Meb Herkesi Birbirine Düşürdü!

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NIN SON İCRAATLARI VE GELECEKTE ÇALIŞMA BARIŞI

Meb Herkesi Birbirine Düşürdü!



Aslında bu yazıyı kaleme almanın çok bir anlamı yokken eskilerin tabiri ile malumun ilanı bağlamında ve sorumlu vatandaşlık duyguları ile bir uyarı ve hatırlatma görevini yerine getirme zorunluluğu hâsıl olmuştur. Bugün herkesin berrak bir şekilde bildiği ve şu günlerde Eğitim Çalışanlarının kutuplaştırıldığı iki önemli yasal mevzuattan bahsedeceğiz. Ömer DİNÇER’le başlayıp Nabi Avcı ile devam eden 652 sayılı KHK ve 6528 sayılı kanunla yeniden yapılandırma ve değişim süreci zamanla bir hukuksuzluk sisteminin ikame edilmesi ve akabinde kıyım, zulüm ve ötekileştirme sürecine evirilerek yönetici kitlelerini adeta şizofren hale getirmiştir.

Milli Eğitim bakanlığından bütün Bakanlıkların ötesinde ülkenin geleceğini şekillendirmesi beklenirken; 800,000 çalışanını birbirine düşüren ve ülkenin teminatı olan çocukların ve gençlerin geri kalmış ülkelerin düzeyinden bile daha kaotik ve plansız bir süreç ile eğitimlerini adeta bir karmaşaya dönüştürmüştür. Evet, toplumun büyük kesimlerine mütedeyyin nesiller yetiştirme vaadiyle getirilen mezkûr yasalar ve alt mevzuatları zaman içinde görüldü ki maalesef Eğitimin temel dinamiklerini es geçerek paydaşlar arasındaki iletişim kanallarını tamamen kapatarak uzun vadeli planlı gelişim politikaları yerine günübirlik kişisel çıkar ve menfaatler üzerine odaklanmış bir yapıyı ortaya çıkarmıştır.

Öyle ki bu yapı Milli Eğitim Bakanlığının eğitimle ilgili tüm birikimlerini ve yerleşik uygulamalarını adeta derdest etmiştir. Bu durum toplumun büyük bir kesimi tarafından fark edilmesine rağmen fırtına öncesi sessizlik veya geleneksel olarak devlete ve hükümete güven anlayışı içinde bir şekilde sineye çekilmekte ve tolere edilmektedir. Ancak bu süreç çalışanlar arasında en alt kademeden en üst kademelere kadar büyük bir tedirginlik ile izlenmektedir. İzlenen bu süreç safhalarında yapılan hukuksuzluklar, kıyımlar, hak ihlalleri ve ağır mağduriyetler yöneticileri tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar kutuplaştırmış çalışanlar ve yöneticiler arasında kin ve nefret duygularının adrenalin düzeyinde tetiklenmesine neden olmuştur.

Daha elim ve vahim olanı ise bu gidişatın gelecekte olası bir yönetim değişikliğinde öç ve intikam alma duyguları ile Milli Eğitim Bakanlığında bugün yapılanlardan çok daha ağır, acıklı ve dayanılması imkânsız icraatların yapılacağının bugünden meşrulaşmasıdır. Bu ülkeyi seven, en genel tabirle ‘vatandaşlık bağı ve duyguları’ ile bu ülkeye ve toplumuna bağlı olan ve birlikte yaşama duygusuna sahip herkesin bireysel olarak haksızlığa uğramış olsa bile milli eğitim bakanlığında şimdi ve gelecekte çalışma barışının tesis edilebilmesi için herkesin elinden gelen katkıyı sağlaması gerekir.

Ancak buna dair beklenti bunun öncülüğünü başta Milli Eğitim Bakanlığının en üst yöneticilerinin yapması gerektiği yönündedir. Bugün güç ve yetki coşkusuyla yapılan infazı andıracak uygulamalar Milli Eğitim Bakanlığını uzun yıllar eğitimi kenara koyup kişisel hırs ve çıkarların yarıştırıldığı bir kurum haline getirecektir. Mutlak olan bir gerçek vardır ki hiç kimse kendisine yapılan hukuksuzluk ve haksızlıkları sineye çekip bir gün vakti geldiğinde de ceketini alıp gitmeyecektir. Aksine Sabırla ve inatla bekleyip bir gün eline yetki ve imkânlar geçtiğinde beklenen ve tahmin edilenden çok daha vahim ve çok daha elim duygularla kendisine yapılan hukuksuzlukların ve haksızlıkların kendince intikamını almaya çalışacaktır. Kâhinlik için diplomaya gerek yok koşullar oluşunca buna dair uygulamaları yine hep birlikte yaşayarak göreceğiz. Bu kaygı ve endişeyle herkesin akl-ı selim ile itidalli davranması, hakkaniyet ölçülerine özenle riayet etmesi ve gelecekte bir intikam ve öç alma beklenti ve havasını bertaraf etmesi gerekir.

Bu zamana kadar yapılmış olsa bile bazı hukuksuzluk, haksızlık, dışlama ve ötekileştirme uygulamalarından mutlaka ve mutlaka geriye dönülmesi gerekir. Bunun için 652 sayılı KHK ve 6528 sayılı kanunla haksız bir şekilde mağdur edilen tüm yönetici ve personellerin yeni bir düzenleme ile en azından mali haklarının iade edilerek mağduriyetleri giderilmelidir, bu bugün olmasa da yarın mutlaka olacaktır. Aksi takdirde bugün Sultan Süleyman olanlar yarın Tophane’de Körükçü Süleyman olduklarında hukuksuz yaptıkları icraat ve uygulamalarının bedellerini söylemesi zor ama bedenleri ile ödemek durumunda kalabilirler.

Kanun gücü ile insanların kazanılmış haklarını elinden almak, tiyatrovari komisyonlarla yıllarca yöneticilik yapmış kişileri ezerek tasfiye etmek diğer yandan bilmem ne menem sendikaya üye olana yüksek puanlar bağışlamak gibi vasat ve adrese teslim icraatlar dikiş tutturamayacak, sadece kutuplaşmayı yoğunlaştırıp gerilimi artıracaktır.

Sonuç olarak Milli Eğitim Bakanlığı yarınlarda bir nokta kadar etkisinin ve bir tek imtiyazlısının kalmayacağı günübirlik uygulamalardan vazgeçerek bir an önce nitelikli eğitime geçmenin yollarını araştırmalıdır.

Hani Fatih Projesi ne oldu? Dağıtılan tabletleri öğrenciler ne kadar kullanabiliyor? Kurulan akıllı tahtaları öğretmenler ne kadar kullanabiliyor? EBA’yı kullanan öğretmen sayısı ne oranda? Öğrencilerin kişisel gelişimleri için yürütülen projeler mevcut mu? Okulların genel hijyenleri ile kantin ve yemekhanelerin hijyen durumları denetleniyor mu? Çocuklarımızı zararlı alışkanlıklardan koruyacak özel tedbirler alınmış mıdır? Bölgeler arası eğitim eşitsizliğine yönelik politikalar geliştirilmekte midir? Yoğun kentleşmenin yaşandığı özellikle büyük şehirlerde eğitim kurumları için yeterli alanların ayrılmasına yönelik planlı çalışmalar mevcut mudur? Halen boş geçen dersler ve eksik dağıtılan kitaplarla ilgili acil çözümler üretilebilmekte midir? Öğretmen ve yöneticilerin hizmetiçi eğitimlerine yönelik planlamalar yapılmakta mıdır? Mali imkânlardan yoksun öğrencilerin TEOG ve YGS’ye hazırlıklarına yönelik çalışmalar yapılmakta mıdır? Okullarda veli toplantıları ve bilgilendirmeleri yapılmakta mıdır? Eğitim ortamlarının iyileştirilmesine yönelik planlı çalışmalar yapılmakta mıdır? Okullarda ders denetimleri yapılmakta mıdır? Devam-Devamsızlık konularında okul idarelerince zamanında gerekli işlemler yapılmakta mıdır? Eğitime ayrılan kaynakların verimli ve etkin kullanımına yönelik denetim rehberlik çalışmaları yapılmakta mıdır? Müfredat Programlarının yenilenmesi ve geliştirilmesine yönelik çalışmalar önceden yapılmakta mıdır? …

Ve en önemlisi Bakanlık merkez teşkilatında hangi birimin taşrada hangi işleri planlayıp takip edeceğini bilebilmekte midir? Ör: Öğretmen Yetiştirme ve Eğitimi Genel Müdürlüğü son bir yıllık icraatını kamuoyuna açıklayabilir mi?  Son söz MEB’in bir an önce evine dönmesi gerekir.

NOT: Bir sonraki Masalım Okullardaki öğretmen ve öğrencilere yönelik serbest kıyafet uygulamalarının sonuçları üzerine olacaktır.

Masal Uzmanı


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.