Tbmm Genel Kurulu'nda 'faşist' Tartışması

HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan'ın CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz'a yönelik "Allah'a çok şükür ki, Allah'a çok şükür ki Sayın Gültan Kışanak sizin gibi faşist birisi değil. Allah'a çok şükür ki Sayın Gültan Kışanak...

Tbmm Genel Kurulu'nda 'faşist' Tartışması



HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan'ın CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz'a yönelik "Allah'a çok şükür ki, Allah'a çok şükür ki Sayın Gültan Kışanak sizin gibi faşist birisi değil. Allah'a çok şükür ki Sayın Gültan Kışanak sizin sahip olduğunuz hiçbir özelliğe sahip bir belediye başkanı, bir kadın ve bir insan değil." sözleri Meclis Genel Kurulu'nda tartışma başlattı. Bu sözler üzerine Yılmaz, "Faşist olan, ırkçı olan sizsiniz! Faşist olan sizsiniz! Faşistliğinizi gösterdiniz" karşılığını verdi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nun 98. birleşimi saat 14.00'te yoklama yapılmaksızın açıldı. Birleşimi TBMM Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı yönetiyor. Meclis Genel Kurulunda, Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının birinci bölümü, dün kaldığı yerden görüşülmeye başlandı.

CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz, "Çocuklar söz konusu olduğunda bazı yerlerde, batıda ve doğuda yasalar farklı mı uygulanıyor, ben bunu anlayamıyorum. Şimdi, son zamanlarda, son yirmi, yirmi beş gündür PKK tarafından dağa götürülen ya da kaçırılan çocukların olduğunu ve bu çocukların annelerinin nöbete durduklarını hepimiz biliyoruz ve Diyarbakır Belediyesinin önünde tuttukları nöbette Diyarbakır Belediyesi güya çok demokratik bir yaklaşımı olmasına rağmen annelerin orada durmasına izin vermemiştir. Bu tabii demokrasi yaklaşımının ne kadar çifte standarda tabi olduğunu göstermektedir. Ankara'da ya da herhangi bir yerde 'Çocuğum kaçırıldı.' dendiği takdirde ne yapılır? Polis hemen müdahale eder, hemen soruşturma açılır, hemen aramalar başlar ama Güneydoğuda olduğunda ve PKK söz konusu olduğunda hiçbir işlemin yapılmadığını gözlemliyoruz. Sadece milletvekillerinden medet umuluyor. Gerçekten de orada artık devlet otoritesinin yok olduğunu ve tamamıyla PKK'ya bir otorite bırakıldığını gözlemlemiş bulunuyoruz. Aynı şekilde, son zamanlarda yolların kesildiğini, artık orada herhangi bir şekilde bir yerden bir yere gitmenin bile mümkün olmadığını gözlemliyoruz. Yine, bölge adliye mahkemelerinin kuruluşuyla ilgili kamuoyunda şöyle bir iddia var: Bölge meclisleri istiyor PKK ve HDP. Bölge meclisleri istiyor, ayrı başkent istiyor, ayrı dil istiyor, ayrı bayrak istiyor." diye konuştu.

"EVİN YIKILSIN, YÜZLERCE ÇOCUK ÖLDÜRÜLDÜ"

Ağrı Belediye Başkanı seçilen Muş Milletvekili Sırrı Sakık, "Bir tek seni istemiyor Hanımefendi." karşılığını verdi. Batıda herhangi bir gösteri yapıldığında doğrudan doğruya polisin tazyikli suyuyla ve copuyla karşı karşıya kalındığını belirten Yılmaz, bu Güneydoğu'da olduğunda nedense ne Başbakanın ne de bir başkasının sesinin çıkmadığını ifade etti. Sakık, "Evin yıkılsın yüzlerce çocuk öldürüldü Güneydoğu'da, yüzlerce" diyerek tepki gösterdi. Daha sonra söz alan Sakık, "birkaç günüdür bir bilgi kirliliği var. Sürekli bir yerlerden bir şeyler pompalanıyor. Bakın, biraz önce yaptığınız konuşmada, Dilek Hanım, burada gerçeğe dayalı hiçbir şey yoktur. Sözcü Gazetesi'nin yazdıklarını okuyorsunuz, gelip burada anlatıyorsunuz ve bize hikayeler anlatıyorsunuz. Ve siz bir anne olarak öfkeyi, kini, nefreti yüreğinizde bir iman gibi büyütüyorsunuz. Bakın, bir halka bu kadar düşmanlık yapılmaz, bir halka bu kadar hakaret edilmez. Nasıl orada Uğur Kaymaz'ın bedenine 13 kurşun sıkıldığını siz bilirsiniz. Hâlâ dönüyorsunuz 'Batıda, efendim çocuklara şu yapıldığında Kürt çocuklarına bu yapılmıyor.' Ayıptır be! Böyle bir şey olabilir mi? Son dönemlerde planlı, projeli bir şey var. Dün, bir anne de çıkmış televizyonda aynen benimle ilgili şunu söylüyor: 'Gittim Sırrı Sakık'la oturdum, dertleştim. Kızım dağa gitmişti. Sırrı dedi ki: 'Ya kızın gitti; daha ne istiyorsun? Bundan onur duy. 'Ben böyle bir anneyi tanımıyorum, bilmiyorum ama bilgi kirliliği var. Son günlerde BDP'ye, HDP'ye ciddi bir saldırı var. Bunlar bir yerden örgütleniyor. Ben böyle bir anneyi ne tanırım ne bilirim ne de Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinde bir saldırı falan yoktur. Yani bu çocukların dağa niye gittiğini hep birlikte araştırmanız lazım. Bu çocuklar üniversiteyi bırakıp eğer isyanın adresi dağlarsa, oraya gidiyorsa herkesin oturup biraz düşünmesi lazım." şeklinde konuştu.

AK Parti Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat, "Liseyi, liseyi! Üniversiteyi değil, liseyi bırakıp niye gidiyor?" dedi. Sakık ise "Liseyi de, orayı da hep birlikte araştıralım; yani Parlamentonun görevi budur. İnsanlar eğer dağı adres görüyorsa ve dağa doğru hareket ediyorsa bizim buralarda." ifadelerini kullandı. Eronat, "İnsanlar değil, çocuklar Sırrı Bey, çocuklar!" diye konuştu. Sakık, "Bu insanların dağa gidiş nedenlerini hep birlikte araştırmalıyız ve araştırabilirsek dağın yollarını kapatırız." diye konuştu.

"KİN VE NEFRET DOLU OLAN BİZLER DEĞİLİZ"

CHP'li Vekil Yılmaz, "Kin ve nefret dolu olan bizler değiliz, asla da öyle bir yapımız olamaz. Hele benim bir anne olarak, bir kadın olarak, sosyal demokrat ve gerçekten Atatürkçü birisi olarak böyle bir şeyi söylemem mümkün değil. Biz 'yurtta sulh cihanda sulh' diyen bir liderin partisinin neferleriyiz. O nedenle de böyle bir kin dolu sözcük söylemem mümkün değil. Biz 18 yaş altı bütün çocukların yaptıklarını iradeli, iradi olduğunu ve her türlü yanlışı yapabileceklerini, ona da saygı göstermemiz gerektiğini söyleyeceğiz. 18 yaş altı çocuklar eğer kayboluyorsa, kaçırılıyorsa benim söylediğim çok açık 'Batıda ne yapılıyorsa, polis müdahale ediyorsa, aile şikâyet edince aramaya gidiliyorsa, doğuda da aynı şey olmalıdır. Bu çocuklar bulunmalıdır, aranmalıdır.' dedim." diye konuştu.

HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan da "Biraz önce Dilek Hanım'ın ifade ettiği, dile getirdiği hiçbir şeye katılmıyoruz. Birincisi: Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanımız sayın Gültan Kışanak'ın o anneleri belediye binasının önünden kovduğuna dair söylemiş olduğu iddia tamamıyla yalan bir iddia. Sayın Kışanak, dün, bir televizyon kanalında buna ilişkin, böyle bir tutum içerisinde olmadığını, o anneleri oradan kovmadığını çok açık bir şekilde ifade etmiştir. Ben buradan Sayın Dilek Akagün Yılmaz'a şunu söylemek isterim: Allah'a çok şükür ki, Allah'a çok şükür ki Sayın Gültan Kışanak sizin gibi faşist birisi değil. Allah'a çok şükür ki Sayın Gültan Kışanak sizin sahip olduğunuz hiçbir özelliğe sahip bir belediye başkanı, bir kadın ve bir insan değil. Sayın Kışanak sizin tam aksinize çok kapsayıcı bir kadın, bir anne, bir insan. Siz bundan ne anlam çıkarıyorsanız size de o yakışır diyorum." şeklinde konuştu.

"YILLARCA DEMOKRASİ MÜCADELESİ VERDİM, CEZAEVİNDE KALDIM, İŞKENCE GÖRDÜM"

Bu sözler üzerine Yılmaz, "Faşist olan, ırkçı olan sizsiniz! Faşist olan sizsiniz! Faşistliğinizi gösterdiniz!" karşılığını verdi. Yılmaz, şöyle devam etti: "Hepimiz çarşaf çarşaf gördük ki orada Diyarbakır Belediyesinin önüne doğrudan doğruya şeritler çekilmiş. Oralar temizleniyor bahanesiyle anneler oradan atılmış. Öbür taraftan karşı tarafa geçmek istemişler. Oradan da atıldığını pek çok gazeteden öğrendik. Hatta orta re füjde durmalarına bile izin verilmediğini de öğrendik. Bunu değişik kaynaklardan, değişik basın organlarından öğrendik. Demokrasi bu değildir. Eğer sizin düşüncenize uygun olmuyorsa bile, BDP Belediye Başkanı diyorsa ki: 'Dağdaki teröristler benim canım ciğerimdir.' O, onun görüşüdür ama buna farklı bir şekilde 'Çocuklarımı istiyorum.' annelerin oradaki eylemlerine de engel olamazsınız. Benim faşist olup olmadığıma gelince, ben yıllarca demokrasi mücadelesi vermiş bir insanım. Eğer bakarsanız benim siyasi geçmişime, 12 Eylülde de her türlü işkenceyi gördüm, cezaevlerinde de kaldım. Ondan sonra da demokrasi mücadelesini verdim ve ben, her türlü özgürlüklerin ve demokrasinin yanındayım ama ben, bu ülkenin bölünmesine, bu ülkenin parçalanmasına, Amerikan emperyalizminin doğrudan doğruya dayatmasıyla bu ülkeye yeniden bir Sevr dayatmasına 'Hayır' diyen bir insanım. Cumhuriyet Halk Partisi'nin programında da bu çok açık, net vardır."

"ÜLKEYİ BÖLMEK, PARÇALAMAK GİBİ HİÇBİR ZAMAN BİR TUTUM İÇERİSİNDE OLMADIK"

HDP'li Buldan ise "Sayın Yılmaz'ın ifade ettiği bu ülkeyi bölmek, bu ülkeyi parçalamak, bu ülkeyi ikiye ayırmak gibi hiçbir zaman böyle bir tutum içerisinde olmadık, bu görüşleri savunmadık, aksine bu ülkenin bütünlüğü ama bu ülkede bütünlük içerisinde olduğu kadar eşit ve özgür bir şekilde de yaşama isteğimizi her zaman ifade ettik. Bu ülkeyi bölmek, parçalamak hiç kimsenin haddine değil. Bu ülkede kardeşçe yaşamak, bu ülkede barış içerisinde yaşamak, bu ülkede eşit ve özgür bir şekilde yaşamak da bizim hakkımız. Siz sosyal demokrat kimliğinizle övünürken ne yazık ki Sayın Yılmaz, sosyal demokratlığın "d"sinden bile bir nebze faydalanmış bir insan değilsiniz. Görüşleriniz, düşünceleriniz, tarzınız, üslubunuz antidemokratik. Sayın Yılmaz, sizinle muhatap olmayı hiçbir şekilde kabul etmiyorum ama bu konuda size cevap vermek görevimdir. Görevimi yerine getirdim. Bunun için cevap verdim." dedi.





İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.