Şube Müdürlüğünde Adalet Umudu

Ülkemizde “Mülakat eşittir torpil” şeklindeki yerleşmiş anlayıştan hareketle Görevde Yükselme Genel Yönetmeliğine üç farklı konfederasyon tarafından açılan dava sonuçlanmak üzere iken şimdi de mülakatlara yapılan 1800 civarındaki itiraza toptan red cevabı verilmesinin ardından haksızlığa uğradığını düşünenler tarafından bireysel dava açmak için bügünlerde hummalı bir çabanın olduğu görülmektedir. Bir başka ifadeyle mülakatın adaletli ve hukuka uygun olmadığını düşünen eğitim camiası umudunu adalete yani yargıya bağlamış durumdadır.

Şube Müdürlüğünde Adalet Umudu



 Bilindiği üzere Türk Eğitim Sen'in bağlı olduğu KAMU SEN, Eğitim İş'in bağlı olduğu BİRLEŞİK KAMU İŞ ve Eğitim Sen'in bağlı olduğu KESK olmak üzere üç farklı Konfederasyon tarafından Görevde Yükselme Genel Yönetmeliğinin yürütmesinin durdurulması talepli iptal davası açılmıştı. Bu davaların iptal edilmesini istedikleri ortak nokta ise özetle “Mülakat yani sözlü sınav” idi.  Bu davaların üzerinden yaklaşık yedi ay geçmiş durumda ve bir aylık savunma süresi, altı aylık da karar verme süresi dikkate alındığında kanun gereği yasal süre dolmuştur. Danıştaydaki iş yükünü ve önceki davaların sonuçlanma süresini de dikkate aldığımızda bugünlerde davanın sonuçlanmasını tahmin etmek mümkündür.
 
Bu davaların özetini ve özellikle KESK'in dilekçesini önceki yazımızda detaylı olarak incelemiştik ve bu konuda yani mülakatın hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle  daha önce verilmiş çok sayıda Danıştay kararının olduğunu söylemiştik. Nitekim Danıştay'ın kendiliğinden gözeteceği bu kararların yanında dava dilekçesinde de Danıştay'ın önceki kendi kararlarının   delil olarak gösterildiğini yazmıştık. Dolayısıyla önceki danıştay davalarından hareketle bu davaların da iptali yönünde daha doğrusu mülakatı düzenleyen maddelerin yürütmesinin durdurulması yönünde çıkması olasılığı vardır. Tabi ki takdir yargınındır.
 
Yargının yürütmenin durdurulması yönünde olası bir karar vermesi halinde ise doğal olarak Şube Müdürlüğü Mülakatlarının yasal dayanağının hukuka aykırı olduğu yargı kararıyla kesinleşmiş olacağı için otomatikman “yok hükmünde olacak” ve yapılmamış kabul edilecektir. Haliyle bu durumda mülakat puanlarıyla atama yapılamayacak, yapılmış olsa bile hukuksuz olduğu için bu defa atamalar iptal edilecek ve deyim yerindeyse kaset başa sarmış olacaktır.
 
İşte bu olasılıktan ötürü bizim temennimiz atamalar için bu kararın sonuçlanmasının beklenmesi yönündedir. Zira atamalardan sonra karar iptal yönünde çıkarsa bu defa atanmış olanların ciddi mağduriyetleri söz konusu olacaktır. Çünkü il dışına atanıp da evini ocağını taşımış olanların mağduriyetleri  çok daha vahim sonuçlar doğuracaktır. Manevi mağduriyet ise işin cabası…Bu nedenle bir kez daha naçizane belirtmek gerekirse hem idare açısından hem de adaylar açısından telafisi mümkün olmayan zarara sebep olmamak için tercihlerin alınmasından sonra en azından atamalar için dava sonucunun beklenmesi isabetli olur diye düşünmekteyim. Zira bütün ibreler göstermektedir ki karar yakındır, iptal ise ihtimal dahilindedir.
 
Hal böyleyken yani bir taraftan Konfederasyonların açtığı davalar kendi mecrasında devam ederken bu günlerde yazılı sınavı kazanıp mülakat sınavında haksızlığa uğradığını düşünen adaylar tarafından çok sayıda bireysel dava açılacağı kamuoyuna yansıyan verilerden anlaşılmaktadır. Nitekim sitemiz yazarı Manas Kağan tarafından bu davaya ilişkin dilekçe hazırlanarak okurlarımızın hizmetine sunulmuş olması üzerine bu yönde yoğun bir rağbetin olduğu ve dava açacak olanların sayısının da bir hayli fazla olacağı bize ulaşan verilerden anlaşılmaktadır. Burada da yine gayret adayların takdir ise yargınındır.
 
Ancak kamuoyunun daha doğrusu mağdur olduğunu düşünen adayların merak ettikleri konu, üyesi bulundukları sendikalardan bu konuda ses seda çıkmamasıdır. En azından üyeleri adına mülakatın uygulama şekline dava açmaları üyelerin bireysel davalarla masrafa girmelerini engellemiş ve yargının yükünü hafifletmiş olacaktır. Her ne kadar bazı sendikalar zaten Genel Yönetmeliğe dava açtıkları için ayrıca mülakatın uygulama şekline dava açılmasının gereksiz olduğu yönünde açıklamaları bulunsa da 1800 civarında itirazın olması ve çok sayıda bireysel dava açılacak olması sendiları bu konuda bir kez daha düşündürmeliydi. Demek ki üyeleri farklı düşünüyor ki itirazla, bireysel davalarla uğraşma ihtiyacı duyuyorlar. Senikaların da en azından “15 Mayıs'ın arefesinde” üyelerinin bu sesini duymaları beklenirdi doğrusu…
 
Son söz: “Adaletin kazanması demek herkesin kazanması demektir.”
 
10.04.2014
Cafer GÜZEL
analiz76@mynet.com


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.