Başbakan, öğretmenlere sesleniyor!

Başbakan, öğretmenlere sesleniyor..

Başbakan, öğretmenlere sesleniyor!



Başbakan Ahmet Davutoğlu, ATO Congresium'da düzenlenecek "Aday Öğretmen Yetiştirme Süreci 1. Değerlendirme Toplantısı'nda konuşuyor.

Başbakan'ın konuşmasından satırbaşları:

Sorsan kimse döneminin milli eğitim bakanını hatırlamaz ama ilkokul öğretmenini hatırlar. İlkokul öğretmenin yerini hiçbir şey alamaz. Biz üniversite hocaları genellikle inşa edilmiş bir binaya çatı ve dış cephe yaparız. O bina sağlamsa bu çatı da sağlam olur. O binanın gerçek mimarları ise ilkokul öğretmenleridir. Öğretmenler sezgisel olarak da karşısına aldığı öğrencisini de hissederler.

HAYATIMIN EN ŞEREFİ, VAZİFELERİNDEN BİRİ...

İstanbul Bahçelievlerde uzun bahçelerden toz topraktan giderek okula gidiyoruz. O dönemde hocam bir sandalye çekti altıma ve ilk konuşmamı sınıfıma karşı yaptım. Her bayram hocamı ziyarete giderdim. Bir seferinde oğlum çok yaşlandım bana birşey olursa ilk sana haber versinler dedi. Hayatını kaybedince de ilk benim haberim oldu. Hayatımın en şerefli vazifelerinden biriydi hocamı omuzlarımda taşımak.

Siz okulları her türlü teknoloji ile donatabilirsiniz ama o öğretmenlerin gözündeki sıcaklığı hiçbir teknolojik alet ile dolduramazsınız. Ne barikat ne hendek ne de çukur öğretmenlerimizin görev yapmasına engel olamayacak. Buradan Doğuda Güneydoğuda görev yapan bütün öğretmenlerimizin milletim adına alınlarından öpüyorum.

ANNENİN ÇOCUĞUNA BAKTIĞI GİBİ BAKIN

Öğrencilerinize muhabbetle bakın, sevgiyle bakın, ders anlatırken onlara bir şey söylerken, emredici bir tonla değil, bir annenin, bir babanın çocuğuna baktığı uslüpla ve sadece muhabbetle bakın. O muhabbet onda kalıcı bir etki yapacaktır. Mesleğimizin kaynağı sevgidir, sevgidir, sevgidir. O olmadan hiçbir şey olmaz.
İki kahraman öğretmenden bahsetmek istiyorum, biri Muş'ta Kurtuluş kazasında Cengiz Sur. Öğrencileri yolu kapanınca öğrencilerini sırtında taşıyarak okula götüren kahraman bir öğretmenimiz.

İkincisi, Silopi'ye gittiğimde operasyonlar sonrasında, halkla buluşup kaynaştıktan sonra tugay komutanımızı ziyarete gittim. Bilgi alırken, tugay komutanımızın eşinin öğretmen olduğunu öğrendim. Operasyonlar sürerken öğretmen hanımefendi derslerine devam etmişti. Bütün programı bıraktım dedim ki, hoca hanım okulunuza gidelim dedim, sınıfa girdik, o çocuklar bir anne görmüşcesine hoca hanıma sarıldılar, o da onların başlarını okşadı. İşte bize böyle kar-kışta, her şartta ders yapacak öğretmenler lazım. Buradan doğu ve güneydoğuda zor şartlarda öğretmenlik yapanlara selam ediyorum.

SORSAN KİMSE MİLLİ EĞİTİM BAKANINI TANIMAZ AMA...

Malezya'dayken bir rahatsızlık geçirdim, iki ay yatmak zorunda kaldım. İki ay öğrencilerim grup grup başıma geldiler, o şekilde derse devam ettim. Sonra derlerdi ki, en zevkli dersleri o sırada yaptık. Bu ulvi bir görevdir. Sorsan kimse döneminin milli eğitim bakanını hatırlamaz ama ilkokul öğretmenini hatırlar. İlkokul öğretmenin yerini hiçbir şey alamaz.

HAYIMIN EN GÜZEL DERSİ

Bana hayatımın en güzel dersini veren bir öğretmenimden bahsedeyim: İsmail Çağlayan. İstanbul Erkek Lisesi rehberlik öğretmeni. Orta 1. sınıftayım. Sınıfa geldi, herhalde bizi tanımak istedi. Dedi, herkes geleceğe dair planlarını yazsın. Ben de kalemi aldım herkes gibi bir yazı yazdım. Birkaç gün sonra İsmail bey beni yanına çağırdı, bu senin yazdın değil mi dedi, evet dedim. Kapıyı kapattı, geldi sarıldı. Bunları bana yazmışsın ama yazarken dikkat ediye nasihatte bulundu. O zaman 12 Mart şartları, öğrenciyi korumak istedi. Meslek olarak herhangi bir mesleği yapabilirim ama hangi mesleği yaparsam yapayım Allah'ın rızası ve milletin hizmetinde olmaktır. Yıllar geçti, ben o yazıyı unuttum. 2002 yılı, başdanışman olarak atandım, benim başdanışman olarak atandığımı görmüş İsmail hoca gazetelerden. Babama geliyor, bir zarfla, Ahmet'in bende bir emaneti var, bu emaneti size veriyorum diyerek 30 yıl önce yazdığım yazıyı babama teslim ediyor. İşte öğretmenlik bu.

ASIL MİMARLAR İLKOKUL ÖĞRETMENLERİ

Biz üniversite hocaları genellikle inşa edilmiş bir binaya çatı ve dış cephe yaparız. O bina sağlamsa bu çatı da sağlam olur. O binanın gerçek mimarları ise ilkokul öğretmenleridir. Öğretmenler sezgisel olarak da karşısına aldığı öğrencisini de hissederler.

HAYATIMIN EN ŞEREFİ, VAZİFELERİNDEN BİRİ...

İstanbul Bahçelievlerde uzun bahçelerden toz topraktan giderek okula gidiyoruz. O dönemde hocam bir sandalye çekti altıma ve ilk konuşmamı sınıfıma karşı yaptım. Her bayram hocamı ziyarete giderdim. Bir seferinde oğlum çok yaşlandım bana birşey olursa ilk sana haber versinler dedi. Hayatını kaybedince de ilk benim haberim oldu. Hayatımın en şerefli vazifelerinden biriydi hocamı omuzlarımda taşımak.
Siz okulları her türlü teknoloji ile donatabilirsiniz ama o öğretmenlerin gözündeki sıcaklığı hiçbir teknolojik alet ile dolduramazsınız.

Ne barikat ne hendek ne de çukur öğretmenlerimizin görev yapmasına engel olamayacak. Buradan Doğuda Güneydoğuda görev yapan bütün öğretmenlerimizin milletim adına alınlarından öpüyorum.
Öğretmenlerinizle öyle bir ilişki kurun ki bu ilişki sadece derslerle sınırlı kalmasın.

HALA O HÜZNÜ HATIRLARIM

Öğretmenlik dersle sınırlı değil. Öğrenci sizi hep yanında hissetmeli. Her an size ulaşabilir ve sizin ona ulaşabileceğiniz düşünces,nde olmalı. Malezya'da öğretim görevlisi olduğum yıllar. Öğrencilerim geldi 50 öğrenciyi tek tek yerleştirdik ve derse başladık. Hepsini tanırım. Bunlardan birinden bahsedeceğim 93 yılıydı. Bosna'dan acı haberler geliyordu.

Bana söylerlerdi arkadaşlar ben öğrencilere haber verirdim. Bir öğrencim Ethem, hep bana kız kardeşini anlatırdı. Ethem'in kız kardeşi balkonda vurularak şehit olmuştu. Arkadaşları söyleyememişler.
Ethem'i çağırdım dedim ki, seni eve iftara götüreceğim. İftarı yaptık söyleyemiyorum. Hala o hüznü hatırlarım. Hadi dedim teravihe gidelim. Teravihi kıldık yine söyleyemedim. En sonunda Ethem dedi ki, "Aileme bir şey mi oldu?". Sabaha kadar beraber ağladık. Şimdi bunu yaşadıktan sonra, ders dışında öğrenciyle ilgilendikten sonra öğrenci sizi unutmaz. Ben bunu Müzeyyen Hocam'dan öğrendim.

Öyle bir ilişki kurun ki, ilişkiniz dersle sınırlı olmasın hayatı kuşatsın. İlişkinizin sürekliliği olsun.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
selami ipek - 9 ay önce
çok şey istiyorsunuz sayın başbakanım.dönün biraz öğretmenlere siz sevgi verin sonra öğretmenlerden bekleyin lütfen.
Misafir Avatar
öğretmenlik ned,r ki ??? - 9 ay önce @selami ipek
dün 15 saat çalışıyolar, 40 saat çalışan memurla aynı ücreti istiyolar bu dinsizler ! öğretmenlik nedir ki : okula git gel ! diyenler kimlerdi ya ??? ya da 3 ay tatil yapıp yan gelip yatan meslek değil mi ki bizimkisi ??? bi de kutsallığı mı varmış ??? bak bunu yeni duyuyorum !!!
Avatar
sınıfçı - 9 ay önce
başbakanım inan anneler babalar bile kendi çocuklarına haftada 30 saat tahammül edemezler biz 30 çocuğa tahammül edip ders veriyoruz.lütfen sınıf öğretmenlerinin çalışma satlarini adilane şekilde yeniden gözden geçirin
Avatar
davut doğrucu - 9 ay önce
ahmet hocam bu iş nabiyle de olmuyor.idareci atamaları adaletsiz ,taşımalı eğitimde yemekler rezalet ders yükü ağır ,kağıt üzerinde yaptığımız göstermelik o kadar çok iş var ki ek dersler adaletsiz 12 yıl ingilizce öğretemiyoruz ve daha birçok problem