Öğretmenim Düz Yazı Yazabilir Miyim?

MİLLİ EĞİTİM BAKANI OLSAM, ÇÖZECEĞİM İLK SORUN BU OLURDU!

Öğretmenim Düz Yazı Yazabilir Miyim?



“Öğretmenim Düz Yazı Yazabilir miyim?”
 Öğretmen ve veliler tereddütle yaklaştılar duruma önce, kaygılıydılar. Sonraları alıştılar… Hoşlarına da gitti durum, çünkü kendilerinden bile güzel yazıyorlardı küçük parmaklar, büyüklerin sadece “Güzel Yazı” derslerinde öğrenmeye çalıştıkları bu yazıyı. Ardından bakanımız çıktı: “Bakın! Korkuyordunuz, korkulacak bir şey yokmuş. İşte, alın size inci gibi yazı!” Unuttuk mevzuyu, “korkulacak, tereddüt edilecek bir şey de yokmuş zaten!” Mevzu, zihnimizin tozlu raflarındaki yerini almıştı bile çarçabuk.
Yazının kelime anlamı; sesin, çeşitli çizgisel ve dairesel işaretlerle gösterimi olarak tanımlanabilir ve diller sözleriyle var olur, yazılarıyla yaşarlar. Biz ne kadar sahip çıkıyoruz peki yazı dilimize?
2004 - 2005 ve 2005 - 2006 yıllarından itibaren eğitimde ses temelli cümle yönteminin kullanılması ve yapılandırmacı öğrenme yaklaşımının benimsenmesiyle birlikte okullarda bitişik eğik el yazısı kullanımı da zorunlu hale gelmişti, hatırlarsınız. Ve hâlâ zorunlu.
 Peki, iyi mi yoksa kötü mü oldu zorunlu bitişik eğik yazı? “Çok iyi” diyenler de var, “derhal eğik el yazı uygulamasından vazgeçilmeli” diyenler de. Hangisi doğru? Ya da siz hangisinden tarafsınız? Öyle ya doğru her zaman tek, bir tanedir. İkisi birden olamaz ya.
* Eğik el yazısının öğretimini ve zorunluluğunu savunanlara göre;
Bitişik el yazı sürekli ve daha seri yazılmaktadır.
Dik temel yazıda (düz yazı) kesintiler olduğundan düşüncede kopukluklar olmaktadır. Oysa eğik el yazıda, yazının hızı ve sürekliliği düşünce sistemini de bu istikamette etkilemektedir.
Harf bağlantıları çocukların daha çabuk okumaya geçmesini sağlamaktadır.
Eğik el yazıda öğrenci harf ve hece bağlantılarına sürekli dikkat etmeli, odaklanmalıdır. Bu durum da öğrenenin bunu bir alışkanlık haline getirmesine katkı sağlar.
Akıcı ve seri yazıldığından düşündüklerini unutmadan yazma imkânı tanır.
Yazıdaki harflerin yönü ilkokul çağındaki çocukların kas yönlerine daha uygundur. O dönemlerde çocuklar dik ve düzgün çizgiler değil, ancak dairesel ve kavisli çizgiler çizebilmektedirler.
Estetik ve göze hoş görünür.
Araştırmalara göre el yazısıyla okumaya geçen öğrenci daha hızlı ve dikkatli okur.
Çocuklar el yazısı yazmaya karşı daha istekliler.
Finlandiya, İngiltere, Almanya, Norveç, Fransa, Belçika, Kanada, Danimarka ve birçok Avrupa ülkesi bitişik eğik el yazısıyla okuma yazma öğretiyor.
Eğik el yazısı çocuğun psikolojik, bedensel, sosyal ve zihinsel gelişimine çok daha uygundur.
* Eğik el yazının kaldırılmasını ve düz yazıya dönülmesini savunanlara göre ise;
Yazı artık hayatımızdan neredeyse tamamen kalkmış, kalem ve kâğıt yerini tuşlara ve monitörlere bırakmıştır. Artık hiç kimse düşündüklerini kâğıda dökmüyor.
Eğik el yazısı yazılırken imla ve noktalama kurallarına uyulmuyor, harf noktaları unutuluyor.
Çocuk kendi yazdığı dışında hiçbir yerde eğik el yazısı görmediği için ikilemde kalıyor ve bu durum onların kişiliklerini dahi olumsuz etkiliyor.
Sadece derslerde eğik el yazısıyla karşılaşan çocuklar, günlük yaşamlarının her alanında düz yazıyla karşılaşıyor. Yaş itibariyle durumu tam idrak edemediklerinden eğik el yazısını sadece bir ders ve oyun, düz yazıyı ise gerçek yazı olarak algılıyor. Bu durum düz yazıya karşı özenti oluşturuyor.
Eğik el yazımı daha zor öğrenildiğinden, kasları gelişmeyen veya el becerileri zayıf olan çocuklar eğik el yazısını beceremiyor ve bu durum onları başarısızlık psikolojisiyle tanıştırıyor.
Düz yazı yazmak daha kolay ve bu durum öğrenciyi yazmaya teşvik ediyor, okulu sevdiriyor.
Eğik el yazısı kasları yorduğundan öğrencinin yazma şevkini kırıyor, onu yazmaktan uzaklaştırıyor. Karşılaşılan zorluklar ve başarısızlık psikolojisi çocuğu okuldan “soğutuyor.”
2005-2006 yıllarına göre eğitim- öğretim yaşı 72 aydan 60 aya kadar çekildi ve eğik el yazısı daha zor öğrenilir hale geldi. Birçok birinci sınıf öğrencisi okumayı “sökerken”  yazmada sorun yaşamaktadır.
Teknik anlamda eğik el yazısıyla daha çabuk okuma öğrenilirken, çocuk her yerde düz yazıyla karşılaştığı için düz yazıyla da aynı sürede okumaya geçilebilir.
   Eğik el yazısıyla okumaya geçen çocukların birçoğu kendi yazdıklarını dahi okuyamıyor.
Veliler okullarda öğretilen eğik el yazısını bilmiyor, bu durum farklı sıkıntılara yol açıyor.
 
   İnanın her iki liste de çok daha derinleştirilebilir ve uzatılabilir. Eşit sayıda yazmaya gayret ettiğim maddelerden bazıları birbiriyle çelişmekte, bazıları hakkında ise farklı görüşler bulunmakta. Örneğin; kimi sınıf öğretmenleri düz yazıyı kimileri ise bitişik eğik el yazısını savunmaktalar. Yazımın başında da belirttiğim gibi doğru bir taneyse, hangisi? Aralarında siyahla beyaz kadar fark bulunan bu iki yazı türünden hangisini kullanmalıyız? Hangisi bize daha uygun? Kim haklı?
İşin aslı; her iki tarafın da haklı ve haksız olduğu yanlar var. Yukarıdaki maddeler iyice irdelendiğinde eğik el yazısını savunanların işin mutfağına uzak, kendileri de savunduklarının aksine hep düz yazı kullanan akademisyenler olduğu ortaya çıkacaktır. Bitişik eğik el yazısıyla okuma - yazma öğrenen çocukların hızlı yazamadıkları somut bir gerçektir. Hani hızlı yazıp hızlı okuyacaklardı, vallahi hızlı yazamıyorlar yoksa eğik el yazısının hızlı okumaya hızlı düşünmeye de mi bir faydası yok? Bu ve aşağıdaki durumlar bitişik eğik el yazısının diğer avantajlarını da şaibeli kılıyor. Hani harfler arasındaki bağlantılardan dolayı düşündüklerini unutmadan yazacaklardı? Hani eğik el yazısı ile yazan çocuklar yazmaya daha istekli olacaklardı? Oysa benim 5. sınıf öğrencilerim bile eğik el yazısı yerine düz yazı kullanmak için adeta bana yalvarıyorlar. Düz yazı ile yazmaya izin aldıkları için havalara zıplayan öğrenciler, hangi eğitim sisteminin ürünü? Okul idaresine “Derslerde düz yazı yazabilir miyiz? Diye toplu dilekçeyle başvuran öğrenciler bizim öğrencilerimiz değiller mi yoksa? Neden “Hocam ben bitişik eğik el yazısı yazarken kendimi daha rahat hissediyorum, daha iyi ve daha hızlı yazıyorum” diyen bir öğrenciyle hiç karşılaşılmadı bugüne kadar? Neden eğik el yazısıyla okumaya geçen çocuklar aşk mektuplarında aşklarını dik temelli harflerle ilan ediyorlar? Neden tuvalet duvarlarında eğik el yazısı görmüyoruz? Neden, neden…?
Sorun Büyük Aslında!
  Hem de çok büyük ve gün geçtikçe de büyüyor! Yazı stil ve karakteri insanın iç dünyasını, kişiliğini yansıtır ve şekillendirir. Oysa çocuklarımızın kendilerine ait bir yazı stilleri dahi yok artık günümüzde. Yoksa biz hatayı baştan mı yapıyoruz? Özenmeye gayret ettiğimiz kimi ülkelerde okuma yazma eğitimi 3-4 yıl sürerken, bizler okuma yazma öğrenmeyi bir yarış havasında 3-4 aya sığdırıyoruz. Belki de bu yüzden hâlâ lise mezunlarımız okuduğunu anlayamıyor, düşündüğünü yazamıyor. Bir şeyler yapılmalı, yapılmalı ama ne? Dedim ya sorun büyük: Okullarımızda okuma ve yazmayı etkin bir şekilde öğretemiyoruz. Okumayı etkili bir şekilde öğrettiğimizi düşünenler varsa - ki ben onlardan değilim- yazma konusunda çok somut sorunlar olduğu, tam bir standardın olmadığı, böyle önemli bir hususta tam bir çelişki yumağının varlığı, müthiş kargaşa ve ikilemler yaşandığı kesin!
Ne yapılabilir öyleyse?
Şükürler olsun ki, MEB bu konuda çözümsüz değil! Ama bulduğu çözümü derhal uygulamaya koymalı. Hani Ağustos 2014'te atanan öğretmenlerin 7-8 sene sonra uzman öğretmenlik sınavına alınacağının duyurulması, adeta henüz doğmamış çocuğa bir takım hazırlıklara girilmesi tarzında bir çözüm olmamalı, bu işin çözümü ertelenmemeli, ötelenmemeli. Her sene başında yayımlanan “Eğik El Yazı” konulu genelgeler de çözüm olmuyor, biliyoruz. Ama gerçekten bu konuda bir şeyler yapılmalı artık! Eğer bakanlık yetkilileri yıllardır dağ gibi yığılan sorunlardan başlarını kaldırıp duruma el koyabilecek zamanı ve gücü bulabilirlerse tabi…
Henüz 60-65 aylık yavrularımız bin bir zahmet - eziyetle öğrendikleri eğik el yazısını ders kitaplarında, girdikleri sınavlarda görebilmeli ve bütün eğitim hayatları boyunca da kullanabilmeliler, ya da daha fazla ısrarcı olmadan bu uygulamadan ivedi vazgeçilmeli. Eğik yazı öğretip düz yazı okutmamalıyız yavrularımıza. Güzel Türkçemizin yazı dilinde bu denli ikilemler, çelişkiler yaşanmamalı. Kesinlikle bir standardı olmalı bu işin. “Avrupalılar kullanıyor, gayet de başarılılar” diyeceksiniz. Eee olabilir canım! İlla her şeyimiz onlarınkine mi benzeyecek? Onların öğretmen maaşları da farklı, eğitime yaklaşımları da. Hadi bunları da benzetelim öyleyse. Varsın bizim de yazımız onlarınkinden farklı olsun! Hem onlara uygun da bize değil belki, özenerek uydurmaya çalışıp da uyduramadığımız birçok şey gibi…
Gürdal KARABIYIK 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.