardeşler topluluğu olursak, işte o zaman hesap değişecektir. C.Hak  Ebrehe’nin o rdusu üzerine gönderdiği Ebabil kuşlarını  Siyonist İsrail Orduları üzerine gönderecektir. Bedir savaşında İslam ordusu ile birlikte düşmanla savaşan Melekler Müslümanlarla bir olup Allah düşmanlarıyla savaşacaktır. Çanakkale savaşında ulaşan manevi yardım günümüzün Müslümanlarına da ulaşacaktır.İşte bu gün buradan: Filistin de Irakta ve dünyanın başka yerlerindeki imdat, imdat bize yardım edecek Müslüman, izan ve insaf sahibi insan yok mu?  Çığlıklarına karşı başta Türkiye Cumhuriyeti Devleti olmak üzere tüm İslam ülkelerinin hükümet ve devlet başkanlarını, Millet Vekillerini, halklarını İsrail’in Filistin’e karşı uyguladığı terör eylemini sona erdirecek, soykırımını durduracak, askeri, ekonomik, sosyal, sportif ve diplomatik yaptırımları derhal hayata geçirecek tedbirleri almaya çağırıyoruz.  
Dünya Müslümanları İsrail Mallarının hatta onlara açık destek olan ülkelerin alımını, satımını boykot etmeye davet ediyoruz. Çünkü İsrail Mallarına verilen her kuruş gazeli kardeşlerimizin tepesine bomba olarak düşmektedir. 
 İslam ülkeleri barış gücü kurulmalıdır.
ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa gibi ülkelerin BM topluğu içinde veto haklarının bulunması ve bu veto hakkı olan ülkelerin kendilerinin de çıkarcı işgalci, sömürücü olma vasfına sahip olmalar adaletli davranmalarına, zulmü, işgali savaşı önlemelerine engel olmaktadır.Onun için. İslam Ülkeleri İşbirliği teşkilatı çerçevesinde İslam barış gücü adı altında İslam Ordu Teşkilatı derhal kurulmalıdır.  İslam barış gücü askerleri derhal Gazze’ye gönderilmelidir.D-8 projesi İsral’in zulmünü engelleyecek en büyük projedir. 
D-8 Projesi’nin hükümet tarafından hayata geçirilerek İslam ülkelerinde var olan gönül birlikteliğinin güç birliğine dönüştürülmesi için derhal adım atılmalıdır.
Aksi takdirde ülkemizin ve dünyanın değişik yerlerinden yükselen çığlıklar; zalimler tarafından bir sinek vızıltısı gibi algılanmaya, Gazze’de olduğu gibi insanlar ölmeye, ocaklar sönmeye yürekler yanmaya devam edecektir. 
     İsrail Elçileri Gönderilmeli, İsrail’deki elçiler geri çekilmeli
     Eş zamanlı olarak İslam ülkeleri İsrail Elçilerini derhal sınır dışı etmeli, İsrail’deki elçilerini de geri 
çekmelidir.İsrail Başbakanı Savaş suçlusu olarak yargılatılmalı, İsrail Terörist Devlet ilan edilemeli
Eş zamanlı Olarak İslam Ülkeleri İsrail Başbakanı ve Genel Kurmay Başkanının savaş suçlusu olarak evrensel mahkemeler tarafından yargılanması için girişimde bulunmalıdır. İsrail Terörist Devlet ilan edilmelidir.
      Filistin Devleti kurulmalı ve İslam Ülkeleri tarafından tanınmalı 
    Filistin Devleti kurulmalı ve İslam ülkeleri tarafından eş zamanlı olarak tanınmalıdır. Filistine yapılan saldırı İslam ülkelerine yapılmış saldırı kabul edilmelidir.Barışı sağlamakla görevli BM, NATO’ ve AB’nin ve bazı körfez ülkeleri Gazze’de yaşanan vahşete  seyirci  kalsa  da  biz  kalamayız.  Çünkü  Filistin  Cennet  mekân  Abdulhamit’in  emaneti,  Kudus’ün Mescidi  Aksanın  Yılmaz  bekçileridir.  Ümmetin  onuru  ve  gururudur.    Gazze’yi  yalnız  bırakmak  İsrail’eteslim  etmek  emane  hıyanet  etmektir.  Kudüse Mescid-i  Aksaya’  saygısızlıktır.  Şunu  unutmayınız    Gazze Düşerse Filistin düşecektir.  Filistin düşünce Mescid-i Aksa düşecektir. Mescid_i Aksa  düşecektir.Mescidi Aksa’nın   düşmesi   top  yekun   İslam  âleminin  düşmesi  demek  olacaktır.. Onun için  Filistin  özgür  olana kadar,  saldırı  durana  kadar,  Filistin’de  çocukların  yüzü  gülene  kadar  hep  alanlarda  Gazze’nin  yanında olmaya devam edeceğiz. Terörist devleti lanetlerimizle boğacağız.  mustafakir19@gmail.com 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.