Meb’in Yok Ediliş Serüveni Ve Duyarsız Toplum

MEB’İN YOK EDİLİŞ SERÜVENİ VE DUYARSIZ TOPLUM

Meb’in Yok Ediliş Serüveni Ve Duyarsız Toplum



MEB’İN YOK EDİLİŞ SERÜVENİ VE DUYARSIZ TOPLUM   

Ne bir giriş ne bir edebi üslup hatta dil bilgisi ve imla kurallarına da dikkat etmeden doğaçlama bir şekilde doğrudan konuya gireceğim ve toplumumuzun ne denli duyarsız sezin gücü zayıf ve farkındalık yaratamayan bir tolum olduğumuzu vurgulamaya çalışacağım. Konu Milli Eğitim Bakanlığı, konunun Özü Çocuklarımız yani geleceğimiz biyolojik anlamda zürriyetimiz  (soyumuz). Çocuklarımızın geleceğe  hazırlanması amacıyla  anayasa ile  ödevlendirilen  Milli Eğitim Bakanlığı  son üç  yıldır eğitim  adına çocuklarımız adına   onların  geleceğine  yönelik  gerçek  anlamda  bir  arpa boyu  yol  alamadığı  gibi yılların  birikimlerini de adeta bir daha  geriye  kazanılamayacak  şekilde  yok  etmiştir.

Milli Eğitim  Bakanlığının gerçekte  bir  stratejik  Planının  olmaması  nedeniyle (Göstermelik  stratejik planlar  var) her  gelen Bakan ve  en son  Müsteşar  el  yordamı  ile biraz  fantezi  yaparak  biraz  bilgelik  taslayarak  ağırlıklı  olarak  siyasi  baskılar  ve  ideolojik özlemler  doğrultusunda  benzeştirme  yanılgısı  içinde  adeta  susam  unundan  ekmek, arpa unundan  baklava, nohut  unundan da börek  pişirmeye  çalışmışlardır. Tahribat  ağırlıklı  olarak  eğitim  öğretim  alanında  olmakla  birlikte  asıl büyük  yıkım  yönetsel yapı  üzerinde  yapılmış  ve dahası  MEB’in  milyarlarca  lirası  deneyimsiz  donanımsız   ve  vizyonsuz  yöneticilerinin   eli  ile  fiilen saçılıp  savrulmuştur.

Aslında  bu  durum   entelektüel  çevrelerce  görülmüş  ancak  halkımıza  her şey  şirin  gösterilerek  gözleri    boyanmıştır. Vicdani olarak  bakıldığında  aydınlarda  görevlerini  tam olarak  yerine  getirdikleri  söylenemez  ama  maalesef  ülkede   koşullar  çok ağır, kamuda  ve  özel  sektördeki  baskılar  hıkuksuzluklar  tehditler  tecritler  ve  şantajlar    Stalin  zülmüne  adeta  şapka çıkartır  hale gelmiştir. Örnek mi  istiyorsunuz?  Kaset şantajları, görevden  almalar, meslekten  ihraçlar ,köşe yazarlarını   gazetelerden kovdurmalar, mali denetim  baskıları, sahte  suç  delili  üretme  ve  fezleke  hazırlamalar    birkaç  tadımlık  örnektir.

Biz  asıl  konumuza  çocuklarımızın   geleceğine   dönelim  ve  kısadan  genelleme  yapalım  çünkü  uzun  yazıların  fazla okunmadığını  ama  muhataplarınca  sıkıca  takip  edildiğini bilmekteyiz. MEB’in meşhur  3797  sayılı  teşkilat  kanunu   Ömer Dinçer  döneminde  değiştirilince personel  Genel Müdürlüğünün  de  adı “insan  Kaynakları Genel Müdürlüğü olarak  değiştirilmişti. Aynı kanunun  içinde  kıyım  maddeleri  olmakla  birlikte  yine de  eğitim  camiası ümitlenmişti. Akabinde  çıkan 6528  sayılı kanunla birde  ne gördük  meğer  insan  kaynakları genel müdürlüğü  adeta  yetişmiş  insan  kaynağını  yok etmek  amacıyla   ihdas edilmiş. Müsteşar  yardımcılarından genel müdürlere, il milli eğitim müdürlerinden, ilçe milli eğitim  müdürlerine, okul müdürlerinden okul müdür yardımcılarına  kadar   Osmanlı ve  cumhuriyet  tarihinin  hiçbir  döneminde  emsali görülmemiş  bir hukuksuzlukla  kelimenin  tam  anlamıyla  bu  kadrolarda  çalışanlar  tam  bir   kıyıma  uğratılmıştır.

Ne  hazindir ki  bu kıyım  ve  zulüm  yasalarını  hazırlayan  ve  onaylayanlar  geçmişte  ıvır  zıvır  işleri  bahane  ederek  devlet aleyhine  AİHM’de   türlü  türlü  davalar  açmışlardır. Kendilerine  yapılanları  unutup  hiçbir  suçu ve  günahı  olmayan  saf  ve tertemiz  Anadolu  insanına  bu  zülmüş  mubah  görenler   vakti  zamanı  gelince  bedelini  misli  ile  ödeyeceklerinden  kimsenin bir  endişesi  yok   ama  her  zaman  olduğu   gibi    yağcılar  dalkavuklar iki yüzlüler ve  kişisel  çıkarcılar  hesap  verme  zamanı geldiğinde de   birtakım  striptiz  hareketlerle    alacaklı  duruma  geçebilirler.  Ancak herkesin şunu iyi bilmesi gerekir ki bu defa papaz aynı pilavı yemeyecektir.

6528 sayılı kanunla kurban edilenlerin kanı henüz akmaya devam  ederken  Mübarek  Kurban  Bayramına  giriyoruz,  herkes  çok iyi biliyor ki  önce  ilçe  Milli Eğitim  Müdürleri  ardından da  okul müdürlerinin  görevlerinin  sonlandırılması  ile   eğitimde  doğudan batıya  güneyden  kuzeye  dağ gibi  yığılı  sorunlar  ortada  duruvermekte  ama  biz  hala Angaralı  Yasin’den  çiçekli  fistan havaları ile  oynaşıyoruz. Dahasını söylemek  gerekirse Milli Eğitim  Bakanlığı  son  bir yıldır  malum  bir  sendikanın  vesayetinde    resmen   yandaşlara    makam  ve   mevkii   ihdas  edilen  bir  kurum  haline  dönüştürülmüştür. Eğitim  camiası  içinde  azıcık  kafası  basan ve  gündem  takip  edenlerin  bildiği ve  konuştuğu  bir  durum  var ki    malum  sendikanın  genel  başkanı  MEB’in    en  üst   düzey  bürokratlarına  talimatlar  yağdırdığı  ve  çoğu  defa   fırçaladığını bilmeyen  yok  gibi. Zaten  o nedenledir ki    hiçbir deneyimi  ve  donanımı  olmayanlardan  en  üst  makamlara  atananlar mı  ararsın,  Türkçeyi  konuşamayan il  Müdürlerimi ararsın, sınıftan  alınıp  binlerce  öğretmenin  bulunduğu  ilçelere  ilçe milli eğitim  müdürü  olarak  görevlendirileni mi  ararsın,   ne  menem  ararsan  bulman  mümkün.

Daha  vahim ve  yaralayıcı  olanı  ise  bunların  arasında  soruşturma  geçirip  ceza  alanları  veya  örtbas  edilenleri mi  ararsın  her türlü  niteliksiz insan  bulman  fevkalade  ucuza  mal olabilir. Bir başka komedi  ise  bunların  bir  kısmını  başka sendikalardan devşirilerek  (Muellefetülkulup) malum  sendikaya   transfer  edilenlerdir. Hatta bazıları taa eski koalisyondan kalma başörtüsü düşmanı ve zulmünü uygulayanlardandır. Ama  kimin  umurunda   eğer  sendika  ve  siyasetten  arkan  varsa  Yeşim  Salkım’ın “duymayan  kalmasın” şarkısı  gibi  kimse  kılına  dokunamaz   hal  böyle  iken  herkes  durumu  idare  ediyor  her şey  tozpembe  gösteriliyor.  Okullarda  fiilen  dersler  başlasa da   eğitim-öğretimin  ne  zaman  başlayacağını  bekleyip   göreceğiz  ama  asıl  görmesi  gerekenler   şu  günlerde  eşe dosta  okul  müdürlüğü  ve  müdür  yardımcılığı  aparma  peşindeler. Daha  TEOG ve  tercih  skandallarından  bahsedemeden  yazı  çok  uzadı  neyse ki  vaktimiz  var   gerçekleri  anlatmaya  devam  edeceğiz………  Ama en  üzücü  durum  ise  insanların  tepkisizliği  ve çocukları  için  seyirci  konumundan  öteye  geçememeleri……..


Muhtar EHİL

Personelmebhaber.net

Konuk Yazar



İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.