Parkinson Hastalığı Nedir? Hastalar Ne Yapmalı? Tedavisi Var mı?

Parkinson hastalığı çağımızın en önemli hastalıklarındandır. Beyin hücrelerinin azalması ile oluşan bu hastalık ciddi bir hastalıktır. Parkinson

Parkinson Hastalığı Nedir? Hastalar Ne Yapmalı? Tedavisi Var mı?



 

Bu hastalık sırasında sinir sisteminin ve beynin bir çok fonksiyonunda bozulma gözlenmekle birlikte, özellikle istem dışı hareketleri düzenleyen merkezlerin işlevlerinde bozulma olmakta. Bu bozulmanın sonucunda özellikle, istirahat halinde el, kol ve bacaklarda titreme; yürümede yavaşlama ve ufak adımlarla yürüme; ve genel olarak adelelerde sertleşme ortaya çıkmaktadır. Başlangıçta hafif olan bu bulgular zaman içinde artabilir ve ileri hareket kısıtlılığına yol açabilir. Parkinson hastalığının nedeni hastaların çoğunda  tam olarak bilinmemektedir. Ancak hastaların bir kısmında ailevi-genetik geçiş gösterilmiştir; bu grup hastada yakın akrabalarda da aynı hastalığın bulunması  ve anne-babada yakın akraba evliliği hikayesi dikkat çekici bir özellikdir.

Parkinson hastalarının bu ve benzeri bulgularla ilk tanı aldıkları ve tedavilerinin düzenlendikleri yer çoğunlukla nöroloji klinikleridir Prof. Dr. Ali Savaş , Nöroloji bölümü bu hastaları öncelikle tetkik ve tanı açısından incelemeye almaktadır diyen Prof. Dr. Ali Savaş , gerçekte tipik Parkinson hastalığı olmayan ancak parkinsonizm bulguları gösteren birçok hastalık söz konusu olabilmektedir dedi. Parkinson hastalığı tanısı koyulduktan sonra ilaç ve konservatif tedavi dönemi başlamakta ve hastalar tipik olarak başlangıçta bu tedavilerden belirgin semptomatik yarar görebilmektedirler.

 Bununla birlikte Parkinson hastalığı ilerleyici bir hastalıktır; uygulanan tedaviler sadece bulgusal (semptomatik) düzelme sağlamakta ve hiçbir tedavi yöntemi hastalığın ilerlemesini durdurmamaktadır. Hastalardaki ilerleme hızı her hastada değişiktir. Bununla birlikte ilaçla semptomatik kontrolün tatminkar olduğu bu ilk dönem için yaklaşık olarak beş yıldır denilebilir. Bu ilaçlar ve diğer konservatif yöntemler hastalığın ilk döneminde belirgin bir semptomatik düzelme sağlamakla birlikte, daha sonra günlük yaşamda problemler yaratan yan etkiler, motor dalgalanmalar ve yetersiz semptom kontrolü gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu orta dönemde cerrahi tedavi gündeme getirilmelidir.

Parkinson hastalığı cerrahi tedaviye cevap verebilen ve özellikle, ilaçla tedavilerin sorunlar yarattığı, günlük yaşamdaki şikayetlerin arttığı, motor dalgalanmaların (on-off) ortaya çıktığı, ilaç yan etkilerinin (ilaç diskinezileri, …vb) belirginleştiği orta dönemde önerilebilen bir hastalıktır. Yani ameliyat geç dönemdeki son çare değildir. Geç dönemde ameliyat olan hastaların tedaviden daha az yararlandıkları görülmektedir.

Parkinson hastalığı ve hareket bozukluğu cerrahisindeki son 20 yıldaki en büyük gelişme, halk arasında “beyin pili” olarak bilinen nörostimulatör uygulamalarıyla yaşanmıştır. Nörostimulasyon yöntemleri, kalıcı lezyon oluşturulmaması, etkinin ayarlanabilir olması ve bilateral (iki taraflı) uygulanabilmesi gibi nedenlerle giderek daha fazla hastada kullanılabilmektedir.

Bununla birlikte, talamotomi, kampotomi ve pallidotomi gibi lezyon temelli uygulamaların seçilmiş hasta gruplarında halen yeri vardır.  Ameliyat sonuçlarının iyi olması ve risklerin düşük olması nedeniyle, son zamanlarda hastalara giderek daha erken dönemde ameliyat önerilmektedir. Bununla birlikte, dahili genel durumu bozuk, 70 yaşın üzerinde, Parkinsonizm bulgularının ilaçlara çok az yanıt verdiği, demanslı hastalar ve hastalığın çok ileri dönemlerinde olan hastalarda ameliyatların faydası azalmaktadır ve ameliyat riskleri artmaktadır.

Beyin nörostimulatörleri, Parkinson hastalığı, tremor (esansiyel, multiple sclerosis vb.), distoni (istemsiz kasılma) gibi özellikle istem dışı hareket bozukluğu olan hastalarda kullanılan yüksek teknolojik ve yüksek maliyetli sistemlerdir. Ameliyattan sonra hastalar çoğu zaman ilaçlarını tam olarak kesmezler, ancak ilaçların dozu azaltılabilir.

Nörostimulasyon (beyin pili) yerleştirilmesi, iki aşamalı olarak yapılmakta. İlk aşamada, ameliyat öncesi hastanın başına bir stereotaktik başlık takılmakta ve bilgisayarlı tomografi veya MRI çekilerek hedef için hesaplama yapılmakta; hasta sonrasında uyanık olarak lokal anestezi ve sakinleştirici verilerek ameliyata alınmakta.

İki taraflı olarak nörostimulatör elektrodları beyine yerleştirildiğinde ameliyat yaklaşık olarak 4-6 saat sürmekte; sonrasında başlık çıkartılmakta. Ameliyatın  ikinci aşamasında ise, genel anestezi altında elektrodların Jeneratörle (pil) bağlantısı yapılmaktadır. Jeneratör kısmı göğüs üzerindedir; bağlantı kabloları ise cilt altındadır. Tüm sistem vücudun içindedir; dışarıda herhangi bir tıbbi malzeme kalmamakta. Daha sonraki günler ve haftalar içinde stimulatörün ayarlanması telemetrik programlayıcıyla yapılmaktadır.

Gerçekte her hastanın ameliyatla olan düzelmesi ve tedaviye yanıtı farklılık göstermektedir. Hastaların çoğunda belirgin bir düzelme gözlenmekle birlikte az yarar gören veya hiç görmeyen  Parkinson Hastaları da var olmakta. Bu tip tedaviler hastalarda semptomatik (bulgulara yönelik)  kontrol sağlamakta; bununla birlikte bu kontrol hastalarda uzun süreli rahatlama sağlayabilmektedir. Hastanın yaşı, genel durumu, hastalığın çok ilerlemiş olması ve hastalığın tipi (familial, parkinson-plus, genç yaş başlangıçlı...vb) gibi nedenlerle bazı hastalarda istenen düzeyde düzelme olmayabilmekte. Genel olarak bakıldığında, 10 hastanın 8 ila 9’unda belirgin ve uzun süreli düzelme sağlanabilmektedir.

Parkinson hastalığında yapılan ameliyatlar, diğer beyin cerrahisi ameliyatları ile kıyaslandığında daha düşük riskli ameliyatlardır. Bununla birlikte yine de, riskler mevcuttur. Bu riskleri, beyin kanaması, infeksiyon, kol ve bacakta güçsüzlük, görmede bozulma, konuşma bozukluğu ...vb gibi sıralamak mümkün olabilmekte. Bu sorunların oluşma olasılığı hastanın durumuna göre %1-5 arasındadır; yani hastaların büyük bir çoğunluğunda ameliyata bağlı ciddi sorunlar oluşmamaktadır.

Parkinson hastalığı ve hareket bozukluklarının tedavisindeki başarı oranı doğru endikasyon koyulmasına bağlı olmakla bereber, iyi sonuçlar ancak nöroloji ve nöroşirürji (beyin cerrahisi) bölümlerinin yaptığı bir ekip çalışmasıyla da alınabilmekte.Cerrahi tedavi hastalığın orta veya ileri döneminde gündeme gelmektedir; ancak ileri dönemde ameliyatın yararı azalmaktadır.  Bu nedenle hastayı takip eden nöroloji uzmanının hastayı cerrahi tedaviye sevk etmesi gereken dönemi iyi değerlendirmesi gerekmektedir.

Parkinson hastalığının ve diğer hareket bozukluklarının cerrahi tedavisi, Türkiye'de, başlıca Ankara ve İstanbul olmak üzere, gerek bazı Üniversite hastanelerinde, gerekse bazı özel hastanelerde yapılmakta.

Nörostimulasyon uygulamasındaki en büyük sorun nörostimulatörlerin yüksek maliyetli tıbbi malzemeler olmasıdır. Bu ameliyatın ve malzemenin masrafları SGK gibi kamusal sağlık ödeme kurumlarınca hastaneye göre değişmek üzere tamamen veya kısmen ödenebilmektedir. Bu da tedavi masraflarını belirgin ölçüde azaltabilmektedir.

 

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.