Öğretmenler Bu Sorunun Cevabını Arıyor!..

Şu günlerde okul ve dershanelerin öğretmenler odasında bu soru gündemi çokça meşgul ediyor. Nerede Bu Öğrenciler ?

Öğretmenler Bu Sorunun Cevabını Arıyor!..



Geçen yıllarda daha çok Üniversite sınavı öncesi devamsızlık yapan rapor alan Lise öğrencileri gündemde olurdu ama bu sene 8.Sınıf öğrencileri de bu kervana katıldı.

Daha önceleri, Lise son öğrencileri hayatlarının en önemli virajlarından biri olan Üniversite sınavına, son aylarda yüklenir, ağırlığı dershanelerindeki derslerine verir, okullarını asarlardı.(Her ne kadar tasvip etmesekte)
Tüm bu olayı meşru hale getirmek için de raporlar alınır, yıl boyu devamsızlık hakları bu günlere saklanırdı.
Böylece herkes sınava hazırlıkta son vuruşu en iyi yapmak için Dershanesine ya da Etüt merkezine kapağı atardı.
Ama bu sene durum çok farklı. Artık öğrenciler Dershanelerine bile devamsızlık yapıyor.

Geçen yazımızda belirttiğimiz YGS ‘nin olumsuz etkilerinin yanında, artan sıcaklıklarda buna etken. Ancak bu sene daha farklı bir şeyler var sanki.
Konuştuğum idareci ve öğretmen arkadaşlardan aldığım bir bilgi bu.
Öğrencilerin isteksizlikleri her zaman vardı ama bu senekinin havası çok daha farklı.
Okullardaki Öğretmen arkadaşlar ne kadar çaba gösterseler de biten sınav ve yazılılardan dolayı öğrencilerin derslerle ilgili motivasyonlularını pek sağlayamıyorlar.
Dershane öğretmenleri de sınıflarında, bir ay sonra sınava girecek olan öğrencilerin dinamizmini ve isteğini bulamıyor.
Dershanelerde görmeye alışık olduğumuz Teneffüslerde bile öğretmenini rahat bırakmayan öğrenci profili yerle yeksan olmuş.
Öğrenciler ya gelecek yıl tekrardan hazırlanmayı konuşuyor, ya da aile bütçelerine uygun bir vakıf üniversitesi bulmaya çalışıyor.
8.sınıf öğrencileri de bu kervana katıldık dedik ama onlar ağbileri  ve  ablaları gibi pek kolay hareket edemiyorlar. Yalnızca en küçük fırsatta devamsızlık yapmanın fırsatını arıyorlar o kadar.
Onlardaki bu durumun sebeplerinden biriside, geçen yıllarda Haziranın ilk haftasında yapılan sınavın bu yıldan itibaren Nisan ayı sonuna çekilmesi.
Yani sınav takvimi yaklaşık 1,5 öne çekildi. Hal böyle olunca tüm çalışma takvimi buna göre kurgulandı.
Öğrenciler, TEOG’un tamamlanması ile sene bitti moduna girdi bile.
Birde okullardaki yazılılarının erken tamamlanması devamsızlığı ve dersten kopuşları hızlandırdı.
Onlarda yalnızca okullarına değil dershanelerine bile gitmiyorlar.
Diyeceksiniz ki, işte dershaneye olan ihtiyaç ortadan kalktı onun için telaş edilecek bir şey yok.
Bu çok sevindirici bir haber.
Doğru bir tespit mi bu sizce? Bence değil.
Bizde öğrencilere verilecek eşit bir eğitimle dershane bağımlığının ortadan kalkmasını, dershanelerin ilk kurulduğu yılardaki gibi okula alternatif değil de onlara destek konumuna geri dönmelerini istiyoruz.
Ancak Söz konusu ülkemizin geleceği ise tüm herkes gibi Dershane sektörü de üstüne düşeni yapar. Eğer kapatılmaları ülkemizin faydasına ise, kanunlara bile gerek kalmadan tüm faaliyetlerini kendileri bitirirler. 
Ama şartlar oluşmadan yapılacak zorlamaların da etkileri ağır olur, bunu da bilelim.
Onun içinde Dershanelerin gerçekten kalkıp, kalkmayacağını da beraberce yaşayıp göreceğiz.
Bizim temennimiz İnşallah alınan kararların ülkemiz için faydalı olmasıdır.
Ancak unutmayalım ki bu sene ve gelecek senelerde de yerleştirmeler yine sınav sonuçlarına göre yapılacak.
Üniversite adayı arkadaşlarım, Sayısaldan, Eşit Ağırlıktan, Sözelden iyi bir Üniversite iyi bir bölüm istiyorlarsa ilk 5 bin 10 bin, 20 bin  en kabadayı 25 binlerde olmak zorunda.
8.sınıftaki kardeşlerim iyi bir Lise için ilk 10 binlerde,20 binlerde olmak zorunda.
Üniversite sayımız 180’e ulaşmış olabilir ama Üniversitenin ismi, bölümü ve kriterleri önemli değil mi?
Tüm okullar Anadolu Lisesi olmuş, ama bir Fen Lisesi, Galatasaray, Vefa, İstanbul Erkek ve daha ismini sayamadığım ülkemizin en güzide

Devlet ya da Özel okullarında okumak önemli değil mi?
Yoksa 180 puanı alan herkes zaten Mühendis, İktisatçı, İşletmeci ya da sayamadığımız bölümlerden birini kazanıp Üniversiteli olabiliyor, her barajı geçebilende Anadolu Lisesi öğrencisi olabiliyor.
Asıl Problem,  bu isteksizlik ve vurdumduymazlıklarının Yüksek okul hayatlarında ve de daha sonra yaşamlarında devam etmesi.  
O zaman ne olacak. 
Sözün özü, artık öğrenciler pek zora ve sıkıntıya gelemiyor, doğru.
Eminim bunun sebepleri ile ilgili hepimizin birkaç fikri vardır.
Ama önemli olan M.E. B ‘nın bunların bilimsel, pedagojik gerçeklerinin bulup ona göre hareket etmesi ve tedbirlerini almasıdır.
Bir ülke için dinamizmini kaybetmiş, her işinde kolaycılığı seçip, mücadeleden çabuk vazgeçen bir gençlikten daha tehlikeli bir şey olamaz.
İşte geleceğimizi asıl o zaman kaybederiz.

Eğitim Ajansı

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.