Saygı Öztürk Çankaya Mem'i Yazdı!

Atatürk’ün “Millet Mektepleri Başöğretmenliği”ni kabulü, 24 Kasım 1982 yılından bu yana “Öğretmenler Günü” olarak kutlanıyor. AKP ile birlikte öğretmenlerin saygınlığını yitirdiği, ezildiği, horlandığı, hak etmeyenlerin üst görevlere getirildiği dönem yaşanıyor. Yönetici atamaları İlim Yayma Cemiyeti’nden Selim Cerrah’a, Eğitim Bir Sen’e emanet edilmiş.

Saygı Öztürk Çankaya Mem'i Yazdı!



Mehmet Yılmaz da, yasal koşulları uymadığı halde Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne vekaleten atanmıştı. Okul müdürlerine karşı tutumu, konuşma biçimi, onları alabildiğine rahatsız etmekle kalmıyor, sürekli alay konusu da oluyor. Okulların halı saha, yemekhane, otopark, servis, kantinlerinin kime verilmesi gerektiği konusunda okul müdürlerini yönlendirmeye çalıştığı da önemli şikayet konuları arasında yer alıyor.

“Dinsiz-imansız” gösteriliyorlar
Çankaya’da 176 okul müdüründen 97’si, Mehmet Yılmaz’ın ilçe müdürlüğü döneminde değiştirildi. Bunlar “dinsiz-imansız” gösteriliyor, Eğitim Bir Sen’e üye olmamaları da alınmalarında etkili oldu. İlçe müdürü, okul müdürlerinin arkasına hafiye tutmuş gibi, onlara “Attığınız adımdan haberim var. Beni şikayet ettiğine dair de haberler alıyorum” sözleriyle baskı kurmayı da ihmal etmiyor. Açıkçası, Çankaya okullarındaki müdürlüklere şimdi sadece imam hatipliler atandı. Dosyaları incelediğinizde, bir ay önce maaşla ödüllendirilme önerisi yapılmış müdürler, aynı kadro tarafından bu kez müdürlükten atılıyor.

Konuşurken bakandan “Nabi”, müsteşardan “Yusuf”, Denetim ve Rehberlik Başkanı’ndan “Bizim Atıf” diye söz eden kişi de gücünü acaba kimden alıyor dersiniz?

“Yandaş öğretmen” yaratma…
Müdür ve yardımcılarından sonra sıra öğretmenleri huzursuz etmeye geldi. Tamamen beceriksizlikleri yüzünden öğretmen dağılımını dengeli yapamayanlar, şimdi aynı okulda 8 yılını dolduranları dağıtmak istiyor. Öğretmeni A okulundan alacak, B okuluna verecek. Burada asıl amaç yine “yandaş öğretmen” oluşturmak, istediği yere atanabilmesi için Eğitim Bir Sen’e kayıt yaptırmalarını sağlamak. Böylece, istedikleri sendikaya üye olan, istediği okula gidebilecek.

O güzel meslek saygınlık sıralamasında artık yerlerde sürükleniyor. Üst makamlara gelmenin kriteri imam hatipli, Eğitim Bir Sen’li olmak, Selim Cerrah’ın desteğini almak… Vah ki vah… Öğretmenler Günü’nde, öğretmenliğe vefasızlık örneği budur işte…

Bu da 21 okul yaptıran öğretmene vefa
Vefasızlığın kol gezdiği eğitim dünyasında, farklı olanlar, unutulmayan, unutturulmak istenmeyenler de var. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nde yarın “Öğretmen eğitiminde güncel sorunlarımız ve efsane öğretmen Hüseyin Hüsnü Tekışık” paneli düzenlenecek.

Giresun Üniversitesi Senatosu 9 Ekim 2014 tarihli toplantısında, öğretmen Hüseyin Hüsnü Tekışık’ın, Türk Milli Eğitimi’ne hizmetlerine yönelik vefa göstergesi olarak eğitim fakültesinin adını “Hüseyin Hüsnü Tekışık Eğitim Fakültesi” olarak değiştirdi. Giresun-Şebinkarahisarlı Tekışık’a gösterilen bu vefa, Sosyal Bilimler Enstitüsü dergisinin “Öğretmen Hüseyin Hüsnü Tekışık” özel sayısıyla devam etti. Peki, “Türk Milli Eğitimi’nin çınarı, efsane öğretmeni, yazarı Hüseyin Hüsnü Tekışık” bu nitelemeleri alacak neler yapmış acaba?

Sivas Öğretmen Okulu’ndan 1948 yılında mezun olunca ilk atandığı yer Bingöl’ün Karlıova İlçesi’ne bağlı Bahçe Köyü’ne yanına bayrak, Atatürk’ün nutkunu alıp gitti. Şimdi Tekışık’ı dinleyelim:

66 yıl öncesine gidelim
“Okul olarak kullanılan samanlıkta öğrenciler duvarların dibine dizilmiş taşların üzerinde ders yapıyordu. Önce meşe sırıklarını yontup öğrencilerime oturacak yer ve şeker sandığı tahtalarından da bir yazı tahtası yaptım. Kireç taşlarını ise tebeşir olarak kullandım. 1950’de Karlıova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne atandığımda, Karlıova son derece mahrumiyet içindeydi. Merkez okulu binası tek dershaneli, 70 metrekarelik bir tahta barakadan ibaretti. İki öğretmen vardı. İkili öğretimle öğrencilerin yarısı sabahçı, yarısı öğlenci olarak öğretim görüyordu.

İlçede marangoz, kereste ve çivi bulunmuyordu. İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nden kereste ve çivi temin etmiştik. Eşimle ben, usta gibi çalışarak tek dershaneyi ikiye bölüp iki dershane yapmıştık. Bahçe Köyü’nde ve Karlıova merkezinde okul binası sıkıntısı çekerken, eşimle, ‘Allah bize para nasip etse böyle yerlere okul yaptırsak’ diye düşünür, hayal kurardık…”

6 yıl orada kaldı. Ders kitapları yazdı, onlardan kazandıklarını o günlerde söz verdiği gibi eğitime harcamaya başladı. Hakkari’den Edirne’ye kadar 17 il’de 21 okul, kültür, halk eğitim, rehberlik merkezleri, öğretmenevleri yaptırdı. Yüzlerce okula kütüphane kurdu, öğretmen çocuklarına burs verdi. Son güne kadar hep eğitimle uğraştı. 8 Eylül 2014’te vefat etti.

Devletin parasını harcayıp okullara babasının, annesinin, kendisinin adını yazdıranlar, Hüseyin Hüsnü Tekışık’ın yaptıklarından örnek alın… Ankara ve Giresun eğitim fakültelerinin vefası ise Tekışık’ın yolunu seçmiş olanlar için ışıklı bir yoldur, göz yaşartan vefa örneğidir…

...

devamı: SÖZCÜ

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.