Milli Eğitim Denetim Sisteminin Geleceği

Şu anda hali hazırdaki Milli Eğitim Denetim sisteminden kimler memnun, kimler memnun değildir? Bunun ciddi anlamda araştırılması ve gerekli analiz ve sentezlerin yapılması gerekmektedir. Burada bazı gözlemlere, önceden beri gelen deneyimlere dayanan, zaman zaman geri bildirim olarak yansıyan hususlar da göz önüne alınarak Eğitimde Denetim Sisteminin nereye doğru yol aldığını ve nasıl olması gerektiğini müzakere etmeye çalışacağız.

Milli Eğitim Denetim Sisteminin Geleceği



Bu konunun gündeme gelmesindeki en önemli sebep Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilen ve köklü değişiklikler getiren, 14 Mart 2014 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 6528 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'dur. Kanun aslında sebep değil sonuçtur. Burada; Lise sayısındaki artış ile Bakanlık Müfettişlerinin bu okullar üzerindeki denetiminin uzun dönemler halinde yapılabilmesi, İlköğretim Müfettişlerinin birleşme ve İl Milli Eğitim Müdürünün etkisinden kurtulma çabaları ve 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ilde bulunan tüm okul ve kurumların denetimini İlköğretim (Eğitim) Müfettişlerine vermesi böyle bir düzenlemeyi ortaya çıkarmıştır.
- Bu kanun ile Milli Eğitimde  Denetim Sistemine de özlenen ve beklenen bir neşter vurulmuş oldu.
- Peki doğru mu oldu?
- Hayır.
- Neden?
- Çünkü Milli Eğitim Sisteminin düzelmesine katkıda bulunacak beklentilerin tam aksine bazı düzenlemeler getirildi.
- Nedir bunlar?
- Mesela denetim sisteminde özlenen ve beklenen birleşme tam manasıyla sağlanamadı.
- Peki bu durum yönetmelikle düzeltebilir mi?
- Bu konuyu aşağıda ele alacağız.
- Diğer bir konu kanun çıkmadan önceki unvaniyla İl Eğitim Denetmenlerinin özlük hakları.
- Bir başka konu müfettişlerin özgür ve bağımsız çalışabileceği bir ortamın sağlanabilmesi.
- Bir diğeri insani ve hukuki sınırların dışına çıkan müfettişe karşı ne yapıldığının ya da ileride böyle bir durumla karşı karşıya kalındığında nasıl bir işlem yapılacağının  kamuoyunca bilinmemesi. Daha kısa ve öz ifadesiyle Müfettişlerin görevleri esnasında evrensel hukuk kurallarına ve meslek etiğine olan bağlılıklarının sağlanması sorunu.
Şimdilik denetim sistemindeki bu sorunları tek tek ele alalım.
Öncelikle denetim sisteminin tek çatı altında birleştirilmesi doğru olmuştur ama bu şekilde bir düzenleme doğru olmamıştır. Çünkü bu düzenlemede merkezi denetim zayıfladığı gibi yerel ya da taşra denetiminde önemli bir değişiklik olmamış hatta geriye gidiş yaşanmıştır.
Bu durum Yönetmelikle düzeltilebilir mi?
Yeni düzenlemeye göre merkezde (yani Bakanlık merkezinde) Rehberlik ve Denetim Başkanının dışında hiçbir Maarif Müfettişinin kadrosu bulunmamaktadır. Buna göre ihtiyaç kadar Maarif Müfettişi geçici görevlendirme ile çalışacaktır. Bu durumun iyi yanları olduğu gibi olumsuz yanlarının da olacağı muhakkaktır. Öyleyse iyi ve kötü yanlarının tartılarak hangisi fazla ise ona göre hareket etmek gerekir. Teftiş ve denetim gibi devletin asli görevleri arasında yer alan bir konunun böyle geçici görevlerle her an iptal edilebilecek bir görevle sağlıklı bir şekilde yürütülmesi beklenemez. Kadrolu olup da nitelikleri yeterli olmayan ya da sonradan kaybedenler olması durumunda da aynı şey söz konusudur. Bu durumda orta yolun tercih edilmesi daha sağlıklı olacaktır. Yani mümkünse merkezde kadrolu Maarif Müfettişlerinin görevlendirilmesi, bunun mümkün olmaması durumunda da diğer bazı kurumlarda seçim ya da atama ile göreve gelen kamu görevlilerinde olduğu gibi 4+4 yıl görevlendirme şeklinde bir yol izlenebilir. Hem kadrolu görevlendirmelerde hem de 4+4 yıl görevlendirmelerde merkezde görevlendirilecek Maarif Müfettişliği yeterliliklerini kaybedenlerle ilgili işlemler yapılıp merkezle ilişkilerinin kesilmesi ve taşrada durumlarına uygun (müfettişlik meslek güvencesi doğrultusunda) kadrolara atanmaları sanki daha uygun olacak gibi görünmektedir. Merkezde kadrolu Maarif Müfettişi atamak için yeniden yasal düzenleme gerekirken, 4+4 yıllığına Maarif Müfettişi görevlendirilmesi ve görevlendirme ölçütlerinin belirlenmesi için Yönetmelikle düzenleneme yeterli olabilmektedir. Görevlendirmeler ve göreve son vermeler objektif ölçütlere bağlı olmalı, müfettiş güvencesini ortadan kaldırmamalıdır. Bu şekilde bir düzenleme mümkün olamaz ise denetim hele hele Milli Eğitimin denetimi devletin asli görevi olduğundan, taşrada objektif olarak görev yapılabilmesi için bölge şeklinde teşkilatlanma sağlanmalı, taşrada yani il ve bölge düzeyinde belli dönemler çalıştıktan sonra Bakanlık merkezinde Rehberlik ve Denetim Başkanlığında görev alınabilecek bir sisteme geçilmelidir.
Taşradaki denetimin niteliğinin ve etkililiğinin arttırılması için de yıllardır üzerinde çalışılan Performans Denetim Sistemi gözden geçirilip güncellenerek ve işler hale getirilerek devreye sokulabilir.
Diğer bir konu; kanun çıkmadan önceki unvaniyla İl Eğitim Denetmenlerinin özlük haklarında iyileştirme olmadığı gibi geriye gidişin yaşanmasıdır.
Taşradaki bir denetim personelinin eğer il düzeyinde bir yapılanmada il yöneticisinin emri altında çalışacaksa ve ona bağlı hareket edecekse o il yöneticinden fazla ya da aynı maaşı alması beklenmese de ona göre onun hemen arkasından gelecek yeterli miktarda bir maaş almasının yolu açılmalıdır. Yoksa şube müdüründen hatta bazı okul müdüründen daha az maaş ve özlük haklarına sahip bir denetim personelinden sağlıklı bir denetim, inceleme-soruşturma yapması ve üstün bir performans sergilemesi beklenemez. Bu durumun acilen çözümlenmesi gerekmektedir. Burada en önemli problemlerden birisi de yolluk ve yevmiyeler meselesidir. Hele son Büyükşehir yasasıyla iş iyice içinden çıkılmaz bir hal almıştır. Yolluk ile ilgili problemler ve kafa karışıklıklarına sebep olan muğlaklıklar bir an önce net bir şekilde giderilmelidir. Bu konuda aşağıda yer alan bazı öneriler belki derde çare olabilir:
Harcırah kanuna aşağıdaki gibi konulacak istisnai bir ek madde ile sorun bir nebze de olsa çözüme kavuşturulabilir:
“EK MADDE: (1) Maarif Müfettişlikleri Başkanlıklarında görevli maarif müfettişlerinin İl Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesi dışında görevlendirilmeleri durumunda gün içerisindeki çalışma saatlerine bakılmaksızın tam yevmiye ödenir. Maarif Müfettişleri ikamet ettikleri ilçe sınırları dışında geceyi geçirmek durumunda kalırlarsa belgelendirmeleri durumunda tam yevmiyenin iki katına kadar yatacak yer ücreti ödenir. Maarif müfettişleri İl Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesi dışında görevlerine bireysel ya da grup halinde özel araçlarıyla da gidebilirler. Maarif Müfettişlerinin özel araçlarıyla görev mahalline gitmesi ile ilgili hususlar ile bu durumda nasıl bir yol ücreti ödeneceği yönetmelikle belirlenir.
(2) Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Denetim Başkanlığında görevlendirilen Maarif Müfettişleri ulusal düzeyde denetim ve inceleme-soruşturma yetkisine haiz olup Bakanlık Müfettişleri gibi yolluk ve yevmiye ödenir.”
Bir başka konu müfettişlerin özgür ve bağımsız çalışabileceği bir ortamın sağlanamamasıdır.
Yeni düzenlemeye göre illerde Maarif Müfettişleri Başkanlığı İl Milli Eğitim Müdürlükleri bünyesinde kurulmuştur. Yani önceki İl Eğitim Denetmenleri Başkanlığının yerini Maarif Müfettişleri Başkanlığı almıştır. “Bünye” konusunda tartışmaya girmeyeceğim. Çünkü hali hazırdaki uygulamada Maarif Müfettişleri merkezden gönderilenler de dahil olarak maaşlarını ve diğer özlük haklarını merkezden değil taşradan almaktadırlar. Yani ortada fiili bir durum vardır, İl Milli Eğitim Müdürüne bağlı olarak çalışmaktadırlar.
Peki Maarif Müfettişleri İl Milli Eğitim Müdürüne bağlı olarak çalıştığında özgür ve bağımsız olarak hareket edilebilecek midir? Bu soruya olumlu cevap vermek pek mümkün görülmemektedir. Çünkü siz emrinde çalıştığınız birisinin yaptığı icraatları ne oranda rahatlıkla denetleyip, eleştiri ve çözüm önerisi getirebilirsiniz?
Örneğin; Rehberlik ve Denetim Başkanlığında görevlendirilen Maarif Müfettişleri Ankara İl Milli Eğitim Müdürünün soruşturmasını yapması ve teklif getirmesi halinde; yarın görevlendirmesi iptal edilip de Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü emrine verildiğinde bu müfettişin mesleki güvencesi ne olacaktır?
Bu durum nasıl düzeltilebilir?
Öncelikle okullar 3 yılda bir denetlenecek ise bu konuda yapılacak en önemli hamle bölge sistemine geçmek olmalıdır.
Şayet bölge sistemine geçilemeyecekse en azından bu durum Yönetmelikle şöyle düzenlenebilir:
Okul ve kurumların denetimi Maarif Müfettişleri Başkanlıklarında Rehberlik ve Denetim Başkanlığının belirleyeceği çerçeve ölçütlere göre planlanır ve İl Milli Eğitim Müdürü ile yapılacak koordinasyonla son şekli verilir ve Rehberlik ve Denetim Başkanlığının uygun görüşü Müsteşarlık ya da Bakanlık Makamının onayı ile Maarif Müfettişleri Başkanlıklarınca uygulamaya konulur.
İnceleme-Soruşturmalarda; ilgili İl'de yeterli Maarif Müfettişi varsa öncelikle İl Milli Eğitim Müdürlüklerince Maarif Müfettişleri Başkanlığına havale edilmeli, incelemeler İl Milli Eğitim Müdürünün ya da ilgili Vali Yardımcısının isteği üzerine, soruşturmalar ya da soruşturma aşamasına geçmiş incelemeler ise mutlaka Maarif Müfettişleri Başkanlığınca Validen alınacak Onaya göre yapılması sağlanmalı, yeterli Maarif Müfettişi olmayan illerde muhakkiklerce yapılan inceleme ve soruşturmalar mutlaka Maarif Müfettişleri Başkanlıklarındaki inceleme komisyonlarında titizlikle incelenmeli ve eksiklikler ve yanlışlıklar giderildikten sonra diğer işlemlere devam edilmelidir.
Tüm soruşturma onayları Maarif Müfettişleri Başkanlığınca Validen alınmalıdır. Kritik konularda Maarif Müfettişleri Başkanı doğrudan Vali ile görüşerek de onay alıp inceleme-soruşturma yaptırabilmelidir. İl Milli Eğitim Müdürü, Müdür Yardımcıları, Şube Müdürleri, İldeki Maarif Müfettişleri Başkanı, Başkan Yardımcıları ve Maarif Müfettişleri ile birden çok ili kapsayan inceleme-soruşturmalar mutlaka Bakanlık Merkezinde görevli Maarif Müfettişleri marifetiyle yapılmalıdır.
Bir diğer konu; insani ve hukuki sınırların dışına çıkan müfettişe karşı ne yapıldığının ya da ileride böyle bir durumla karşı karşıya kalındığında nasıl bir işlem yapılacağının  kamuoyunca bilinmemesidir. Daha kısa ve öz ifadesiyle Müfettişlerin görevleri esnasında evrensel hukuk kurallarına ve meslek etiğine olan bağlılıklarının sağlanması sorunu.
Böyle durumlarla karşılaşıldığında öncelikle idari ve hukuki yolların sonuna kadar kullanılabileceğinin tüm kamuoyunca bilinmesi sağlanmalıdır. Bunu da Rehberlik ve Denetim Başkanlığı belirleyeceği ölçütleri ve böyle durumlarda ne yapılacağının aşamalarını kamuoyuna resmi yollardan duyurması ile başlanabilir.
Mağdur olan şikayetçi-şikayetçiler ya da hakkında denetim, inceleme-soruşturma yapılan kişi ya da kişiler ile kurum ve kuruluşlar hakkında yanlı veya önyargılı davranan, insani ve hukuki sınırların dışına çıkan Maarif Müfettişlerinin tespit edilmesi ve haklarında gerekli yasal işlemlerin derhal başlatılması son derece önemlidir. Burada dikkat edilmesi gereken husus müfettişlik meslek güvencesinin zedelenmeden, ama hukuk sınırları dışına çıkan müfettişin de cezasız kalmayacağı bir düzen kurulmalıdır.
Rehberlik ve Denetim Başkanlığının nitelikli ve ilkeli personelle çalışması sisteme katkı sunması bakımından önemsenmelidir. Aksi halde sisteme katkı sunmadığı-sunamadığı gibi sistemin işleyişine de engel olunur hatta sistemin çökmesine de sebep olunabilir. Bu nedenle çürük elmalar da temizlenmeli ve ilkeli, nitelikli, dürüst, çalışkan, katkı sunan, performansı yüksek personel yapısına sahip olunmaya çalışılmalıdır.
Yapılan değişiklikler her iki müfettiş grubunu da memnun etmediği gibi eğitim öğretime de herhangi bir katkısının olup olmadığı henüz tespit edilememiştir. Ancak burada hemen şu söylenebilir: Gayrı memnun personel ordusuyla beklenen başarıyı sağlamak mümkün değildir.
Denetimin olmadığı veya yetersiz olduğu yerde kokuşmalar başlar. Denetimin de en önemli özelliği bağımsız ve tarafsız olmasıdır. Şu anki durumda müfettişlik mesleğinin bağımsızlığından tam manasıyla bahsetmek söz konusu değildir.
Rehberlik ve Denetim Başkanlığında Maarif Müfettişlerinin görevlendirme olarak çalışmasının çok iyi olduğunu söylemek mümkün değildir. Asli bir görev sürekli olarak görevlendirme ile çalışılamaz. Ayrıca diğer bütün Bakanlıklarda geçici görevlendirme değil kadrolu merkez müfettişleri çalışmaktadır. Bu Türkiye Cumhuriyetinin en büyük Bakanlığı olan Milli Eğitim Bakanlığına layık görülmemekte midir? Yetkililerimizin bu hususları bir kez daha düşünmelerini ve gerekli düzenlemeleri bir an önce yapmalarını öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz, eğitim dünyası ve milletimiz adına önemle istirham ediyoruz. Eğitim hepimizin geleceğidir. Bu hususta düzenleme yaparken bireysel düşüncelerden ve ideolojik yaklaşımlardan sıyrılarak bilimsel ve insani yönlerden konuları ele almak gerekmektedir.
Yapılacak düzenlemelerde bunlar göz önüne alınmalıdır.
 
Mesut AK Eğitimci - Yazar 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.