Meb'in Zulmü Akıl Alır Gibi Değil!

UEYDER Diyarbakır il temsilcisi Cüneyt Akkuş'un eğitim uzmanlarının sorunlarını dile getirdiği yazısı:

Meb'in Zulmü Akıl Alır Gibi Değil!



 FARKINDA MIYIZ?

Evet, Şahsa bağlı eğitim uzmanı arkadaşlarım! Bizim için uygun görülen ve düştüğümüz durumun gerçekten farkında mıyız? Biz ne idik şimdilik ne olduk? 3600 Ek gösterge için çaba sarf ediyorken “şahsa bağlı eğitim uzmanı” yapıldık. Bir üst görev verilmesi gerekirken, hiçbir değerlendirmeye tabi tutulmadan kadro/statü değişikliği ile yöneticilik görevi ellerimizden alınarak bizlere ”tenzili rütbe/makam” uygulandı, ötekileştirilerek ve onurlarımız kırılarak itibarsızlaştırıldık.


Biz devlet memurları, 657 sayılı DMK hükümlerine tabi olup tüm görevlerimizi bu kanun çerçevesinde yerine getirmekte, çalışmalarımızdan dolayı ödüllendirildiğimiz gibi suç teşkil edecek eylemlerimizden dolayı da cezalandırılmaktayız. Bizler hiçbir soruşturma geçirmememize, tespit edilmiş veya karara bağlanmış herhangi bir suçumuz bulunmamasına rağmen, 6528 sayılı Yasa ile toptan cezalandırıldık. Burada sorulması gereken; anayasal bir hak nasıl geri alınabilmekte ve alınmakla kalmayıp özlük hakları itibariyle –yönetici kademesi olmayan- daha alt bir göreve getirilmekteyiz? Bizlerin (Merkez şube müdürleri, il milli Eğitim müdür yardımcıları ve ilçe milli Eğitim müdürlerinin ) “şahsa bağlı eğitim uzmanlığı” kadrolarına geçirilme nedenimiz bilinmemekle beraber, Eğitim sistemimizin ne kadar büyük bir kayba uğrayacağı gün gibi aşikâr iken, bu uygulamanın Eğitime ne kazandıracağı ise hiç bilinmemektedir. Ayrıca 6528 sayılı Yasa’nın; bir amaca yönelik olarak hazırlandığı ve iyi niyet taşımadığı, hak, hukuk ve adalet gözetilmeden çıkarıldığı, Bakanlığın temel direği ve hafızası olan bizlerin(Merkez şube müdürleri, il milli Eğitim müdür yardımcıları ve ilçe milli Eğitim müdürlerinin) tasfiyesine yönelik olduğu da gün gibi aşikârdır. Bizler göreve yeniden atamak ya da başka bir göreve yeniden getirilme peşinde değiliz. Atama veya atamama “idarenin tasarrufunda”(!) olmakla beraber, bizler özlük ve mali haklarımız konusunda geriye götürülmekten dolayı mağduruz. Bundan haberdar olan tüm arkadaşlarımız rahatsızdırlar. Fakat benim şahsi düşüncem arkadaşlarımızın çoğunun mevcut durumumuzdan pek haberdar olmadıkları, tüm haklarımızın mahfuz kaldığı ve hiçbir hak ve statü kaybına uğramadan merkeze çekildiğimiz düşüncesinde olduklarından dolayı ki; hiç kimsenin sesi çıkmamaktadır. Herkes bir rehavete kapılıp dinlenmenin ve yan gelip yatmanın keyfini çıkarmaktadır. Keşke gerçek böyle olsaydı. Ama gerçek hiç de böyle değildir. Gelin kanun maddesini hep beraber gözden geçirelim. Bize ne görev verildiğini ve ne kadar ücret uygun görüldüğünü hep beraber görelim.

14 Mart 2014 tarih ve 28941 sayılı resmi gazetede yayınlanan 6528 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 25. Maddesinde bulunan Geçici 10. Maddesinin 3. Fıkrasına bakalım,

“(3)  Millî Eğitim Bakanlığı merkez teşkilatında Talim ve Terbiye Kurulu Üyesi, Müsteşar Yardımcısı, Genel Müdür, İnşaat ve Emlak Grup Başkanı ve Grup Başkanı kadrolarında bulunanlar ile Bakanlık taşra teşkilatında İl Müdürü, İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı ve İlçe Millî Eğitim Müdürü kadrolarında bulunanların görevleri bu maddenin yayımı tarihinde hiçbir işleme gerek kalmaksızın sona erer. Bunlardan Talim ve Terbiye Kurulu Üyesi, Müsteşar Yardımcısı ve Genel Müdür kadrolarında bulunanlar ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Bakanlık Müşaviri kadrolarına, Grup Başkanı ve İl Müdürü kadrolarında bulunanlar ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Grup Başkanı ve İl Müdürü kadrolarına, diğerleri ile geçici 3 üncü maddeye istinaden şahsa bağlı Şube Müdürü kadrolarında bulunanlar ise ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Eğitim Uzmanı kadrolarına, hâlen bulundukları kadro dereceleriyle hiçbir işleme gerek kalmaksızın atanmış sayılır. Ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen kadroların herhangi bir sebeple boşalması hâlinde bu kadrolar hiçbir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır.”denilmektedir. Bu kanunun yayım tarihi olan 14 Mart 2014 tarihinden itibaren;

1-              Talim ve Terbiye Kurulu Üyesi, Müsteşar Yardımcısı ve Genel Müdür kadrolarında bulunanlar ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Bakanlık Müşaviri kadrolarına,

2-              Grup Başkanı ve İl Müdürü kadrolarında bulunanlar ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Grup Başkanı ve İl Müdürü kadrolarına

3-              Diğerleri ile geçici 3 üncü maddeye istinaden şahsa bağlı Şube Müdürü kadrolarında bulunanlar ise ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Eğitim Uzmanı kadrolarına, hâlen bulundukları kadro dereceleriyle hiçbir işleme gerek kalmaksızın atanmış sayılır. 

Madde metninde ifade edildiği ve anlaşıldığı üzere TTK Üyesi, müsteşar yardımcısı ve genel müdür kadrolarında bulunanlar için ihdas edilen Bakanlık müşaviri kadrolarına, Grup başkanı ve İl müdürü kadrolarında bulunanlar için ihdas edilen Grup başkanı ve il müdürü kadrolarına, Diğerleri (ilçe milli eğitim müdürleri ve il milli eğitim müdür yardımcıları) ile geçici 3 üncü maddeye istinaden şahsa bağlı Şube Müdürü kadrolarında bulunanlar ise (merkez teşkilatında bulunan şube müdürleri) ihdas edilen (yeni oluşturulan) Eğitim Uzmanı kadrolarına, hâlen bulundukları kadro dereceleriyle hiçbir işleme gerek kalmaksızın atanmışlardır.


Bizler için “şahsa bağlı eğitim uzmanı” adı altında yeni bir kadro ihdas edilmiş ve bizler bu kadrolara atanmışız. ”Şahsa bağlı eğitim uzmanı” kadrolarına atanan bizlerin mali ve özlük hakları ise halen milli eğitim bakanlığı bünyesinde bulunan Eğitim uzmanlarının sahip oldukları mali ve özlük haklarının aynısıdır.(3)sayılı liste ile yeniden İhdas edilen “şahsa bağlı Eğitim Uzmanları”nın mali ve özlük hakları, kadroları gibi yeniden ihdas edilmemiş, mevcut bulunan ve “şahsa bağlı olmayan”Eğitim uzmanlarının sahip oldukları mali ve özlük hakları ile birleştirilmiştir. Şahsa bağlı olmayan Eğitim Uzmanlarının idari Hiyerarşideki yeri ise ayrı bir sorun, şef veya şef ile şube müdürü arası bir yerdir. (Burada şef ve şube müdürü kardeşlerimize yer ve konumlarından dolayı saygımız sonsuzdur. Bizler de şef ve şube müdürü görevlerinde bulunduk. Bizim itirazımız niye kendi görevimizde şahsa bağlı kalmadığımıza veya niye eşdeğer bir konuma getirilmediğimizedir.) Şahsa bağlı eğitim uzmanlarının mali haklarının Şahsa bağlı olmayan Eğitim Uzmanları ile karşılaştırdığımızda ise işin vahameti biraz daha artmaktadır.


1-il milli eğitim müdür yardımcısı ve ilçe milli eğitim müdürlerinin ek ödeme miktarı (denge tazminatı) 666 Sayılı KHK’nin Ek (I) Sayılı Cetvelinde % 180 olarak belirlenmiş iken, atama yapılan eğitim uzmanının ek ödemesi (1-2. Derece için) % 115’tir. (fark 65 puan)

2-Devlet memurlarının zam ve tazminatlarının gösterildiği 2006/10344 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararında İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı ve ilçe milli eğitim müdürlerinin özel hizmet tazminatı % 135 iken, eğitim uzmanının özel hizmet tazminatı da % 100 olarak geçmektedir.(fark 35 puan)


Her ne kadar kanun maddesinde “yeni atandıkları kadrolara ilişkin olarak yapılan aylık, ek gösterge, her türlü zam ve Tazminatları, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (ilgili mevzuatı uyarınca fiili çalışmaya bağlı fazla mesai ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması hâlinde aradaki fark tutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödenir,” denilmektedir. Eğitim uzmanı aylığı il milli eğitim müdür yardımcısı ve ilçe milli eğitim müdürü aylığına yetişinceye kadar yani  yaklaşık 6-7 yıl boyunca sabit kalacağı ve memur maaşlarına yapılacak zamlardan faydalanamayacakları anlamı çıkmaktadır.


Bizler 3600 ek gösterge ve emekli olacaklarımızın bir nebze olsun rahat etmeleri için bir şeyler yapmaya çalışırken bizim için uygun görülen duruma bakın. Bence bu durum kendi haklarımıza karşı olan ilgisizliğimizin ve alakasızlığımızın bir sonucudur. Bu ellerimizde ve altlarımızda bulunanları kaybetme korkusunun bir sonucudur. Bizlerin Demokratik bir örgüt yapısı içerisinde haklarımızı savunma ve haklılığımızı ispat etmemizden daha doğal ne olabilir. Bundan çekinmemize hiç gerek yok. Bizler Hakkımızı savunma ve mağduriyetimizi ifade etme noktasında Demokratik haklarımızı kullanmazsak, kaybettiklerimizin hiçbirini geri alamayız, belki yeni haklarımızı da kaybedebiliriz. Kendi hakkımızı ve haklılığımızı savunamıyorsak ve savunma cesareti gösteremiyorsak acaba şimdiye kadar bizler müdür olarak görev yaptığımız ilçelerimizde, İlçelerimizin sorunlarını, öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin haklarını ne kadar ve nasıl savunduk veya savunuyorduk? Fikri hür, vicdani hür ve irfanı hür nesilleri yetiştirme noktasında ne kadar etkili rehberlik yapabiliyorduk? İşlerimizi yaparken ne kadar fikri hür, vicdani hür ve irfanı hür davranabiliyorduk? Acaba halen de Fikri, Vicdanı ve irfanı hür davranabiliyor muyuz? Yoksa fikrimizi, vicdanımızı ve irfanımızı başkasına “İPOTEK” mi ediyoruz? Herhalde başımızı iki elimizin arasına koyup bu soruları kendimize sormamızın ve kendimiz ile yüzleşmemizin zamanı gelmiştir artık. Hiç kimsenin Milli Eğitim camiasını bu duruma sokmaya hakkı yoktur. Birilerinin buna dur demesi lazım.O birileri niye bizler olmayalım? (Bu durum bundan sonra İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerinde ve okul müdürlüklerinde çok daha açık bir şekilde yaşanacaktır diye düşünüyorum)


-Peki, ne yapmalıyız?

1-İlimizde bulunan Şahsa bağlı eğitim uzmanları bir araya gelerek sorunlarımızı görüşeceğiz. İl bazında bir arkadaşımızı temsilci(işin takipçisi, sekreter vs)seçmeliyiz. İl bazında bir eylem planı hazırlayarak sorunlarımızı ve çözüm önerilerini içeren bir dosya hazırlamalıyız.

2-İlimizde ve diğer illerde bulunan eğitim uzmanları ile sıkı bir diyalog ve iletişim içerisinde olmalıyız.

3- Sendikalarımızı ziyaret ederek hazırlamış olduğumuz dosyayı takdim ederek sorunlarımızın gündemde tutulmasını, il bazında basın açıklaması yapılması, konunun genel merkeze iletilmesi ve toplu görüşme masasına getirilmesi için yardım talep etmeliyiz.

 4-İlimizi temsil eden milletvekillerini ziyaret ederek sorunlarımızı içeren dosyaları kendilerine de takdim ederek Milli Eğitim Bakanlığı ve milli eğitim komisyonu nezdinde sorunumuzu dile getirmelerini ve çözüme kavuşması için çaba göstermelerini isteyebiliriz. (Diyarbakır’daki biz Şahsa bağlı eğitim uzmanları şimdiye kadar 4 maddeyi gerçekleştirdik. Şunu gördük sendikaların il temsilcileri, STK ve bölge Milletvekillerimiz durumun ciddiyetinden habersizdirler. Bundan sonra da hedefimiz dernek bünyesinde oluşacak heyet marifeti ile sendika genel merkezleri ve TBMM’yi ziyaret etmektir,)

5-UEYDER adı altında bir derneğimiz mevcut. Eğitim uzmanı olduğumuzdan dolayı üyeliğimiz otomotikmen düşmüştür. Derneğimizin geleceği ile ilgili bir kongre yapılarak tüzüğü değiştirilmelidir. Bu kongrelere il bazında seçeceğimiz en az bir (daha fazla katılım olsa daha iyi olur) temsilcimizin katılmasını sağlamalıyız. Derneğimizin daha aktif bir şekilde çalışmasına hep beraber destek olmalıyız. Şimdilik her zamankinden daha çok bir ve beraber hareket etmeye ihtiyacımız bulunmaktadır. Ayrıca şimdilik bir ve beraber hareket etmeninde her zamankinden daha çok bize faydası olacaktır, eminim. (21 Eylül 2014 Tarihinde Saat 10:’da Ankara Beşevler Turizm Meslek Lisesi Uygulama Otelinde Derneğimizin geleceği ile Olağanüstü Kurul Toplantı çağrısı yapılmış olmasına rağmen belirtilen gün ve saatte belirtilen yerde sadece ben ve dernek başkanımız hazır bulundu. Aslında bu durum acı tablomuzu özetliyor. Bundan sonra böyle olmamasını diliyorum)

6-Haklarımızı demokratik yollardan aramamız lazım. Dernek münasebeti ile Ankara’da ilgili taraflardan randevu talep edilerek görüşmeler gerçekleştirilebilir ve daha değişik çalışmalar yapılabilir. Bunun için zaman zaman bir araya gelip beyin fırtınası oluşturmamız lazım.

7-Sıraladığım hususlar ve öneriler dışında arkadaşlarımızın yapılacak/ yapılmayacak çalışmalar ile ilgili önerileri varsa paylaşalım. Hiçbir çalışma yapılmaması ile ilgili haklı gerekçeler de varsa paylaşalım ve tartışalım. Yapacağımız çalışma doğru ise hep beraber yapalım şayet yanlış ise de hiçbirimiz yapmayalım. Çalışmalarımıza katılmayacak olan arkadaşlarımıza “Biz yanlış yapıyorsak bizi uyarın ve ikna edin, yok şayet biz doğru yapıyorsak lütfen bize katılın” (Çalışmalara katılmak istemeyen arkadaşlardan bir diğer ricam gölge yapmayın başka da ihsan istemiyoruz ve bize dua edin …)

Görüş ve önerilirinizi e-mail adresime ve dernek yöneticilerimizin e-mail adresine atabilirsiniz. Dernek Web sayfasını düzenli takip etmeniz görüş ve önerilerinizi göndermeniz önerilir. Şahsa bağlı eğitim uzmanları ile ilgili basında çıkan yazılara muhakkak yorum yazmayı ihmal etmeyin. Bazen kendini bilmez kişilerin ileri geri yorumları ile karşılaşmaktayız. Bunlara uygun cevaplar yazalım ki herkesin durumumuzu doğru anlamasına yardımcı olalım.


Bunları yapabilmemiz için muhakkak zamanımızdan, istirahatımızdan, yerimizden ve yeri geldiğinde birazda malımızdan FEDAKÂRLIK yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Ben bir itirafta bulunayım, şimdiye kadar birbirimize karşı FEDAKÂRLIK yapmış olsaydık eminim bu durumların hiçbirini yaşanmayacaktık. Birbirimize yol gösterseydik yer gösterseydik ne yolumuzdan ve ne de yerimizden olurduk. Çünkü genelde Milli Eğitim camiasında yol kesme ve yer kapma mücadelesi yaşanmaktadır. (Bundan sonrada İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerinde ve okul müdürlüklerine daha çok yol kesme, yer kapma ve ayak kaydırma yaşanacaktır.) Milli Eğitim Camiasında uzun zamandan beri gündem “EĞİTİM” olmadığı gibi bundan sonra da gündem kolay kolay  “EĞİTİM” olmayacaktır. Bundan dolayı çalıştığımız alan ve muhatap olduğumuz taban yenilir ve yutulur cinsten değildir. Biz bu çalışmalarımız ile akşamdan sabaha bir sonuca varacağımızı düşünmüyoruz. Bir ay mı olur, bir yıl mı olur veya hiç mi olmaz onu şimdiden kestirmek de mümkün değil.


Fakat sonuç ne olursa olsun girişimde bulunmamız dahi başlı başına bir kazançtır. En azından Haksızlık karşısında susan dilsizlerden olmadığımızı, Milli Eğitim camiası içerisinde bundan sonra yol kesme ve yer kapma mücadelesine karşı “Hak, Hukuk ve Adaletle iş yapma mücadelesinin meşalesini” yakma erdemliliğini göstermiş oluruz. Bu çalışmalarımızın ve teşebbüsümüzün Milli Eğitim Camiasında olan ve olması muhtemel “Kanunsuz, hukuksuz, adaletsiz, liyakatsiz” uygulamaların önüne geçmede sendikalarımıza ve diğer kesimlere de örnek olabileceğini düşünüyorum. İşin ehemmiyetine binaen Milletimize ve Milli Eğitim Camiamıza yol vermede ve yol göstermede Erdemli çalışmamıza bir an önce başlamalıyız, yoksa yarın çok geç olabilir. Kurban bayramı münasebeti ile sizlerin ve ailenizin mübarek kurban bayramını en içten dileklerimle kutlar hayırları vesile olmasını yüce mevladan dilerim.          Selam ve dua ile…


Cüneyt AKKUŞ
UEYDER adına

UEYDER Diyarbakır il temsilcisi 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.