İdari kadroda FETÖ temizliği

Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma kapsamında kamu kurumlarındaki idari yapının da temizlenmesi

İdari kadroda FETÖ temizliği



15 Temmuz da ülkeyi işgal girişiminde bulunan fetö/pdy üyelerinin kamu kurumlarından temizlenmesi gerektiği konusunda toplumun geneli hem fikir halindedir. Devletin içine sızmış, devlet yetkisini kullanarak insanlara tuzak kuran, elde ettikleri görüntü ve ses kayıtlarıyla kurum ve kişilerden haraç toplayan, toplanan paraları ülke aleyhine kullanan, İsrail’e ve Amerikalı siyasilere yardım eden bu vatan hainleri kesinlikle devlet kadrolarından temizlenmelidir. Ama, temizlik nasıl olmalıdır? Temizlik yaptığını sanarak insanları ve toplumu rahatsız etmek doğru değildir.

Pekalâ, temizlik nasıl olmalı? Temizlik, örgüt yapılanmasındaki piramit’in tepesinden başlamalı. Öncelikle terör örgütünün idari kadrosu temizlenmeli. Bilhassa il ve ilçe imamları alınmalı. Sonra bu örgüte sürekli finansal destek sağlayan kurum ve kişiler temizlenmeli. Devlet içine sızmış tüm memurlar alınmalı.

15 Temmuz işgal girişimine bulaşanlar asılmalı. Bu dört gurup temizlenirse en altta yer alan, hiçbir suça bulaşmamış olan ancak, çocuğunu onların okulunda okutan, onların gazetesine abone olan, onların bankasına para yatıran kişilerle uğraşmak abesle iştigal olur. Çünkü, bu faaliyetleri yapmak mutlak fetöcü olmak anlamına gelmez. Alt tabakadakilerle uğraşmak insanların ve toplumun huzurunu bozar. Telafisi mümkün olmayan yaralar açar.

Ortada somut deliller yokken bazı idareciler bazı insanları açığa alıyor ya da görevden uzaklaştırıyorlarsa bunu Ak Partiye zarar vermek amacıyla da yapıyor olabilirler. Ak partinin bu tuzağa düşmemesi gerekir. Başbakanlığın valilere gönderdiği yanlış görevden almaları önleme direktifi olumlu bir gelişme. Cumhurbaşkanımızın “at izini it izinden ayırma” uyarısı da yerinde bir tespit.

Temizlik yapıyorum diye toplumun huzurunu bozmaya çalışanlara karşı uyanık olmak zorundayız. Kasıtlı ihbarları önlemek ve bazı insanlarımızın mağdur olmasını engellemek için asılsız ihbarda bulananlara da ceza uygulamak gerektiğine inanıyorum. Hukukun bir diğer kuralı da iddiacının kendi iddiasını ispatlama zorunluluğudur. Bu kural gereği ihbarcı, ihbar ettiği suçu ispatlamalıdır.

Aksi halde, cezalandırılmalıdır ve verdiği zararları da karşılamalıdır. Ama gidişat, “aksi ispat edilinceye kadar herkes suçludur” şeklindedir. Yapılan yanlışlardan dönmek dileğiyle…

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
naci bey - 3 ay önce
şu anda "aksi ispatlanmadıkça herkes suçludur" kafasında gidiliyor. geri kalmış afrika ülkelerinde olabilecek şeyleri görüyoruz. demokratik hukuk devleti ölmüştür Allah rahmet eylesin.
Avatar
Malkocoglu - 3 ay önce
EyvAllah tamam suç işlemeyen diyorsunuz da fetö yle bir şekilde bulunmak suç degilmi ve geçmişte bu yapıyla bağı olan kişiler derhal idari görevlerden alınmalıdır, mesela öğrencilik yıllarında ve bu zamana kadar fetöcü olanlar var ve idari gorevdeler,halbuki cumhurbaşkanımız onlarida işaret ediyor,atılma olmasa bile idari görev de olmamaları gerekiyor.
Avatar
birsen - 3 ay önce
mesela eğitim birsenli müdürlerin çoğu eskiden fetocuymuş ayrıldık diyorlar onları temizleyerek başlayabilirler
Avatar
Helal - 3 ay önce
Doğru tespitler. Teşekkürler