Ve Beklenen İstifa Geldi!

Memur Sen ve Eğitim Bir Sen başkanı Ahmet Gündoğdu görevinden istifa etti!

Ve Beklenen İstifa Geldi!



Yıl 1961… Yıl 1987… Yıl 1992 … Yıl 2002 … Yıl 2008 … Yıl 2015 …
Millet sevdalısı Menderes ve iki güzide dava arkadaşını idam sehpasına çıkaran “kirli zihniyeti aklama manzumesi”  ve kendince “vesayetin zafer bildirisi” 61 Anayasası’nın yürürlüğe konulduğu yılda başlayan hayat yolculuğu ve millete giydirilen vesayet elbisesini yırtmaya dönük çabalara, haykırışlara ve meydan okuyuşlara talip Milli Gençlik Vakfı, Türkiye Öğretmenler Vakfı, Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen gibi yerli kurumların, dik duruşlu kuruluşların neferliği ve yöneticiliğine kadar uzanan her biri davaya adanmış sayısız nefes…
 
...
 
İlkokuldan ortaokula, liseden üniversiteye öğrencilik yıllarında muhtıralara, darbelere, ideolojiye dayalı kardeş kavgalarına, etnisiteye dayalı ötekileştirmeye ve onun ürettiği terör iklimine tanıklığımızla, hayata ve davaya dair öğrenciliğin son nefese kadar süreceğini öğrendik. Türkiye’yi millete rağmen yönetenler ile milletle birlikte yönetmek isteyenler, millet için üretmek isteyenler ayrışmasını ve çatışmasını kavramam da bu süreçlerin bir sonucu.  Erdemli ve Giresun İmam-Hatip Lisesi yıllarında, kişisel geleceğimin devasının değil, Hakkı yeryüzünde ali kılma davasının peşine düşmeyi idrak etmemizi sağlayan insanlarla tanıştık. Böylece, bu davaya öncülük eden insanlarla muhipliğimiz, kuruluşlara neferliğimiz başladı. Türkiye’nin son yirmi yılına yön veren lider kimliklerin de rahle-i tedrisinden geçtiği Milli Gençlik Vakfı ile tanışmamız, kimliğimize ve kişiliğimize sirayet eden “Savunan Adam” Erbakan Hocamızın yerli, milli ve manevi değerlere dayalı inşacılığıyla buluşmamız da bu sayede oldu.
 
Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ndeki öğrencilik yıllarını, “Hak’kı inşa” yanında “batılı ifşa”, “haksızlığa isyan ve itiraz” bilincini, birikimini terkip, tanzim ve tahkim ederek 1987’de tamamladık. 1987’de tamamlanan, diplomayı hedefleyen okul öğrenciliği sürecinde 71 muhtırasını, 80 darbesini yaşadık. İnsanları ötekileştiren resmi ideolojiyi ve müesses nizamını, dindarların sırtından eksik edilmeyen laiklik sopasını gördük, tanıdık. 12 Eylül 1980’de gerçekleştirilen darbeyi “faciadan kurtuluş”, darbecileri “kurtarıcı” olarak gösterecek kadar mahir üst bir aklın varlığını müşahede ettik. Askeri üniformanın ülke savunmasından, hâkim cübbesinin adaletin tesis edilmesinden çok, vesayetin derinleştirilmesinde iş elbisesi olarak kullanıldığına şahit olduk. İlk sivil Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın sivil siyaseti ayakta tutmak ve millette Türkiye’ye dair umut oluşturmak için attığı adımları gördük. Bu adımları engelleyen gizli elleri, vesayetin derinliğini, milleti hedef almaktan çekinmeyecek kadar acımasız derin devleti tanımaya başladık.
 
Devletin görünmeyen yüzünü ve yönünü henüz keşfederken, Bakırköy Ticaret Lisesi’nde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olarak, “medeniyet tasavvurundan ve maarif davasından” yoksun bırakılmış eğitim sisteminin çalışanı ve devletin memuru olduk.  Bilge Kral Aliya’nın “Yeryüzünün öğretmeni olmak için gökyüzünün öğrencisi olmak lazım” ifadesiyle formülleştirdiği anlayışa dayalı öğretmenlik yapma telaşıyla davasının öğrencisi, öğrencilerinin öğretmeni olarak hizmet etmenin gayretine düştük.
 
...

1992 yılında Mehmet Akif İnan’ın davetiyle başlayan Eğitim-Bir-Senli yolculuğumuz, ilçe temsilciliği, şube sekreterliği, genel başkan yardımcılığı ve son 12 yılı da genel başkanlık olmak üzere çok şükür 23 yıla yaklaştı.  Evet, “Özgürlük diskuru” patentiyle millete sunulmuş olsa da gerçekte “vesayeti kurumsallaştırma paketi” hükmündeki bir anayasanın yürürlüğe girdiği 1961’de başlayan ve 53 yılı geride kalan dünya hayatımda 23 yıldır Eğitim-Bir-Sen’le yol almanın, Eğitim-Bir-Senli kardeşlerimle yol arkadaşlığı yapmanın, davadaş ve gönüldaş olmanın huzurunu, onurunu ve mutluluğunu yaşıyorum, yaşamaya da devam edeceğim. 23 yıllık bu süreç, tüm hayatımızı kuşatan, yaşam biçimimiz haline gelen medeniyeti ihya ve inşa, hak arama, haksızlığa karşı durma, mazluma ve mağdura el uzatma, milletimiz için adil bir ülke, insanlık için adil bir dünya kurma mücadelesinde neferlik, yöneticilik ve öncülükle geçmiştir.
 
Kimseyi kırmadan, kimseye kırılmadan; yıkmadan, dökmeden, fitne ve fesada bulaşmadan, teşkilatına inanarak, teşkilatıyla birlikte yol alarak sendikacılık yaptık. Sendikayı evimiz bilerek, hak arama mücadelesini ve sendikacılığımızı hayırlı iş hanemize yazılacak ibadet hükmünde görerek yol aldık, yol açtık. Eğitim-Bir-Sen’e, milletin, bu milletin çocuklarının, gençlerinin, kadınlarının, dünya mazlumlarının, medeniyet havzamızdaki adalet mağdurlarının ihtiyacı var dedik. Selam vermediğimiz, soylu mücadeleye davet etmediğimiz eğitim çalışanı kalmamalı diyerek okul okul, köy köy, ilçe ilçe gezdik. Engellemelere, sırt dönmelere aldırmadık. Kırgınlığa prim vermedik, yorgunluğa düşmedik. Maddi imkânsızlığın zirve yaptığı dönemlerde “yok” diyerek geri çekilmedik, her türlü imkâna sahip olduğumuz süreçlerde de “var” diyerek kibre düşmedik. Üye kazanmak için yalan söylemedik. Üye kaybederiz vehmiyle hakkı söylemekten çekinmedik.
 
...

Türkiye’nin bütün sorunlu alanlarına ilişkin çözüm önerisi geliştiren, vesayet sisteminin döşediği mayınların hem siyasal sistemden hem de eğitim sisteminden temizlenmesine öncülük eden Eğitim-Bir-Sen’deki 23 yıllık neferliğim süresince, gerek Genel Merkez yöneticiliği gerekse şube başkanlığı, il başkanlığı, il, ilçe ve işyeri temsilciliği yapmış, denetim ve disiplin kurullarında görev almış lider sendikacılarla ekip ruhuyla, dayanışma ve kararlılıkla gerçekleştirdiğimiz dönüşüm ve değişimin sonuçlarını sadece Eğitim-Bir-Sen’in ve Memur-Sen’in yetkili olması üzerinden okumak eksik kalır. Suriye’den Arakan’a, Sudan’dan Pakistan’a, Filistin’den Filipinlere kadar mazlum ve mağdurlara verdiğimiz desteği de görmek gerekir.
 
Her on yılda bir demokratik sivil siyasete, parlamenter rejime balans ayarı çekilen Türkiye fotoğrafını unutmak üzereyiz. Eğitim sisteminde, katsayı adaletsizliği, başörtüsü zulmü, kesintisiz eğitim zulmü sona ermiş; And okuyarak eğitime başlama retoriği tarih olmuş, Milli Güvenlik dersinin varlığı unutulmuş ise, bu, Eğitim-Bir-Sen’in varlığının, kararlılığının ürünüdür.
 
...
 
Bizim için de, 2002’de teslim aldığımız emaneti ehline tevdi vakti yaklaştı. 2015’in Şubatı 12 yıllık genel başkanlık süresinin son demi olacak. Eğitim-Bir-Sen tüzüğündeki “Aynı kişi, Genel Başkanlık dâhil aynı unvanlı Genel Yönetim Kurulu üyeliği, Şube Başkanlığı ve aynı unvanlı Şube Yönetim Kurulu üyeliği ile il, üniversite ve ilçe temsilcisi görevlerine en fazla üst üste üç dönem seçilebilir” hükmü gereğince, Eğitim-Bir-Sen’deki 12 yıllık genel başkanlık dönemim sona eriyor; Eğitim-Bir-Sen’e aidiyetim ise devam ediyor, üye olarak devam edecek. 21-22 Şubat 2015 tarihlerinde gerçekleşecek Eğitim-Bir-Sen 5. Olağan Genel Kurulu’nda, genel başkanlık görevini Genel Kurulda seçilecek arkadaşımıza, kardeşimize devredeceğiz. Çok şükür, bu emaneti zerre tereddüde düşmeden devredeceğimiz sayısız dostumuz, kardeşimiz var. Eğitim-Bir-Sen, kurumsallaşma sürecini tamamlamış, yetkili sendika sıfatıyla eğitim çalışanlarının teveccühüne mazhar olurken, bütün yönleriyle takip edilen lider ve marka sendika olmuştur. Başta, kurucu Genel Başkanımız Mehmet Akif İnan Ağabey olmak üzere, milletimizin ve eğitim çalışanlarının övgüsüne mazhar olan Eğitim-Bir-Sen markasının oluşumuna katkı sunan ağabeylerimizi, ablalarımızı, kardeşlerimizi hayırla yâd ediyorum. Ahirete irtihal edenlere Allah’tan rahmet, hayatta olanlara sağlıklı ve huzurlu bir ömür niyaz ediyorum.
 
...
 
Haklarının savunulması ve emeklerinin karşılığını alabilmek için bizi kendilerine vekil olarak tayin eden yüz binlerin, milletimizin ve dünya mazlumlarının emanetini layıkıyla taşımaya gayret ettik. Yapıp ettiklerimizi, eksiklerimizi, fazlalıklarımızı tarih değerlendirecektir. Bu hususta gayret ettiğimize, 300 bini aşkın Eğitim-Bir-Sen üyesi kardeşimden şahitliklerini her iki dünyada da istirham ediyorum. Bilmeden kalbini kırdığımız, gönlünü almayı unuttuğumuz, takdir etmekte noksan kaldığımız, davanın hızla zirveye ulaşması adına tekdir dilini kullandığımız kardeşlerim varsa bu vesileyle haklarını helal etmelerini diliyorum. Biz, bizden yana haklarımızı helal ettik.
 
Allah, hepimizi kendi hükmünün icrasına vekil kılsın, yâr ve yardımcımız olsun… 
- See more at: http://www.egitimbirsen.org.tr/ahmet-gundogdu/zirveye-tasinan-bayragi-emanet-vakti/360/makale#sthash.86v0laAd.dpuf

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.