Prostat Kanseri Ameliyatlarının Yarısı Boşuna Yapılıyor!

PROF. ŞİNASİ YAVUZ ÖNAL, “PROSTAT KANSERİNDEN ÖLENLERİN ORANI YÜZDE 3’TÜR. BU DA AMELİYATLARIN NE KADAR BOŞUNA YAPILDIĞINI GÖSTERİYOR.” İFADELERİNİ KULLANIYOR.

Prostat Kanseri Ameliyatlarının Yarısı Boşuna Yapılıyor!



Prostat kanseri sebebiyle hayatını kaybedenlerin oranı yüzde 3. Ancak düşük risk grubundaki kanserlerin gereksiz yere ameliyat edilmesi, kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, erken teşhis ya da ilerlemiş kanserlerde doğru ameliyat ile sağlıklı yaşam oranının artacağını kaydediyor.

Kanser, insan vücudundaki ahenkli hücre yapım ve yıkımının, obezite, sigara, kimyasal maddeler ve yaş gibi faktörlere bağlı bozulması, hücrelerin anormal ve anarşik tarzda bölünmeye ve çoğalmaya başlaması diye tanımlanıyor. Çoğalan kanser hücrelerinin vücudun başka doku ve organlarına sıçraması ve buralarda kendi beslenmesini sağlayacak yeni damar oluşumları yapması, kanserin en önemli özelliği. Uzak doku ve organlara sıçrama, orada beslenmesini sağlayarak saldırganlaşma kanserin iki önemli ölümcül özelliğini oluşturuyor. Bölgesel olarak büyüyen kanserler düşük risk grubunda. Başka yerlere sıçramadıkça, orada yerleşip büyümedikçe ölümcül değil. Kanser düşük, orta, yüksek ve çok yüksek risk gruplarına ayrılıyor. Prostat kanserine ilk tanı konulduğunda yüzde 50’sinin düşük risk grubu kanser olduğunu aktaran Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şinasi Yavuz Önol, “Bu işi çok iyi yapan merkezler, yıllık prostat kanseri ameliyatı sayılarını yüzde 50 oranında azalttı. En çarpıcı örnek Avrupa Üroloji Derneği Eğitim Başkanı Hein Van Poppel bundan 10 yıl öncesine kadar yılda 250 prostat kanseri ameliyatı yaparken şimdi bu oranı 125’e düşürdü. Prostat kanserinden ölenlerin oranı yüzde 3’tür. Bu da ameliyatların ne kadar boşuna yapıldığını gösteriyor.” ifadelerini kullanıyor.

Prostat kanseri belirti verdiğinde iş işten geçmiş olacağını kaydeden Prof. Önol, teşhis için 50 yaş üstü erkeklerin bir kere üroloğa giderek parmakla makattan kontrol ettirilmesini tavsiye ediyor. Ailesinde daha önce kanser olanların ise 40 yaşından itibaren kontrole gitmek zorunda olduğunu vurguluyor. Uzman, genetik yatkınlığın göz ardı edilmemesi konusunda da uyarıyor.  

DÜŞÜK RİSK GRUBUNDAKİ PROSTAT KANSERİ AMELİYATI YÜZDE 80 GEREKSİZDİR

Düşük risk grubundaki hastaları aktif izlem ile takip ettiklerini anlatan Prof. Şinasi Yavuz Önol, şu bilgileri veriyor: “Aktif izlem yönteminde 3 ayda bir hastamızı muayene ediyor ve PSA bakıyoruz. Yılda bir kez de biyopsi yapıyoruz. Aktif izlemin amacı, bir yıl sonunda ilk tanıda yüzde 20-25 oranında eksik tanı konulabilme olasılığıdır. Bu hastaların bir bölümü sonraki biyopsi bulgusuna göre tedavi gerektirebilir. Biyopsi çok önemli. Prostat kanseri tanısı biyopsi ile konur. Bu sebeple patoloji de çok önemlidir. Deneyimli bir patolog ve modern cihazlar kanserin derecesinin belirlenmesinde hayati önem taşır.” Düşük risk grubu kanser tanısı konulan ve ameliyat önerilmeyen bazı hastaların, kanser tanısının oluşturduğu depresyon, endişe ve korku ile ameliyat olmak isteyebildiğini kaydeden Prof. Önol, “Tekrar gerekli bilgilendirme ve uyarıları yapmamıza rağmen endişeleri devam ediyorsa, o zaman hastamızın tercihine saygı gösterip ameliyat ediyoruz. Bu gibi hastalar en azından yüzde 75-80 oranında gereksiz ameliyat olacaklarını bilmeli.” diye konuşuyor.

PROSTAT KANSERİ AMELİYATINDA LENF BEZLERİ DE MUTLAKA ÇIKARILMALI

Anarşik orta, yüksek ve çok yüksek risk grubu kanserlerin ameliyatla ve gelişmiş ışık tedavisi radyoterapi yöntemleri ile tedavi edilebildiğini aktaran uzman, şunları kaydediyor: “Prostatın etraf dokularında hiç kanser hücresi bırakmayacak şekilde büyük bir incelikle çıkarılması esastır. Sadece prostatı çıkarmak yeterli değil. Prostatı çıkardıktan sonra yukarıda karnın arkasında yuvalanmış lenf düğümlerini de mutlaka çıkarmak gerekir. Ne kadar çok lenf düğümleri çıkartılırsa o kadar yaşam beklentisi fazla olacaktır. Yalnız prostatın çıkarıldığı kanser ameliyatı eksik bir ameliyattır. Mutlaka mümkün olduğu kadar çok lenf bezleri de çıkartılmalı. Böylece hem kanserin daha yukarılara yayılıp yayılmadığını anlamış olacağız, hem de hastanın yaşam beklentisini artıracağız. Çıkarılan parçaların iyi bir patoloji bölümünde değerlendirilmesi büyük önem taşır.”
 
zaman

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.