Eğitime takoz

Türkiye’nin muhalefet cephesi nefeslerini tutmuş medyaya tek tek düşen lise bildirilerini bekliyor. Ülkenin en iyi devlet liselerinden yükselen itirazlar; rengi bembeyaz olmuş muhalefetin yüzüne kan gelmesine neden oldu.

Eğitime takoz



Türkiye’nin muhalefet cephesi nefeslerini tutmuş medyaya tek tek düşen lise bildirilerini bekliyor. Ülkenin en iyi devlet liselerinden yükselen itirazlar; rengi bembeyaz olmuş muhalefetin yüzüne kan gelmesine neden oldu.

Bu çocuklar internette “nasıl iyi anne-baba olunur?” sorularına cevap bulan anne-babaların yetiştirdiği ilk neslin temsilcileri. 6 ay sadece anne içtiler; travma yaşamamaları için yanlarında kavga edilmedi, “aman çocuklar duymasın” diyerek mutfağa gidildi mesela.

2006’dan beri onlarca bildiri yazmış, yazımında bulunmuş biri olarak lise bildirilerinin dilini sevdim. “Aydınlık” ve “karanlık” metaforunu saymazsak klişelerle konuşmuyorlar. Hamaset yapmıyorlar. Tabanı mümkün olduğunca geniş tutmak adına ayrıma sebep olacak anahtar kelimelerden uzak duruyorlar. Bu klişelerin metinlere girmemesi için ciddi mücadele verildiğini gösteren kılıç izlerini cümle aralarında görmek mümkün. Hepsinden önemlisi kısa yazıyorlar ve mizah anlayışları var.

Gündemleri net. “Benim yerimde Erdoğan olsaydı nasıl davranırdı?” sorusunu kendisine sormakla işe başlayan ve bulduğu cevapların kazandırdığı limitsiz özgüvenle okul hayatlarına kafa göz dalan müdürlerine itiraz ediyorlar.

Müdürler ise şu ortak özelliklere sahip: Kalan son iyi devlet liselerine bizzat bakan tarafından özel olarak atanmışlar. Sıra dışı öğretmenlerle uğraşıyorlar. Okulun sosyal faaliyetlerinde net taraf tutuyor, kendi dünya görüşüne yönelik projeleri destekleyip diğerlerine köstek oluyorlar. Okulun iç barışını bozuyorlar. Aidiyet duygusu güçlü öğrencilerin okul yönetimine katılma geleneğine aykırı davranıyorlar. Okulların 100 yıllık geleneklerini hiçe sayıyorlar. Bu tabloda kaybeden en başta Türkiye oluyor. Peki bu ülkeyi yöneten ve görünüşe göre daha nice yıllar yönetecek olan bir hükümet elde kalan son liselerin de kalitesizleşmesinden rahatsızlık duymaz mı hiç?

Duymaz, şöyle ki:

Siyasal İslamcıların dünya algısına göre; Amerika’yı 2000 kişilik küçük elit bir topluluk yönetiyor, geri kalan dolgu malzemesi. Bu anlayışa göre İslam âleminin lideri olacak Türkiye’ye de 2000 kişilik elit bir insan grubu yeter. Geri kalanın oy verecek kadar kolu kalksın yeter.

“Türkiye’nin ihtiyacı” olan elit TÜRGEV neslini yetiştirme projesinin merkezinde imam hatipler var. Binaları uzay standartlarına kavuşturuluyor, sayıları ışık hızıyla artıyor ama eğitim kalitesi bir türlü yükselmiyor. O halde geriye yapacak tek bir şey kalıyor. Muhtemel rakiplerin seviyesini aşağı çekmek.

Koşan devlet liselerine atanan müdürlerin takoz işlevini gördüğünü bildirilerden anlamış olduk. Kafası karışık, çizgi dışı çocukların yatağı sosyal bilimler liselerinin akıbetiyle ilgili türlü şaibe dolaşıyor. Kamuoyunda isim yapmış bazı özel liseler iktidara yakın işadamları tarafından satın alınıyor. Bütün yurdu kaplayan lise reklamlarını görmemiş olamazsınız. Bu reklam bütçelerinin geri dönebilmesi için okul bahçelerinden elmas çıkması lazım. “Dava” meselesi olmasa eğitim işinden kazanılacak para değil yoksa. Tehlike arz eden başka kim kaldı? Hizmet Hareketinin okulları. Eh onlara da tek tek kayyım atıyorlar.

Bu gidişattan korkmayalım. Titreyelim.

Turgay Oğur

http://www.meydangazetesi.com.tr/egitime-takoz-makale,3639.html

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.