Meb, Mahkeme Kararlarını Uygulayacak Mı?

"MEB, mahkeme kararlarını uygulayacak mı?" Türk Eğitim-Sen İstanbul 9 nolu Şube Başkanı Enver DEMİR yazdı.

Meb, Mahkeme Kararlarını Uygulayacak Mı?



Bilindiği gibi Kurum Müdürlüklerinde 4 yılını dolduranlar, uygulamaya koyulan Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği ekinde yer alan “değerlendirme formu” üzerinden değerlendirilmişler, bu değerlendirmelerin sonucu ortaya, tamamen hukuk ve hakkaniyetten uzak sonuçlar çıkmıştı. Hiç bir mesnete, çalışmaya, incelemeye veya sayısal veriye dayanmayan bu değerlendirmelerle 75 puanın altında kalan okul müdürleri, yapılan bu haksızlıklar karşısında -doğal olarak- mahkemelere binlerce dava açtılar. Açılan bu davalar neticesinde bir çok ilde mahkemelerce yürütmeyi durdurma kararları ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu durumu gören ve değerlendiren MEB, Mahkeme kararları yağmur gibi başlayınca, 81 İlin Valiliğine,12.12.2014 tarihli bir yazı göndererek, izlenecek yol haritasını ortaya koyuyor. Bu yazıda, eğitim kurumu müdürlüğünde görev süresi uzatılacakların belirlenmesi amacıyla yapılan değerlendirme işlemleri hakkında; Bakanlık aleyhine verilen yargı kararların ne şekilde uygulanacağına ilişkin açıklama yapılıyor. Açıklamaya göre mahkeme kararlarının 30 gün içinde uygulanması gerektiği de belirtilerek; 

Bu çerçevede; 

1- Yargı kararlarının süresi içinde uygulanmasının, 

2-Değerlendirme işleminin Bakanlığımızın sisteminden bağımsız olarak, İl Milli Eğitim Müdürlüklerinin koordinesinde, eğitim kurumunun bağlı olduğu İl/İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri tarafından ilin imkanları ölçüsünde yapılmasının,

3-Değerlendirme işleminin, ilgili yönetmelikte öngörülen değerlendiriciler tarafından ve önceki uygulamada olduğu gibi birbirlerinden bağımsız olarak yapılmasının sağlanmasının,

4-Bağımsız olarak yapılan değerlendirmelerin, eğitim kurumunun bağlı olduğu ilçe milli eğitim müdürlüklerince aynı kişiler bakımından tek bir formda birleştirilerek, toplam puan değerinin tespit edilmesinin,

5- Kesinleşen toplam puan değerinin, ilçe milli eğitim müdürlüklerince il milli eğitim müdürlüklerine bildirilmesinin; ayrıca, Bakanlığımızın ilgili sisteminde açılacak sisteme işlenmesinin, uygun olacağı değerlendirilmektedir denilmekte olup, yapılacak iş ve işlemlerin uygulama şekli belirtiliyor.

MEB, GÖREV SÜRESİ UZATILMAYAN MÜDÜRLERE ZULME DEVAM DİYOR

Okul ve Kurum Müdürleri değerlendirme kriterleri hakkında çok yazılıp çizilmişse de gelinen noktada, yani yargı kararlarının uygulanması (prosedürün yerine getirilmesi) aşamasında da ciddi sıkıntılar olduğu ortadadır. Sıkıntı, uygulayıcılar açısından tam da içinden çıkılmaz bir hal almaktadır. Yargı, “Bu işte bir yanlışlık, haksızlık, hukuksuzluk var.” diyor. İdare de, “Evet, var. Öyleyse tekrar değerlendirelim.” diyor. Yani, ne değerlendirme kriterleri değişiyor ne de değerlendirmeyi yapan taraflar değişiyor. Aynı (Yargının yanlış bulduğu uygulamayı) işi yeniden yapalım demek bu. İtiraz edilen, rahatsız olunan neydi ? Kimler, hangi ölçülere göre, neleri, nasıl inceleyip, izleyip, hangi kıstaslara göre karar veriyor. Denetlenmiş, hesaplanmış, raporlanmış, değerlendirilmiş, ölçülmüş hangi verilere dayanarak başarı veya başarısızlık kararı veriliyor? Hiş bir ölçülebilir dayanak olmadığından, sadece belli kişilerin beğenisi, tarafgirliği, kanaatine göre seçim yapılması, bırakın hukuk veya yasaya uymamasını, insan aklının hiçbir şekline, vicdani ölçülere uymaz.


KİM, KİMİ NEYE GÖRE DEĞERLENDİRECEK?  

Kim kimi, neye göre, değerlendirecek? Asıl olan bu sorunun cevabıdır. Cevap aranan, değerlendirme kıriterleri nelerdir ve bunu değerlendirecek ehil, uzman kişiler kimdir, kimler olacak? Daha açık soralım; “Şu bilgi ve donanım var mı diye şu sınamayı, şu şu yeteneklerinin olup olmadığını şu ölçülere göre ölçerim diyecek birileri, ama ölçebilecek yeterlilikte var olacak mı ?”

Bakanlığın yazısına göre, mağduru, aynı yönetmelik ve aynı kriterle göre, aynı kişiler değerlendirecek. Değerlendirme formunda, yeniden değerlendirmelerde de,7-8 madde halinde,öğretmen ve çalışanların performanslarına dair puanlanacak maddeler,performans değerlendirme kriterleri var. Ancak, bu konuda değerlendirmelerin nelere göre ve nasıl yapılacağıyla ilgili bir mevzuat veya açıklık yok. 

Bir madde aynen şöyle: 

“Personel performans değerlendirmelerine ilişkin kayıtları tutar ve arşivler” mi diye soruluyor. Değerlendirme formunda böyle bir maddeyle müdüre puan verin deniliyor. Ama ilgili yönetmelikte, performans çalışması yapılacağına ve bunların arşivleneceğine dair bir yönetmelik yok. (Ayrıca 75 puandan fazla puan verilen müdürler böyle bir çalışma yapmış ve belgelemiş mi) Performans Arşivlemeyle ilgili de bir mevzuat yok. Düzmece, o anda akla gelip sorulmuş gbi bir soru. Öğretmenin hangi performansını neye göre ve nasıl ölçüp arşivleyecekmiş müdür? Bu belli mi? Uygulayan var mı ve neye göre uygulamış? Ortada olmayan bir mevzuata göre değerlendirme mi yapılırmış?

Bir başka soru da, tam kargaların bile güleceği cinsten. Yeniden değerlendirme formundaki bir soru da şöyle:

 “Milli ve dini bayramların anlam ve önemine yönelik etkinliklerin yapılmasını sağlar” Milli Bayramların ne şekilde kutlanacağıyla ilgili yapılacak işlerle ilgili bir yönetmelik var. Her idarecinin ne yapması ve nasıl yapması gerektiği beli. Dini bayramlar için,okul müdürünün hangi etkinliğini olumlu puanlatacaksınız? Mesela; Ramazanda oruç tutanla tutmayanı tespit edecek, ramazan bayramında mahallesine şeker mi dağıtacaktır, Ya da başta parti yetkililerinin, büyüklerinin bayramlarını kutlamak için canla başla koşturacak, her etkinliğin en başında, tam orta yerinde duracak, kendisi ve personeli her türlü göreve hazır ve nazır olarak hazırda mı bekleyecektir? Veya, Kurban bayramında kurban keserek, iktidar Partisinin mahalle veya ilçe temsilcilerine, (Kendisini puanlayanlar başta olmak üzere) İlçe Milli Eğitim Müdürü ve Şube müdürlerine kurban eti dağıtan müdürler daha mı muteber olacaktır? Böyle kriterlerle müdürleri tekrar değerlendirip, mahkeme kararlarını yerine getirmiş mi olacağız. Akla her şey geliyor. Çünkü ortada belli, ölçülebilir, adil bir değerlendirme ölçüleri yok.

Yönetici adaylarının da işi zor. Milli eğitim müdürünün gözüne girecek, şube müdürüne şirin görünecek. Tamam, bu yapılabilir. Peki, -sözde- amiri olduğu en tecrübeli ve (hangi akılın icadıysa) en tecrübesiz öğretmene nasıl bir tavır takınacak? Eğitimi bilmeyen, sadece kendi çocuğunun durumu kadar ilgilenen, çoğu zaman ilkokul mezunu veliden oluşan okul-aile birliğini nasıl ikna edecek. Daha da acayibi, öğrenci temsilcisi öğrenci, öğretmenini bile değil onun müdürünü değerlendirecek. Müdür adayı bu öğrenciyi nasıl ikna edecek? Bütün bu saydıklarımız, hangi bilimsel çalışmanın ürünü değerlendirme kriterlerine göre, dosdoğru yöneticiyi bulacak?

Velhasıl, Bakanlığın bu yazısından anlaşılması gereken şudur:” Dava açarak, yürütmeyi durdurma kararı aldıran müdürleri sakın tekrar atamayın, onları tekrar değerlendirin ama önceki aldığı puan civarında bir puan verin, diyor. Bana göre, bu yazının olumlu hiçbir yanı yok, anlamı da yok. Yargı, yapılan uygulamanın yanlış olduğunu belirtse de, Bakanlık kararlı, görevi uzatılmayan müdürleri kesinlikle gözden çıkarmış. Zulme devam. Ne hakkı ne hukuku? “Biz yaparız, yapınca doğru budur.” Diyor bakanlık.

Enver DEMİR
TES İstanbul 9 Şube Başkanı


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.