Paran Kadar Eğitim Dönemi

DESAM; 2023, 2053, 2071 Projeksiyonu ve Yeni Türkiye Projesini Masaya Yatırdı!

Paran Kadar Eğitim Dönemi



    Eğitim ve demokrasi alanlarında yaptığı çalışmalarla tanınan Ankara’nın saygın düşünce kuruluşu DESAM (Demokrasi ve Eğitim Stratejik Araştırmalar Merkezi) ‘2023, 2053, 2071 Projeksiyonu ve Yeni Türkiye Projesi’ kapsamındaki beşinci toplantısını İstanbul, İzmir, Antalya ve Bursa’nın ardından Ankara'da gerçekleştirildi.
 
    DES’in ev sahipliğinde düzenlenen toplantı sonunda bir konuşma yapan DESAM Başkanı Gürkan Avcı, “Türkiye’nin alanlarında önemli kanaat önderleri, değişim sürecindeki Türkiye ve komşularını, bölgedeki demokratikleşme olanaklarını, eğitim ve istikrar yolundaki zorluk ve fırsatlar tartışıldı” dedi.
 
    ‘2023, 2053, 2071 Projeksiyonu ve Yeni Türkiye Projesi’ bağlamında yaptığı konuşmada; Türkiye’nin bu hedef paralelinde eğitim, kültür ve sanat politikası olması gerektiğini vurgulayan DESAM Başkanı Gürkan Avcı, şunları söyledi;
 
SİYASET KURUMU CEHALETTEN BESLENİYOR
  Türkiye’de siyaset kurumuna bakarsak; popülizme boğulmuş bir demokrasi söylemi, hamasete boyanmış din ve milliyetçilik nutukları içinde cahil bırakılmış bir toplumun bitkisel yaşamı var. İslam dünyasındaki tek ve örnek demokratik örgütlenmeyi gerçekleştiren Türkiye cehaletten beslenen kimi önyargıların çağdaş mekanizmasını kemirmesine müsaade etmemelidir. Temsil ettiği kadim medeniyetinden beslenerek özgün kazanımlarını geliştirmeye çalışmalıdır. Geçmişini objektif bir şekilde anlayan bir Türkiye sadece kendisiyle değil dünya ile ilişkisini de güçlendirecektir.
 
EŞİTLİK VE ADALET EN BÜYÜK SORUNUMUZ
  Türkiye ile birlikte İslam ülkelerinin sorunu ortak. Bilgi ve teknoloji düzeyini yükseltmek. Özgür, eşitlikçi ve adaletçi bir kurumlaşmayı sağlamak. Demokrasinin öğelerini çağdaş bir toplumsal düzen içerisinde temellendirmek. En pahalı ithal arabalara binip, büyük gökdelenler ve tüneller inşa edince uygar olunmuyor. Bunu anlamamız şart. Türkiye, özgün çağdaş yaşamının temelindeki kadim uygarlıkların birbiriyle iç içe geçmiş bir kültür kurgusunun oluşturduğu bütünlüğü ortaya çıkarmadan bu hedeflere doğru sağlıklı adımlarla yürüyemez.
 
ERDEM SÖYLEMLERİMİZ DAVRANIŞA DÖNÜŞMÜYOR
  Mehter izleyerek, ney üfleyerek, ebru yaparak bilim, kültür ve sanatımızı geliştiremeyiz. Kebap, lahmacun, tezhip ve kemençe bir kültür ifadesidir, uygarlık tezahürü değil. Evrensel kültür ortamının parçası olmadan bunlar pek işe yaramıyor. Toplumda müşterisi olmadan yaratıcı bilim, kültür ve sanat insanlarımızın olması da para etmiyor.
 
  Bizde en son teknoloji ürünü araba ve cep telefonlarını kullananların bilimsel makalalerle yahut çağdaş kültürle ilgileri pek yok. Yani çağdaş kültürün ve bilimin maddi araçları ile felsefi ve ilmi temeli arasındaki bütünlük Türk toplumunun anladığı bir şey değil. Elbette ki bizim de musikimiz, edebiyatımız var fakat özgün yaşam felsefemiz, bilimsel - kültürel birikimimiz ve bunların tüm hayatı yönlendiren davranışlara dönüşmesi eksik.

İNSANA VE DOĞAYA SAYGILI OLMA KONUSUNDA EKSİĞİZ
  Türk toplumunun inisiyatifinin arkasına insan aklının, yaratıcılığının, doğanın ve yaşamın genelleşmiş ilkelerini koymak gerekiyor. Bunlar Türk toplumunun eğitilmiş ortak belleğine genel yargılar olarak yerleşmelidir. Çağdaş yaşam ideallerine, insana ve doğaya saygı yoksunu olmaktan müşteki olduğumuz gayri insanı ve gayri hümanist tutumların kökeninde bu vardır. Bu kafayla 21. Yüzyıla ortak olamayız. Dünyanın en gelişmiş uçaklarıyla donatılmış Türk Hava Yolları’yla övünmek 21. Yüzyıla ortak olmak demek değildir.
 
   21. Yüzyıla ortak olmak demek bilimde, sanayide, eğitim, kültür ve sanatta Batıyla aynı düzeye ulaşmak hatta Batının ulaştığı standartları geçmek demektir. Ak Partiye ve bundan sonraki hükümetlere düşende Türk toplumunu araç, örgütlenme ve davranış olarak bunu başarabilecek potansiyele sahip olduğu algısını kendinde niteliksel olarak hissetmesini ve bunu dünyaya kanıtlamasını sağlayacak politikalar geliştirmek olmalıdır. Her şeyiyle yerli üretimle yapılmış, son teknoloji ürünü bir Nokia cep telefonu gibi. Biz bunu yapacak bir milletiz. Geçmişte defalarca yaptık.
 
EĞİTİM SİSTEMİMİZ BUGÜNÜ ÖĞRETMİYOR
  Türkiye sanat ve kültür ile bilim arasındaki ilişkinin yakınlığını dahası sanat ve kültürün sağladığı bilimsel açılımın ve bütünlüğün olanaklarını eğitim sistemi içerisinde gerçekleştirmek zorundadır. Cumhuriyetle birlikte bunun alt yapısı kurulmuştur. Fakat günümüz iktidarları bunu dünya görüşü haline getirmelidir. Bugünü öğretmek Türk eğitim sisteminin ilk görevidir. Geleceğin hazırlanması Türk eğitim sisteminin ikinci görevidir. Bu politik bir görev değil, bilimsel bir sorundur. Bunun cevabı, eğer varsalar bilim adamlarında ve gerçek siyasetçilerdedir.
 
EĞİTİM SİSTEMİMİZİN BİR FELSEFESİ YOK
  Bizim eğitim sistemimizin sorunu, bilim ve teknolojiyi üzerine kuracak bir düşünsel temel yokluğundan kaynaklanıyor. Felsefeyi reddeden, dahası felsefesi olmayan bir eğitim sisteminin sorunudur bu. Çünkü çağdaş ve demokratik bir eğitim sistemi satın alınacak bir proje yahut ithal bir sistem değildir. Bir araç ya da bilgi yahut politik ideoloji de değildir bir davranış ve anlayış düzeyini tanımlar. Arkasında insanı yücelten, insanı dünya içinde daha yüce bir konuma taşıyan evrensel bir anlayış ve algıdır. Batı demokratik ve bilimsel eğitim sistemi denen bir kavrama ulaşmış ve insicamını yakalamıştır. Bizde de düşünce özgürlüğü, bilimsel ve nitelikli eğitim sistemi her şeyin temeli olmalıdır. 2023’ün, 2071’in eğer gerçekten istiyorsak garantisi sadece budur. Hamasetçi siyasetçilere de hatırlatmak isterim ki tarih geriye doğru yazılmıyor!

PARAN KADAR EĞİTİM DÖNEMİ YAŞANIYOR
  Bugün eğitim sistemimiz ezberci ve sınavcıdır. Dahası destekleyici eğitim kurumu olan dershaneler okulların önüne geçmiş, dershaneye gitmeden sınavı kazanmak adeta imkânsız hale gelmiştir. Eğitim sistemimiz iktidarlara ve bakanlara göre sık sık değişmiş, her gelen kişi milyonlarca öğrencinin hayatını hiçe sayarak ben yaptım oldu politikaları gütmüştür. Eğitimde fırsat ve nitelik eşitsizliği tavan yapmaya devam etmiş, özellikle kaliteli eğitim kamusal bir hak olmaktan çıkarılmış ve seçkinlerin, zenginlerin satın aldığı bir meta haline getirilmiştir. Tercüme odalarında hazırlanan baştan savma eğitim reformları Milli eğitimi yazboz tahtasına çevirmiştir. Mevcut iktidar partisi eğitim alanında adeta sınıfta kalmıştır. Eğitim sistemindeki bu başarısızlık devam ederse Türkiye, tarihi liginden düşüşün eşiğindedir. Türkiye’nin elinde eğitim adına hem çok büyük fırsatlar, hem de çok büyük tehlikeler bulunduğunu özellikle belirtmek istiyorum. Bu konudaki en önemli tesellim Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın bütün bunların farkında olan bir siyasetçi olmasıdır.
 
DÜNYACA TANINMIŞ SANATÇI VE SANATSAL ESERLER ORTAYA ÇIKARAMADIK
  13’ üncü yılına giren Ak Parti iktidarı Türkiye’yi büyüttü ama geliştiremedi. Özellikle eğitim, bilim, kültür ve sanat alanında ürettiği pek bir şey yok. Osmanlının, Selçuklunun dahası İslam medeniyetinin varisi olmakla övünen Ak Parti iktidarı bunları çağdaşlıkla yâd edecek edebi, kültürel, mimari, düşünsel ve sanatsal eserler üretemedi. Mimariden mutfağa kadar, roman, şiir ve besteden resim ve hüsnü hat’a kadar ele avuca gelir bir şey ortaya çıkaramadı, çıkaracak bir ortam yaratamadı. Fikir ve düşünsel hayatı geliştiremedi. Uluslararası arenada tanınmış, saygın bir romancı, bilim adamı, ressam hatta gazeteci bile çıkaramadı. Tersine bir beyin göçünü planlamak şöyle dursun, mevcut akışı dahi durduramadı.
 
İSLAM ÜLKELERİ KADIN HAKLARINDA ÇOK GERİDE
  Geçelim İslam dünyasına. İslam dünyası kan gölü. İslam dinini, Müslümanların can çekişme nedeni olarak görenlerin sayısı Dünyada artıyor. 57 İslam ülkesi var fakat ortak payda, dayanışma ve birliktelik yok. Dünya nüfusunun yüzde 23’ ünü oluşturan Müslümanlar bilimde, sanatta, kültürde, teknolojide, özgürlükte, kadın haklarında çok geride. İslami referansla işbaşına gelen hükümetlerde başarılı olamadılar, çare üretemediler, fark yaratamadılar. Bugün İslam dünyasında nefret, kin, baskı, haram ve kan oluk oluk akıyor. Bu nasıl genetiği değiştirilmiş İslami anlayış ve öğreti ise Müslüman halka eziyet ve işkence ediyor. Küresel müesses nizamın çıkarlarına hizmet ediyor. Karanlık yüzlü, yüzleri maskeli kişiler İslam adına mağdur ve mazlum halkını aldatmaya devam ediyor.
 
ÇÖZÜM EĞİTİM VE DEMOKRASİDE
  Bu itibarla İslam ülkelerine rol model olmak gibi bir görevi olan Türkiye’nin can alıcı sorunu, meselesi eğitimdir. Yapacağımız ilk iş çocuk ve gençlerimize hayatı zindan eden mevcut yoz eğitim sistemini sağaltım etmektir. Türkiye’nin eğitim sistemindeki 4+4+4, İmam Hatip Okulları gibi konularla didişmek yerine daha ciddi ve temel sorunlarını çözmesi gerekir. Yapboz, koy kaldır, dene yanıl, olmadı başa dön reformlardan Türk eğitim sistemini kurtarmamız, bakanlara ve hükümetlere göre değişmeyen istikrarlı ve omurgalı, özgün, bilimsel ve demokratik bir eğitim sistemi oluşturmaktır en önemli meselemiz. 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.