Öğretmen Atamada Yeni Kriter Mi Geliyor?

Atanacak Öğretmenlere 'Teknolojik Formasyon' Belgesi Şartı Mı Gelecek?

Öğretmen Atamada Yeni Kriter Mi Geliyor?



YÖK Başkanı, eğitim fakültelerine de baraj getireceklerini açıkladı. Nitelikli öğretmen yetiştirmek için sadece baraj yetmez diyen Prof. Dr. Yaşar Özden, “Öğretmenlerin 21. yüzyıl bireyleriyle çalışacakları gerçeği göz önüne alınarak Teknolojik Formasyon almaları sağlanmalı. Teknolojik formasyonu olmayan da öğretmen olarak atanamasın” diyor. Doğu Akdeniz Üniversitesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü (BÖTE) öğretim üyesi Prof. Dr. Yaşar Özden ile 21. yüzyıl eğitimini, öğretmenin yerini ve eğitim fakültelerine getirilen başarı sınırlamasını konuştuk. Prof. Dr. Yaşar Özden , “Yeni nesilleri artık bilgiye nasıl ulaşabilirler ve bu bilgiyi sorulduğunda nasıl tekrarlayabilir diye değil, kısa zamanda ulaşabildiği veriyi, en kısa zamanda değerlendirip nasıl çözüm kümeleri oluşturabilirler diye eğitmemiz gerekiyor” diyor. Prof. Özden, “Bütün öğretmenlerin 21. Yüzyıl bireyleriyle çalışacakları gerçeği gözönüne alınarak Teknolojik Formasyon almaları sağlanmalı. Teknolojik formasyonu olmayan da öğretmen olarak atanamasın” diyerek teknolojik formasyonun önemine dikkat çekiyor.

“BU ÇAĞ BİLENLERİN DEĞİL YAPABİLENLERİN ÇAĞI OLACAKTIR”

- 21. yüzyıl eğitiminin en önemli hedefi sizce ne olmalı? M.Y.Ö: Aslında 21. Yüzyıl eğitiminin de amacı bundan önceki yüzyıl eğitimlerinde de olduğu gibi bireyleri çağın gereklerine göre yetiştişmektir. 21. Yüzyıl bireyleri 4. Endüstri devriminin bireyleri olarak yaşamlarını sürdürecekleri için eğer bu bireylerin çağdaşları ile yarışabilir bireyler olmasını istiyorsak çağın gerektirdiği bilgi, beceri ve tutumlarla donatmamız gerekecektir. 21. Yüzyıl artık bireylerin herhangi bir veriye istedikleri anda, istedikleri yerden ulaşabilmelerine olanak sağladığı için sorun bu veriyi nasıl üretim amaçlı çözümler üretebilme becerilerine yoğunlaşacaktır. Bu çağ bilenlerin değil yapabilenlerin çağı olacaktır. Dolayısıyla, yeni nesilleri artık bilgiye nasıl ulaşabilirler ve bu bilgiyi sorulduğunda nasıl tekrarlayabilir diye değil, kısa zamanda ulaşabildiği veriyi, en kısa zamanda değerlendirip nasıl çözüm kümeleri oluşturabilirler diye eğitmemiz gerekiyor.

Bunu sağlamanın yolu ise bireylere sağlam alan bilgisi, bu alan bilgisini hayat problemlerinin çözümünde kullanabilecekleri meslek bilgisi yanında bütün bunları teknolojiyi yoğun şekilde kullanabilmelerine olanak veren teknolojik formasyon ile bu becerileri yaşam boyu sürdürebilmeleri için gerekli olan eleştirel düşünme becerileri, yaratıcılık, iletişim ve ortak çalışma becerileri eğitim süreçlerinde mutlaka kazandırılmalıdır. Bilen değil yapabilen bireylerin yetiştirilebilmesi için bütün bireylere okulöncesinden başlayarak algoritmik düşünme becerileri yanında bilgisayarca düşünme becerileri temel beceriler olarak kazandırılması zorunlu olmalıdır. Buraya kadar sıraladığım becerileri eğer yeni nesillere kazandıramazsak gene kaçan bir trenin arkasından güzellemeler yazmaya başlayacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın. - YÖK, gelecek yıldan itibaren eğitim fakültelerine baraj uygulanacağını açıkladı. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

“ÖNCE ÖĞRETMENLER TEKNOLOJİK BECERİLERE SAHİP OLMALI”

M.Y.Ö: Bizim üniversiteye yerleştirmek amacıyla uyguladığımız sınavlar sıralama amaçlı olduğu ve seçme yapmadıkları için giriş aşamasında baraj konulması bir aşamaya kadar sorunun çözümüne katkı sağlayabilir fakat sorunu çözmez. Nedenine gelince, eğer amaç Nitelikli Öğretmen yetiştirmekse sadece girdi yanında süreç, çıktı ve yaşamboyu eğitim gibi boyutlarının da düşünülmesi gerekir. Nitelikli Öğretmen sadece girişte baraj koymakla gerçekleştirilebilecek bir olgu değil. Bu uzun erişimli planlı bir çaba sonucunda gerçekleştirilebilir. Bu baraj yanında, merkezi olarak yapılan sınavlar yardımıyla sıralanan öğrencilerin Eğitim Fakülteleri tarafından yapılacak yazılı giriş sınavı, yetenek testi, bireysel mülakat ve grup tartışmasının gözlenmesi aşamalarını içeren bir seçme sistemi yardımıyla öğretmenlik bölümlerine alınabilirler. Bu sınavların sayısı, şekli ve içeriği üniversiteden üniversiteye değişebilmesine olanak sağlanmalıdır. Seçim aşaması yanında öğretmen eğitiminde mutlaka teori ve pratik arasındaki ayrılık sonlanmalı bütün eğitim fakültelerinin mutlaka bütün öğrencilerine öğrenim hayatlarının birinci gününden başlayarak uygulama yaptırabilecekleri uygulama okulları sağlanmalı, bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı gereken desteği vererek çalışan bir yapı oluşturmalıdır.

Öğretmen olabilmek için kendi alanlarında Yüksek Lisans yapmış olmaları istenmeli ve sağlanmalıdır. Bütün öğretmenlerin 21. Yüzyıl bireyleriyle çalışacakları gerçeği gözönüne alınarak Teknolojik Formasyon almaları sağlanmalıdır. - Teknolojik formasyonu olmayan da öğretmen olarak atanmasın diyorsunuz. Bunu biraz açalım mı? M.Y.Ö: 21. yüzyıl bireyleri bilen değil üretebilen bireyler oldukları için bu bireylerin kafalarını bundan önceki dönemlerde olduğu gibi hiçbir üretim amaçlı çıktısı olmayan asal bilgilerle doldurmanın pratik bir uygulaması olmayacaktır. Dolayısıyla, bu bireylere hayatla ilgili problemlerin çözümünde teknoloji yardımıyla çözüm oluşturmayı gösterecek bireylerin yani “Öğretmenlerin” öncelikle kendilerinin bu bilgi, beceri ve tutumlara sahip olmaları gerekecektir. Dolayısıyla, öğretmen eğitim programlarında bu teknolojik becerilerin kazandırılacağı Teknolojik Formasyon kazandırmaya yönelik düzenlemelere gerek bulunmaktadır. “Değilse, yapabilen yapar, yapamayan öğretir” gibi söylemlerden kurtulmak mümkün olmayacaktır.

“ÖĞRETME YERİNE ÖĞRENME ÜZERİNE YOĞUNLAŞMALILAR”

- Nitelikli öğretmenin sahip olması gerekenler nelerdir? M.Y.Ö: Herhangi başka bir meslekte olduğu gibi Niteliki Öğretmenlerin sağlam bir alan bilgisine sahip olması yanında, 21. Yüzyıl bireylerine eğitim verecekleri gözönüne alındığında sağlam bir teknoloji bilgisi ile alan bilgisinini teknoloji kullanarak öğretme/öğrenmeye yardımcı olma bilgisiyle donatılmış olmaları gerekmektedir. Öğretme, yerine öğretmenlerimizin öğrenme üzerine yoğunlaşarak kendilerini geliştirmeleri MIT (Massachusetts Institute of Technology) tarafından nisan ayında yayınlanan raporda söylendiği gibi “Learning Engineer” (Öğrenme Mühendisi) olarak yetişmeleri için gereken çalışmalar yapılmalıdır.

“BİLGİSAYAR EĞİTİMİNİN OLMAZSA OLMAZI BİLGİSAYAR ÖĞRETMENLERİ”

- Eski ve yeni sistemde ülkemiz bilgisayar eğitimlerini karşılaştırarak neler söylemek istersiniz? M.Y.Ö: Bizdeki Bilgisayar Eğitimi aslında çok eskilere gidiyor ama bir türlü hak ettiği önem anlaşılamadığı için mehter marşı ile hareket gibi 2 ileri bir geri bu günlere kadar geldik. 2006 yılında hazırlanan Bilişim Teknolojileri 1-8 öğretim programı oldukça yeterli bir programdı ve üzerine yapılan birçok akademik araştırmada bunu destekler bulgulara ulaşıldı. Fakat bu program bir türlü uygulamadı, önce 1-4 sınıflardan kaldırıldı daha sonra kredisiz hale getirildi, haftalık ders saat sayısı bire indirildi ve seçmeli olarak verilmesine karar verildi. Okullar bir türlü bu seçmeli dersi açmada istekli olmadılar. Ders açıldığı durumda ise öğrencilerin gelip oyun oynadıkları bir dersin ötesine geçemedi. Son zamanlarda yurtdışında bilgisayar eğitiminin önemi konusunda büyük bir kamuoyu oluşmaya başlayınca bizde bu modanın dışında kalamadığımız için önce ismi kodlama olan bir dersin varlığından bahsedilmeye başlandı. Sorun, moda olarak dışarıdan geldiği için durumdan vazife çıkarmayı seven bir gurup akademisyen bunun içini doldurmaya çalışıyorlar.

Halbuki bu ülkenin 1990’ların başından itibaren oluşturduğu bir bilgisayar eğitimi tecrübesi var ne yazık ki bu tecrübe gözardı ediliyor. Diğer ülkelerde henüz bu konu bu kadar gündemde değilken okulöncesinden başlayarak bilgisayar eğitimi vermek üzere Bilgisayar Öğretmeni yetiştirmek amacıyla kurulan Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Bölümleri’nden mezun olan öğretmenler halen atanmak için sosyal ortamlarda etkinlik düzenlemek zorunda kalıyorlar. Bizdeki Bilgisayar Eğitimi, ya da ABD’deki adıyla Bilgisayar Bilimi Eğitimi bu konuda yetişmiş nitelikli Bilgisayar Öğretmenleri olmadan olası görünmüyor. Bir başka sorun ise alanı tam anlamayan kişilerin neden olduğu kavram kargaşası bundan kurtulmak için sayın YÖK başkanının duyurusunu yaptığı Eğitim Fakültelerinin yeniden yapılandırılması sırasında Bilgisayar (Bilimi) Öğretmeni yetiştiren “Bilgisayar Eğitimi Bölümleri”nin oluşumunu düşünmek çok faydalı olacaktır. Bunun için yeni bölümler açmaya yeni kadrolar bulmaya gerek bulunmamaktadır. Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Bölümlerini “Bilgisayar Eğitimi” (Computer Education) bölümlerine çevirip lisans seviyesinde Bilgisayar Öğretmeni yetiştirecek şekilde öğretim programları gözden geçirilebilir. Öğretim Teknolojisi boyutu ise Ensititülere bağlı anabilim dalı olarak lisans sonrası eğitim faaliyetlerine devam edebilirler.

Nedenine gelince, Öğretim Teknolojisinin öğretmeni olmaz ve okulöncesinden başlayarak öğrenciye doğrudan kazandıracağı herhangi bilgi, beceri ve tutum bulunmamaktadır. Eğer, derdimiz 21. Yüzyılın bireylerine algoritmik ve bilgisayarca düşünme becerilerini kazandırmaksa bunun için yetiştirilmiş nitelikli Bilgisayar Öğretmenlerine olan ihtiyacımız artarak devam etmektedir. - Bütün dünya Bilgisayar Bilimini müfredata yerleştirme peşinde ve bu müfredatların da temel uygulayıcısı bilgisayar öğretmenleri. Sizinle daha önce yaptığımız röportajda da belirtmiştiniz. “Temel eğitim kademelerinde Kodlama dersi yetmez, bu iş Bilgisayar Eğitimi” diye. Bu dersin müfredatına yönelik neler söyleyeceksiniz? Nasıl olmalı ve öğretmenler nasıl seçilmeli?

“BİLGİSAYAR EĞİTİMİ VERİLMEDEN ‘KODLAMA’ BAŞARIYA ULAŞAMAZ”

M.Y.Ö: Kodlama Bilgisayar Eğitiminin önemli bir parçasıdır ama tamamını temsil etmemektedir. Kodlamaya gelinceye kadar öğrencilerimize eğer algoritmik düşünebilme, bilgisayarca düşünebilme becerileri kazandırılmayacak olursa olursa bu beceriler olmadan yazılan kodlarla herhangi bir hayat probleminin çözümü mümkün değildir. ABD’de kurulmuş olan CSTA (Computer Science Teacher Education) isimli kuruluş bilgisayar bilimi eğitimi konusunda yayınlamış olduğu belgelerde bu ayrımları çok net belirtmiş ve kodlama, bilişim vb. kavramların Bilgisayar Bilimi Eğitimi şemsiyesinin altında yer aldığını söylemiştir. Ben de yıllardır bu çerçevede yazıp söylememe rağmen konuyu moda olarak öğrenen arkadaşlar bir türlü bu işin Bilgisayar (Bilimi) Eğitimi olduğu konusunda ikna olmuyorlar. Fakat kendileri de tam emin olamadıkları için toplantılar düzenleyip ders ismi, içeriği ve nasıl uygulanacağı konusunda paydaşlarına soruyorlar. Yukarıda da söylediğim gibi bu ülke 1990’ların başından itibaren bu konuda bilgi biriktirmeye başladı ve epeyce de yol aldı. Sorun, yıllarca bu konunun önemli olmadığını savunurken birden yurtdışında algı değişti, işe Obama dahil birçok kişi el atınca ister istemez mecburen kabul etme durumu oluşunca da daha önceden yapılanları, tecrübeleri red ederek yeni kavramlar, dersler yaratarak ben zaten bu işin farkındaydım ben bu işi bu ülkeye getiriyorum kolaycılığından başka bir şey değil. Sonuç olarak, bir Afrika atasözünün dediği gibi “Müzik değişince dans değişir” artık müzik değişti şimdi dansı da değiştirme zamanı geldi. Akıllı insanlar başkalarının tecrübelerinden yararlanır, diğerleri ise kendi tecrübelerini yaparlar.

Sözcü

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.