Kamu-sen: Dış Borç 129,7 Milyar Dolardan 396,8 Milyar Dolara Yükseldi

Türkiye Kamu-Sen Ar-Ge Merkezi'nin hazırladığı 2002-2014 yılları arasını kapsayan, kamu çalışanlarının ve vatandaşların ekonomik durumunu gösteren rapora göre, 2002-2014 yılları arasında dış borç 129,7 milyar dolardan, 396,8 milyar...

Kamu-sen: Dış Borç 129,7 Milyar Dolardan 396,8 Milyar Dolara Yükseldi



Türkiye Kamu-Sen Ar-Ge Merkezi'nin hazırladığı 2002-2014 yılları arasını kapsayan, kamu çalışanlarının ve vatandaşların ekonomik durumunu gösteren rapora göre, 2002-2014 yılları arasında dış borç 129,7 milyar dolardan, 396,8 milyar dolara yükselirken, iç borç ise 149,9 milyar TL’den 422, 6 milyar TL’ye ulaştı.

Raporu değerlendiren Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, "Bu rapor ülkemizin 12 yılının nasıl heba edildiğini bir kez daha ortaya koymuştur." dedi. Koncuk, "Ekonomide yıllardır çizilmeye çalışılan pembe tablonun iflas ettiği bu raporla belgelenmiştir. Türkiye Kamu-Sen Ar-Ge Merkezimizin hazırladığı ve AKP iktidarının 12 yıllık serüveninde ülkemiz ekonomisi ve vatandaşlarımızın geçim şartlarını ne duruma getirdiği rakamlar ışığında bilimsel verilerle ortaya konulmuştur. Memurlarımızın 730 günü çalınmıştır. 2015 yılı, yeni bir toplu sözleşme sürecine sahne olacaktır. Eğer bu dönem de geçtiğimiz toplu sözleşme sürecindeki gibi yazılmış senaryoların, çadır tiyatrosunda sergilenmesi şeklinde olursa, memur ve emeklilerimiz bir 730 günlerini daha kaybedecektir. Bu bakımdan siyasi irade üzerine düşeni yapmalı, geride kalan 12 yılın acı izlerini silmelidir. Bunun için ilk etapta kamu çalışanlarına yüzde 12 ek zamvererek geçtiğimiz yılın kayıplarını telafi ederek işe başlamalıdır." ifadelerine yer verdi.

Türkiye Kamu-Sen Ar-Ge Merkezi'nin hazırladığı raporun ayrıntıları ise şöyle;

1- Türkiye’de 'ekonomik istikrar' olduğu yolundaki açıklamalar gerçeği yansıtmamakta. Türkiye, 2002-2014 yılları arasında dış borcunu 3 kat, iç borç toplamını ise 1,5 kat artırarak, borçlanma yoluyla göreli büyüme sağladı. Buna paralel olarak Türkiye’nin dış borç toplamı 129,7 milyar dolardan 396,8 milyar dolara; iç borç toplamı ise 149,9 milyar TL’den 422,6 milyar TL’ye yükseldi.

2- Geride kalan 12 yılda ülkemizin bütün kaynakları özelleştirmelere açıldı, karşılığında ise yaklaşık 55 milyar dolar özelleştirme geliri elde edildi.

3- Yalnızca borçlanma ve özelleştirme gelirleri hesaba katıldığında bu dönemde 322,1 milyar dolar ve 272,7 milyar TL’lik bir ek kaynak sağlandı. Ancak elde edilen bu kaynak, vatandaşlarımıza adil bir biçimde dağıtılmadığından, gelir dağılımı, düşük gelirliler ve ücretliler açısından bozularak, en yüksek gelirli kesimle en düşük gelirli kesim arasındaki fark kapatılamadı.

4- Bu gelişmelere paralel olarak, ülke ekonomisinin düzenli olarak büyüdüğü iddia edilmesine rağmen çalışanların reel ücretlerinde alım gücünde düşüşler yaşanırken, işsizlik 2001 yılında yaşanan ekonomik krizdeki oranın altına düşürülemedi.

5- Yanlış ücret politikalarının en açık yansıması geçtiğimiz yıl görülürken, 2014 yılının tamamı için kamu görevlilerinin maaşlarına seyyanen 123 TL zam yapıldı. Bu artışın ortalama maaşlara oranı yüzde 5,2’dir. Öğretmen maaşlarına, hâkim ve savcılar ile öğretim elemanlarına yapılan artışlar memurların yalnızca 3’te birlik bir kesimine yansıdığı için bu artış, münferit olarak kabul edilmeli.

6- 2014 yılı içinde 4 kişilik bir ailenin insanca yaşayabilmesi için gerekli görülen en düşük harcama tutarı 403 lira yükseldi. Buna göre memur maaşı, ailenin harcamaları karşısında yalnızca 2014 yılı içinde net 280 lira erimiştir. Memur maaşı yüzde 5,2 artarken yoksulluk sınırı olarak nitelenen harcama kalıplarındaki yıllık artış oranı yüzde 10,9’a ulaştı.

7- Ekonomide yaşanan gelişmeler sonucunda 2014 yılı için enflasyon hedefi yüzde 5,2 iken gerçekleşen enflasyon yüzde 8,17 olurken, bu durumda memur maaşları 2014 yılı sonunda yalnızca enflasyon karşısında yüzde 2,97 oranında eridi.

8- Türkiye ekonomisinin 2014 yılında reel olarak yüzde 3,3 oranında büyüyeceği öngörülürken, memurların bu büyümeden hiç pay alamayacağı, aksine maaşlarının eriyeceği Hükümet tarafından kabul edilmekte.

9- Memur maaşları yıllardan beri ekonomik gelişmelere paralel bir şekilde artmadı, büyüme, enflasyon ve refah payı gibi unsurlar memur maaş artışlarında dikkate alınmamıştır. Yıllardır memurlara ve emeklilere hedeflenen enflasyon doğrultusunda maaş zammı yapılmış, yıl ortasında enflasyon hedefinin tutmayacağı belli olunca hedefler güncellenmiş ama memur maaşlarına enflasyon farkı dışında ek zam yapılmadı.

10- 2013 yılında yapılan toplu sözleşme görüşmelerinde yetkili konfederasyon tarafından memurların ve emeklilerin enflasyon farkı hakkı da gasp edilince, 2014 yılında memur maaşlarını enflasyon artışına karşı da koruyacak hiçbir düzenleme yapılmadı.

11-2002-2014 arasında Milli Gelir reel olarak yüzde 84,8 oranında büyüdü.

12- Aynı dönemde TÜFE artışı yüzde 181,6 olarak gerçekleşmesine rağmen vatandaşların tüketmek zorunda oldukları mal ve hizmetlerin fiyatları ortalama yüzde 228,8 oranında arttı.

13- Anılan dönemde ortalama memur maaşı yüzde 277,1; en düşük memur maaşı yüzde 347,5 oranında artmış olsa da yapılan hesaplama, 2006 yılından beri ödenen 'Denge Tazminatı' ve 2008 yılında ödenmeye başlanan 'Ek Ödeme' ve 2014 yılında yalnızca belli kesimlere yapılan artışları da kapsadığı için memur maaşlarındaki gerçek artışları yansıtmamaktadır. Anılan ödeme ve artışlarından faydalanamayan kamu görevlileri ve emeklilerin maaş artışları 2002-2013 arasında yalnızca gerçekleşen TÜFE kadar artmış, 2014 yılında ise enflasyon farkı uygulaması olmaması nedeniyle TÜFE’nin de altında kaldı.

14- Öte yandan adil bir gelir dağılımı ve ülke ekonomisinde yaşanan büyümenin toplumun tüm kesimlerine eşit oranlarda yansıtılması gerçeğinden yola çıkıldığında kamu görevlileri, ekonomik olarak, ülke içinde üretilen mal ve hizmetlerden 2002 yılı seviyesinden yüzde 26 daha geride.

15- Yıllık gerçekleşen enflasyon, yaşanan ekonomik büyüme ve gelir dağılımındaki adaletin sağlanması, gelir dağılımından en yüksek payı alan kesimle, en az pay alan kesim arasındaki farkın kapatılarak Gini katsayısının OECD ülkeleri ortalamasına yaklaştırılabilmesi için tüm çalışanlara verilmesi gereken refah payı artışları dikkate alındığında, memur maaşlarının yüzde 34,3 oranında daha artırılması gerekmekte.

16- Gerek aile bireylerinin insanca yaşaması için gerekli olan en düşük aylık tutarı ifade eden yoksulluk sınırındaki bir yıllık artış, gerekse gerçekleşen enflasyon verileri dikkate alındığında yalnızca 2014 yılında memur maaşlarında yaşanan kayıpların karşılanması için yüzde 12 oranında ek zam yapılmasına ihtiyaç var.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.