Meb'in Yaptığı En Büyük Kötülük!

Eğitim sorunlarıyla ilgili sürüyle görüş beyan edilebilir, değerlendirmeler yapılabilir. Ancak insanlara yapılabilecek en büyük kötülük onların hayallerinin ellerinde alınmasıdır. Bugün itibariyle bu yapılmıştır. Nasıl mı?

Meb'in Yaptığı En Büyük Kötülük!



Eğitim sorunlarıyla ilgili sürüyle görüş beyan edilebilir, değerlendirmeler yapılabilir. Ancak insanlara yapılabilecek en büyük kötülük onların hayallerinin ellerinde alınmasıdır. Bugün itibariyle bu yapılmıştır. Nasıl mı?

1998’de başlayan sınavla eğitim yöneticisi seçme süreciyle birlikte eğitimciler arasında bir görevde yükselme heyecanı oluşmuştu. Eğitimciler mevzuat öğrenerek ve mesleki gelişimleriyle bazı görevlere gelebileceklerini bildiklerinden dolayı gelişimlerini hep sürdürüyorlardı. Yüksek lisans yapmak eğitimciler için avantaj sağladığından dolayı yine eğitimciler akademik olarak kendilerini geliştirmenin yollarını arıyorlardı. Yine mevcut iktidar döneminde KBYS suretiyle mesleki kariyer için sınavlar açılmıştı ve eğitimciler bir çaba içerisine girmişlerdi. Peki, zaman içerisinde ne oldu? Bu gelişmelerin tamamı ortadan kalktı, görevde yükselmenin yegane şartı yandaş sendikaya üye olmak ve siyasi kimliğini iktidar lehine belli etmek oldu. Böylece eğitimcilerin hayalleri ellerinden alınmış oldu.

Yine KPSS ile göreve gelebilen eğitim fakültesi mezunları arasında atanma hayali vardı. Eğitimciler biliyorlardı ki KPSS’de başarılı olurlarsa eğitim ordusuna katılacaklar ve bir iş sahibi olabileceklerdi. Bu bile insanlara çok görüldü. KPSS sonrası bir mülakat anlayışı getirildi ki kimse lütfen bunu mazur göstermek için zorlama yorumlar yapmasın. Atama bekleyen eğitimciler siyasallaşmaya zorlanmaktadır. Muhalif çizgide olan veya bazı cemaatlere mensubiyeti olan kişiler arasında çok ciddi bir hayal kırıklığı ve endişe vardır. Atama bekleyen öğretmen adaylarının hayalleri çalındı!

Lise bitiren çocuklar ve onların velileri de geleceğe umutla bakamaz oldular. Hukuk okusa hakim/savcı olması –parti üyesi değilse- neredeyse imkansız hale geldi. Kaldı ki hakim/savcı olduktan sonra ‘hoşa gitmeyen’ bir karar verirlerse tutuklanma tehlikesi altında ne kadar ‘adalet’ dağıtılabilir ki? Eğitim fakültesi okusa atanmak için yine siyasallaşma veya yandaş sendika üyeliği gerekebilecek ha keza…

Bu arada polis akademisi ve koleji de kapatıldı, toplumdaki genel anlayış şu ki: Bu saatten sonra emniyet mensubu olmanın şartı iktidar partisi gençlik kolları üyesi olmaktır!

Ortaokulu bitiren öğenciler bir zamanlar fen lisesi, Anadolu lisesi, Anadolu öğretmen lisesi hayalini kurarlardı. Sayılan okullara öğretmenler sınavla alınır ve bu öğretmenler başarısız olurlarsa bu okullardan gönderilirdi. Şimdiki durumda bu okulların sayısı çoğaltıldı ve anlamsızlaştırıldı. Ortaokulu bitiren öğrenciler için hedef kalmadı. Taban puanlar alt üst oldu, bu okullara öğretmenlerin atanması için hiçbir kriter kalmadı. Ortaokul öğrencilerinin de hayalleri ellerinden alındı.

Bir öğretmen neden kendini geliştirsin?

Bir öğrenciyi neye, nasıl ve neden motive edeceğiz?

Bu şartlar altında veliler çocukları adına geleceğe umutla nasıl bakacaklar?

MEB’in birçok uygulaması eleştiri konusu yapılabilir de asıl sorun şu:

MEB insanların hayallerini ellerinden aldı!

Müstakim KORKMAZ
personelmebhaber.net


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.