Meb Referansla Yapılan Yönetici Atamalarına Son Vermeli

Mevzuata göre eğitim kurumlarına yönetici görevlendirmesi yapması gereken MEB hile yoluyla çok çirkef bir şekilde, bütün itirazlara kulak tıkayarak, kanunda hiç ama hiç bir geçerliliği olmayan malum kesimlerin gizli kapılar ardında aldığı kararlara istinaden görevlendirme yapmaktadır.

Meb Referansla Yapılan Yönetici Atamalarına Son Vermeli



Mevzuata göre eğitim kurumlarına yönetici görevlendirmesi yapması gereken MEB hile yoluyla çok çirkef bir şekilde, bütün itirazlara kulak tıkayarak, kanunda hiç ama hiç bir geçerliliği olmayan malum kesimlerin gizli kapılar ardında aldığı kararlara istinaden görevlendirme yapmaktadır.  Din bezirgânlığını yaparak, hak, adalet, doğruluk ve merhamet üzerine kurulan dinimizin bütün kurallarını; devletin hukukunu görmezden gelen, başkasının ekmeğini kendine meze yapan bu cücelere, düzenbazlara birileri nokta koymalı. 

Akşamları başlarını yastıklarına koyarken vicdanlarının yargıcının sorduğu sorulara kulluklarını tıkamadan cevap vermeleri gereken bu bu gözü dönmüşlere yetkili birileri dur demeyecek mi? Masa başında hayat karartanlar Bezirgân kararlarla hukuku kül edenler Bu entrikacı düzenbazlara Vicdan sahibi birileri artık yeter demeyecek mi? Türkiye'de Müdür veya Müdür Yardımcılığı için görevlendirilenlerin %100’e yakını belli bir zihniyete sahip olan insanlardan oluşması; Başbakanı, Cumhurbaşkanı, Bakanları veya mecliste yer kapan Vekilleri hiç mi rahatsız etmiyor? 

Yorum, değerlendirme, analiz ve sentezden nasibini almayan hatta bir metni bile anlamakta zorlanan bu sözde yönetici kitlesi; halkımıza nasıl hizmet verecek, bunlar nasıl verimli olacaklar? Eğitim kurumuna Müdür veya Müdür Yardımcısı ya da Şube Müdürü olarak atanan arkadaşlara sesleniyorum: yolunu saptırmış insanları rehber edinirsek doğruyu bulmamız mümkün görülmemekte, arzularımızı ölçü olarak aldığımızda hak hukuk yerine, haksızlık ve hukuksuzluğu yapmaktan, doğru davranışlar yerine yanlış davranışlar sergilemekten soyutlanmamız mümkün görülmemektedir. 

Bu nedenle yol yakınken kendilerini istifaya davet ediyor, helal bir lokma, haram iki lokmadan daha hayırlı olduğunu kendilerine hatırlatmak istiyorum. Her şeye rağmen arkadaşlarımız olduğunuzu yapılan hu haksız atamaların sizlere hayır getirmeyeceğini, bu haram ekmeği ailenizin boğazından geçirip kul hakkına girmenizi istemediğimizi ve sizin adınıza da ekstradan üzüldüğümüzü sizinle paylaşmak istiyoruz. 

Hz.Ömer: “Fırat kıyısında bir deve helak olsa, bundan kendimi sorumlu bilirim” sözü biliyorsunuz meşhurdur. Yine Hz.Ömer: “Davalara bakarken telâşa, çığırtkanlığa ve tarafların haysiyetini kırıcı davranışlara asla müsaade etme. Çünkü adaletin yerini bulması için sükûnet ve ciddiyet şarttır. Hakkın tecelli etmesi ise İlâhi adaletin itibar kazanmasına sebep olur. 

Bir Müslüman’ın niyeti iyi ise Allah, onun insanlarla olan münasebetlerini ıslah eder, ama içi başka dışı başka olursa, Allah ona musibet verir. Bu durumda hâkimin görevi Allah’ın rızık ve rahmet hazinelerinin kulları arasında adaletle dağıtılmasını sağlamaktır.” Maide Suresinde: “Ey iman edenler, adil şahitler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır. Allah’tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır.” Evet; ey bu çirkefliğin içinde olan zihniyet; sizleri Hz.Ömer ve Hz. Mevla’nın adaletine davet ediyoruz. Bunu içinize sindiremiyorsanız, atamalarda hukuku uygulamanızı talep ediyoruz, bunu da mı çok görüyorsunuz? 
O zaman Mesneviden şu hikâyeyi sizinle paylaşma gereğini duyuyoruz: "Kurt, tilki ve aslan arkadaş olup ava çıktılar. Aslında aslanın avlanmada kimseye hiç ihtiyacı yoktu; ama onların kendisinden istifadesi için bu arkadaşlığa tenezzül etmişti. Avlanmada; bir yaban öküzü, bir yaban keçisi ve bir tavşan avladılar ve imtihan kastiyle kurda; - Hey kurt, karnımız acıktı gel de şu avladıklarımızı benim yerime pay ediver, dedi. Kurt kendince paylaşmaya başladı: - Bu yaban öküzü size yakışır, zira o da iri siz de irisiniz. Büyüklük bakımından yaban keçisi bana münasiptir. Eh, şu tavşan da tilkiye yeter de artar bile, dedi. Aslan bu taksimden gazaba geldi ve bir pençeyle kurdu öldürüp yere serdi. Daha sonra tilkiye döndü ve: - Bir de senin paylaştırmanı görelim, dedi. Tilki hemen secdeye vardı ve: - Ey padişah, öküz sizin sabah kahvaltınız olmaya layıktır, yaban keçisi öğle yemeğiniz, tavşan ise akşam şekerlemenizdir. Sizin artıklarınız da benim canıma minnettir, dedi. Aslan bu taksimi beğendi ve: - Aferin sana tilki! Bu güzel paylaştırmayı kimden öğrendin, diye sordu. Tilki yerde yatan kurdu gösterdi: - Şu yerde yatan akılsızdan. Aslan dedi ki: - Madem ki edebini bildin ve bir yerde iki padişah olamayacağını anladın, buyur üç avın üçü de senin olsun. Tilki yine secdeye kapandı ve: - Ya Rabbi iyi ki benim imtihanım kurttan sonra oldu; eğer önce olsaydı halim nice olurdu, diye şükretti. 

Evet; Ey adaletsiz zihniyet yaptığınız aslan adaletidir, ortaya koyduğunuz tilkinin kurnazlığıdır, başımıza gelen de kurt misalidir. 

İlgililer; artık bu gidişata dur demenizi, bu çirkef anlayışa el koymanızı, dinimizin mirası üzerinde oynanan bu oyuna son vermenizi ve işi hak edenlere verilmesinin sağlanmasını istiyoruz, ki bu herkes için hayırlı olacağını siz de biliyorsunuz.

 Abdulkadir ARCA


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.