Öğretmenler Sınıfta Kaldı

Bu makalenin temel amacı, öğretmen yetiştirme programlarını; Genel Kültür, Genel Yetenek ve Öğretmenlik Alan Bilgisi Testi (ÖABT) sonuçları bağlamında irdelemektir.

Öğretmenler Sınıfta Kaldı



Prof. Dr. Ayhan AYDIN

Bu makalenin temel amacı, personel öğretmen yetiştirme programlarını; Genel Kültür, Genel Yetenek ve Öğretmenlik Alan Bilgisi Testi (ÖABT) sonuçları bağlamında irdelemektir.

 

Gerçek Gündem

Eğitim kamuoyunda, öğretmenin niteliği, değişmez tartışma konularından biri olduğu hâlde, “Sorun farklı boyutlarıyla ve gerçek bileşenleri bağlamında acaba neden ele alınmamaktadır?” sorusu akla gelmektedir. Mesleki yeterlilikler, standartlar, kalite güvence sistemleri, akreditasyon,  performans değerlendirme vb. kavramlar ne anlama gelmektedir? Örneğin,  KPSS’de alan bilgisi başlığı altında düzenlenen ve meslek bilgilerini ölçmeye yönelik olan test ve bunun yanında genel kültür ve genel yetenek gibi testlerin sonuçları neyi gösteriyor? Bu soruyu ÖSYM’nin 2014 sonuçlarına bakarak yanıtlayabilir miyiz?

Hazırsanız Başlayalım

2014 ÖSYM verilerine göre ÖABT’de bütün branşlarda, öğretmen adayları 50 soruya ortalama 21.96 net doğru yanıt vermişlerdir. Başka bir deyişle, öğretmenlerin başarı oranı yüzde 43.92’ye tekabül etmektedir. İsterseniz şöyle diyelim; öğretmenler mesleğe başladıkları, dolayısıyla bilgilerinin en taze olduğu aşamada bile,  branşlarına ilişkin soruların yarısına dahi doğru yanıt verememişlerdir. Bu durumda,  ‘‘Yarım imam adamı dinden, yarım doktor candan eder.’’ atasözü akla geliyor. Peki, yarım öğretmen?!  Mezuniyet aşamasında anlatacağı konuların yarısından fazlasını bilmeyen adaylar, sizce mesleklerinin beşinci yılında daha başarılı olabilirler mi?

İbretlik Tablolar

Konuya biraz daha yakından bakalım; ÖABT’de en başarısız olunan alan, fen bilimleri/fen ve teknoloji branşıdır. Bu testte adaylar 50 soruda ortalama 13.49, en başarılı olunan alan Türkçede ise  32.34 net doğru sayısına sahiptirler. Bu arada din kültürü ve ahlak bilgisi branşında net sayısı 25.9, tarihte 23.25, kimyada 19.83, İngilizcede 26.77, ilköğretim matematikte 20.13, sınıf öğretmenliğinde ise 22.23 düzeyindedir. Üstelik burası henüz sözün bittiği yer değildir!

Yine 2014 KPSS verilerine göre öğretmen adayları, altmışar soruluk genel yetenek ve genel kültür testlerinde sırasıyla ortalama 25.59 ve 18.62’lik net doğru sayısına sahiptirler. 80 soruluk eğitim bilimleri testinde ise 43.46’lık bir başarı gözlenmektedir (Bakınız Tablo 3). Özetle öğretmen adayları, hem alan bilgisine hem genel kültüre hem de genel yeteneğe muhtaçgörünmektedir. Şöyle de söyleyebiliriz; bu testler eğitim fakültelerinde mezuniyet sınavı olarak değerlendirilecek olsa adayların çoğu mezun olamaz.

 

 

 

Tablo 1

2014-KPSS ÖABT ORTALAMA VE STANDART SAPMALARI

Testler

Ortalama

Standart Sapma

Aday Sayısı

Soru Sayısı

Türkçe

32,345

5,764

15.207

50

İlköğretim Matematik

20,135

7,536

6.614

50

Fen Bilimleri/Fen ve Teknoloji

13,498

5,908

16.484

50

Sosyal Bilgiler

25,638

5,159

22.267

50

Türk Dili ve Edebiyatı

21,196

8,031

23.640

50

Tarih

23,25

7,076

15.547

50

Coğrafya

20,805

5,564

6.065

50

Matematik (Lise)

16,976

7,664

17.919

50

Fizik

16,721

9,462

8.008

50

Kimya

19,836

9,263

6.473

50

Biyoloji

19,44

8,586

8.543

50

Din Kültürü ve

Ahlak Bilgisi

25,09

5,078

13.381

50

Yabancı Dil (Almanca)

16,417

7,649

3.880

50

Yabancı Dil (İngilizce)

26,771

8,31

15.500

50

Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık

31,008

7,776

5.092

50

Sınıf Öğretmenliği

22,235

5,621

25.074

50

Kaynak:  www.osym.gov.tr

 

Arkası Yarın

Kuşkusuz bu durum, her aklı başında insanın yüreğini yakar. Üstelik bu oranlar 2009’dan bugüne sistematik bir biçimde düşüş yönündeyse… Örneğin, KPSS Eğitim Bilimleri Testi’nde 120 soruda 2009’da yüzde 59.71’lik başarı oranı 2012’de 55.32’ye gerilemektedir (Bakınız Tablo 4).

 

Kırık Faylar ya da Fay Kırıkları

Esasen hem aklı hem yüreği olanların uzun süredir kafa yorduğu sorun da budur. Bu durumun en düşündürücü kanıtlarından biri ise TEOG, YGS, LYS gibi sınavlarda son yıllarda topyekûn yaşanan anlamlı düşüşlerdir. Sizce öğretmen eğitiminin kalitesinin düşmesi, bu denklemde sonuç yerine konulacak olursa başarısızlığı açıklayacak mantıksal nedenler bulunabilir mi? Belki de sorunlar helezonik halkalar metaforuyla açıklanabilir.  Buna göre bir durumda neden olan, başka bir durumda sonuçtur. Şöyle de diyebiliriz; öğrencinin nitelik sorunu, öğretmenin nitelik sorunundan bağımsız değerlendirilemez.

Sıfır Sorun

“Son dönemde neler yapılmadı ki?” diyenlere önce neler yapıldığını kısaca anımsatalım. Bir yılda bütün genel liseler anadolu liselerine dönüştürüldü. Üniversite sayıları ikiye katlandı ve aynı oranda kontenjanlar artırıldı, eğitim fakültelerinin neredeyse bütün branşlarında giriş puanları düştü, başka bir deyişle önceki yıllara göre daha düşük profilli öğrenciler üniversitelere girdi. ÖSYM son iki yılda sınav başarısızlıklarını gizlemek için soru ve yanıtları da dâhil olmak üzere sınav sonuçlarını kararttı. Örneğin, bu yıl test bazında sıfır çeken adayların sayısını açıklayamadığı için altı testin tamamında sıfır çekenlerin toplamının 50 bin olduğunu duyurdu. Gerçekte altı testin tamamında sıfır çekmek hiç de kolay bir iş değildir. Bu başarı kuşkusuz ÖSYM için de geçerlidir. Demek ki hastanın test sonuçlarını doktordan ve tabii hasta dâhil herkesten gizlemek ve sorun olmadığını telkin etmek, hepimize ‘’iyi’’ geliyor.

Sonuç olarak öğretmen eğitiminde nitelik düşüyor ise böyle bir eğitim sistemiyle katma değer artışı sağlanabilir mi? İnovasyon, patent, marka geliştirilebilir mi? En can alıcı sorunlar, örneğin; öğretmen yeterliliklerini ve program içeriklerini güncellemek, arz-talep dengesini gözeten bir insan gücü politikası geliştirmek, kalite güvence ve performans göstergeleri oluşturmak, akreditasyon hizmetlerini kurumsallaştırmak vb. dağ gibi dururken bugünlerde toplanan 19. Millî Eğitim Şûrası’nın gündeminde karma eğitime son verme arayışlarının olduğuna da tanık oluyoruz.

Bitirirken

Bu arada karma eğitime son verme bilgeliğinin, okul güvenliği başlığı altında kamufle edilmesi, üst düzeyde bir soyut zekâ örneği olarak her türlü takdirin üzerindedir.  Ancak anaokulunda, örtük anlamıyla “değerler eğitimi” başlığı altında yer alan ve Şûra’dan basına, katılımcıların katılmak ve gülmekten katılmak seçenekleriyle sunulan tartışmaları, dünya mizah tarihinde -pardon Türk eğitim tarihinde- hak ettiği yeri alacaktır. Anlaşılan, bir konuda gösterilen soyut zekâ başarısı bir diğerinde gösterilemiyor. Yine de bir daha söyleyelim, soyut zekâ zaten soyuttur ve esasen yok hükmündedir!

Fen bilimleri, soyut düşünce diye tutturan gafiller, sanki kuyruklu yıldıza uydu gönderdiler de biz geri mi kaldık?

 



Prof. Dr. Ayhan AYDIN

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.