“şube Müdürü Kanunu” Ve Yargı Kararları İlişkisi

Danıştay 2. Dairesi’nin YD kararına rağmen sadece sözlü mülakata dayalı şube müdürü atamalarını KHK ile dayanak altına almak yeterli mi? TürkiyeSağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Kanun Teklifindeki...

“şube Müdürü Kanunu” Ve Yargı Kararları İlişkisi



Danıştay 2. Dairesi’nin YD kararına rağmen sadece sözlü mülakata dayalı şube müdürü atamalarını KHK ile dayanak altına almak yeterli mi? TürkiyeSağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Kanun Teklifindeki  MEB şube müdürlerinin sözlü mülakat puanlarına göre atanmasına olanak sağlayacak madde Görevde yükselme yönetmeliğinin değişmesini tek başına yeterli mi ve yargı kararlarına göre bu durumu nasıl yorumlayabiliriz?
 
Öncelikle şube müdürlüğü atamalarını ilgilendiren Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 25. Maddesine bakmak gerekiyor;

MADDE 25 - 25/8/2011 tarihli ve 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

“Görevde yükselme ve unvan değişikliği”

EK MADDE 2 - (l)Şube müdürü, tesis müdürü ve basımevi müdürü kadrolarına görevde yükselme suretiyle atanacakların yazılı ve sözlü sınavda; Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikte belirtilecek diğer kadrolara görevde yükselme ve unvan değişikliği suretiyle atanacak personelin ise yazılı sınavda başarılı olmaları gerekir. Ancak, ilçe milli eğitim müdürü ve üstü kadrolara yapılacak atamalarda görevde yükselme veya unvan değişikliği sınavı uygulanmaz.

(2) Şube müdürü, tesis müdürü ve basımevi müdürü kadrolarına sözlü sınav, diğer kadrolara ise yazılı sınav sonuçlan esas alınarak oluşturulan başarı listeleri üzerinden, tercihleri de dikkate alınarak puan üstünlüğüne göre atama yapılır. Eşitlik halinde şube müdürü, tesis müdürü ve basımevi müdürü bakımından sırasıyla yazılı sınav puanı yüksek olana, daha üst öğrenimi bitirmiş olana, hizmet süresi fazla olana; diğer kadrolar bakımından ise sırasıyla daha üst öğrenimi bitirmiş olana, hizmet süresi fazla olana öncelik verilir.

(3) Atamaları yapılanlardan, yasal süresi içinde görevine başlamayanların atamaları iptal edilir. Bu durumda olanların görevde yükselme veya unvan değişikliği suretiyle atanabilmeleri için, görevde yükselme veya unvan değişikliği sınavına yeniden girmeleri ve başarılı olmaları gerekir.

(4) Görevde yükselme ve unvan değişikliğine tabi kadro unvanları ile bu sınavlara katılacaklarda aranacak hizmet süresi ve eğitim düzeyine ilişkin şartlar ile sınavların uygulanmasına ilişkin hususlar Bakanlıkça belirlenir.


(5) Bu madde hükümleri, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren son bir yıl içerisinde gerçekleştirilen görevde yükselme sınavları ile bunlara istinaden yapılan atamalar hakkında da uygulanır."

  Bu kanun teklifinin 25(2)madde hükmüne göre Danıştay’ın Yürütmesini durdurduğu 12.10.2013 gün ve 28793 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan MEB Personelinin Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği ve Yer Değiştirme Suretiyle Atanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesinin 1. Fıkrasındaki sözlü mülakatlara göre şube müdürlerinin atanmasına dayanak oluşturmak.Belki de  25/8/2011 tarihinde yayınlanan  652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye ek maddeler eklenerek ilk bakışta amacına hizmet ediyormuş gibi görünse de Yönetmeliklerin sadece bir kanuna veya kanun hükmünde kararnameye bakılarak oluşturulmadığını ve ilgili tüm kanunlara bakıldığını unutmamak gerekir.

  Danıştay 2. Dairesinin YD kararını hukuki olarak inceleyelim isterseniz bir de.Kararda  “Sözlü sınav, yazılı sınavı tamamlayıcı nitelikte, bilgi ve liyakati ölçmek, adayın mesleğe uygun yeteneğe ve kültürel birikime sahip olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılmaktadır. Bu çerçevede, sözlü sınavın temel amacı, yazılı sınav yapılmak suretiyle nesnel bir biçimde tespit edilenler arasından en başarılı adaydan başlayarak en uygun olanların seçilmesidir. Diğer tüm idari işlemlerin yargısal denetiminde olduğu gibi sözlü sınavın da yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden yargısal denetiminin yapılabilmesi esas olmalıdır. Bu nedenle, dava konusu Yönetmeliğin 21. maddesinin 1. fıkrası hükmü, yazılı sınavı tamamlayıcı nitelikte olması gereken sözlü sınavın, seçimin tek belirleyicisi olarak düzenlenmesi, bu haliyle somut olarak değerlendirilebilecek ve adaylar arasında objektifliği sağlayabilecek nesnel bir değerlendirme ölçütü olan yazılı sınavdaki başarı puanının değerlendirme dışı bırakılarak, başarı sıralamasının tek başına sözlü sınav sonuçlarına göre oluşturulması, Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen Hukuk Devleti ilkesiyle bağdaşacak şekilde etkin yargısal denetiminin yapılmasının engellenmesi nedeniyle hukuka aykırıdır.” Denilmiştir.Yani Danıştay kararı sözlü sınava dayalı atamaya olanak sağlayan 21(1) hükmünü 652 KHK da bir hüküm olup olmadığına bakılmaksızın  anayasanın 2. Maddesine göre Hukuk Devleti ilkesine aykırı olduğunun üstünde durmuş.Yönetmelikler kanun ve KHK’lara göre;kanunlarda yasalara göre yorumlanıp tamamlayıcısı olur,onlara aykırı oluşturulamaz.Önemli bir konuyu da söylemeden geçemeyeceğim,Şube müdürü atamalarını kapsayan kanun teklifinin 25. Maddenin son fıkrası olan 5. Hükmü sanki danıştayın iptal ettiği hükmün uygulanmayacağı algısı oluşturuyor ama bu mümkün değil çünkü teklif daha kanunlaşmadı ve şu anda Danıştay kararı ile beraber zaten şube müdürlerinin atanması hukuki olarak yok hükmünde,iptal edilmiş durumda.Olmayan atamaların geçerli bu fıkraya göre kapsaması mümkün değil.Eğer kanun teklifi Danıştay kararından önce yürürlüğe girmiş olsaydı bu mümkün olabilirdi ama danıştay kararı zaten şu an itibarı ile yok etti.Olmayan bir şeyin devamlılığı sağlanamaz.

 

  Danıştayın kararında atıfta bulunulan bir çok kanun veya yasalardan biri de 657 sayılı DMK’dır.Danıştay Tetkik Hakimi Gülşah DEMİRKOL’un düşüncesinin 4. Paragrafında “657 sayılı Devlet Memurları kanunun 3. Maddesinde,”sınıflandırma”,”kariyer”ve “liyakat” ilkeleri bu kanun temel ilkeleri olarak belirlenmiş;Kariyer ilkesi ,Devlet memurlarına yaptıkları hizmetler için lüzumlu bilgilere ve  yetişme şartlarına uygun şekilde,sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkanı sağlamak ;Liyakat ise , Devlet kamu hizmetleri görevlerine girmeyi,sınıflar içinde ilerleme ve yükselmeyi,görevin sona erdirilmesini yeterlik sistemine dayandırmak ve sistemin eşit imkanlarla uygulanmasında Devlet memurlarını güvenliğe sahip kılmak olarak tanımlanmıştır…Bu iki ilkenin temelinde objektif kurallar çerçevesinde işin ehline verilmesi ve hak etme kavramı  yatmakta olup kamu hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde gerçekleştirilmesinin tek güvencesinin de,hizmetin yetişmiş ehil kamu görevlilerince yerine getirilmesinde geçeceği kuşkusuz” diyerek görevde yükselme yönetmeliği hazırlanırken bakılan 657 DMK nın temelinin 3. Maddesine uygun olması gerekliliğinin altını çizmiştir.Diğer bir yandan ,kararın önemli bir bölümünde;”bir hiyerarşik normlar sitemi olan hukuk düzeninde alt düzeydeki normların yürürlüklerini üst düzeydeki normlardan aldığı kuşkusuzdur” diyerek te alt hukuki belirleyicilerin üst hukuki unsurlara göre belirlendiğine vurgu yapmıştır(yönetmelikler kendisini oluşturun kanun veya yasalara aykırı olamaz)Normların en üstünde ise evrensel hukuk ilkeleri ve anayasanın bulunduğunu da kararında unutmamıştır.

 

  Yönetmeliklerin ilgili tüm kanun ve yasa maddelerine bakılarak hazırlanması,bu kanun teklifinin sadece 652 sayılı KHK da değişikliğe gitmesi itibarı ile MEB Personelinin Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği ve Yer Değiştirme Suretiyle Atanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesinin 1. Fıkrasında sadece sözlü mülakata dayalı atanmasına dair değişikliğe gidilmesine yeterince olanak sağlamaz.Bunun için anayasanın ilgili maddeleri ve 657 nin 3. Maddesinin de değişmiş olması gerekir ki bu da olanaksız.16 nisan 2014 te atanan şube müdürlerinin atamaları 2.danıştay tarafından iptal edildiği için kanun teklifinin kapsamına girememektedir.Ayrıca kanun yürürlüğe girmesi ile beraber iptal için gidildiğinde yine aynı unsurlara dayalı olarak teklifin hükümleri iptal edilirse olan yine şube müdürlerine ve ailelerine olacaktır.O arada sadece sözlü mülakatlarına dayalı yeniden tercih dönemi ile beraber  atama yapılır ve göreve başlarsa,mahkeme sonucu yeniden atamaları iptal edildiğinde şube müdürlerinin hayatları bundan çok olumsuz etkilenir.Bu arada unutmadan şube müdürlerine uygulanan sözlü mülakatlarının da davalık ve danıştayın kamera ve ses kaydı olmadığı için çok sayıda iptal kararı var.yani sözlü mülakatlarda görüntü ve ses kaydını alınmadığı için iptal kararı gelirse süreç daha da karmaşıklaşacak.Ne diyelim bu süreç atanmış şube müdürünü de atanmamışı da olumsuz etkilemeye devam ediyor devam da edecek gibi….

 

 

Saygılar
 

Sedat DEGER
Eğitimci   Yazar


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.