Meb'in Eğitim Uzmanlarına Büyük Darbesi!

Büyük bir emek sonrasında öğretmen olmuşsunuz. Belki bir annenin, belki bir ailenin, belki de bir ülkenin umudu olarak uçsuz bucaksız kervan geçmez bir köyde göreve başlayıp oradan ışığınızı yansıtmışsınız, çocuklar yetiştirmişsiniz kendi ışığınızdan yarınlara umutla koşan.

Meb'in Eğitim Uzmanlarına Büyük Darbesi!



SUSACAKLARIM VAR (EĞİTİM UZMANLARIMIZ)

Hani fırtınalar kopar ya yüreğinizden, acısını öyle derinden hissedersiniz ki anlatamazsınız ya, anlatılmaz yaşanır dersiniz ya, anlayamazsınız beni dersiniz ya, işte öyle bir ruh haliyle zamanı yaşamak kolay değildir elbette.

Ülkemizde de özellikle son dönemlerde eğitim çalışanları arasında bu ruh haliyle yaşayan pek çok eğitimci arkadaşımız var. Kimi merkez şube müdürü, kimi il milli eğitim müdür yardımcısı, kimi de ilçe milli eğitim müdürü veya okul/kurum müdürü. Her biri uzun yıllar canla başla ülkemize hizmet eden, gecesini gündüzüne katan, evini, eşini, çocuğunu, hatta bir nefes sıhhati cihana eşdeğer gören Sultanımız Süleyman’ın tavsiyesine uymayıp sıhhatini ihmal edercesine.

Büyük bir emek sonrasında öğretmen olmuşsunuz. Belki bir annenin, belki bir ailenin, belki de bir ülkenin umudu olarak uçsuz bucaksız kervan geçmez bir köyde göreve başlayıp oradan ışığınızı yansıtmışsınız, çocuklar yetiştirmişsiniz kendi ışığınızdan yarınlara umutla koşan.

Sonra eş olmuşsunuz, kendi canınızdan çocuklarınız olmuş ama sorumluluğunu üstlendiğiniz çocukları onlardan, canınızdan canlardan ayrı tutmamışsınız. Yüzlerce binlerce çocuğa umut olmuş, onlarla ülkemin yarınına koşmuşsunuz. Bulut olmuşsunuz; koyulaşıp parçalanmış, çoğalmış, umut olmuş, ekmek olmuşsunuz.

Gün gelmiş bir yerlerde işinizle uğraşıyorken belki de sizin yetiştirdikleriniz, umut olmasını istedikleriniz sizleri ani bir kararla ötekileştirmişler, sizi çok sevdiğiniz görevinizden etmişler, bu yetmiyormuş gibi sizin kazanılmış haklarınızı ellerinizden almışlar neden olduğunu anlamanıza dahi fırsat vermeden.

Çocuklarınız, canınızın canları sormuş,” baba ne oldu?” diye, cevap verememişsiniz. Susmuşsunuz, susmuşsunuz... Verebilecek bir cevabınız yok, çünkü ne olduğunu siz de anlamış değilsiniz.

Anlık bir duraksamadan sonra çocuğunu göğsüne bastırıp fısıldarsın kulağına; bir fırtına gördü diye denize küsen kaptan olabilir mi oğul anlatsana? Ertesi gün, o ilk günkü heyecanından daha çok azim ve kararlılıkla başlarsın yarım kalması için seni zorladıkları inşaaya ki "Hak bildiğin yoldan ayrılma" demez mi Hz. Muhammed Mustafa (SAV)...

Basri AVCI
Eğitim Uzmanı


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.