Lise Eğitimi İçin Alternatifler Yaratılmalıdır..

12 yıllık zorunlu eğitim yalnızca mevzuatında kalır, malum herkes çocuğunu Ortaokuldan sonra okutmak için maddi bir külfetin ve mihnetin içine girmeyebilir... Bakanlık olarak, bununla ilgili her açıdan yapılacak bir değerlendirme, bazı liseleri gerekli kılacaktır kanaatindeyim... Anadolu yapılarak öğrenci tarafından rağbet görmeyen düz liseler, istinasız her yerde öğrencilerin lise öğrenimine devam etmesi için külfetsiz basit bir seçenekti... Şimdi öyle değil işte, lise eğitimi daha külfetli ve zor...

Lise Eğitimi İçin Alternatifler Yaratılmalıdır..



28-29 Nisan 2014 Pazartesi ve Salı günlerinde 8.sınıf öğrencilerine yönelik olarak yapılan merkezi ortak sınavlarına, mazeretleri nedeni ile katılamayan öğrenciler, 10-11 Mayıs 2014 Cumartesi ve Pazar günleri gerçekleştirilen mazeret sınavlarına katıldılar. Elbette, mazeretleri nedeni ile bu mazeret sınavlarına katılamayan öğrencilerde olmuştur diye düşünüyorum. Ama MEB’in TEOGS ile ilgili takviminde mazerete sınavlarına katılmayan öğrenciler için bir telafi sınavı bulunmamaktadır. Bilinmelidir ki, bu mazeret sınavları bile MEB’in omzunda maddi bir yük olarak asılıdır. Bu sınavların maddi bir külfete sahip olduğu ise bazı okullarda sınava katılan öğrenciden çok görevli (Hizmetlisi, salon görevlileri, bina sorumluları, bina güvenlik personeli, sınav komisyon üyeleri, kuryeler vs...) bulunması ile ilgili görüntülerde ayrıca kendini göstermektedir. Mevzunun İRONİK yanı bu olsa gerek sanırım. Ama mevzunun İRONİK tarafına değil, bu sınavların seyrinde görülmüş ve görülmesi kuvvetle muhtemel, tecrübe ile sabit birtakım mağduriyetlere değinmek istiyorum.

Malumunuzdur ki, TEOGS kapsamında yapılan bir dizi sınav ile öğrencilerin ortaöğretim kurumlarına yerleştirilirken kullanılacak sınav puanları belirlenecektir. Tabiki bu belirleme bir hesaplama ile olacaktır. Öğrencilerimizin bu bir dizi sınavdan aldıkları puanlar usulüne göre hesaplanıp OGS puanı saptanacaktır. Bu saptama ile öğrencilere duyurulacak olan OGS puanı ile öğrencilerimiz hedefledikleri liselerde okuyabilmek için belki de kılı kırk yaracakları bir tercih sürecine gireceklerdir. Tercih sürecinde, rehber öğretmenler kılavuzluğunda okul tercihlerinde bulunacaklardır. Ve hedefledikleri okullara yerleşmenin hayali ile bir bekleme sürecine gireceklerdir. Sonrasında yerleştirme sonuçları açıklanacak ve yine sevinç, hüsran tabloları ile karşı karşı kalınacaktır. Ya sınav puanı olmayan ya mevcut sınav puanı ile bir okula yerleştirilemeyen öğrenciler... İşte, bu sınav sürecinde yani bu seyirde mağduriyet yaşayacak olanlar, velileri ile birlikte bu gruptur. Gelecekleri ile ilgili kara kara düşünmeye adeta sevk edilen ve seçenek sunmayarak da kendi başının çaresine bak denilen bu grupta yer alan öğrenciler ve velileri ile ilgili bir an evvel çözümler üretilmelidir ve alternatifler sunulmalıdır. 

Bu konuya dair beklentimiz ve isteğimiz bu iken, MEB bu muallak seyri daha muğlaklaştıracak bir adım attı. Üstüne üstlük, MEB valiliklere göndermiş olduğu yazı ile sınav puanı olmayan ve mevcut sınav puanı, puanla öğrenci alan bir liseye yerleşmeye yeterli olmayan öğrencilerin geçen yıllarda yönlendirildiği alternatif lise dengi okulların ‘Anadolu’ türünde duyurmuştur. Bu durum ise anılan grup için MEB alternatif lise dengi okullarının sayısını sıfırlamakla çözümü bulmuştur yorumlarını ve değerlendirmelerini beraberinde getirmiştir. MEB’in valiliklere yolladığı anılan yazıda, liselerin türünün azaltılması ve neredeyse tüm liselerin ‘Anadolu’ olarak sıfatlandırılması belirtilmektedir. Böylelikle, mağdur olacağını düşündüğümüz grup öğrencilerinin elinde kala kala iki tür lise seçeneği kalmıştır. Birisi örgün eğitim dışındaki açık lise seçeneği, diğeri ise özel lise ... Örgün olarak lise eğitimine devam etmek isteyen ve anılan grup içerisinde yer alan bir öğrenci için bu durumda tek seçenek kalıyor, ÖZEL OKUL... Maddi durumu elvermediği için özel okula gidemeyecek olan bu öğrenciyi, mecburi örgün eğitim dışına iteklemek, aba altından yaygın eğitime yönlendirmek öğrencinin eğitim geleceğine büyük bir darbedir. 

İŞTE, DERSHANELERİN ÖZEL OKULLARA DÖNÜŞTÜRÜLMESİ İLE BİRLİKTE ANILAN KAPSAMDAKİ ÖĞRENCİLER, ÖZEL OKUL OLAN DERSHANELERE LİSE EĞİTİMLERİNİ ALABİLMELERİ İÇİN YÖNLENDİRİLECEKLERDİR DİYE ÖNGÖRÜYORUM. Anayasa Mahkemesinin ilgili kanunu iptali ile bu ihtiyaçların karşılanmasına dönük başka nasıl bir yol izlenebilir diye kendime soruyorum ve bir yanıt bulamıyorum. Aksi bir karar ile tam bir arapsaçı hal ortaya çıkabilir. MEB’in bu konu üzerine çok yönlü olarak ve her ihtimalleri düşünerek, sivil toplum örgütleri ve diğer paydaşlardan geri dönütleri alıp danışma hizmeti alarak gitmesi elzemdir ve ayrıca doğan ve doğabilecek olan mağduriyetleri önlemek için yollar çizmelidir. Esasında, alternatifleri çoğaltmak olmalıdır... 

Valiliklere yollanan lise çeşitliliğini azaltan malum yazıdaki çalışmalardan anlaşılmaktadır ki, 12 yıl öğrenim mecburiyetinin adeta yoluna bariyerler kurulmaktadır. Hatta, öğrencinin 12 yıl boyunca örgün eğitimin içerisinde kalabilmesi için bol seçenekler sunmak gerekir iken, atılan bu adımlar ile öğrenciler lise eğitimine karşı soğutulmaktadır. Birçok yerde, atılan bu yönlü adımların Halk Eğitim Merkezlerinin iş yükünü ağırlaştırdığınıda ayrıca belirtmem lazım. Halk Eğitim Merkezleri, örgün eğitim lise kurumları gibi işlev görmektedir ve bundan sonra da görecektir sanırım. Örneğin, 2012 yılından bu zamanana değin açık liseye kayıtlı öğrenci sayısında 2-3-4 kata varan artışlar vardır. Katmerlenerek de artarak devam edeceği öngörülmektedir. Bilinmelidir ki, Halk Eğitim Merkezlerinin bu iş yükünün ağırlığı ile yaygın eğitim ile ilgili diğer iş ve işlemlerinde aksaklıklar meydana gelmektedir ve gelecektir. 

Eğitim süresini 12 yıla çıkarmak atılması gereken bir adımdı, sırada öğrenciyi 12 yıl boyunca eğitimin içinde tutabilmek, bu 12 yılı öğrenciler açısından anlamlı kılabilmek için özellikle sınav puanı ile öğrenci almayan alternatif lise sayılarını çoğaltmak gibi reformlara ihtiyaç bulunmaktadır. Ayrıca, sınavla öğrenci alan bazı okulların kontenjanlarının dolmaması ve buna bağlı olarak o okullardaki öğrenci sayılarının düşmesi, buna paralel sınıf şube sayılarının azalması ve beraberinde öğretmen normlarını da etkilemektedir. Norm sayısındaki azalma, mevcut öğretmenlerden birini ya da birkaçını norm fazlası yapmaktadır. Bu ise öğretmen açısından bir mağduriyet teşkil etmektedir. Ve eğitimi de ders yılı içerisinde sekteye uğratmaktadır. 

Sonuç olarak, nereden tutarsanız tutun, bu bahsetmiş olduğumuz alternatifsizlik ve ‘Anadolu’ olarak öğrencileri cezbetmeyen başına ‘Anadolu koymuş’ olduğunuz liseleri cazip okullar yapıp, açılan öğrenci kontenjanlarının dolmasını sağlamalısınız, 

Sınav puanı olmayan veyahut sınav puanı olup o puanla bir liseye yerleşemeyen öğrencilerin açıkta biçare kalakalmaması için alternatif liseler açmalısınız...

Yoksa, 12 yıllık zorunlu eğitim yalnızca mevzuatında kalır, malum herkes çocuğunu Ortaokuldan sonra okutmak için maddi bir külfetin ve mihnetin içine girmeyebilir... Bakanlık olarak, bununla ilgili her açıdan yapılacak bir değerlendirme, bazı liseleri gerekli kılacaktır kanaatindeyim... Anadolu yapılarak öğrenci tarafından rağbet görmeyen düz liseler, istinasız her yerde öğrencilerin lise öğrenimine devam etmesi için külfetsiz basit bir seçenekti... Şimdi öyle değil işte, lise eğitimi daha külfetli ve zor... Öğrencilerin heba olmaması için alternatif yolları açma vakti geçmektedir... İvedi davranılmalıdır... 

Yahya ASLAN/Kamugazetesi

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.