Performans Ödevleri Kalktı Mı?

PERFORMANS ÖDEVLERİ KALKTI MI?

Performans Ödevleri Kalktı Mı?



7 Eylül 2013  tarihli ve 28758 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği tanımlar bölümünde; Performans çalışması "Ders programında öngörülen eleştirel düşünme, problem çözme, okuduğunu anlama, yaratıcılığını kullanma ve araştırma sonucu elde edilen kazanımın yazılı ve sözlü olarak paylaşılmasına yönelik öğretmenin gözetiminde yapılan bireysel veya grup çalışmasını İkinci bölümdeki Sınavlar kısmında ise Performans çalışması ve projelerle ilgili olarak"Öğrenciler okulların özelliklerine göre yazılı sınavların dışında proje ve performans çalışması ile topluma hizmet etkinliklerine yönelik seminer, konferans ve benzeri çalışmalar yaparlar. Öğrenciler, her dönemde tüm derslerden en az bir performans çalışması, her ders yılında en az bir dersten proje hazırlama görevini yerine getirirler." hükümleri yer almaktadır.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 2014 yılı Ocak ayı sonunda Antalya Mardan Palace Otel'de düzenlenen Türkiye Özel Okullar Birliği 13. Geleneksel Eğitim Sempozyumu'nun ardından katıldığı İl Milli Eğitim Müdürleri Toplantısı'ndan sonra gazetecilere yaptığı açıklamalarda performans ödevinin kaldırılmasıyla ilgili soruya "Sizin çocuğunuz var mı? Siz de fark edeceksiniz. Merak etmeyin yeğeninizin, çocuklarınızın, kuzenlerinizin ödevlerini yapmaktan sizi kurtaracağız." şeklinde cevap vermişti. Ayrıca otelde Matematik Olimpiyatları'na hazırlanan öğrencilerin  performans ödeviyle ilgili Bakan Avcı'ya, "Biz yapıyoruz ama yaparken yoruluyoruz. 13 dersimiz var okulda. 13 dersten de performans ödevi yaparsak bir de üzerine normal ödevleri yapıyoruz. Bu da bizleri zorluyor" demiş, Bakan Avcı ise "Talim Terbiye Kurulu Başkanımız burada. Performans ödevlerini kaldırıyoruz" açıklamasını yapmıştı.

Mart ayı bitmek üzere ancak henüz yönetmelikte yapılan bir değişiklik yok. Ama kaldırılacağı beklentisi devam ediyor.
 
Performans ödevlerinin öğrencilere hiç bir şey kazandırmayacağını söylemek elbette yanlıştır. Ancak kazandırdıkları mı yoksa kaybettirdikleri mi daha fazladır diye de düşünmek gerekiyor. Zira sınavla ölçmeye dayanan eğitim sistemimizde, çocuklarımız ilkokuldan itibaren (hatta bazı okullarda iş çok abartılıp 1. ve 2. sınıflarda bile) sürekli sınav olmakta , yarış atı misali sınav odaklı çalıştırılıp sürekli seviye belirleme sınavlarına alınmaktadır. Nihayetinde ise sosyal hayattan soyutlanan geleceğimizin teminatı çocuklarımız ders çalışma ve  test çözme seansları arasında boğulmaktadır.
 
İlkokullarda haftalık ders saati 30, ortaokullarda 37, ortaöğretimlerde ise 40 civarındadır. (Okul türüne göre oluşan küçük değişiklikler istisna.) Özellikle ortaöğretim kurumlarında sabahın sekizinde evinden çıkan öğrenciler akşam beşe ancak evine dönebilmektedirler. Adeta sekiz- beş çalışan devlet memurları gibi. Öğrenciler eğitimini aldıkları 12- 13 çeşit dersten her dönem için sınavlara girmekle birlikte yönetmeliğe eklenen madde gereği her iki dönemde de her dersten performans ödevi yapmak zorunda.
 
Öğrenciler sabahtan akşama kadar okulda ders yapmakta, okuldan geldikten sonra evde günlük  ödevlerini yapmakta daha sonra performans ödevleri üzerinde çalışmaktadırlar.  Akşamları on- onbir'lere kadar ve hafta sonları ders çalışmakta, ödev yapmakta, dersaneye gitmekte yada özel ders almaktadır. Sınav dönemlerinde durum daha da vahimdir. Öğrenciler ödevlerinin bir kısmını ailelerinin yardımıyla tamamlamaktadır.  Aileleri ile  zaman geçiremeyen, sosyal etkinliklere zaman ayıramayan, kardeşleri ile bile doyasıya oynayamayan bir çocukluk ve gençlik dönemi geçirmektedirler.
 
Peki bunun sonu ne olabilir? Çocukluk ve gençlik dönemlerini sürekli ders çalışarak, kurslara giderek geçiren, ders çalışma ile test çözme arasına sıkışmış bu nesil on yıl sonra sosyal hayattan kopuk, misafirliğe gitmeyen, misafir ağırlamayı bile bilmeyen,  mutsuz bir geleceğin habercisidir.
 
Öğrencilerin üzerindeki 35-40 saatlik ders yükünün azaltılması, öğrencilerin sırtındaki yükü daha da ağırlaştıran performans ödevlerinin bir an önce kaldırılması, çocukların ve gençlerin sosyal faaliyetlere daha fazla yer ayırabilmesi için gerekli ortamların artırılması mutlu bir gençlik ve sağlıklı bir gelecek için atılması gereken adımlardandır.
 
Elif  İPEK
7 Eylül 2013  tarihli ve 28758 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği tanımlar bölümünde; Performans çalışması "Ders programında öngörülen eleştirel düşünme, problem çözme, okuduğunu anlama, yaratıcılığını kullanma ve araştırma sonucu elde edilen kazanımın yazılı ve sözlü olarak paylaşılmasına yönelik öğretmenin gözetiminde yapılan bireysel veya grup çalışmasını İkinci bölümdeki Sınavlar kısmında ise Performans çalışması ve projelerle ilgili olarak"Öğrenciler okulların özelliklerine göre yazılı sınavların dışında proje ve performans çalışması ile topluma hizmet etkinliklerine yönelik seminer, konferans ve benzeri çalışmalar yaparlar. Öğrenciler, her dönemde tüm derslerden en az bir performans çalışması, her ders yılında en az bir dersten proje hazırlama görevini yerine getirirler." hükümleri yer almaktadır.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 2014 yılı Ocak ayı sonunda Antalya Mardan Palace Otel'de düzenlenen Türkiye Özel Okullar Birliği 13. Geleneksel Eğitim Sempozyumu'nun ardından katıldığı İl Milli Eğitim Müdürleri Toplantısı'ndan sonra gazetecilere yaptığı açıklamalarda performans ödevinin kaldırılmasıyla ilgili soruya "Sizin çocuğunuz var mı? Siz de fark edeceksiniz. Merak etmeyin yeğeninizin, çocuklarınızın, kuzenlerinizin ödevlerini yapmaktan sizi kurtaracağız." şeklinde cevap vermişti. Ayrıca otelde Matematik Olimpiyatları'na hazırlanan öğrencilerin  performans ödeviyle ilgili Bakan Avcı'ya, "Biz yapıyoruz ama yaparken yoruluyoruz. 13 dersimiz var okulda. 13 dersten de performans ödevi yaparsak bir de üzerine normal ödevleri yapıyoruz. Bu da bizleri zorluyor" demiş, Bakan Avcı ise "Talim Terbiye Kurulu Başkanımız burada. Performans ödevlerini kaldırıyoruz" açıklamasını yapmıştı.

Mart ayı bitmek üzere ancak henüz yönetmelikte yapılan bir değişiklik yok. Ama kaldırılacağı beklentisi devam ediyor.
 
Performans ödevlerinin öğrencilere hiç bir şey kazandırmayacağını söylemek elbette yanlıştır. Ancak kazandırdıkları mı yoksa kaybettirdikleri mi daha fazladır diye de düşünmek gerekiyor. Zira sınavla ölçmeye dayanan eğitim sistemimizde, çocuklarımız ilkokuldan itibaren (hatta bazı okullarda iş çok abartılıp 1. ve 2. sınıflarda bile) sürekli sınav olmakta , yarış atı misali sınav odaklı çalıştırılıp sürekli seviye belirleme sınavlarına alınmaktadır. Nihayetinde ise sosyal hayattan soyutlanan geleceğimizin teminatı çocuklarımız ders çalışma ve  test çözme seansları arasında boğulmaktadır.
 
İlkokullarda haftalık ders saati 30, ortaokullarda 37, ortaöğretimlerde ise 40 civarındadır. (Okul türüne göre oluşan küçük değişiklikler istisna.) Özellikle ortaöğretim kurumlarında sabahın sekizinde evinden çıkan öğrenciler akşam beşe ancak evine dönebilmektedirler. Adeta sekiz- beş çalışan devlet memurları gibi. Öğrenciler eğitimini aldıkları 12- 13 çeşit dersten her dönem için sınavlara girmekle birlikte yönetmeliğe eklenen madde gereği her iki dönemde de her dersten performans ödevi yapmak zorunda.
 
Öğrenciler sabahtan akşama kadar okulda ders yapmakta, okuldan geldikten sonra evde günlük  ödevlerini yapmakta daha sonra performans ödevleri üzerinde çalışmaktadırlar.  Akşamları on- onbir'lere kadar ve hafta sonları ders çalışmakta, ödev yapmakta, dersaneye gitmekte yada özel ders almaktadır. Sınav dönemlerinde durum daha da vahimdir. Öğrenciler ödevlerinin bir kısmını ailelerinin yardımıyla tamamlamaktadır.  Aileleri ile  zaman geçiremeyen, sosyal etkinliklere zaman ayıramayan, kardeşleri ile bile doyasıya oynayamayan bir çocukluk ve gençlik dönemi geçirmektedirler.
 
Peki bunun sonu ne olabilir? Çocukluk ve gençlik dönemlerini sürekli ders çalışarak, kurslara giderek geçiren, ders çalışma ile test çözme arasına sıkışmış bu nesil on yıl sonra sosyal hayattan kopuk, misafirliğe gitmeyen, misafir ağırlamayı bile bilmeyen,  mutsuz bir geleceğin habercisidir.
 
Öğrencilerin üzerindeki 35-40 saatlik ders yükünün azaltılması, öğrencilerin sırtındaki yükü daha da ağırlaştıran performans ödevlerinin bir an önce kaldırılması, çocukların ve gençlerin sosyal faaliyetlere daha fazla yer ayırabilmesi için gerekli ortamların artırılması mutlu bir gençlik ve sağlıklı bir gelecek için atılması gereken adımlardandır.
 
Elif  İPEK
7 Eylül 2013 tarihli ve 28758 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği tanımlar bölümünde; Performans çalışması "Ders programında öngörülen eleştirel düşünme, problem çözme, okuduğunu anlama, yaratıcılığını kullanma ve araştırma sonucu elde edilen kazanımın yazılı ve sözlü olarak paylaşılmasına yönelik öğretmenin gözetiminde yapılan bireysel veya grup çalışmasını İkinci bölümdeki Sınavlar kısmında ise Performans çalışması ve projelerle ilgili olarak"Öğrenciler okulların özelliklerine göre yazılı sınavların dışında proje ve performans çalışması ile topluma hizmet etkinliklerine yönelik seminer, konferans ve benzeri çalışmalar yaparlar. Öğrenciler, her dönemde tüm derslerden en az bir performans çalışması, her ders yılında en az bir dersten proje hazırlama görevini yerine getirirler." hükümleri yer almaktadır. Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 2014 yılı Ocak ayı sonunda Antalya Mardan Palace Otel'de düzenlenen Türkiye Özel Okullar Birliği 13. Geleneksel Eğitim Sempozyumu'nun ardından katıldığı İl Milli Eğitim Müdürleri Toplantısı'ndan sonra gazetecilere yaptığı açıklamalarda performans ödevinin kaldırılmasıyla ilgili soruya "Sizin çocuğunuz var mı? Siz de fark edeceksiniz. Merak etmeyin yeğeninizin, çocuklarınızın, kuzenlerinizin ödevlerini yapmaktan sizi kurtaracağız." şeklinde cevap vermişti. Ayrıca otelde Matematik Olimpiyatları'na hazırlanan öğrencilerin performans ödeviyle ilgili Bakan Avcı'ya, "Biz yapıyoruz ama yaparken yoruluyoruz. 13 dersimiz var okulda. 13 dersten de performans ödevi yaparsak bir de üzerine normal ödevleri yapıyoruz. Bu da bizleri zorluyor" demiş, Bakan Avcı ise "Talim Terbiye Kurulu Başkanımız burada. Performans ödevlerini kaldırıyoruz" açıklamasını yapmıştı. Mart ayı bitmek üzere ancak henüz yönetmelikte yapılan bir değişiklik yok. Ama kaldırılacağı beklentisi devam ediyor. Performans ödevlerinin öğrencilere hiç bir şey kazandırmayacağını söylemek elbette yanlıştır. Ancak kazandırdıkları mı yoksa kaybettirdikleri mi daha fazladır diye de düşünmek gerekiyor. Zira sınavla ölçmeye dayanan eğitim sistemimizde, çocuklarımız ilkokuldan itibaren (hatta bazı okullarda iş çok abartılıp 1. ve 2. sınıflarda bile) sürekli sınav olmakta , yarış atı misali sınav odaklı çalıştırılıp sürekli seviye belirleme sınavlarına alınmaktadır. Nihayetinde ise sosyal hayattan soyutlanan geleceğimizin teminatı çocuklarımız ders çalışma ve test çözme seansları arasında boğulmaktadır. İlkokullarda haftalık ders saati 30, ortaokullarda 37, ortaöğretimlerde ise 40 civarındadır. (Okul türüne göre oluşan küçük değişiklikler istisna.) Özellikle ortaöğretim kurumlarında sabahın sekizinde evinden çıkan öğrenciler akşam beşe ancak evine dönebilmektedirler. Adeta sekiz- beş çalışan devlet memurları gibi. Öğrenciler eğitimini aldıkları 12- 13 çeşit dersten her dönem için sınavlara girmekle birlikte yönetmeliğe eklenen madde gereği her iki dönemde de her dersten performans ödevi yapmak zorunda. Öğrenciler sabahtan akşama kadar okulda ders yapmakta, okuldan geldikten sonra evde günlük ödevlerini yapmakta daha sonra performans ödevleri üzerinde çalışmaktadırlar. Akşamları on- onbir'lere kadar ve hafta sonları ders çalışmakta, ödev yapmakta, dersaneye gitmekte yada özel ders almaktadır. Sınav dönemlerinde durum daha da vahimdir. Öğrenciler ödevlerinin bir kısmını ailelerinin yardımıyla tamamlamaktadır. Aileleri ile zaman geçiremeyen, sosyal etkinliklere zaman ayıramayan, kardeşleri ile bile doyasıya oynayamayan bir çocukluk ve gençlik dönemi geçirmektedirler. Peki bunun sonu ne olabilir? Çocukluk ve gençlik dönemlerini sürekli ders çalışarak, kurslara giderek geçiren, ders çalışma ile test çözme arasına sıkışmış bu nesil on yıl sonra sosyal hayattan kopuk, misafirliğe gitmeyen, misafir ağırlamayı bile bilmeyen, mutsuz bir geleceğin habercisidir. Öğrencilerin üzerindeki 35-40 saatlik ders yükünün azaltılması, öğrencilerin sırtındaki yükü daha da ağırlaştıran performans ödevlerinin bir an önce kaldırılması, çocukların ve gençlerin sosyal faaliyetlere daha fazla yer ayırabilmesi için gerekli ortamların artırılması mutlu bir gençlik ve sağlıklı bir gelecek için atılması gereken adımlardandır. Elif İPEK 7 Eylül 2013 tarihli ve 28758 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği tanımlar bölümünde; Performans çalışması "Ders programında öngörülen eleştirel düşünme, problem çözme, okuduğunu anlama, yaratıcılığını kullanma ve araştırma sonucu elde edilen kazanımın yazılı ve sözlü olarak paylaşılmasına yönelik öğretmenin gözetiminde yapılan bireysel veya grup çalışmasını İkinci bölümdeki Sınavlar kısmında ise Performans çalışması ve projelerle ilgili olarak"Öğrenciler okulların özelliklerine göre yazılı sınavların dışında proje ve performans çalışması ile topluma hizmet etkinliklerine yönelik seminer, konferans ve benzeri çalışmalar yaparlar. Öğrenciler, her dönemde tüm derslerden en az bir performans çalışması, her ders yılında en az bir dersten proje hazırlama görevini yerine getirirler." hükümleri yer almaktadır. Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 2014 yılı Ocak ayı sonunda Antalya Mardan Palace Otel'de düzenlenen Türkiye Özel Okullar Birliği 13. Geleneksel Eğitim Sempozyumu'nun ardından katıldığı İl Milli Eğitim Müdürleri Toplantısı'ndan sonra gazetecilere yaptığı açıklamalarda performans ödevinin kaldırılmasıyla ilgili soruya "Sizin çocuğunuz var mı? Siz de fark edeceksiniz. Merak etmeyin yeğeninizin, çocuklarınızın, kuzenlerinizin ödevlerini yapmaktan sizi kurtaracağız." şeklinde cevap vermişti. Ayrıca otelde Matematik Olimpiyatları'na hazırlanan öğrencilerin performans ödeviyle ilgili Bakan Avcı'ya, "Biz yapıyoruz ama yaparken yoruluyoruz. 13 dersimiz var okulda. 13 dersten de performans ödevi yaparsak bir de üzerine normal ödevleri yapıyoruz. Bu da bizleri zorluyor" demiş, Bakan Avcı ise "Talim Terbiye Kurulu Başkanımız burada. Performans ödevlerini kaldırıyoruz" açıklamasını yapmıştı. Mart ayı bitmek üzere ancak henüz yönetmelikte yapılan bir değişiklik yok. Ama kaldırılacağı beklentisi devam ediyor. Performans ödevlerinin öğrencilere hiç bir şey kazandırmayacağını söylemek elbette yanlıştır. Ancak kazandırdıkları mı yoksa kaybettirdikleri mi daha fazladır diye de düşünmek gerekiyor. Zira sınavla ölçmeye dayanan eğitim sistemimizde, çocuklarımız ilkokuldan itibaren (hatta bazı okullarda iş çok abartılıp 1. ve 2. sınıflarda bile) sürekli sınav olmakta , yarış atı misali sınav odaklı çalıştırılıp sürekli seviye belirleme sınavlarına alınmaktadır. Nihayetinde ise sosyal hayattan soyutlanan geleceğimizin teminatı çocuklarımız ders çalışma ve test çözme seansları arasında boğulmaktadır. İlkokullarda haftalık ders saati 30, ortaokullarda 37, ortaöğretimlerde ise 40 civarındadır. (Okul türüne göre oluşan küçük değişiklikler istisna.) Özellikle ortaöğretim kurumlarında sabahın sekizinde evinden çıkan öğrenciler akşam beşe ancak evine dönebilmektedirler. Adeta sekiz- beş çalışan devlet memurları gibi. Öğrenciler eğitimini aldıkları 12- 13 çeşit dersten her dönem için sınavlara girmekle birlikte yönetmeliğe eklenen madde gereği her iki dönemde de her dersten performans ödevi yapmak zorunda. Öğrenciler sabahtan akşama kadar okulda ders yapmakta, okuldan geldikten sonra evde günlük ödevlerini yapmakta daha sonra performans ödevleri üzerinde çalışmaktadırlar. Akşamları on- onbir'lere kadar ve hafta sonları ders çalışmakta, ödev yapmakta, dersaneye gitmekte yada özel ders almaktadır. Sınav dönemlerinde durum daha da vahimdir. Öğrenciler ödevlerinin bir kısmını ailelerinin yardımıyla tamamlamaktadır. Aileleri ile zaman geçiremeyen, sosyal etkinliklere zaman ayıramayan, kardeşleri ile bile doyasıya oynayamayan bir çocukluk ve gençlik dönemi geçirmektedirler. Peki bunun sonu ne olabilir? Çocukluk ve gençlik dönemlerini sürekli ders çalışarak, kurslara giderek geçiren, ders çalışma ile test çözme arasına sıkışmış bu nesil on yıl sonra sosyal hayattan kopuk, misafirliğe gitmeyen, misafir ağırlamayı bile bilmeyen, mutsuz bir geleceğin habercisidir. Öğrencilerin üzerindeki 35-40 saatlik ders yükünün azaltılması, öğrencilerin sırtındaki yükü daha da ağırlaştıran performans ödevlerinin bir an önce kaldırılması, çocukların ve gençlerin sosyal faaliyetlere daha fazla yer ayırabilmesi için gerekli ortamların artırılması mutlu bir gençlik ve sağlıklı bir gelecek için atılması gereken adımlardandır. Elif İPEK

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.