Okul Öncesi Eğitim Ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği Sıkıntılıdır

26 Temmuz 2014 tarihli 29072 sayılı resmi gazetede yayınlanan şekliyle Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliklerini birleştirerek önemli bir değişikliğe gitmiştir. Yönetmeliklerin birleştirilmesi okul öncesi eğitimin zorunlu kılınması durumda anlamlı olacaktı ancak, bu haliyle bakanlığın iki ayrı işten kurtulmak adına kolaycı davrandığı düşülebilir.

Okul Öncesi Eğitim Ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği Sıkıntılıdır



Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği Sıkıntılıdır

   26 Temmuz 2014 tarihli 29072 sayılı resmi gazetede yayınlanan şekliyle Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliklerini birleştirerek önemli bir değişikliğe gitmiştir. Yönetmeliklerin birleştirilmesi okul öncesi eğitimin zorunlu kılınması durumda anlamlı olacaktı ancak, bu haliyle bakanlığın iki ayrı işten kurtulmak adına kolaycı davrandığı düşülebilir.
   Yönetmeliğin okul öncesi eğitimi ilgilendiren bölümünde; kırsal kesime gezici (otobüs) okul öncesi eğitim verilebileceği, eğitimin ikili (sabahçı-öğlenci) yapılabileceği, 36-66 ay aralığındaki çocukların okul öncesi eğitime kayıt edileceği, eğitimin 2 aylık periyotta yaz tatilinde de verilebileceği hükme bağlanmıştır. Bu değişikliklerin hayata nasıl geçirileceği merak konusudur. Özellikle 60 aylık bir yaş farkının sınıf ortamına ve öğrenme zorluğuna etkisi büyük olacaktır. Otobüsteki öğretmen, yazın tatil yapmayan öğretmen sorunları da ayrı bir muammadır.
   Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim Ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 6. Madde 1. Fıkra a bendinde “Okul öncesi eğitim kurumlarında günde ellişer dakikalık aralıksız 6 etkinlik saati süre ile ikili eğitim yapılır.” Hükmü bulunmaktadır aynı yönetmeliğin 6.madde 2. Fıkra a bendinde ise “Bir ders saati süresi 40 dakikadır. Okul yönetimince teneffüsler için en az 10 dakika ayrılır.” Hükmü bulunmaktadır. 
   İlköğretim kurumlarında eğitim gören ve Yaş olarak daha büyük olan çocukların ders saatlerinin kırkar dakika olarak belirlenmişken okul öncesi eğitim kurumlarında etkinlik saatlerinin ellişer dakika olarak belirlenmesi okul öncesi eğitim alan çocukların gelişimsel dönemine uygun değildir. Bu yüzden, okul öncesi eğitiminde etkinlik saatinin ellişer dakika ve aralıksız olarak belirlenmesi okul öncesi eğitimi alan çocukların bulunduğu yaş dönemi olarak uygun değildir. Kayıt süresinde bir sınırlama olmayışı da, yıl ortasında sınıfa dahil olabilecek öğrenci sorunu yaratır.
   Okul öncesi öğretmenleri dışındaki tüm öğretmenler, Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Yüksek Ve Orta Dereceli Okullar Öğretmenleri İle İlkokul Öğretmenlerinin Haftalık Ders Saatleri İle Ek Ders Ücretleri Hakkında Kanun ve Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici Ve Öğretmenlerinin Ders Ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar’a göre Aylık karşılığı ders görevi dışında okuttukları her ders saati için ücret alırlarken kırkar dakikalık ders saati dilimlerine göre değerlendirilmektedir. Okul öncesi öğretmenler ise ellişer dakikalık ders saatlerine göre ek ders ücreti almaktadır. Bu durum eşitlik ilkesine aykırı bir uygulamadır. Okul öncesi öğretmenlerinin sınıf öğretmenlerine göre haftalık 300 dakikalık bir alacağı doğmaktadır. 
   Sayılan nedenlerden dolayı Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim Ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 6. Madde 1. Fıkra a bendindeki “Okul öncesi eğitim kurumlarında günde ellişer dakikalık aralıksız 6 etkinlik saati süre ile ikili eğitim yapılır.” İbaresinin yönetmelikten çıkartılması ve söylediğimiz unsurlar da göz önünde bulundurularak teneffüsler tanımlanmalı, her sınıf için yardımcı personel kadrosu açılmalı, ek ders adaletsizliği giderilmelidir. Sınıf Öğretmenlerinin makus kaderi yeni yönetmelikte de devam etmekte: yönetmelikte yer alan " Gelişim yönünden ilkokula hazır olduğu anlaşılan 60-66 ay arası çocuklardan, velisinin yazılı isteği bulunanlar da ilkokul birinci sınıfa kaydedilir" ibaresi bizleri okulda "ikna odaları" açmaya kadar uç fikirlere yönlendiriyor.
   Yeni yönetmelikle performans ödevlerinin kaldırılmış olmasına öğretmenler olumlu yaklaşmaktadır. Az sayıda öğrenci ve donanımlı sınıflar söz konusu olduğunda öğrenci performansını arttırmanın ve ölçmenin de kolay olacağını düşünen öğretmenlerimiz, bu haliyle angaryaya dönüşen performans ödevlerinin yönetmelikten çıkarılmış olmasını yerinde bulmaktadır. İlkokullar için sınıf tekrarına önceki yönetmelikte hiç yer verilmemişken yeni yönetmelikte 1 defaya mahsus velinin yazılı talebiyle olur verilmektedir. Eski yönetmeliğe göre bu da olumlu ancak, veli talebini ve 1 defa ile sınırlanmasını doğru 
bulmuyoruz.

    Okul öncesi yönetmeliğinde sınıf mevcutları belirlenmiş olmasına rağmen ilkokullarda da sınıf mevcutları belirlenmemiş olmasını eksiklik olarak görüyoruz. Yönetmeliğin 44. Maddesinde öğretmenlerin nöbet görevleri tanımlanmaktadır. Yürürlükten Kaldırılan Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 71. Maddesinde “Nöbet görevi, ilk ders başlamadan 20 dakika önce başlar, son ders bitiminden 20 dakika sonra sona erer” hükmü var iken Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim Ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 44. Madde 8. Fıkrasında ise “Nöbet görevi, ilk ders başlamadan 30 dakika önce başlar, son ders bitiminden 30 dakika sonra sona erer. Ancak bu süre okulun özelliğine göre öğretmenler kurulu kararıyla kısaltılabilir.” Hükmü getirilmiştir. Bu hali ile öğretmenlerin nöbet süresi 10’ar dakika arttırılmaktadır. Yine aynı maddenin 9. Fıkrasında” Nöbet görevine özürsüz olarak gelmeyen öğretmen hakkında, derse özürsüz olarak gelmeyen öğretmen gibi işlem yapılır.”hükmüne yer verilmiştir
    1739 sayılı Milli Eğitim Temel kanununun Üçüncü kısım madde 43’te öğretmenlik için “Öğretmenlik, Devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir. Öğretmenler bu görevlerini Türk Milli Eğitiminin amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak ifa etmekle yükümlüdürler.
    Öğretmenlik mesleğine hazırlık genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyon ile sağlanır. Yukarıda belirtilen nitelikleri kazanabilmeleri için, hangi öğretim kademesinde olursa olsun, öğretmen adaylarının yüksek öğrenim görmelerinin sağlanması esastır. Bu öğrenim lisans öncesi, lisans ve lisans üstü seviyelerde yatay ve dikey geçişlere de imkan verecek biçimde düzenlenir.”denilmiştir Öğretmenlerin nitelikleri ve seçimi ise 1739 sayılı Milli Eğitim Temel kanununun 45. Maddesinde “Öğretmen adaylarında genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyon bakımından aranacak nitelikler Milli Eğitim Bakanlığınca tespit olunur.

    (Değişik: 16/6/1983 - 2842/13 md.) Öğretmenler, öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarından ve bunlara denkliği kabul edilen yurtdışı yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar arasından, Milli Eğitim Bakanlığınca seçilirler.Yüksek öğrenimleri sırasında pedagojik formasyon kazanmamış olanların ihtiyaç 
duyulan alanlarda, öğretmenliğe atanmaları halinde bu gibilerin adaylık dönemi içinde yetişmeleri için Milli Eğitim Bakanlığınca gerekli tedbirler alınır.Hangi derece ve türdeki eğitim, öğretim, teftiş ve yönetim görevlerine, hangi seviye ve alanda öğrenim görmüş olanların ne gibi şartlarla seçilebilecekleri yönetmelikle 
düzenlenir.” şeklinde düzenlenmiştir.439 saylı Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Yüksek Ve Orta Dereceli Okullar 
Öğretmenleri İle İlkokul Öğretmenlerinin Haftalık Ders Saatleri İle Ek Ders Ücretleri Hakkında Kanun ile Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici Ve Öğretmenlerinin Ders Ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar’ında nöbet görevi için herhangi bir düzenleme yapılmamıştır.
 
    Millî Eğitim Bakanlığı Talim Ve Terbiye Kurulu Başkanlığı Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumlarına Öğretmen Olarak Atanacakların Atamalarına Esas Olan Alanlar İle Mezun Oldukları Yükseköğretim Programları Ve Aylık Karşılığı Okutacakları Derslere İlişkin Esaslar Ve Eki Çizelgesinde öğretmenlik Yükseköğretim kurumlarında genel kültür, özel alan ve pedagojik formasyon eğitimi alarak yetişmiş olan, her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumları ile kurs ve seminerlerde eğitim-öğretim hizmetlerini yürüten kişiler olarak tanımlanmıştır
   Yukarıdaki kanun ve mevzuat çerçevesinde öğretmenlik mesleğinin genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyon bakımından aranacak niteliklere sahip olması gerektiği anlaşılmaktadır ve bu şartlara göre öğretmen yetiştirilen programlarda eğitime tabi tutulurlar. Hiç bir öğretmen öğretmenlik mesleği bilgilerinin kazandırıldığı programlarda ile beraber nöbet görevi ile ilgili herhangi bir eğitim almamıştır. Zaten nöbet görevinin nitelikleri tam anlamıyla belirlenmemiş olup güvenlik hizmeti olarak ifa edilmektedir. Ayrıca 1982 Anayasa'sının "II. Zorla çalıştırma yasağı" başlıklı 18. maddesinin birinci fıkrasında " Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır” denilmektedir.
   Öğretmenler; mesleklerinin özelliği olan genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyon özelliklerine sahip olabilmek için aldıkları eğitimin dışında nöbet görevi ile ilgili herhangi bir eğitim almamışlardır. Dolayısıyla Öğretmenler atanırken nöbet veya güvenlik ile ilgili herhangi bir özelliğe sahip olup olmadığı da sınanmamaktadır. Öğretmenlerin nöbet görevleri eğitim-öğretim görevlerinden ziyade güvenlik işlemleri olarak yürütülmektedir. Öğretmenler nöbet görevi süresince eğitim-öğretim hizmetleri ile meşgul olamadıkları gibi güvenlik işlemleri ile uğraşmak zorunda kalmaktadırlar hatta bu durumdan ötürü karşılaşılan olaylar karşısında birçok eğitimci fiziksel şiddete maruz kalmışlardır. Bununla beraber Anayasa’da kimse zorla çalıştırılamaz denmesine rağmen, öğretmenler asli görevlerinin içinde olmamasına rağmen nöbet görevi istenmektedir. Bu görevleri için herhangi bir ücret de ödenmemektedir fakat yayınlanan Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim Ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 44. Maddesinde “Nöbet görevine özürsüz olarak gelmeyen öğretmen hakkında, derse özürsüz olarak gelmeyen öğretmen gibi işlem yapılır” hükmüne de yer verilmiştir. Öğretmenin nöbet görevi ders içerisindeki eğitim öğretim faaliyeti 
olarak düzenlenmemiştir ve bu görevleri için her hangi bir ek ders ücreti de Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ödenmemektedir fakat özürsüz olarak derse girmeyen öğretmen gibi işlem yapılacak olması ayrı bir haksızlıktır. Bir cezanın verilebilmesi için o görev için de tanımlanmış özlük ve mali haklarının da belirlenmiş olması gerekir.
    Yine aynı yönetmeliğin 43. Maddesinin 6. Bendinde Öğretmenlere, eğitim, öğretim ve yönetim görevlerinden başka bir görev verilemez denilmektedir. Bu yönetmelikte öğretmenlere eğitim öğretim ve yönetim görevlerinden başka görev verilemez denildiği halde aynı yönetmelikte sayılan görevlerin dışında nöbet görevi verilmesi kendi içerisinde bir çelişki oluşturmaktadır. Yukarıda sayılan nedenlerden ötürü Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim Ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 44. Maddesi’nin de yönetmelikten çıkartılmasını talep etmekteyiz.
    Sonuç olarak; haklı bir gerekçeye dayandırılmadan birleştirilen okul öncesi ve ilköğretim kurumları yönetmelikleri acil sorunlara yanıt olmadığı gibi, yeni sorunlar yaratacak hükümler içermektedir. Sendikamız eğitimin kalitesi ve eğitim çalışanlarının özlük hakları için hukuki taraftır. Kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.

Anadolu Eğitim Sendikası
Hukuk Sekreterliği  

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.