Nazlı Ilıcak Yazdı: Her Gün Başka Tuzak

Türkiye yeni kumpas skandalları yaşamaya devam ediyor. Sahte deliller üzerinden kurmaca davalar açılarak insanlar mağdur ediliyor. TÜBİTAK'ta yaşanılan son gözaltılarla da Türkiye yeni bir kumpasa daha tanıklık ediyor.

Nazlı Ilıcak Yazdı: Her Gün Başka Tuzak



Son olarak Türkiye'nin gündemine gelen ve TÜBİTAK tutuklamaları ile kamuoyuna yansıyan olayların benzerlerinin neredeyse her gün yaşanmaya başlandığı Türkiye'de sürekli yeni kumpaslar organize ediliyor.

BUGÜN Gazetesi yazarı Nazlı Ilıcak da son olarak kaleme aldığı köşe yazısında bu kumpaslara dikkat çekerek KPSS'de yaşanan soru çalma iddialarının ardında yatan akla durgunluk verici gerçekleri açıklıyor.

İşte Nazlı Ilıcak'ın yazısının ilgili o bölümü:

Her gün başka tuzak 

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) ve TÜBİTAK’ın bazı görevlileri hakkında kriptolu telefonları dinlemekten dolayı soruşturma başlatıldı; gözaltı kararları alındı.

İnsanın aklına hemen “kumpas” geliyor. Zira kumpası bol bir ülkede yaşar olduk.

Son iki örnek:

1) 2010 KPSS’sinde soruların çalındığı biliniyor. 5 yıl geçti, soruşturmada bir sonuç alınamadı. Birden konu hız kazandı. Ama, sorumluluk Cemaat’in omuzlarına yüklendi. Hileyi onlar yapmış. “Nereden belli” dediğinizde, tek delilleri, Mevlüt S’nin evinde bulunduğu söylenilen bir flaş bellek. Bu flaş bellekte, “3227” isimli, içinde KPSS soruları bulunan bir dosya yer alıyor. Mevlüt S, kopya çektiği ileri sürülen Baki S’nin amcası.

3 noktada itiraz ediliyor:

a) İtirafçı Baki S, “Bana sorular Berat K’dan Hotmail yoluyla geldi” diyor. Savcılık, Hotmail’den şüphelilerin mail trafiğini istedi. Hotmail’in verdiği cevapta, Baki S. ile Berat K. arasında tek bir mail alışverişi olmadığı bildirildi. Zaten Jandarma Kriminal Raporu’nda da soruların bilgisayara mail yoluyla değil, flaş bellekle girdiği belirtilmişti.

b) 2 Eylül 2010’da, Yalvaç Cumhuriyet Başsavcısı Ayhan Gökalp’in emriyle yapılan operasyonda, Baki S’nin babası Mustafa’nın evinde bir flaş bellek, amcası Mevlüt S’nin evinde de bir flaş bellek, toplam 2 flaş bellek bulunmuştu. Ve Jandarma tarafından Olay Yeri Arama tutanaklarına “2 flaş bellek” diye kaydedilmişti. Savcı Gökalp, operasyondan 2 gün sonra, 4 Eylül 2010’da, Yalvaç Sulh Ceza Mahkemesi’ne bir talep yazısı gönderdi. Bu talep yazısında, 3’üncü bir flaş bellekten söz ediliyordu. Kopya çekildiği iddialarına dayanak yapılan 3227 isimli soru dosyası, bu flaş bellekte yer alıyordu.

c) KPSS yolsuzluğu ortaya çıktıktan sonra, 3227 kişi hakkında soruşturma açılmıştı. Ne tesadüf, 3’üncü flaş belleğin ekindeki soru dosyasının başlığı da 3227 idi. Flaş bellek içindeki soruların sınavlardan 5 gün önce ilgililere ulaştığı belirtildiğine göre, nasıl oluyor da bu soru dosyası üzerinde, daha sonra soruşturma açılan kişi sayısını gösteren bir rakam bulunuyor?

Ayrıca, 2010’da skandal ortaya çıktığında, Vakit ve Star gazeteleri Ergenekon bağlantısına işaret etmişti. Bilahare, Star Gazetesi, kopya çetesinin içinde MHP’li bir milletvekili adayı bulunduğunu belirtmiş, MHP’li O.A.U’nun eski Ülkü Ocakları Başkanı Z.B. ile işbirliği yaparak soruları parayla sattığını ileri sürmüştü. Sabah ise, ÖSYM personelini sorumlu tutmuştu.

2) A Haber, Karşı Gazetesi’nin eski sahibi Turan Ababey’i televizyona çıkardı. Ondan “Cemaat bizi belgelerle besledi. Bizi kullandı” itirafını aldı. Ama Karşı Gazetesi muhabirlerinden Emre Erciş, Twitter’dan Ababey’le görüşmesine ilişkin bir ses kaydı yayınladı. Kayıtta, Ababey, “Parasızlığını çözeriz, bir problem değil… Bugün ne desem önüme açık çek koyacaklar” diye konuşuyordu.

Karşı Gazetesi’nin eski Genel Yayın Müdürü Eren Erdem de, Turan Ababey ile mesajlarını kamuoyuyla paylaştı:

Ababey: Bana maddi olarak yardımcı olacakmış.

Eren: Bile bile lades mi diyeceksin? Ne yardımı ya?

Ababey: Maddi yardım. Çok adamı benim üzerimden temizleyecekler... Çok zor durumdayım. Ne yapacağımı bilemiyorum. Perşembe günü TV’ye çıkarmak istiyorlar… Beni kullanıp atacaklar, onu da biliyorum. Bana Başbakan’dan özür dile, hayatın kurtulsun diyorlar.

Ababey, A Haber’e çıktı ve Başbakan’dan özür de diledi. Onun belki hayatı kurtuldu. Ama biz, bu kadar tuzağın kurulduğu bir ülkede, her gün ortaya atılan değişik iddialara nasıl inanabiliriz? Böyle bir ülkede, maalesef ne hakikate ne de adalete ulaşabiliriz.

NAZLI ILICAK'IN YAZSININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN...


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.