“müfredat, Teog Sınavlarıyla Belli Bir Takvimde Yetişmesi Gereken Bir Müfredat Haline Geldi”

Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı, TRT Haber’de Nasuhi Güngör’ün eğitime ilişkin sorularını cevapladı.

“müfredat, Teog Sınavlarıyla Belli Bir Takvimde Yetişmesi Gereken Bir Müfredat Haline Geldi”



“TEOG sınavlarıyla yaptığımız düzenlemeyle artık müfredat, zamanında yetiştirilmesi gereken, belli bir takvime bağlı bir müfredat haline geldi. Bakın eskiden özellikle 8. ve 12. sınıflarda, yani seneye liseye gidecek olan çocuklarımız ve seneye üniversiteye gidecek olan çocuklarımızın devam ettiği sınıflarda, 8. ve 12. sınıflarda artık birçok şey nasıl olsa bu konu dershanede işlenir, nasıl olsa bu konu dershane öğretmenleri tarafından anlatılacak diye bizim okullardaki müfredatlar mecburen katlanılan ve çok da ciddiye alınmayan uygulamalar haline gelmek üzereydi. Biz TEOG sınavıyla bunu önlemiş olduk. Şimdi sene başında, ders yılı başında ilan ediyoruz, şu tarihte şu 6 dersten sınavlar merkezi olarak yapılacak diye, soruları biz buradan göndereceğiz ve o tarihe kadar sınıfta işlenmiş olan konuları kapsayan sorular çıkacak; bunu öğrenciler biliyorlar, bunu öğretmenlerimiz biliyorlar. Dolayısıyla öğretmenlerimiz kendi öğrencilerini o belirli tarihte yapılacak sınavlara iyi hazırlayabilmek için gayret içerisine girdiler. Bu gayret çok açık görülüyor. Çok olumlu geri dönüşler aldık; hem öğrencilerimizden çok olumlu geri dönüşler aldık, hem öğretmenlerimizden çok olumlu geri dönüşler alıyoruz. On binlerce öğrencimiz ve öğretmeniz ve yöneticimiz ve velilerimizle anket çalışması yaptık. Her birinden aldığımız o dönüşler fevkalade olumlu. Bir; bu sınavların belli bir tarihte yapılacak olması, çocukların kendi okullarında ve sınıflarında yapılacak olması. Her dersin ayrı bir oturumda yapılacak olması. Eskiden nasıldı? SBS dediğimiz sınavda, yani seviye belirleme sınavında sene sonunda bir kere yapılıyor, mazereti yok, okul dışı bir ortamda çocuklar sınava giriyorlar ve nereden sorulacağı da çok net değil. Dolayısıyla şimdi bütün bunlar kalktı. Şimdi çocuklarımız kendi okullarında giriyorlar. Normal yazılılarda olduğumuz gibi, yani zaten o derslerden birinci yazılı, ikinci yazılı yapılıyor, yani kendi sınıfında yapılan yazılının bir benzerini yine kendi sınıfında, ama sadece sorular merkezden gönderiliyor, cevaplar merkezde değerlendiriliyor. Normalleştirdik, yalnız medyamız hala bu konuda alışamadı. Yani bizim her sınıf düzeyinde, ilkokul 1’de de, ilkokul 2’de, lise 1, lise 2’de, her yaş grubunda yaklaşık 1 milyon 300 bin öğrencimiz var. 8. sınıfların sınavı dediğimiz zaman, 1 milyon 300 bin kişiden bahsediyoruz yaklaşık. Bu 1 milyon 300 bin öğrenciyi anneleriyle-babalarıyla falan hesapladığınız zaman işte 5 milyonluk bir kitle, şimdi bu medya için çok cazip bir hedef kitle. Bunlarla ilgili işte bir olağanüstü durum algısı medyanın çok işine yarıyor tabii. Yani onları suçlamak için söylemiyorum, onlar da işlerini yapıyorlar, ama biz ısrarla şunu söylüyoruz: Kardeşim, bu işi abartmayın, çocukları strese sokmayın, bu normal yazılılardır. Çocukları o gün özel olarak alıp elinden tutup falan okula götürmeyin, okul bahçelerinde oturup böyle çok tiyatral sahneler oluşturmayın. Bırakın çocuklar her gün nasıl okula gidiyorlarsa o gün de gitsinler. Başka zaman yazılıya girerken elinde tutup götürüyor musunuz? Götürmüyorsunuz. Veya o gün ben çok önemli bir konu işleyeceğim, bugün benim bir sunumum var, sınıfta bir sunum yapacağım anne veya baba dediğiniz zaman onu elinden tutup götürmüyorsunuz. Bu 8. sınıf çocuk bunlar. Ama SBS alışkanlığı, SBS’den kalan o alışkanlık, hatta birisi yazdı da bunu bir köşe yazarı arkadaşımız; ya ne biçim sınav oluyor, eskiden böyle giderlerdi insanlar türbeleri ziyaret ederler, bahçelerde otururlar aileler dua ederler, işte çocuklarıyla aynı heyecanda bekleşirler, sonra çocuk ağlayarak veya gülerek sınavdan çıkar, onlar kucaklaşırlar biz onları çekeriz falan. Şimdi böyle tiyatral şeyler azalıyor.”


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.