Cumhur'un Başkanına Feryadı...

Cumhur'un Başkanına Feryadı...

Cumhur'un Başkanına Feryadı...
20 Eylül 2016 Salı 13:33

 15 Temmuz Gecesi yaşatılmak istenenler, milletin liderine olan sadakati ve güveni ile önlendi. Kimsenin elinde silah yoktu bir istihbaratları da yoktu. Sadece Liderlerine duydukları güven, inanç ve sevgi vardı.

15 Temmuz gecesinden öncede belki bu kadar bağlıydı herkes Recep Tayyip ERDOĞAN’a. Ama kimse bu kadarını beklemiyordu. Farkında değildi. TRT 1 de o kara darbe bildirisi okunurken kalabalık bir grupla beraberdim. Herkes o nerde nasıl demeye başladı. Kimse uzaktaki bi akrabasını yada evine nasıl gideceğini düşünmüyor, sokağa çıkma yasağı sonrası için evine erzak  almaya gitmek için hareketlenmiyor, kanallar arasında gezerek ondan haber almaya çalışıyordu. Adeta 4 ila 5 yaşındaki çocuklar bile suspus olmuşlardı. Dua ediyordu herkes… Ona bir şey olmasın diye. Ve sonrasında meydanlara davet eden face time görüntüsünden sonra herkesin ilk önce abdest alıp iki rekat namaz kılıp arabalarına binip meydanlara gidişine şahit oldum. İşte o saatte düşündüğüm tek şey şuydu, bize ne olursa olsun o ayakta kalmalıydı. Ona bir şey olursa toparlanamazdık. Ama o bizi toparladı. Ve beklediğimizden farklı olmadı da. O ve ekibi bizi toparladı. Eğer o teröristler (fetö/pyd) başarılı olmuş olsaydı bizi bölmenin hesapları en ince ayrıntısına kadar zaten yapılmıştı. Evlatlarımızı Şehit verdiğimiz Ülkemin sınırları savunmasız bırakılmış, darbenin yurtdışındaki destekçilerine peşkeş çekilmişti. Haberleri dinledikçe, okudukça bunu da mı yapmışlar, nasıl yapabilmişler diyip bu vatana nasıl ihanet ettiklerini öğrendikçe Recep Tayyip ERDOGAN’nın paralel yapı ile mücadelesindeki ön sezisine hayran kalmamak mümkün değildi. Zaten tanıdığım bir çok insan 17 /25 aralık sonrasında paralel yapıyla olan mesafesini korumuş bazı ilişkiler zaruretten en asgari düzeyde yürütülür hale gelmişti.

Sonrasında hali hazırda şu anda tüm basında yer aldığı üzere insanlar namaz kılıyor başörtülü  yada esi basortulu olarak bir yerde yönetici  diye hakkında hiçbir delil olmaksızın, baglantisi olmaksizin dedikodular çıkartılmaya başlandığını ve gerçek vatansever insanlara  zarar verilmeye calisildigini duymaya ve görmeye basladik.  Seçim döneminde ülke bütünlüğü için çevresindeki herkese Recep Tayyip ERDOGAN’ı ve onun önemini anlatmaya çalışan insanların namaz kılıyor ya da başörtülü diye mimlenmeye çalıştıklarını gördüm. Soruyorum Bank Asyaya para yatırmışlığı mı var, sendikalarına üye olup üyemi toplamaya çalışmış delil olarak elinde ne var diyorum.Yönetici olmuş ya diyorlar. Başka hiçbir şey yok. Bakıyorum söyledikleri kişi dünkü memur değil, 15/ 20 yıllık memur işini düzgün yapıyor ve bulunduğu yerde yönetici olmak için tüm şartları taşıyor.Bu elinde delil olmaksızın insanlar hakkında iddialarda bulunan kişilerin çok da masum olduklarını düşünmüyorum. Bunun paralel yapının kripto üyelerinin masumları bu işe bulaştırarak bu mücadeleyi sulandırma amaçlı olduğuna inanıyorum artık. 

Yaşadığım bir olay da bana Bir Lidere Duyulan Güvenin önemini anlatıyor. Adam emekli bir baba . Tam Bir Recep Tayyip ERDOGAN hayranı.  Tayyip ERDOGAN bana 6 ay maas vermese ben yine AK Partiden vazgecmem diyen, ama emekli maasindan başka geliri de olmayan
ilindeki il başkanını  bile tanımayan emektar bir baba. İşçi maaşı ile imam hatip liselerinin ilk kız örgenci almaya başladığı ve sınavla kız örgenci aldığı yıllarda kızını imam hatip lisesinde okutuyor. Kızı üniversiyeti kazanıyor ve Kredi Yurtlar kurumunda kalıyor. Üniversite bitiyor ve lise öğretmeni olan kızı arabanın bile haftada bir gittigi bir köy okuluna atanıyor. Baba diğer çocuklarının eğitimi nedeniyle kızının yanına gidemiyor. Kendi memleketinden görücü usulü ile kızını abdestli namazlı birine istiyorlar. Ailelerin onayı ile evleniyor kız. Ve eşi özel sektörde çalışıyor. Kamululara operatörlerin verdiği hatlardan daha uyguna konuşabilmek için hat alıyor kızı eşine. Kızı evden işe, işten eve çocuklarına bakmaktan başka bir amacı yok. Sonra bir gün kızı okulundan aranıyor ve ilişiğinin kesildiği tebliğ ediliyor. Kızi  kabul etmiyor itiraz dilekçesi vermek istiyor kimse dilekcesini verebilecek kimseyi bulamiyor. Akşamında göz altına alınıyor. Evinde arama yapılıyor ve hiçbir şey bulunmuyor. Olayı duyduğumda babayı arıyorum gayri ihtiyari soruyorum nasılsın. Vatan saolsun iyiyim diyor ve ağlıyor. Nerdesin diyorum mahkemenin kapısında bekliyorum belki neden alındığını öğrenirim diyor. Ve yine aynı gece  KHK ile kızının memuriyetten ihraç edildiğini öğreniyor. Yine arıyorum napacaksın diyorum çocuklara bakmaya çalışıyorum kimse bizi dinlemiyor, dilekçemizi bile almıyorlar diyor. Banka Asyada hesabı yokmuş diyor, kızım evi  için kredi çekmiş onu bile  baska bir katilim bankasindan çekmiş diyor. Sendika üyeliği de yokmuş diyor. Banka da parası da yokmuş diyor. Başka bir şey varmıymış diyorum. Eşinin kullandığı hat onun üzerineymiş diyor. Başka da bildiğiniz birşey yok diyor. Ama zaten her yerde o hattı eşinin kullandığı belli diyor. Bana önce Allah sonra O yardım eder, o mazlumun canını yanmasını istemez diyor. Nasıl ulaşacaksın diyorum, işte onu bilmiyorum diyor . Kimse yüzüme bakmıyor beni bir tek o dinler ama ulaşıp bir anlatabilsem derdimi diyor. (babanın irtibat numarası : 0505 698 7425 ) o babanın sesine cumhur'un başkanı belkide tercüman oluyor ve yurt dışından dönerken,  Umutlarin baglandigi Lider açıklama yapıyor "At izi it izine karıştı" diyor. Memurları işten atma yarışına girmeyin. Adil olun. Kriz masaları kurulsun diye talimat veriyor.  Boşuna bu adama Mazlumların Gür sesi denmiyor. 
 
DİDEM GÖKTUĞ


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.