Öğretmen dediğin vatanını, bayrağını sevecek!

Eğitimci-yazar Gürşen Kafkas, nitelikli öğretmenin sahip olması gereken en önemli unsurun, vatan ve bayrak sevgisi olduğuna dikkat çekiyor.

Öğretmen dediğin vatanını, bayrağını sevecek!



O bir eğitim ve Cumhuriyet sevdalısı…Eğitimci-yazar Gürşen Kafkas ile ‘Türkiye’de eğitim ve öğretmen’i konuştuk. Bir de Mardin Lisesi’nde görev yaparken öğrencisi olan Nobel ödüllü gururumuz Aziz Sancar’ı…


Eğitimci-yazar Gürşen Kafkas, nitelikli öğretmenin sahip olması gereken en önemli unsurun, vatan ve bayrak sevgisi olduğuna dikkat çekiyor.


1939′da Mardin-Gercüş’te doğan Gürşen Kafkas, ortaöğrenimini Diyarbakır Dicle Köy Enstitüsü ve Mardin Lisesi’nde, Yükseköğrenimini de Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe Öğretmenliği bölümünde tamamladı. Mardin Lisesi, Diyarbakır’da Ali Emiri ve Lice, İstanbul’da Güngören, Zeytinburnu ve Fatih Çapa Ortaokulu’nda müdürlük yaptı. İstanbul Kadıköy ilçe milli eğitim şube müdürlüğünden emekli oldu.

1985’te İstanbul-Fatih Çapa Ortaokulu müdürüyken eğitim ve öğretimdeki başarısı dolayısıyla yılın öğretmeni seçilen 57 yıllık eğitim emekçisi ve yöneticisi, başarılı çalışmaları nedeniyle çok sayıda plaket, şilt, takdir, teşekkür, onur belgesi, onur kartı ve başarı beratı ile ödüllendirildi. 42 yıldır bilgi, deneyim, araştırma ve uygulamalarını kitapları ve makaleleri sayesinde toplumla paylaşıyor. Bugüne kadar 46 basılmış eseri bulunan Kafkas, şiirin yanı sıra mesleki kitaplar ve tiyatro oyunları da yazıyor.

Eğitimci-yazar Gürşen Kafkas ile Türkiye’de eğitim ve öğretmen’i konuştuk. Ve Mardin Lisesi’nde görev yaparken öğrencisi olan Nobel ödüllü gururumuz Aziz Sancar’ı. Eğitime yönelik çok önemli değerlendirmelerde bulunan Kafkas, “öğretmen üniversiteleri” ile nitelikli öğretmenler yetiştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Nitelikli öğretmenin sahip olması gereken en önemli unsurun da ‘vatanı ve bayrağı sevmek’ olduğuna dikkat çekiyor.

Öğretmen olmanın temelini Köy Enstitüsünde aldığını, yaparak, yaşayarak, üreterek, öğretmen olduğunu söyleyen Kafkas, “Köy enstitüleri yaşatılsaydı ulusumuzun makus talihi yenilecek ve aydınlığa çıkacaktı. Enstitülü öğretmenler karanlığın gözüne bakarak yediden yetmişe köylülerle birlikte aydınlığa bilinçlice yürüyeceklerdi” diyor.



“ATATÜRKÇÜLÜK ÖLMEZ BİR HEDEF, YÜKSELEN BİR ŞEREF”

Eğitimci-yazar Kafkas, köy enstitüsünde aldığı eğitime yönelik şunları söylüyor:

“Köy Enstitüsünde Atatürkçülüğün ölmez bir hedef, yükselen bir şeref olduğu bilinci damarlarımıza kadar işlendi. O ruh, o görev isteği , köy-kent , uzak-yakın demeden ruhumuzu ve bedenimizi kamçıladı. Göreve koştuk….Elimizde eğitim meşalesi, yüreğimizde sevgi, bedenimizde yetenek, kafamızda bilgi ile…”

Öğretmen eğitiminin, meslek içi yetiştirilmesinin. Eğitimin öznesi, eğiteni ve öğreteni öğretmenidir diyerek nitelikli öğretmen yetiştirmenin önemine dikkat çekiyor. 

Eğitimci-yazar Kafkas, nitelikli öğretmenin özelliklerini de şöyle sıralıyor:

- Mutlak surette vatanını ve bayrağını sevmeli,

- Türkçe’yi çok iyi bilmeli ve düzgün kullanmalı,

- Öğrencilerini ve mesleğini sevmeli,

- Doğayı, çevreyi, hayvanları sevmeli,

- Topluma yarar sağlayacak, barışı ve huzuru tesis edecek tohumları ekmeli,

- İyiyi, doğruyu, güzeli betimlemeli ve öğretmeli.

- Çağdaş, akılcı, bilimsel kültüre, eğitime, sanata ve geleneksel değerlere ışık tutmalı, 

Kısacası “eğitimde sevgi, öğretimde bilgi ve başarının mimarı, aydınlığa gidilen yolun kuramcısı öğretmenlerdir. Nitelikli öğretmenler, nitelikli eğitimin vazgeçilmezidirler. Öğretmenlik de insanlığın özgür sesidir” diyor.

Ülkemizde öğretmenin sorunlarının giderek arttığının altını çizerek öğretmenler çok bilinmeyenli sorunlar denkleminden kurtulmalıdır diyor ve ekliyor:

“ÖĞRETMEN, ÇOK BİLİNMEYENLİ SORUNLAR DENKLEMİNDEN KURTULMALI”

“Ülkemiz öğretmeni hep yokuşu tırmanan bir yaşamın yorgun savaşçıları olmuşlardır  Dünya standartlarında en az aylık alan Türk öğretmenin durumu hiç de iç açıcı değildir. . Ülkenin doğa koşulları, çalışma ortamı, yüklenilen çözümsüz sorunlar, ulaşım kaygıları, kendilerini geliştirmeye yönelik kaynakça arayışları kefeye konduğunda, aylıklarının çok hafif kalacağı bir gerçektir. Öğretmenlerimizin altın çağı Mustafa Kemal ve onun milli eğitim bakanı Mustafa Necati zamanında olmuştur. O günün zor koşullarında öğretmenler aylıklarıyla 20-25 Cumhuriyet altını alabiliyordu. Atatürk, öğretmenlere sevgi ve saygı ile yaklaşıyordu. Ayrımcı değil onlara bütünleyici ve güvenle sorumluluk veren bir liderdi. Bugünün eğitim anlayışı ve uygulaması Atatürkçü düşünceden, Cumhuriyet devriminden, akılcı ve bilimsel eğitimden uzaklaşma yönündedir. Bu nedenledir ki öğretmenin hizmet anlayışı üzerinde karabulutlar dolaşmaktadır. Öğretmenler çok bilinmeyenli sorunlar denkleminden kurtulup, eğitimin çağdaş, akılcı, bilimsel yapısında birer ışık olmalıdırlar. Onlara siyasi baskı, korku, kuşku yerine sevgi vermek, nitelik kazandırmak gerekmektedir. Çağdışı, niteliksiz ve ezberci eğitim değil…

Milli Eğitim Bakanlığı da sorun yaratan olmamalı, sorun çözen, öğretmenin huzurunu sağlayan olmalıdır.”

“Gelişmemiz, iş eğitiminin yaygınlaşması ile olacaktır” diyen Kafkas, mesleki eğitimin önemine yönelik ise şu ifadeleri kullanıyor:

“MESLEK LİSELERİ SİYASETİN ACI ÇARKINDA EZİLİYORLAR”

” Maalesef meslek liseleri siyasetin acı çarkında eziliyorlar. Oysa Mustafa Kemal’in “ Bu millete gideceği yolu gösterirken, dünyanın her türlü biliminden, buluşlarından, ilerlemelerinden faydalanalım. Ancak unutmayalım ki asıl temeli kendi içimizden çıkartmak zorundayız” özdeyişi rehberimiz olmalıdır. Ezberci eğitim yerine değişim ve gelişmemizde yaratıcı kurumlar olan meslek liselerini destekleyelim.” 

Kafkas, “karma eğitim” konusundaki tartışmalara ilişkin de şunları söylüyor:

“EĞİTİMDE CİNSELLİK DEĞİL NİTELİK GEREKLİDİR”

” Okullarda karma eğitim de Atatürk aydınlanma felsefesinin gereğiydi. Altı yüz yıllık Osmanlı yürüyüşünde ikinci sınıf varlık olarak görülen, eğitim ve sosyalleşmeden uzak tutulan kadının yüzü Cumhuriyet’le gülecekti. Aklını kullanarak, çağdaş bilimin verilerinden yararlandırılacaktı. Sınırlandırılmış (tecrit edilmiş) kız okulları yerine birlik ve bütünlüğün yer aldığı karma okullarda okumaları benimsenmişti. Cinsel dürtü, cinsel ayrımla bir yerlere ulaşılamazdı ki…Eğitimde birlik yasasıyla okullaşma şekillendirildi. Kızların eğitimine önem verildi. Karma eğitime gidildi. Amaç nitelikli insan, gelişkin bireyleri yetiştirmekti. Seksen yıl öncesinin koşullarında gerçekleştirilen karma eğitimin yeniden ayrılması düşüncesi çok sığ bir görüştür. Çocuklar ve gençler yarınımızdır. Onlara en iyi eğitimi vermek yarınlarımızı güvence altına almak demektir. Eğitimde cinsellik değil nitelik gereklidir. Eğitimde aydınlık bir gelecek için kadın erkek eşitliği gereklidir.”

“Bugün ülkemizde uygulanan eğitim sistemi başarısız ve karmaşa içindedir” diyen Kafkas, olması gereken eğitim sistemini de şöyle özetliyor:

“ÖNCÜL KAYNAK AKIL VE BİLİM OLMALIDIR”

” Çağdaş dünya ülkesi olmak için öncül kaynak akıl ve bilim olmalıdır.  Ezber, dogma ve dinsel içerikli, eğitim ve kültür yaygınlaşmaktadır. Toplum olarak beklentimiz, okullarda araştırmaya, incelemeye ve üretmeye yönelik kalıcı bilgilerin verildiği bir eğitimdir. Ezberci eğitim yerine öğrenci merkezli bir eğitim, verimliliğe, değişim ve gelişmeye yönelik eğitim çocuklarımızın özlemidir. Çağdaş ülkeler bilgi toplumu olmanın rahatlığını yaşıyor. Genç insanlarımızı biz de bilimde çağdaş, düşüncede özgür, bilgi ve kültürle yetiştirebilmeliyiz. 

Kafkas, Mardin Lisesi’nde yöneticilik yaptığı yıllarda öğrencisi olan Aziz Sancar’ın Nobel ödülünü alması ve Atatürk’e sunmasına yönelik de şunları söylüyor:

“ÖDÜLÜNÜ ATA’YA SUNMASI ÇOK DOĞRU BİR KARAR”

” Aziz zaten çok iyi bir öğrenciydi. İyi bir öğrenci olmasının yanısıra lise futbol takımında başarılı bir kaleciydi. Ödülüyle gururlandım ama vatanına ve Cumhuriyet’in kazanımlarına bağlılığı benim için daha büyük bir gurur kaynağı oldu. Biz bu değerlere sahip öğrenciler yetiştirdik işte o zamanlar…Tüm meslekdaşlarım vatanın, bayrağın ve Cumhuriyet’in kazanımlarının değerini biliyordu. Ve bu öğrencilere de yansıdı.

Nobel ödülünü Atatürk’e sunmasına gelince; Cumhuriyet öncesi karanlığın üstüne bir güneş gibi doğarak, umutları eğitimle yeşerten Mustafa Kemal, “düşlerim eğitimle gerçekleşecek” diyordu. Halkın ruhu gelişmedikçe, ulusun gelişmesi mümkün değildir diye de ekliyordu. Sadece iyi bir lider değil aynı zamanda eşsiz bir eğitimciydi. O’na göre halkın ruhu eğitim, sanat ve kültürle gelişecekti. Bu nedenle Tevhid-i Tedrisat (eğitimde birlik), Harf Devrimi, Millet Mektepleri, Halk evleri gibi eğitimsel yenileşmelere gidildi.O, cehalet (bilgisizlik) karanlığının üstüne aydınlığın meşalesiyle yürüyen bir liderdi. Toplumun gözlerindeki yırtmak, üstlerine serili ölü topraktan kurtarmak, ancak, çağdaş, akılcı ve bilimsel eğitimle olabilecekti. Atatürk’ün “Ülke çocukları, her öğrenim aşamasında ekonomik yaşamda yapıcı, etkili ve başarılı olacak biçimde donatılmalıdır” sözü de yol gösterici sözlerinden biridir.

Aziz, ödülünü aldığında ülkesindeki eğitime ve köy enstitülü öğretmenlerine teşekkür etti. Bu eğitim ve öğretmenler hep Atatürk’ün sayesindedir. Küreselleşen eğitim uygulamalarında Atatürk ilke ve devrimleri ışığımız ve yol göstericimiz olmalıdır. Bunun için ödülünü Ata’ya sunması çok doğru bir karar.”

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Seyfi KILIÇ - 11 ay önce
son 10 yıldır bayrağını ve vatanını sevenler hep geri plana itildiler. varsa yoksa vatansızlar ve bayraksızlar el üstünde tutuluyor. yeter ki malum sendikaya üye olsunlar.
Avatar
öğretmen - 11 ay önce
ekmeğini yediği vatana ihanet eden adamlar şimdilerde öğretmen