Sınıf Öğretmenliği Nedir, Ne Olmalı?

SINIF ÖĞRETMENLİĞİ NEDİR, NE OLMALI?

Sınıf Öğretmenliği Nedir, Ne Olmalı?



 Geçenlerde bir arkadaşa “toplumda en az çalışıyor algısı olan ama gerçekte en çok yorulan ve çalışan ve emeğinin karşılığını hiçbir zaman alamayan meslek hangisidir?” dedim. Şaşırdı. Sonra öğretmenlik, dedi. Doğru ama eksik dedim. Sorunun cevabı “sınıf öğretmenliği” idi. Toplumsal algılama bakımından sınıf öğretmenleri hiç hak etmediği bir noktada.
 
Şöyle bir düşünelim.
 
Toplum içinde yapılan sohbetlerde hatırlarsınız.
 
İlkokulda öğretmenim bana sen bu işi başarırsın dedi ve ben de başardım ya da sınıf öğretmenim beni azarladı ve senden adam olmaz dedi ben de okuldan soğudum. Ya da ilkokul öğretmenimin matematikte bana zayıf not vermesi sonucu matematikten nefret ettim. Uzatmak istemiyorum ama buna benzer çok sayıda olumlu-olumsuz sohbet arası hikayeler duymuşsunuzdur.
 
Gelişim psikolojisi dersinde “kritik dönem” vardır. Belli yaş aralığında belli davranışların kazanıldığı, o yaşta kazanılamayan davranışların ömür boyu eksiltili olacağı ifade edilir.
 
Sınıf öğretmenleri kategorik açıdan kritik dönemin en can alıcı evresinde vazife yapmaktadır. Dolayısıyla sınıf öğretmenleri pozisyon olarak daha üst düzey bir formata taşınmalıdır. Üniversitelerde sınıf öğretmenliği bölümü tıp fakültesinden daha yüksek puanla alım yapmalıdır. Çünkü sınıf öğretmenleri 15-20 yıl sonraki iş başı yapacak iş adamlarını, siyaset adamlarını, esnafı, memuru, amiri vb. yetiştirecektir. Dolayısıyla insan hayatını tümüyle etkileyen, 100 yaşına da gelse kritik bir yaşantı olan ilkokul hayatı daha akıllı, daha becerikli insanlar tarafından topluma kazandırılmalıdır.
 
Sınıf öğretmenlerinin maaş durumları da çok gülünçtür. Öğleye kadar okulda çalışıp öğleden sonra taksi işleten öğretmenin toplum için nasıl bir öngörüsü olabilir? Ya da ders anlatırken ödemesi gereken borçlarını düşünen bir öğretmenin öğrencilerine nasıl faydası olabilir? Gazetede sabah okudum. Habertürk gazetesinden Ahmet Kıvanç’ın haberine göre milletvekillerinin emekli aylıkları yüzde 9.5, maaşları da yüzde 7 oranında artacak. Emekli aylığı almakta iken çalışmaya devam eden milletvekilinin eline geçecek aylık para bin 700 lira artarak 23 bin 200 lira olacak.

Bir sınıf öğretmeni ise 2 bin 500 TL. Allah aşkına yasama için parmak kaldıran bir milletvekili mi yoksa koca bir nesli geleceğe hazırlayan ve onları mobilize eden bir sınıf öğretmeni mi daha önemli bir görev yapmaktadır. Yanlış anlaşılmasın milletvekili basit ve önemsiz bir iş yapıyor demiyorum ama bir sınıf öğretmeniyle hiçbir meslek kıyaslanamaz. Toplumsal algılamada da milletvekili yüksek kalibrasyona sahip olduğu için söylüyorum. Aynı şekilde doktorluk,  savcılık, hakimlik bunların hiçbiri sınıf öğretmenliğinden daha önemli meslekler değildir.
 
Maalesef sınıf öğretmenliği tarihinde en düşük kalibrasyonla toplumsal hafızada yer almaktadır. Bundan 20 sene önce sınıf öğretmenliğinin toplumsal hafızadaki yeri bambaşkaydı. Saygı duyulan ve sevilen bir konumdaydı. Şimdi bir sınıf öğretmenini sopayla döven velileri gazetelerden, haberlerden üzülerek takip ediyoruz. Bunun iki nedeni var. Bir öğretmenin kendini toplumsal blokajda konumlandıramayışı ve toplumu mobilize edebilecek bir formasyonda olamayışıdır. İkincisi ise devletin sınıf öğretmenini en düşük kademedeki bir devlet memuruyla aynı çerçeveye oturtmuş olmasıdır. Halbuki kudemadan günümüze toplumu mobilize eden sınıf öğretmenliği ve camii imamlarıdır.
 
Bence bir sınıf öğretmeni savcıdan, doktordan, siyasetçiden, polisten ve daha aklımıza gelen çoğu meslekten daha önemli bir mesleği icra etmektedir.  
 
Geçen yaz kayın biraderim üniversite tercihleri yaparken “enişte ne yazmamı tavsiye edersin” diye sorduğunda cevabım çok kısaydı: “Öğretmenlik yazma da ne yazarsan yaz.”
Bir insan yemek yerken nasıl ki ondan muradı temelde lezzet almaktır, bir sınıf öğretmeni de vazifesini tavzif ederken lezzet al(dırıl)ırsa yeni nesiller tertemiz ve geleceği stabilize olabilecek bir toplum zuhur edebilir.
 
Sınıf öğretmenliği yakın-orta-uzak program olarak koşulsuz bir retorikle ele alınıp yeniden ihdas edilmelidir. Bakın regülasyona gidilmelidir demiyorum ihdas edilmelidir diyorum. Çünkü sınıf öğretmenliği sadece öğretmenliğin tüm mesleklerin ana unsurudur. Tabiî ki diğer branş öğretmenlikleri de sınıf öğretmenliği ekseni etrafında yeniden taksim edilmelidir. Bu sayede iyice yamulan eğitim sistemimiz de kendine gelir.
 
MEZUN OLDULAR, İŞSİZ KALDILAR! 
Bu arada yüksek öğrenim mezunu 24 yaşına kadar olan genç nüfustaki işsizlik, temmuzda hazirana göre çok hızlı bir artış gösterdi. Haziranda yüzde 25.9 olan işsizlik oranı, temmuzda yüzde 31.4’e fırladı. 
Bu artışın, üniversitelerden bu yıl mezun olan gençlerin bir anda işgücü piyasasına girmesinden ve bu kişilerin çoğunun bu kadar kısa sürede iş bulamamasından kaynaklandığı belirtiliyor. Bu gençlerdeki işsizlik oranının temmuzdan sonraki aylarda düşeceği vurgulanıyor. 
Temmuz itibariyle toplamda yüzde 31.4 olan yüksek öğrenim görmüş 24 yaşına kadarki gençlerdeki işsizlik oranı erkeklerde yüzde 26.8, kadınlarda yüzde 35.7 düzeyinde bulunuyor.
 
Maalesef düzelmesi gereken çok şey var. Çok çalışmak boynumuzun borcu…
 
NOT: Epeydir Alman siyaset bilimci ve sosyolog olan Jürgen Habermas’ı merak ediyorum ve araştırmalarım sonucunda Habermas’ın kamusal alan (public sphere) kavramı ve iletişimsel eylemin pragmatizmini yazıya dönüştürmeye çalışacağım. Umarım başarılı olurum.

EĞİTİM UZMANI
BESTAMİ BOZKURT


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.